Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Her müslüman potansiyel şeriatçı mıdır?

delete

Her müslüman potansiyel şeriatçı mıdır?

Yoksa laik müslüman mümkün mü?


anlamlar..

suskunkul -- 31.01.2007 - 12:29

maalesef günümüzde kelimelere öyle anlamlar yükleniyor ki insan şaşakalıyor..
o yüzden, "şeriatçı"dan kastınızı, "laik müslüman"dan kastınızı biraz olsun açarsanız yorumlar gelecektir elbet..


Kuranda sosyal hayata

Golem -- 31.01.2007 - 12:35

Kuranda sosyal hayata yönelik bir çok hüküm vardır bunlar günümüz anayasası ile bağdaşmaz. Dinin hükümlerinin sosyal hayatta geçerli olmasını isteyene şeriatçi diyorum , dini sosyal yaşamdan çeken manevi boyutta yaşayan kişiye laik diyorum


Anadolu müslümanı şeriata karşıdır

yagmur -- 31.01.2007 - 15:38

Anadolu halkı,Atatürk'ü sever:ister sunni olsun,ister Alevi...Şeriatçı Atatürk'ü sevmez:Mustafa Kemal'e düşmandır.Şeriatçı,islamı siyasete ve ticarete alet eden kişidir.Müslümanlığı particilik için kullanır.Arap kültürüyle beyin yıkamaya kalkışır...Anadolu toplumunda şeriatçılıkla müslümanlığı birbirinden ayırmak,laikliğe yeşil ışık yakıp yol vermiştir.Yunus Emre derki:
Şeriat bir gemidir,hakikat deryasıdır
Ol geminin tahtası her nice muhkem olsa
Deniz mevci kat'olsa gemi usanasıdur
(şeriat bir gemidir,gerçek ise onun denizidir:geminin tahtaları ne kadar sağlam olsa,denizin dalgaları şiddetlenince o gemi parçalanacaktır.)Anadolu müslümanı şeriatçı değildir.


Re: Kur'an'da sosyal hayata

Ozkan -- 31.01.2007 - 17:22

Kur'an'da sosyal hayata yönelik bir çok hükmün olması durumu ile yapmış olduğunuz laiklik tanımını, yani dini hükümlerin sosyal hayattan çekilmesi durumunu karşılaştırdığımızda laik olan kişinin layıkıyla, veyahut arzu ettiği şekilde dinini yaşayamayacağını anlayabiliriz.

Zira sosyal hayatını mensubu olduğu dinin hükümlerine göre düzenleyemeyecek demektir.

Din (veyahut her hangi bir başka kurum) tüm unsurları ile bir bütündür. Dinin sosyal hayatı düzenleyen bölümlerine uyarım, şahsi, mükellef unsurlarına itaat ederim demek, (mesela) çalıştığım kurumun yönetmeliğinin şu şu şu maddelerine uyarım, ama şu şu maddeleri beni bağlamaz demekle bir birine denk düşer.
Bu durumda o iş yerinde çalışmanız olası mıdır?








Arz Longa, Vita Brevis (LdV)


Duruma göre

sonsuz -- 31.01.2007 - 20:49

Laik müslüman mümkündür. Dini kişi ile Allah arasında olması gerektiğine inanan ve uygulayan her müslümanan laik olabilir. Din toplumsal bir yaşam biçimidir derse laik olması mümkün değildir.


Bende dediğinize

Golem -- 31.01.2007 - 22:37

Bende dediğinize katılıyorum özkan kardeş
Hem müslüman hem laiklik yanlısı olmak çelişkili bir durumdur aslında. Suya sabuna dokunmayan , sadece huşu içinde tefekkürü telkin eden bir din değildir islam.


genelleme yaparsak

suskunkul -- 31.01.2007 - 22:57

dinlerin hiç biri bunu telkin etmez zaten..


Pek duyulmamış bir kaç

Golem -- 01.02.2007 - 23:58

Pek duyulmamış bir kaç din vardır belki sadece bunu telkin eden;)


Eğer ki dinin sosyal

EnkiMan -- 25.01.2008 - 10:38

Eğer ki dinin sosyal yaşama dair düzenlemeleri varsa ki islamda vardır, akla dayanan yasalar ve vahye dayanan yasalar arasında bir tercih yapılması zorunlu olacaktır her yerde olmasa bile bir çok yerde. Bu açıdan "laik-müslüman" kişilerin bazı noktalarda çelişkilere düşmesi kaçınılmaz olacaktır


"islam

nilsu- -- 26.01.2008 - 12:35

dini ekonomik koşulları ayarlayan kurallar ve kendine göre hukuk kuraları taşıyan bir dindir. Bana göre bir çeşit ideoloji gibi bakılabilir. Kendini tam anlamıyla müslüman addeden kişinin onun hukuk kurallarını ve ekonomik kurallarını da doğal olarak benimsemesi gerekir ki bu da laik olan bir müslüman olamayacağını yani potansiyel bir şeriatçı olacağını gösterir" diye düşünüyorum ben.


xenix dost evet burdan devam edelim

ebubekir -- 02.02.2010 - 01:14


xenix tarafından Salı, 02/02/2010 - 00:41 tarihinde gönderildi.

"..Aslında sitemizde ilk açılan konulardan biriydi bu. Oradan devam edebiliriz tartışmaya.

Her müslüman potansiyel şeriatçı mıdır?

Konumuzla oldukça ilgili, şu sorumdan dolayı.
xenix yazdı:
"Şeriat Allah'ın istediği bir yönetim biçimi değil mi? Vahyin sosyal hayata uygulanmış hali değil mi? Neden şeriatçı değilsiniz ben merak ettim. Allah'ın yöntemlerini yanlış mı buluyorsunuz?".."


ama simdi size iyi aksamlar..


slm.



^^Mümkün bence. Neden evde

roc -- 22.04.2010 - 12:27

^^Mümkün bence. Neden evde namazını kılıp sandık başında işçi partisine oy veremesin ki?


Mümkün olması ayrı bir

İüdex -- 22.04.2010 - 14:06

Mümkün olması ayrı bir şey "müslümanım" diyen bir kişinin şeriatı istememesi ayrı bir şey,

Açıkçası şeriati istemeyen bir mümin eğer ki "ben müslümanım" diyorsa anca kendini kandırır ve bu söylem ikiyüzlülüğün de daniskasıdır,zira bu durumda aslında inkarcıdır,asidir,

"BEYYİNE SURESI

1-Kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden o küfredenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar ayrılacak değillerdi.

2-(Bu delil), Allah'tan gelen bir peygamberdir, peyderpey tertemiz sahifeler okur.

3-O sahifelerde en doğru hükümler vardır. "


Bakın yukarda ne diyor,"en doğru hükümler kurandadir",bunu yadsıyarak "müslümanım ama şeriati istemiyorum" demek çelişmektir,

Devam edelim,

"Maide 44-Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Ey hakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir. "


Şimdi kitabı bunu diyen bir müslümanın "şeriati istemiyorum" demesi esasen ne demektir onu da bir zahmet kendileri düşünsünler...


Adım adım şeriat ...

Misafir -- 14.09.2010 - 06:16

HİÇ YAŞANMAMIŞ ÖZGÜRLÜĞE AĞIT

1) Önce küçücük bireysel özgürlüklerimizi ayaklar altına aldılar. Günlük yasantimizda ayirtina bile aramadigimiz o kücücük özgürlüklerimizi cignediler. "Mümin kadını başını örter" dediler, "birer eşarp örteriz" diye düşündü pek çok kisi. Ne çıkardı bundan? Eğreti birer eşarp örtüveriyorlardı sokağa çıkarken.

2) Üç - bes gün, belki birkaç hafta böyle geçti. Alışmıştı pek çok kişi. Ancak, unuttuklari bir nokta vardı, vidayi yavaş yavaş, diş diş sıkarlar, çekiçle çakmazlar! Birkac molla fetva verdi bir gün, "kısa kollu giysiler mümin kadınlar için uygun değildir!" dileyen uydu, dilemeyen kısa kollu giysilerini yine giymeyi sürdürdü.... Ancak, sadece birkac gün.

3) Sokaklarda yüzlerine, kollarına kezzap atılınca, yüzlerini tükürülüp saçlarından yerlerde sürüklenince, onlar da fetvaya uymak zorunda kaldilar.

4) Gün geldi, giysilerinin üzerine bir de manto giymekle yükümlü kılındı. 9 yaşını geçmis erişkin (!) tüm kadınlar (!) yine de bir seçenek daha tanınmıştı onlara: kara çarşaf..... Doğaldır ki artık başörtüleri eğreti takılamazdı. Saçının bir tek teli bile görünmemeliydi. Hem, daha gecenlerde İran Radyo-TV Kurumu Baskani Ghodbzadeh (Kurtbzade) dememis miydi "kadınların saçlarındaki ışıltı, insanda sehevi duygular uyandirir" diye.

5) Bundan böyle dogum günü partilerinde, dügünlerde kadın - erkek bir arada eglenmek haram, böyle fesat yuvası haline gelen evleri basmak, caizdi. Ruhani lider de buna uygun olarak "aglayiniz, aglayiniz ki günahlarınızdan arınasınız. Ağlamak imaninizi tazeler" demisti bir gün. (Bir an Fethullah Hoca efendinin (!) ayni tümceyi kullandigini animsadim da .....).

6) Özgürlükleri küçücüktü, minicikti, güçsüz ve çelimsizdi. Bir gün avuçlarının içinden kayıp yitince ayırtına varıyorlardı değerinin.

7) Hıncahınc dolu bir stadyumda kaybolan minik cocuklar gibi ayaklar altinda eziliyor, yobazligin pencelerinde can veriyordu.

8) Tek tek, sessizce yok edildiler. Sabah işyerine gidip, bir daha evlerine dönemediler.

9) Vedalaşma şanslari bile olmamıştı sevdikleriyle, kardeşleri, anası, babası, ya da eşiyle. Yarının koynundan koparıldı yine pek çoğu, bir gece vakti. Onlar bir daha asla evlerini göremediler.

10) Yüzler, binler, onbinler bir sabah ezanında kursuna dizildiler. Evin zindanlarindan çıkan kamyonların kasalarına üst-üste yığıldılar. En altta kalın süngerler döşeliydi, kanlar yollara sızmasın, yolları kirletmesin diye. Hepsi birbirinin sevgilisiydiler, kimi ana-babasinin, kimi yavrusunun, kimi yavuklusunun.....

11) Bir sabah "Lanetabad"a sessizce gömüldüler. "İktidara kanlı mı girecegiz, yoksa kansız mi?...." diyenler bunları çok iyi bilirler, hesapları bunun üzerinedir.

12) Bağımsızlık-özgürlük söylemleri ile yürüdüler, demokrasi istiyoruz diyerek geldiler.

13) Sol’ dan bu söylemlerle geniş bir destek aldılar. Ancak, Şah devrilince önce demokrasinin üzerine yürüdüler.

14) Daha yeni yeni filizlenen demokrasi çiçeğini eze eze, yok ettiler.

15) Öyle ya demokrasiye iktidara gelinceye kadar gereksinmeleri vardi. İktidara gelince demokrasi ayak bağı olacaktı.

16) Düne kadar, yanlışlıkla ayaklarına bassanız, demakrasi diye feryat eden mollalar, iktidara gelince demokrasinin ne kadar gereksiz oldugunu, din devletinde yeri olmadığını şıp diye kavradılar.

17) "Düşünce ayrılığı olamaz, biz hepimiz hizbullah (Allahın partisi) üyesiyiz" diyerek konuyu netlestirdiler. Sanki ana babasına sırtını dönen bir arsız evlat gibi, bir kaşık suda degil, demokrasiyi kan gözyaslarinda bogdular.

18) Bitmedi, bir gün geldi rejim aleyhinde konutan kitilerin ihbar edilmesi istendi Radyo-TV'lerden. Sizlerin de henüz belleklerinde olan "sayin muhbir vatandaslar" türü bildirilerle.

19) Baktılar yine de bitiremiyorlar, özgürlük isteyen sesleri çabucak boğamıyorlar, bir fetva patladi kulaklarda. Atom bombasi gibi bir yikici gücle.....: "Küfr içinde olanın katli -kaçarken, sırtı dönükte olsa, yaralı, hasta döşeğinde de olsa, hatta aman bile dilese- vaciptir."

20) Kisisel anlasmazlik sonucu bir arkadasini bicaklayarak öldüren o igrenc yaratigin savunmasina tanik oldum "rehberimize, ruhullaha küfedince dayanamadim, beni tahrik etti."

21) Sonuç: bir madalya takmadiklari kaldi o igrenc yaratiga (Sivas'ta yakilan canlarimizi ve sonrasi gelisen olaylari animsadiginizdan eminim).

22) Öyle ya öldürülen zaten rejim taraftarı değildi, oysa öldüren devrim muhafızıydı. Tanrının temsilcisine küfreden, tanrıya küfretmiş olmaz mı? Buyurun size bir tahrik nedeni. Emin olun ne bu anlattığım olay ilkti, ne de Sivas son olacak. Yobazlar her zaman bir tahrik nedeni bulacaklar.


HİÇ YAŞANMAMIS ÖZGÜRLÜĞE AĞIT - II;

Tahran'da yeni açılan Kayali Park (Park-e Sengi), dogal yapisi ve güzel bitki dokusu nedeniyle son derece ilgi duydugum bir parktır.

Parkın en sevdigim köşesi ise büyük bir blok taş'tan dudak şekli verilerek oyulmuş çeşmenin yakınındaki banktı.

79 Subatinda İran'da gerçekleşen ve adına "islami devrim" denen o felakete dogru hızla sürüklenen 2500 yıllık bir uygarlığın çöküşüne tanık olmak, bir ulusun daha yeni yeni filizlenen özgürlük umudunun ve onurunun ayaklar altına alınması, son derece acı bir deneyimler dizisini yasatmistir bana. O sürecte, bir daha Kayalı Park'a gitme şansım olmadı. Ancak sonradan duydugum kadarı ile, "böyle sanatın içine tüküreyim" kafasında olanlar o güzelim dudak şekilli çeşmenin suyunu kesmekle kalmayıp, genel ahlaka uygun olmadığı icin, bir gün ortadan kaldırıvermişler. Siz o dudaklarda susuzlugunuzu gideremediniz.

Peki, şöyle gönlünüzce istediginiz müzigi, istediginiz yerde ve zamanda dinleme hakkından yoksun kaldınız mı?

Ya, eşinizle (sevgilinizle, flörtünüzle demiyorum) elele sonbaharda bir orman yolunda yürümenize kimse engel oldu mu?

Güzelim yaz aylarının sıcağında denize mayo ile girdiginiz icin tekme - tokat bir araca bindirilip, günlerce hakarete uğrayacağınız gözalti hücresine atıldınız mı?

Kısa pantolonunuzla evinizin bahçesindeki çimleri biçerken, kendilerini sizin namus bekçiniz olarak görenlerin saldırgan söz ve davranışlarına hedef oldunuz mu?

Kırk yılın başı canınız çektiğinde içeceğiniz bir yudum biradan yoksun kaldığınız icin, evde bira yapmasını, votka damıtmasını öğrenmek zorunda kaldınız mı?

Evinizde ara sira oynadiginiz tavlanizi sömineye atip, müzik kasetlerinizi tavan döşemelerini söküp gizlediniz mi?

Peki ya bir gün açıik renk takım giysilerinizi giymenin, kravat takmanin yasak olabilecegini, kravatınızdan tutulup yerlerde sürükleneceginizi, düşünüzde görseniz inanır mısınız?

Ya da, kısa kollu gömlek ile (bayanlardan söz etmiyorum) dolaştığınız için, güvenlik güclerince gözaltina alınacağınız aklınıza gelir miydi?

Ya siz bayanlar, yazın gölgede 40 - 45 derece sıcaklıkların olağan olduğu bir kentte dışarı gezmeye, alışverişe çıkarken kalın çorap, ayak bileklerine kadar uzun bir manto, saçınızın bir tek teli bir görünmeyecek şekilde başörtüsü takmak zorunda kalabileceginiz, hic aklınıza geldi mi?

Peki, ya miras hukukunda payınızın oğlan kardeşinizin payının yarısı kadar olabilecegi?

Eşinizin cok eşlilik hakkını kullanmayı aklından geçirebileceği?

Tabii, bu sizi o kadar korkutmasin. İkinci ya da ücüncü kadını kendisine hak gören eşiniz, yine de sizin "rızanızı" yani olurunuzu alma zorunda. Yalnız unutulmaması gereken bir küçük nokta var. Eger rıza göstermezseniz, evinizin reisi ailenizin karar vermede en yetkilisidir ve siz kocanızın sözüne (kararina) karşı gelirseniz, sizin olurunuzu isteyen etiniz, sizi yatakta yalnız bırakmaktan dövmeye, belki de boşanmaya kadar uzanabilecek bir dizi yaptırım ile düşüncelerinizin değişmesine neden olabilir.

İşte, Türkiye'de de bazılarının istediği "İslamiyete dayalı düzen" eşittir "Şeriat"tan küçük bir kesit okudunuz...


Misafir, az

oik0s -- 14.09.2010 - 07:46

Misafir, az yazmış...

İran'da kendi düğününüzde dans edemezsiniz. Zaten etmenizde pek mümkün değildir zira müzik çalınması, şarkı söylenmesi yasaktır. İnternet'te chat yapmanız, uluslararası sitelerde gezinmeniz ise sadece bir hülyadır.

12 eylülcüleri cezalandıracaklarmış! Sadece gülelim. İnsanoğlu kendini nasıl cezalandırsın...

İyi bilmelisiniz bunların hedefi laik olan herkesi cezalandırmaktır. (Kendilerinden olmayanı desek daha doğru olacak)


Her müslüman

xenix -- 25.10.2013 - 20:14

Her müslüman şeriatçidir.

Ben şeriatçı değilim diyen müslüman ya müslümanlığın ne olduğunu bilmiyordur ya da şeriatın.


Çok doğru söylemişsiniz.

-- 26.10.2013 - 13:03

Çok doğru söylemişsiniz. Ben müslümanım diyen aynı zamanda şeriat'i ister. Ancak şeriat sizin bildiğiniz gibi değildir. Siz yanlış bilip bize bu yanlışları empoze ediyorsunuz diye kendi bildiğimize yanlış diyemeyiz.
Bu arada laik müslüman kelimesini de çok tuhaf buluyorum.
Neden mi ?
Aşık olmanın nefes almakla veya yaşamakla alakası yoktur cümlesi kadar tuhaf bir anlam içerdiğini düşünüyorum.
yaşamayan bir varlığın aşık olması, nefes almanın yaşamanın ön koşulu, yaşamanın da aşık olmanın ön koşulu olması gibi,
sosyal yaşamın dini içermemesi de dini kendi dünyasına hapsetmekle aynı anlamı içerdiğini düşünüyorum.
Şeriati kötüleyen aşağıdaki misafir gibi, olumsuz bir sürü örnek veren kişilerinde ne Dinden ne şeriatten haberdar olduklarını düşünüyorum.
Xenix 'in dediği gibi.....,
Ne de olsa cehalet mutluluktur.
Şeriat ve Din cahili olanlar, kendi cehaletlerinde ve gördükleri örneklere bakarak şeriati ve dini öğrendikleri için, cehaletlerini arttıracak her türlü öneriyi kabul ediyorlar.
Bir Müslüman için Din bir yaşam biçimidir. Şeriatte o Dine ait ahkam yani usul ve esasları belirler.
Bir insanın bir tane hayatı vardır. ve aynı hayat içinde iki ayrı yaşam yaşayan insanlar , ancak psikolojik bir rahatsızlık olan BorderLine kişilik bozukluğu olan hasta insanlardır.
Laik Müslüman olmak demek insanları psikolojik olarak hasta etme potansiyeline maruz bırakacak bir düşünce sistemidir.
Bereket Müslümanlar için böyle bir sorun yoktur.
Bu sayede bu sorunu aşabilirler.
Kur'anda bir sure bu konuda gerekli esnekliği müslümanlara sağlamıştır. başka örneklerde vardır, ancak bu süre çok açık ve net olarak bu konuya çözüm getirir.
O sure kafirun suresidir. Son ayeti "Le'küm Dini 'küm veliyedin" yani sizin dininiz size benim dinim bana demektir.
Yukarıda söylediklerime dayanarak bu ayeti şu şekilde de anlayabilirsiniz.
Sizin yaşam biçiminiz size, benim yaşam biçimim bana...
Diyeceksiniz ki İran daki örnekler nedir ?
Derim ki; "Şeriat tek kişilik bir yönetim biçimidir."
İran modeli şeriat bazı yönlerden bu kurala uymaz.
Bunun sebebi tek kişilik yönetim biçimi olan şeriat yaşam biçimini seçen kişi sayısı ve oradaki cehalettir.
Eğer ; bu yönetim biçimini seçen kişi sayısı tek tek bütün toplum tarafında uygulanırsa,
İstisnaların hakları saklı kalmak şartıyla , o insanlar arasında yeni kurallar devreye girer.
İşte siz istisnaların o haklarının ihlal edildiğini söyleyerek, istisnanın asıl olması gerektiğini iddia ediyorsunuz ki,
bu bir zamanlar ülkemizde de geçerli olan azınlığın çoğunluğa tahakkümünü getiriyor.

İşte tek kişilik yönetim biçimi olan Şeriatin kötü ilan edilmesi Şeriat hakkında ne kadar cahil olunduğunun bir göstergesidir.
Halbuki o çok sevilen ileri demokrasi ülkeleri bu tek kişilik yönetim biçimini uzun yıllardır uygulamaktalar.
NLP, kişisel gelişim metodları vb. vb. gibi gibi...
Ama onlar amatör bu konuda; cihazı yapan kişi kadar bilgili olmadıkları için, ya deneme yanılma yöntemiyle bu sonuçlara ulaşmakta ya da buglarla uğraşmak ve yanlış uygulamayı da doğru gibi sunmaktadırlar.


Bence konu şeriat

UZAY -- 07.11.2013 - 21:42

Bence konu şeriat kanunlarinin hangi yüzyılin gereksinimleri üzerine geldiği ve suan hangi yüzyılda olduğumuz gerçeğinin irdelenmesi konusudur.
Musluman olup şeriat kanunlarını uygulamayan ülkemizdeki tüm muslumanlarin atatürk'e dua etmesi gerktigini düşünüyorum.

Ref : Iran


Bir kesim siyasi

UZAY -- 07.11.2013 - 21:48

Bir kesim siyasi partiler,Diger partilere isim koyar gibi din belirliyor.
Işin kötü tarafı bunu yapanlar muhafazakar geçinen partiler.
Allah ıslah etsin.


Sığ bir görüş. Şeriat

-- 09.11.2013 - 20:05

Sığ bir görüş.
Şeriat kanunlarının yüzyılla alakası yoktur. İnsan ve tabiatı ile alakalıdır. Dinimiz kıyamete kadar geçerli olan tek dindir. Bu sebeple, herhangi bir yüzyılın ihtiyaçları gibi, düşünceden yoksun ve sığ bir düşünceyle açıklanamayacak kadar derin düşünmeyi gerektirir.

Referans olarak verdiğiniz iranın şeriatle yönetildiğine dair Müslümanlar açısından kanıt yoktur. Şeriat bir bütündür. İrandaki şeriat gibi, özden yoksun ve "Dünyevi" özelliği , Dini özelliğinden daha fazla olan bir yönetime kafası çalışan bir Müslüman şeriat demez.
Bu tür örnekleri Atatürkçü denilen kesim, kendi korkularını beleyip büyütmek ve semirtmek için öne sürmektedirler.
Bu ülkede , İrandaki gibi bir şeriat düzeni, Atatürk olmasaydı dahi olmazdı.
Bu kesimin kendi kendini avutmasından ve onu büyütmelerinden başka bir şey değil.
Biraz Din hakkında derinşliği olan kimse bunu zaten anlayabilecek durumdadır.

Üstelik bu günlerde bunun testini yapacağımız bir dönemden geçiyoruz.
İran, Suriye veya benzeri bir dış gücün yönlendirmesi ile çeşitli mecralarda şeriat propagandası yapılıyor. Oldukça detaylı bir hazırlıkla şeriatın neden gelmesi gerektiği , Laikliğin ve partilerin neden yanlış olduğunu dini gerekçelerle açıklamaya çalışıp yandaş toplamaya çalışıyorlar.
Kötülemedikleri ve karşı olmadıkları hiç bir şey kalmamış, bizim saf kemalistlerin oyunu olduğunu bile düşündüm .
Sırf "Bak gördünüz mü ? Biz demiştik" diyebilmek için..

Onların bu propagandaları düşünebilen Müslümanlar için hiç bir şey ifade etmiyor. Saf ve iyi niyetli Müslümanları da bizim gibi , mantıklı ve Dini bilerek yaşamaya çalışan Müslümanlar ikna ederiz.

Ve böylece o kemalistlerin 80 yıldır çiğnedikleri sakızda artık ağızlarından düşmüş olur.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -