Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Yüzüncü Maymun Modeli

delete

Senelerdir her yerde bahsettiğim bu kavram nedir?

Kendi yazdığımı bulamadığım için başka bir siteden alıntılıyorum, gayet güzel özetlemişler:



‘The Hundredth Monkey’, yani ‘Yüzüncü Maymun’ isimli kitapta Macaca Fuscata denilen bir maymun türü üzerinde yapılmış 30 yıllık bilimsel bir araştırma projesi anlatılır. Zihninizden geçen sorulara ışık tutabileceğini düşünerek bu araştırmanın öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum:

Japonya’daki Koshima adasında vahşi bir maymun kolonisi yaşıyordu ve bilim adamları onları kumların üzerine bıraktıkları tatlı patateslerle besliyorlardı. Maymunlar tatlı patatesleri seviyor, ancak kumlu ve kirli olarak yedikleri için durumlarından çok da hoşnut olmadıklarını belli ediyorlardı. Bir gün, İmo adlı sekiz aylık dişi bir maymun tesadüf eseri patatesini suya düşürdü ve kumlarından arınan patatesin daha lezzetli olduğunu keşfederek o günden itibaren patateslerini yıkayarak yemeye başladı. Bunu gören annesi ve oyun arkadaşları da İmo’nun yöntemini öğrendiler ve onlar da diğer maymunlara öğrettiler. Kısa bir süre içinde birbirlerini taklit eden bir sürü maymun patateslerini yıkayarak yer hale geldi ve bilim adamları yaşananları 1952-1958 yılları arasında kayda geçtiler. 1958 yılının sonbaharında Koshima adasında patatesleri yıkayarak yiyen maymunların sayısı “Kritik Kütle” diye adlandırılan sayıya ulaştı, artık hemen hemen tüm maymunlar patatesleri yıkıyorlardı. Bu olay bir tek Koshima adasında yaşansaydı, maymunlar arasında bir tür iletişim olduğu düşünülebilir ve araştırma bu şekilde sürebilirdi. Ancak, aynı anda çevre adalardaki maymunlar da patateslerini yıkayarak yemeye başladılar, hatta Japonya’nın anakarasındaki Takasakiyama’da bile... Onca maymun bilinen hiçbir şekilde iletişim kurmuş olamazdı ve bilim adamları ilk kez böyle bir olayı gözlemliyorlardı. Sonunda, bu adalar boyunca uzanan bir tür morfogenetik yapı ya da alanın varlığı nedeniyle maymunların aralarında iletişim kurduklarını ileri sürdüler.

Maymunlar üzerinde yapılan bu araştırmadan sonra Avustralyalı ve İngiliz bilim adamları insanlar üzerinde de benzer araştırmalar yaptılar ve insanın “bilinmeyen” tarafına dair çok ilginç sonuçlar elde ettiler. Bugün, insanları birbirine bağlayan bir enerji ağı olduğu gerçeği konu ile ilgilenen kişiler tarafından kesin olarak kabul edilmektedir ve tek bir kişinin başlattığı bir değişimin, zaman içinde diğer kişilere de sirayet etmesiyle ulaşılan “Kritik Kütle” sayısının tüm insanlığı etkileyen bir kuantum sıçrayışı etkisi yaratabildiğine inanılmaktadır.

Bilimin yıllar süren araştırmalar sonucunda ulaştığı bu gerçek pek çok kişinin “ilkel” diye nitelendirdiği kabilelerce asırlardan beri bilinmektedir oysa ki. Avustralya’da yaşayan Aborijinler kendilerinin “rüya zamanı” dedikleri kadim bir hayat ağı ile birbirlerine bağlı olduklarına inanırlar ve bu kolektif rüya, ya da daha doğrusu bilinç hali içinde kalplerinde merkezlenerek, bir Batılının asla anlayamayacağı biçimde iletişim kurabilirler. Aynı şekilde Yeni Zelanda’da Maori’ler yine zihnin ötesine geçip, varlıklarının kutsal noktasına girerek yaptıkları meditasyonlarda Amerika’da yaşayan Hopi’lerle iletişim kurabilirler. Hawaii’de Kahuna yerlileri besinlerini nereden bulabileceklerini Dünya Ana ile konuşarak öğrenirler. Tüm bu “ilkel” insanlar bizlerin unuttuğumuz ve şimdilerde debelenerek bulmaya çalıştığımız “Bir’lik” anlayışını kaybetmemiş insanlardır. Onlar; huzuru, barışı ve mutluluğu ilkin kendi içlerinde bulmaları gerektiğini, tüm bunları dışarıdan bekledikleri takdirde hayal kırıklıkları yaşayacaklarını bilirler ve bu değerli bilgi sayesinde “Bir” olmayı başarırlar.

Yaşadığımız dünya haksızlıklarla, adaletsizliklerle, sömürülerle dolu... Güçlü olanlar, zayıf olanları eziyor... Tüm bunların yol açtığı kargaşalar, savaşlar ve kaos arasında kendimizi bazen bir kavanozun içinde hapsolmuş gibi hissediyor, adeta boğuluyoruz. Ancak, kavanozun dışına kavanozun içindeki aletlerle ve yöntemlerle geçilemeyeceğini bir türlü anlayamıyoruz.

Dünyayı kurtarmak için önce kendimizi kurtarmamız gerektiğini anladığımız gün maymun İmo’nun başlattığı değişim gibi bir değişim başlayacaktır ve “Kritik Kütle”ye ulaşıldığında dünya da değişmiş olacaktır... Kim bilir, belki de bu değişim başlamıştır bile... :)


Bu deney

sonsuz -- 16.03.2011 - 08:50

Bu deney ve sonuçları hakkında ne düşünüyorsunuz?




Çağrışım

parçuket -- 16.03.2011 - 16:21

Bu yazı bende şöyle bir çağrışım yaptı. Belkide insanlar çevresindeki insanları değiştirmeye çalışırlarken aslında kendilerinin de değişebileceğine olan inançlarını arttırmaya çalışıyor olabilirler. Ve bunu bilinçdışı olarak yapıyor olabilirler.


Başka adalara

jediüzzaman -- 17.03.2011 - 09:23

Başka adalara sıçradığına dair var mı bir bilgi elimizde. O kısmı hikayenin, sahte gibi geldi bana.


Total bilinc ile iletisim

Hightech -- 17.03.2011 - 21:45

Total bilinc ile iletisim kurulma olayı.
Yazılanlar dogru ve bu tür olayları kendi cevrenizdede
gözlemleyebilirsiniz.
Bir türlü cözülmeyen zor problem aynı anda farklı kıtadaki iki kisi tarafından
tarafından cözülür ( Nobel alanların yasam hikayeleri )


Kritik Kütle , Niceliğin Niteliğe dönüşme noktası...?

Pleiades -- 18.03.2011 - 00:04

Agnia paylaşımın için teşekkür ederim. Alıntı yaptığın konu ile ilgili ben de araştırdım ve 100. Maymun hikayesini Ken Keyes Jr'dan farklı detaylarla buldum ve konu çok ilgimi çektiği için aşağıda ekledim.

Kritik Kütle'yi go ogle'ladım ve aslında bunun bir fizik terimi olduğunu fakat oradan ithal edilerek başka birçok konuda kullanılmaya başlandığını gördüm.

critical mass-kritik kütle: Reaksiyonun bitmemesi için gerekli olan minimum kütle miktarı.

100.maymun hikayesinde ilginç bulduğum; belli bir sayıda maymunun davranışı değişse bile (örnekte 99) adadaki genel davranış şekli değişmiyor, geride kalan çoğunluk patatesleri kumlarıyla mideye indiriyorlar. Ta ki "kritik kitle" geçişini yaratan o mucizevi 100. maymun patatesini yıkayıp yiyene kadar ! Yukarda jediüzzaman'nın sorgulaması ve diğer adalarla ilgili şüphesi mantıklı. Ama bence, aynı adada 100. (?) maymunla "bir anda" kritik kütleye ulaşılıp, davranış şeklinin "başka bir renge boyanması" ilgi çekici. Eğer buna inanıyorsak, diğer adalarda o anda gerçeleşen değişeme de inanmak o kadar zor gelmiyor bana...

Yine 100 Maymun Hikayesi :)

Ken Keyes Jr.'dan belki de hepimizin hayatını değiştirecek bir gerçek deneyin öyküsü.

Size gerçek bir hikâye anlatacağım: Yüzüncü Maymun'un hikâyesini... Pasifik Okyanusu'nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda Macaca Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim insanları tarafından gözleniyor.

1952'de Koshima Adası'nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar.

Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo'nun arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasinda yayılıyor.

1952 ve 1958 yılları arasinda genç maymunlar, beslenmelerini daha zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor.

1958'in sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima maymunlarının bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor.

Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor!

Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları... Yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor.
Yani, "Yüzüncü Maymun Fenomeni" denilen bu fenomen şunu gösteriyor: Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey oluyor.

Ama "bilenlerin" sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin daha "yeni yol"a katılması, toplum bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası...

"Yüzüncü Maymun Fenomeni", Duke Üniversitesi'nden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı. Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünya süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkularmı taşıyoruz. Yeniiklere açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum dışına itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye çalışılıyor bu insanların... Einstein bile teorisini ilk ortaya attığında meslektaşları tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük insan olamaz. Doğar, yaşar ve ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar yok mu? Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe de çoğalıyor. İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. "Yüzüncü Maymun" belki de sizsiniz.

Ken Keyes Jr.



Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -