Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Şeytan Olayı

delete

"Kutsal" metinlerde en çok ilgimi çeken konulardan biridir. Reha Çamuroğlu'nun İsmail adlı kitabında ilginç bulduğum bir yorum rastladım. Şöyle:

" 'Allah Âdem'i yarattı ve meleklerden ona secde etmelerini istedi, bir tek İblis secde etmedi, o yüzden lanete uğradı, değil mi?' dedi Necm.

'Evet,' dedi İsmail.

'Peki, İblis niçin secde etmedi?'

'Büyüklendi, Âdem'in topraktan, kendisinin ateşten yaratıldığını, ateşin topraktan üstün olduğunu söyledi, kıyas yaptı, kibirlendi,' dedi İsmail.

'Hayır,' dedi Necm, 'bunu söyleyenler yanılıyor. Doğrudur, İblis Allah'ın emrine karşı geldi, ama bunu Allah'a duyduğu aşk nedeniyle yaptı. Bu aşk, onun başka bir varlığa secde etmesini engelledi. Lanetlendi, ama aşkı için lanetlendi.'

'Ama' dedi İsmail, 'Allah Âdem'i kendi suretinde yaratmadı mı?'

'Bu senin, benim için böyle,' dedi Necm. 'Unutma ki, İblis bir melekti ve aradaki farkı görüyordu. Allah insanı her ne kadar kendi suretinde yarattıysa da, ışığın kaynağındaki parlaklığıyla uzaktaki parlaklık aynı değildi ve İblis bunu fark ediyordu. Böylece Allah'a, Âdem'e secde etmemesinin haklılığını göstermek için uğraşa girişti. Artık onun için tek amaç, insanın eksikliğini, hiçbir zaman ışığın kaynağı kadar parlak
olmayacağını sevgilisine göstermek oldu. Bunun için insanların eksiklerini açığa çıkardı, o eksiklerin açığa çıkması için tahrikçilik yaptı, ama bunlarda amacı hep aşkının haklılığını kanıtlamaktı.' "



İsmail, Reha Çamuroğlu, s.242


Aşk

suskunkul -- 13.01.2007 - 17:01

Aşk içinde olsa tanrıyı kabul etmek gerekiyor o halde..
ilk önce..


Zaten

sonsuz -- 13.01.2007 - 19:31

Zaten şeytan Tanrıyı reddetmiyor ki..


evet,

suskunkul -- 13.01.2007 - 21:58

Bende bunu söylüyorum zaten..


yazıda

karia -- 08.12.2007 - 17:31

şeytan'a melek denmiş,şeytan melek değil cindir.


yorumda

xenix -- 09.12.2007 - 00:21

Yorumda, şeytan için cin denmiş, ama Sad suresinde, melek deniyor. (Diyanet çevirisi, diğer çevirilerede bakabilirsiniz.)


71. Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: "Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım."
72. "Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."
73. Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.
74. Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.
75. Allah, "Ey İblis! "Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?" dedi.
76. İblis, "Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" dedi.



buradan

karia -- 09.12.2007 - 08:46

şeytan melektir çıkmaz ki.şeytan ayetlerde cin olarak geçer.ama öyle bir cindir ki Allah'a ibadetinde üstünlük olarak melekleri bile geçmiştir.burada ondan da Adem'e secde etmesinin emredilmesinin sebebi budur.yani yapısal olarak cin,görev olarak melek gibi.


$eytanin melek oldugu

us -- 22.03.2008 - 22:35

$eytanin melek oldugu dönemlerdeki ismi azazildir.


karia ya sevgilerimle...

flight -- 12.05.2009 - 21:38

üzgünüm arkadaşım yanılıyorsun şeytan bir melektir!...bu arada yazıdan gerçekten etkilendim eline sağlık arkadaşım xenix


Sahi mi

karia -- 12.05.2009 - 22:53

meleklerin ateşten yaratıldığını bilmiyordum..ya da ateşten yaratılmışların melek olduğunu..


Kuran'da yazan

xenix -- 13.05.2009 - 22:32

Şeytanın cinlerden olduğu. (Melek gibi yorumladığı ayetlerde var, yukarıda yazmıştım fakat aşağıdaki ayette de açık ifade var)

Kehf (50) Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis'i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!


xenix


Güzel..Bilmeyenlere..

karia -- 14.05.2009 - 19:46

Güzel..Bilmeyenlere..


şeytan melek olarak

tegafüle -- 14.05.2009 - 21:17

şeytan melek olarak yaratıldığı açıktır peki ibadete karşı çıktıktan sonra ne olmuş? melek olarak mı kalmış? cine mi dönüşmüş ?benim bildiğim cinler iki arada kalan günahkarlardır!


şeytan melek mi ?

Misafir -- 15.05.2009 - 22:32

Belki onlar, Allah'ın şerefli kullarıdır. Onlar Allah'ın sözünden önce söz söylemezler ve O'nun emrettiklerini (hemen) yaparlar" (el-Enbiya, 21/26-27); "Onlar, Allah'ın emirlerine (isyan edip) karşı gelmezler ve emrolundukları şeyleri (aynen) yaparlar" (et-Tahrim 66/6); "Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun katındakiler O'na ibadet etmekte (asla) kibir göstermezler ve (asla) yorulmazlar. Gece ve gündüz durmadan (yorulmadan) O'nu tesbih (ve takdis) ederler"

Meleklerin isyan etme gibi bir olayı olamaz

şeytan ise isyan ediyor Melekler nurdan yaratılmıştır şeytan ise ateşten nur melegin ateş ise cinin sıfatıdır
Andolsun biz sizi yarattik sonra size suret (bicim-sekil) verdik sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da Iblis'in disinda secde ettiler; o secde edenlerden olmadi. (Allah) Dedi: "Sana emrettigimde seni secde etmekten alikoyan neydi?" (Iblis) Dedi ki: "Ben ondan hayirliyim; beni atesten yarattin onu ise camurdan yarattin."

yalan söyleme gibi bir sıtafı yoktur meleklerin ama cinnilerin var o zaman o şeytanın sıfatıdır.

"Boylece her peygambere insan ve cin seytanlarindan bir dusman kildik. Onlardan bazisi bazisini aldatmak icin yaldizli sozler fisildarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardi. Oyleyse onlari yalan olarak duzmekte olduklariyla basbasa birak"

Bilmez misin ya Muhammed, yalan bendedir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse... O benim dostumdur.

Her kim yalan yere yemin ederse O da benim sevgilimdir.

Bilmez misin ya Muhammed, ben Adem'e ve Havva'ya yalan yere Allah adına and içtim.

«Muhakkak ben size nasihat ediyorum. . .»

Dedim... Bunu yaparım, çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.

Melerkler cinsellik ile coğalamazlar şeytan ise coğala bilir.

Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra... o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır .

Şeytan Melekler nurdan yaratılmıştır.İradeleri yoktur ve itaatkarlardır.

İnsan ve cinler ise kendi iradelerine sahiptir.Tanrı'yı reddetme veya kabul etme seçenekleri vardır.İblis yargılanacağına göre ve Adem'den önce yaratıldığına göre Cindir.
der meleklerin arasında bulunan vede secde emrine tabi olan bir varlık ama melek değil

Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;


Melekler asla isyan etmezler. Nitekim şu ayetler bunu açıkça bildirmektedir: "... Melekler, onurlu kullardır. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve ne yaparlarsa sırf O'nun emri ile yaparlar. (bk. Enbiya Suresi, 21/26-27)



"Onlar, Allah'ın emirlerine (isyan edip) karşı gelmezler ve emrolundukları şeyleri (aynen) yaparlar" (Tahrim Suresi, 66/6)



"Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun katındakiler O'na ibadet etmekte (asla) kibir göstermezler ve (asla) yorulmazlar. Gece ve gündüz durmadan (yorulmadan) O'nu tesbih (ve takdis) ederler" (Enbiyâ Suresi, 21/19-20).



Enbiya Suresinde geçen konuyla ilgili ayetlerin meali şöyledir:

26- Müşrikler "Rahman olan Allah evlat edindi" dediler. Haşa! O böyle bir şeyden münezzehtir. Tersine melekler, onurlu kullardır.

27- Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve ne yaparlarsa sırf O'nun emri ile yaparlar.

28- Allah, onların önlerindekini ve arkalarında bıraktıklarını (yapacaklarını ve yaptıklarını) bilir. Onlar sadece Allah'ın hoşnut olduğu kimselere şefaat ederler ve Allah'ın korkusundan titrerler.

29- Eğer onlardan biri "Ben Allah'ın dışında ilahım derse onu cehennem ile cezalandırırız. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.

Yüce Allah'ın oğul edindiğine ilişkin iddia değişik cahiliye toplumlarında değişik şekillerde ortaya çıkmıştır. Arap müşriklerinin, meleklerin Allah'ın çocukları olduklarına inandıkları bilinmektedir. Yahudi müşrikler de Üzeyir'in (a.s.) Allah'ın oğlu olduğunu söylemekteydiler. Bu inanç Hristiyanlar arasında da İsa peygamberin (a.s.) Allah'ın oğlu olduğu iddiası şeklinde ortaya çıkmıştır. Hepsi de değişik çağlarda, değişik şekillerde ortaya çıkmış cahiliye sapıklıklarıdır.

Burada kastedilenin, Arap müşriklerinin meleklerin Allah'ın çocukları olduklarına ilişkin iddiaları olduğu anlaşılmaktadır. Bu iddiaya, meleklerin özellikleri açıklanarak cevap veriliyor. Buna göre müşriklerin iddia ettikleri gibi, melekler Allah'ın kızları değildirler. "Aksine melekler Allah katında onurlu kullardırlar." O'na karşı takındıkları edep tavrı, O'na ibadet etmeleri, O'nun heybetinden korkmaları gereği O'na herhangi bir şey önermezler. Allah'ın buyruklarını anında yerine getirirler ve tartışma çıkarmazlar. Allah'ın bilgisi onları kuşatmıştır. Yüce Allah'ın, hakkında aracılık edilmesini istediği kimseler için, onlardan aracılık yapmasını istediklerinin dışında aracılık yapmaya kalkışamazlar. Onlar tabiatları gereği Allah’tan korkarlar, onun heybetinden ürperirler.

29. ayette geçen “onlardan” zamiri meleklere de, mahlûkata da ait olabilir. Meleklere ait olması daha uygun olmaktadır. Çünkü diğer ayetler melekleri söz konusu etmektedir. Melekler böyle bir iddiada bulunmazlar. Fakat Cenab-ı Hak bunu farazi bir şekilde ifade buyuruyor. Yani faraza onlardan birisi “Allah değil ben mabudum” dese, işte bu farazi sözü söyleyen bir kimseye diğer mücrimler gibi cehennem cezası veririz. Onun daha önceki parlak sıfatları, Allah'ı razı eden hareketleri kendisine hiçbir fayda sağlamaz.

Dahhak ve Katade, “Burada farazi bir şeye itibar edilmez. Bu ayet özellikle îblis hakkında inmiştir” diyorlar. Çünkü İblis kendisine ibadete çağırmış, böylece küfrü o başlatmıştır. Fakat ayetin zahirine bakılırsa ayetin genel olması daha kuvvetli görülür. Yüce Allah, meleklerin kendilerini Allah'ın yanı sıra tanrı olduklarını söylemelerinin imkansızlığını öne sürerken böyle bir şey söyledikleri taktirde neler olacağını da açıklamaktadır. Böyle tanrılık iddiasında bulunsalardı onların da cehennem cezası ile cezalandırılacaklarına işaret etmektedir. Çünkü tanrılık iddiasında bulunanlar, müşriktirler; müşrikler zâlimdir ve zâlimler de cehenneme giderler.

Netice olarak diyebiliriz ki Yüce Allah, meleklerin kendilerini tanrı yerine koymalarını, tanrılık iddiasında bulunmalarının imkansız olduğunu bildirmektedir. Onlara tanrılık özelliklerini insanlar yakıştırmaktadır.

Sonuç

1- Müşriklerin, Yahudi ve Hristiyanlarm Allah'a çocuk nisbet edişleri batıl ve asılsız bir iftiradır.

2- Melekler Allah'a kullukta kusur etmezler. Allah'a karşı takındıkları edep ve itaatkarlık kemal düzeyindedir.

3- Müşriklerin; "melekler bizim için şefaatte bulunacaklar" şeklindeki inançları, asılsız bir hurafedir. Çünkü melekler ancak, Yüce Allah'ın, hakkında şefaat edilmesinden hoşnut olduğu kimseler için şefaatte bulunabilirler.

4- Kıyamet günü şefaat olacaktır. Ama bunun şartları vardır: Şefaatçinin şefaat etme hususunda izin almış olması, hakkında şefaat edilen kişinin de tevhit ehli olması gibi. Şefaatçilerin şefaati müşriklere bir yarar sağlamaz.

Not: İlgili ayetlerin açıklaması için bk. Taberi, Tefsir; Razi, Mefatihu’l-Gayb; Kuran Yolu (Diyanet); Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an; Ebu Bekir Cabir el-Cezâiri, En Kolay Tefsir; Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri


İsmail camuroglu yazısına cevaptır.

Bir insanın muhabbetti onu itate sevk eder isyana değil bir şeye olan sevgi ona karşı hürmete götürür baş kaldırmaya değil ama ayetlerde görüyoruz ki.
Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı. (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (Allah:) "Öyleyse ordan in, orda büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin diyerek şeytanın gruruna yenildigi büyüklük tasladığıdır. Hemm allahın secde et dediği şeye kendi fikrini bile katması onun sözünün üstüne söz söylemesidir ki bu dahi ayrı bir kibirdir.

Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman'a başkaldırandır." "Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun." (19/44-45) şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman'a başkaldırandır. dityerek en güzel şekilde belirtir

Andolsun Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız. Sonra, her bir gruptan Rahman'a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız. Sonra biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz. Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır. Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. (19/68-72)


Şeytan Ateşten Yaratılmış Allahın En Sevdiği Melektir

shamanichealing -- 20.07.2009 - 08:56

Şeytan Ateşten Yaratılmış Allahın En Sevdiği Melektir:Kutsal metinlerde anlatıldığına göre.çünkü şeytan zekadır.ve ALLAHI çok sevmektedir.ŞEYTANIN AMACI İNSANOĞLUNUN NE DENLİ NANKÖR,NE KADAR ÇIKARCI VE SADAKATSİZ OLDUĞUNU İSPATLAMAKTIR.Çünkü şeytan müthiş bir sadakatla ve karşılıksız sevmektedir ALLAHI.Ve ALLAHIN insanları yaratarak başına bela aldığını bilmektedir ŞEYTAN.
SAYGILAR


Şeytan Zekayı ve İradeyi temsil Etmektedir

shamanichealing -- 20.07.2009 - 09:15

Şeytan Zekayı ve İradeyi temsil Etmektedir.Bir çok eski kaynağı araştırırsanız bu böyle.Zaten irade yoksa günahta sevapta işleyemezsin.bu demek oluyorki ilk iradesi olan varlık şeytandı.


...

Misafir -- 18.03.2010 - 02:10

şeytan,cinmidir perimidir melekmidir değilmidir bilmem ama ben şeytandaki ileri görüşlülüğe hayran oldum,insandaki kötülüğü onu yaratan allah tan önce sezmiş...:)


yanlış bilgiler

metafizik19 -- 18.03.2010 - 18:45

Çocukluğumuzdan beri öğretilen bir şey vardı sorgulamadığımız.....
Allah insanı yarattı ve ^^Meleklere Ademe secde edin dedi^^ Bütün melekler
secde etti ama İblis secde edenlerden olmadı.
Kimi alimler demekki Şeytan daha önce melekti Allaha karşı gelince
melek olmaktan azad edildi dedi.
Kimide Şeytanı Allahın karşısında
sanki onun kadar güçlü bir varlıkmışta
ona karşı geliyormuş diye düşündü.
Hatta bir din adamının o olay
olurken ^^ Sen Sensen bende benim, ben
senin bu emrine uymam. ademi topraktan beni ateşten yarattı^^dediğini söylemişti.
Şimdi çelişki olabilecek başka iki ayeti buraya yazacağım ama araştırınca çelişki olmadığını görecek bakış açınızı değiştireceksiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır: enfal suresi 48-O vakit şeytan kendilerine yaptıklarını güzel göstermiş ve: "Bugün insanlardan size galip gelecek yok ben de sizi destekliyorum." demişti. Fakat iki ordu karşılışınca ardına dönüverdi ve: "Ben kesinlikle sizden uzağım, sizin göremeyeceğiniz şeyleri görüyorum ve ben Allah'tan korkarım. Öyle ya, Allah'ın cezalandırması çok şiddetlidir." dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır Haşr suresi16-Tıpkı şeytanın meseli gibi ki, insana: "İnkar et!" dedi de. inkar edince: "Ben senden uzağım; çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım!" dedi.
İki ayetten anlaşılacağı üzere
şeytan görünmeyenleri görüyor ve
Allahtan korkuyor. ve Allahın vereceği
cezanında büyük ve şiddetli olduğunu
biliyor ve korkuyor.
Peki madem korkuyorsa nasıl oluyorda
Meleklere ^^Ademe secde edin^^ deyince secde etmiyor ?
Şimdi değerli kardeşlerim
Ali İmran suresi 7.ayetinde Allahın bildirdiği üzere Kuran muhkem ve müteşabih ayetler olarak farklı iki kategoride incelenmelidir.
Elmalılı Hamdi Yazır Ali İmran suresi ayet 7-Sana bu muazzam kitabı indiren O'dur. O'nun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da anlamları benzeşik olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece anlamı benzeşiklerin ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: "İnandık, hepsi Rabbimizdendir." derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez.

özellikle müteşabih ayetler, farklı anlamlar içerdiği için Kuranın özünü anlamayanlar tarafından farklı anlaşılır ve bu günlere kadar gelen yanlışlıklar
bu müteşabih ayetlerin ayrımının yapılmaması ve halka ve Kuranı okumayan insanlara anlatılmadığındandır.
ve kalbinde iğrilik bulunanlarda Ali İmran suresi 7 de anlatıldığı gibi
bu ayetlerinn peşine düşerler.
Biz Kuran dostları olarak İyi
yaklaşımlarda bulunduğumuz için
anlamak anlamak yüce yaratıcının ne demeye çalıştığını anlamak için
çalışmalıyız.
Konuyu fazla dağıtmadan Şeytanın nasıl olurda korktuğu halde allaha karşı geldiği ayetleri yorumlayalım.
1. meleklere secde edin diyor
ve İblis melek değil.
2. ve önemlisi Şeytanın o anda
secde edemiyeceği bir yerde olabileceği ihtimalini düşünmüyoruz?
Şeytan: ben secde edemem diyor
ve onu çamurdan beni ateşten yarattı diyor.
Şimdi bir an düşünelim Şeytan secde
edemiyeceği bir yerde ise secde edemem demesi normal. beni ateşten yarattı
diyor. e Allahta ben Şeytanı ateşten
yarattım diyor ve Ademinde çamurdan yaratıldığını Kuran dan biliyoruz.
Yani şeytanın bu sözü söylemesi çok normal değilmi ?
Bu ayetlerde ŞEYTAN ın ne konumda olduğunun ve bu ayetlerin anlaşılması için yakın çevremde buna benzer bir test yaptım.
test şu: Ben dikiş atölyesi olan
bir patronum diyorum ve yanımda 10
tane bayan çalışıyor ve öğle yemeği paydosu 13 te bittiği halde ben işyerine 13-20 de geldim ve kızların hepsi oturuyordu. kaşlarımı çattım ve
Kızlar herkes dikiş makinesinin başına dedim. bütün kızlar makinelerin başına geçti ama Ayşe geçmedi ve geldi
bana dediki : Ben senin yağlı paslı makinalarının başına geçemem.
benim yerime siz olsanız ne yapardınız dediğim her kes şu cevabı verdi
Hemen işten çıkarırdım.
Oysa Ayşe benim sekreterimdi :))
ve gerçekten uzun zamandır bakımı yapılmayan makinalar yağ pas içindeydi.
Yani bir olayın iç yüzünü öğrenmeden hemen hükümlerde bulunmanın
yanlışlığını anlatmaya çalışıyorum.
Şimdi bir arkadaşımızda şöyle diyebilir:
Ama ahirettedede şeytanı cehenneme atacağını söylemiyormu Allah ?
madem görevli şeytan neden cehenneme atılacak?
Elmalılı Hamdi Yazır Meryem suresi ayet 68-Evet Rabbine yemin ederim ki, Biz onları ve o şeytanları mutlaka ve mutlaka mahşerde toplayacağız, sonra da onları kesinlikle cehennemin etrafında diz üstü hazır bulunduracağız.
Allah cehennemin ateş olduğunu söylüyor. peki Şeytan neden yaratıldı ateşten değilmi ?
Ateşten yaratılan bir varlığı yeniden
ateşe göndermek ona ceza değil anca ödül olmazmı?
Allah şeytanı bir görev üzerine yarattı ve Şeytanda görevini binlerce yıldır yerine getiriyor ve kıyamet kopunca
onu yeniden ateşle buluşturarak ödüllendirecek.
Ateş insan için bir cezadır, etten kemiktendir ve yanar.
Bizim insan olarak ne kadar yanlış çene çalacağımızı bildiği için
ve düşünen insanların doğruyu bulacağına inandığı için farklı anlatım
(müteşabih) yolları seçtiğini düşünüyorum.
Hiç bir canlı mahluka vermediği Aklımızı çalıştırmamızı istemiyormu Kuranda?


Allah/Şeytan

Yabancı -- 11.12.2010 - 20:54

Önce şunu merak ediyorum; eğer baştan çıkmaya ve sapıtmaya (ki bunların karşılığı kime göre nedir ve ne kadar mutlak gerçekliktir tartışılır) dünden meyilli olan insan canlısı sürekli olarak yaratıcının korku ve baskı dinamiklerine tabi ise ortaya yaratıcı neden bu kadar zayıf bir canlı var etmiş sorusu çıkıyor. İnsanda zihin denilen muhteşem bir makina var. O nasıl çalışır, bugüne kadar sayısız insan nesnel gözlemleme yapabildiği kadarıyla anlatmış. Bu konuda sayısız kaynak da vardır.

Birincisi konuyu insandan ziyade varlıklar (allah, şeytan) olduğuna dayandırarak soyutlaştırmaktan kurtarmak gerekir çünkü dinler peygamber adıyla seslenilen adamların kendi sistemleridir. Bunu tersi olduğunu iddia edecek ve tersi olduğuna dair kanıt gösterecek biri var ise bir türlü yenemediğim şüpheden kurtulup secdelere kapanacağım.

Şeytan, insanla ( kötülük) ilgi belirli davranışlar ve yine belirli bir inanış sistemine göre de ilişkilerde doğurduğu sonuçlar bakımından kanıtlanabilir nitelikte somutlaşan yıkıcı sonuçlar ise dinin kendini ısrarla dayatmasının yıkıcılığını nereye koyacağız?

insanın inançsız olduğunda kötü, ahlaksız = şeytan v.s. olacağı sonucuna nasıl varılır?









şeytan ki;

denge -- 12.12.2010 - 09:28

şeytan ki; kurnazlığıyla, zekiliğiyle ün salmış bir varlık.
halk arasında fırsatçı, zeki insanlara "şeytan gibi" yakıştırması yapılır. bilirsiniz rıdvan dilmen'in de lakabıdır.
şimdi böylesine zeki bir varlık; karşısında Allah, cennet-cehennem orada gözünün önünde durup dururken, hangi akla hizmet edip Allah'ın emrine karşı gelmiş?
yok kibirmiş, yok aşkmış.


Hikaye! Allah ın (ya da

HoLa -- 12.12.2010 - 11:33

Hikaye!

Allah ın (ya da tanrının) şeytana ihtiyacı var...şeytan olmasaydı Tanrı tanrılık edemezdi.

Her şey zıddı ile kaimdir...

...yani her bir şey zıddı ile varlık gösterir, varlığını idame ettirir.

Huzuru huzursuzluk ile, kötüyü iyi ile, güzeli çirkin ile anlamaktan hiç bir farkı yoktur...

Şeytan olmak zorunda...yoksa tanrı manrı olmazdı.
...


Benim dinimde de

xenix -- 12.12.2010 - 22:28

Benim dinimde de cüce USC ye karşı koyuyor ve onu cüce yarattığı için kızıyor. USC de cüceyi, penguene çevirip güney kutbuna sürgün ediyor.

xenix


şeytan olmasaydı tanrı manrı olurdu

fatih -- 24.12.2010 - 21:50

Çünkü şeytanı yaratan da yaratıcı uluhiyetini yani tanrılığını göstermek için zıtlığı yarattı , sınavı yarattı.Şeytanı kendi varlığını ispat için değil.yarattıklarını sınamak için yarattı.Her şey zıttıyla kaim olur dedirten sistemi de yaratıcı yarattı.


yani herşey zıttıyla kaim olmak zorunda değil

fatih -- 24.12.2010 - 21:53

yani herşey zıttıyla kaim olmak zorunda değil


şeytan tanrıya olan aşkı

rumana -- 03.04.2013 - 20:45

şeytan tanrıya olan aşkı yüzünden insana kin besliyor belliki.neden insan kendisine düşman olan bir varlığın peşinden gidiyor peki bu durumda? satanizmin mantığını anlamıyorum


Şeytan düşman da tanrı

deli -- 03.04.2013 - 21:32

Şeytan düşman da tanrı dost mu yani?

Vermişler kafa kafaya...


şeytan yapısal olarak cin,

BALDIRAN -- 04.04.2013 - 03:05

şeytan yapısal olarak cin, fonksiyonel olarak melek"ti"...


Omen diye bi kaç film

gamaro -- 04.04.2013 - 07:17

Omen diye bi kaç film vardı, çocuğun kafasında 666 yazıyodu, uzaktan bakarken boğup öldürüyodu insanları, bi kaç papaz filan da öldürdüydü!

:)

Yatlılı okulda gece ışıklar kapanınca anlatırdık manyak gibi, yaş ortalaması 12:)

Ha bi de jeysın vardı o aralar, çıs-çıs-çısss diye bi efekt kullanılıyodu filmde onu da yapanlar olurdu, sonra biri çıkar kısık tiz bi ses tonuyla ceeeyyyssıııınn filan derdi korkudan kafayı yerdik komple, kimse uyuyamazdı..Len ne günlerdi be, şeytan deyince aklıma geldi:)


O dediğin, şeytandan çok

gamaro -- 04.04.2013 - 07:28

O dediğin, şeytandan çok cinsel organ tanımına uyuyor bence.







Ayrıcaaa... Dumansız

gamaro -- 04.04.2013 - 07:36

Ayrıcaaa...

Dumansız ateş!

Bu da mı tesadüf?!

:)


Satanizmin felsefesinde

xenix -- 07.04.2013 - 12:21

Satanizmin felsefesinde biraz isyankarlık var ama nereden okuduğumu hatırlamıyorum bir de şeytanın aslında tahtı ele geçirilmiş gerçek tanrı olduğu ve sahte tanrıya karşı mücadelesinde insanı yanına aldığına dair bir inanç vardı.


Yorumlarin hepsini okudum ve

-- 07.04.2013 - 22:04

Yorumlarin hepsini okudum ve cok sasirdim.supernatural dizisinde Lucifer(iblis) ile Michael(mikail) olumune tartisirlarken Castiel(melek ve 3.oyuncu) Michael'e onu bile bir sure uzaklastirabilecek bir molotofvari bir sise atiyor.bunun uzerine Lucifer(iblis) sinirlenip ''benim kardesime kimse ilisemez'' diyip Castiel'I bildigin kiyma makinesine cekmis gibi yapiyor,paramparca oluyor. Bende bisey yazayim dedim.


satanistlerin şeytanın

rumana -- 08.04.2013 - 19:29

satanistlerin şeytanın tahtı ele geçirilmiş asıl tanrı olduğuna dair inançları varsa eğer mantıklıymış o zaman yaklaşımları.ama eğer şeytanın insanlara düşman olduğunu düşündükleri halde bu inancı benimsemişlerse ironik ve değişik bir felsefeleri olmalı diye düşünmüştüm.


Kimdir bu Şeytan

rinda -- 13.04.2013 - 10:19

Kimdir bu Şeytan dedikleri?

Şeytan, birçok din ve mitolojide, insanları kötülüğe teşvik ettiğine inanılan, adaletsizliğin ve tüm kötülüklerin kaynağı kabul edilen varlık. İblis sözcüğü de çoğu zaman Şeytan ile aynı anlamda kullanılır. Yeryüzündeki birçok dinde ve mitolojilerde Şeytan, genellikle doğaüstü güçlere sahip, sürekli insanları dinden, dolayısıyla yaratıcısının emirlerinden uzaklaştırmaya çalışan bir varlık olarak düşünülmüştür. Bunun yanısıra Şeytan'a tapan veya Şeytan'ı yücelten din ve akımlar da mevcuttur.

Eliphas Levi'nin Şeytan tasviri

-Teorik yaklaşım

Kendi yalanlarına kananları ilk Cehennem'e sokacak kendisidir. Bütün dinlerdeki ortak nokta Şeytan'ın dünyevi hareket ettiğidir. Sırf bu gerçek bile bazılarının Şeytan konusundaki tutarlığını kanıtlar, çünkü sadece Dünya'ya kendini adamak din dışı bir olgudur, Şeytan'ı bize öğreten nedir, dindir. Tutarlılık amacıyla tüm hepsini değerlendirdiğimizde ise ortak noktayı değil olması gerken sonuca ulaşırız o da,Şeytan doğruluk adına değil gerçeklik adına yaşamaktadır, gerçekleri gören zihni gurura kapılıp insan hakkındaki hertürlü gerçeği ortaya dökmek istemektedir. Aslında oda evrende zaten ondan öncede yaratılmış veya mecburi var olan bir potansiyel gerçeğin tezahürüdür, insan gibi biçim almasıdır.

-Kökenbilim

"Muhalif, bozucu ve bozguncu" gibi anlamlara gelen İbranice "Satan" kelimesinin kökü "komplo kurmak" anlamına gelir. İbranice'den Latince ve Yunanca'ya, oradan da diğer batılı dillere geçmiştir.

Arapça'da "şetane" sözcüğü "rahmetten uzaklaştı, hak'dan uzak oldu" anlamlarına gelir. Eski mısırda fırtına, karanlık, ve kaos tanrısı SET (Seth, Setesh, Sutekh, Setekh veya Suty), göklerin tanrısı Horus ile savaşmış ve çöle sürülmüştür (kovulmuş).

Latince'de "Diábolus, Diaboli", İspanyolca'da "Diablo", Yunanca'da "Diabolos", "Karanlıkların Efendisi," "Beelzebub" (Sinek Kral), "Belial", "Mephisto", ya da "Lucifer", eski Türkçe'de "Yek" ya da 'Albız 'olarak geçer. Kabbala felsefesinde "Samael" olarak geçer. Ancak Yahudi inanışında Samael başka bir melektir.

İslam'da "İblis" (إبْلٍيسْ) olarak da bilinir. Kur'an'da "şeytan" kelimesi, "İblis"'ten daha fazla (87 kez) kullanılmıştır. Şeytan ayrıca "Azazel" olarak da anılmıştır. Genelde İblis'le Cennet'ten büyüklendiği için kovulan cin, şeytanlarla da ona uyarak başkalarını kötüye çağıran cinler ve insanlar kastedilir.

-Eski Ahit'te (Tevrat'ta) Şeytan

Eski Antlaşma'da Şeytan Hrıstiyanlıktaki gibi korkulan bir mahluk değildir ve kötülüklerin temelini oluşturmaz. Çünkü musevilikte Hayrın da şerrin de Tanrı'dan geldiği inancı vardır. Bu sebeple Satan ya da Samael adı verilen Şeytan'nın hile ve aldatmacalarına karşı dikkatli olunmalıdır.

Yine Talmud, Bava Batra Bölümü, Daf 16a 'ya göre:(הוא שטן הוא יצר הרע הוא מלאך המות הוא שטן דכתיב)Şeytan, kötü dürtüler ve Ölüm Meleği aynı şahsiyetlerdir.

Ezekiel 28:12–19: "..güzellerin ve bilgelerin en mükemmeliydin. Eden'de, Tanrı'nın bahçesindeydin. Giysilerin hep güzel taşlarla – yakut, zümrüt, aytaşı, beril, onix, safir, turkuazla - ve altın işlemelerle süslüydü. Bunlar sana sen yaratıldığın gün verildi. Seni kudretinle ve gücünle bekçim yaptım. Tanrının kutsal dağına gidebiliyor ve ateş tarlalarında yürüyebiliyordun. Yaptıklarından tamamen muaf tutulurdun ta ki için kötülükle dolana dek. Bu varlık içinde bile daha büyük şiddet yarattın ve günahkar oldun. Seni tanrının dağından men ettim ve seni bekçilik ettiğin ateş tarlalarından sürgün ettim. Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın. Seni içine hapsettiğim ateşle beraber Dünya'ya attım. Seni takip edenlerle beraber sonunuz ateşler içinde küle dönecek. Çok feci bir sona geldin."

-Yeni Ahit'te (İncil'de) Şeytan

Şeytan özellikle Yeni Antlaşma'da ve Hrıstiyan inancında kendisine daha çok yer bulmuştur. Özellikle İsa'yı sürekli olarak kışkırtır. Ancak Şeytanın kişiliğinin kaynağı İncil değil, hristiyan edebiyatıdır. John Milton'nun epik bir şiirinde Şeytanın en üst düzeyde bir melekken insanı ve kendini yaratan tanrıya karşı düşmanlığa yönelen bir kişilik olduğu anlatılır. Ancak Şeytan kesinlikle Cehennem'de hapsolmuş biri değildir aksine istediği her yere - Dünya'ya hatta Cennet'e bile - girip çıkabilir. Bu özellikleriyleŞeytanın nihayi amacı insanlığı yaratıcının yolundan saptırmaktır. Bu anlamda kendisini tanrıya bir rakip olarak kabul ettirme gayreti içindedir. Kendisine bir süre verilmiş ve bu sürenin dolmasına kadar yaratıcıya karşı açtığı savaşın sonucunu beklemektedir.

Yaradılış (Genesis) bölümünde, Âdem ve Havva'yı kışkırtan yılan figürü, Tevrat'taki anlatımın aksine daha sonraları Hristiyan uleması tarafından Şeytan olarak değerlendirilmiştir. Doğu (Ortodoks) Kilisesine göre Şeytan, insanın üç düşmanı (günah-ölüm)'den birisidir. Bütün Hristiyan inanışlarında,Şeytan, İsa'ya ve İsa figüründe Tanrı'ya karşı son bir savaş (Armageddon) açacaktır. Bu savaş aynı zamanda Şeytana verilen sürenin de (aeonios) sonuna çok yaklaşıldığını gösterecektir. Unitaryan Kilisesine göre Şeytan bu zaman geldiğinde tekrar iyi olacak ve melek özelliklerine kavuşacaktır. Bu sürenin nasıl işleyeceği her kilisede farklılıklar gösterir. Neticede Dünya tüm şeytanlıklardan arınır ve tıpkı Cennet gibi günahsız bir yere dönüşür.

Ortaçağ'da Şeytan bir keçi gibi sakallı ve boynuzlu, elinde çatal ve kuyruklu olarak tasvir edilirdi. Bu görüntünün oluşmasının sebebi incil değildir ve hristiyanlıktan önceki pagan inanışlarda simgelenen bazı tanrı figürlerinden (Pan, Dionysus) kaynaklanır.

-Kur'an'da şeytan

Şeytan, İslamiyet'e göre insanları dinden caydırmaya çalışan cin türünden bir varlıktır. Cinler, meleklerden farklı olarak irade sahibidir. Yaratılışının en büyük nedeni, kıyamete kadar, insan iradesinin sınanmasıdır. Bu sınavı geçenler ödüllendirilecek, geçemeyenler ise cezalandırılacaktır. Kur'an'da şeytandan bahsedilen ayetlerde insanlar onunla birlikte hareket etmemeleri konusunda uyarılmıştır.Şeytanın önceleri bilgeliğinden yararlanılan ve sayılan biriyken, Allah'ın huzurundan kovulma aşamasına nasıl geldiği Araf suresinde anlatılır. Hristiyanlık ve İslamiyet, şeytanın bir zamanlar Allah'ın sevdiği bir hizmetkarı olduğu konusunda hemfikirdir.

"And olsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Ant olsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı."

Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddin değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.” Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi Cehennem'e doldururum.” “Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet'te kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (Cennet'te) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini Cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytansize apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.

-Yehova Şahitliği'nde Şeytan

Yehova'nın Şahitleri, Şeytan'ın mükemmel ruh özelliklerine sahip bir melek olarak yaratıldığına; ancak Âdem ve Havva'nın tanrı Yehova yerine kendisine itaat etmelerini sağlamaya çalışmasıyla Şeytan'a dönüştüğüne inanırlar. Şeytan'ın zamanla güzelliğinden ötürü gurura kapılarak kendisini bir tanrı gibi görmeye başladığını ve bu şekilde kendisini Yehova'ya bir rakip yaptığına inanırlar. Şeytan sözcüğünü daha kesin anlamak için, Kerub sınıfından bir melek olan "Şeytan" sözcüğünün "Karşı Koyan" anlamına geldiğinin gözönünde tutulması gerekir. Şeytan, Tanrı'nın amacına karşı koymaya çalıştığı için bu sıfatı almıştır. Şeytan adı bu varlığın özel adı değildir.

Şeytan "Aden Bahçesi"nde, "-Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün." denilerek, yasaklanan meyveyi yemesi için Havva'yı kışkırtmış ve yalan söyleyerek itaatsiz olmasını sağlamıştır. Bunu yaparken bir yılanı kukla gibi şu sözlerle konuşturmuştur: Yılan, "-Kesinlikle ölmezsiniz" dedi, "-Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.". Bu şekilde Şeytan, Âdem'le Havva'yı tanrıya itaatsiz olmaları için ayarttığında, meselenin yalnızca bir meyveyi yemek olmadığına, tanrı Yehova'nın insanları yönetme hakkına meydan okuduğuna inanırlar. Tanrı Yehova'nın, Şeytan'a ortaya çıkardığı bu dava nedeniyle (Tanrı'ya göre altı gün) 6000 yıllık bir süre tanıdığına inanırlar. Şeytan'ın ortaya çıkardığı davaların şunları içerdiğine inanırlar:

Şeytan'ın, "Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz (anlayışınız) açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız." sözlerine göre; Şeytan Yehova'nın insanlar üzerindeki yönetiminin haksız olduğunu iddia etmiştir. Şeytan, insanların kendi kendilerini daha iyi bir şekilde yönetebileceklerini ve Yehova'nın karışması olmadan kendi yönetimleriyle Dünya'yı Cennet gibi bir yer yapabileceklerini iddia etmiştir. Bu nedenle, Şeytan'a göre, Yehova insanların kendi kendilerini yönetmelerine izin vermelidir.

Şeytan'a göre, Tanrı'ya gerçekten vefalı, sadık tek bir kişi bile yoktur. Sadık olan kişiler yalnızca kendileri için iyi şartlar sürdüğünde sadık kalmaya devam ederler. Eğer bu sadık insanların başlarına çeşitli sıkıntılar gelecek olursa, bu kişiler Yehova'ya sadık olmaktan vazgeçeceklerdir. Bunun ispat edilebilmesi için kendisine bir fırsat verilmesi gerektiğini iddia etmiştir.

Yehova'nın Şahitleri, Yehova'nın Şeytan'ı bu davalar nedeniyle hemen yok etmediğini ve eğer hemen yok edecek olsaydı, bütün yarattığı ruh varlıkların zihinlerinde kendisinin haklı olup olmadığı kuşkusunun doğacağını bilerek, Şeytan'a geçici bir süre için izin verdiğine inanırlar. Ayrıca, Tanrı'nınŞeytan'a ve insan yönetimlerine izin vermekle, kötülüğe de izin verdiğine; çünkü bunun sonuçlarının kötü olacağını bildiğine inanırlar. Yehova'nın, Şeytan'ın iddialarının geçersizliğini bu kötü sonuçlara göre ispat edeceğine inanırlar.

İncil'deki "Bu Dünya'nın egemeni şimdi dışarı atılacak." ve "Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım. Çünkü bu Dünya'nın egemeni geliyor. Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur." sözlerine göre, Yehova'nın Şahitleri bu davaların çözümüne kadar, 6000 yıllık bir süre için Dünya'yı perde arkasındanŞeytan'ın yönettiğine inanırlar. Ve Şeytan'ın bunu yaparken "Buna şaşmamalı. Şeytan da kendisine ışık meleği süsü verir." sözlerine göre, Şeytan'ın insanları çoğu kere iyilik meleği gibi görünerek kandırdığına inanırlar. Yehova'nın Şahitleri, Şeytan'ın 6000 yılın bitiminde, bir "uçuruma" atılarak 1000 yıl boyunca faaliyetsiz bırakılacağına ve 1000 yıl geçtikten sonra sonsuza dek yok edileceğine inanırlar. Bu 1000 yıllık dönemde Şeytan'ın bozduğu şeylerin telafîsinin olacağına inanırlar. Bu telafî Yehova'nın Şahitleri'ne göre yeryüzünde Cennet'in yeniden kurulması ve ölmüş kişilerden birçoğunun dirilerek bu Cennet'te yaşamasıdır.

-Yezîdîlik'te Şeytan

Şeytan figürünün Yahudi-Hristiyan ve Müslümanlıktaki bir benzeri Yezîdîlik'te de bulunmaktadır.Ancak burada Şeytan'ın sahip olduğu özellikler diğer dinlerden farklıdır. Yezîdîlik'te tanrı Dünya'nın sadece yaratıcısıdır, ancak sürdürücüsü değildir. Tanrısal iradenin vücut bulması için Şeytan bir nevi aracılık rolü üslenmiştir. Şeytan "tavus" olarak adlandırılır ve bir tavus kuşu ile simgelenir. Tanrı özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez. Aksine ibadetin ona değil içi kötülüklerle dolu olana, Tavus'a yapılması ile kötülüğün en büyük kaynağından korunulur. Bu anlamda iyilik ve kötülüğün kaynağı aslında Melek Tavus'tur. Ahiret inancı gibi sonradan hesap verilecek bir yerin varlığı söz konusu değildir. İnsanın inanışına ve yaşayışına göre Dünya Cennet'e de Cehennem'e de dönüşebilir. Melek Tavus bütün bu işlerin denetleyicisi ve tanrının bu yeryüzündeki gölgesidir.

Yezîdîlik'ten önceki ilâhî dinlerde anlatılan, Şeytan'ın, yaratıcının buyruğuna rağmen insan karşısında eğilmeyip saygı göstermemesi, onun aslında ne kadar asil olduğunun tüm evrene ispatıdır ve yaratıcı tarafından sınanmıştır. İşte bu sınavı başarı ile verip tüm insanlığın ve Dünya işlerinin başına geçme hakkını kazanmıştır.

-Satanizm

Satanizm, şeytanı veya şeytan simgesini yücelten ve bazı mezheplerinde şeytana tapmayı emreden öğreti.

-Aleister Crowley

Ünlü İngiliz okültist, Skoç Riti'nde 33. derece Büyük Üstad, özgür mason, yazar, mistik, satranç ustası, dağcı, şair, ressam, astrolog. Eylemleriyle henüz yaşarken "Dünyanın En Kötü Üne Sahip Adamı" şeklinde adlandırılan Crowley, Altın Şafak Hermetik Cemiyeti , A∴A∴, Ordo Templi Orientis gibi farklı okült organizasyonların üyesiydi. Ayrıca Ozzy Osbourne çok ünlü Mr. Crowley isimli şarkısını Aleister Crowley adına yazmıştır.

-Hayatı

Aleister Crowley ya da doğum adıyla Edward Alexander Crowley (12 Ekim 1875 - 1 Aralık 1947) İngiltere, Warwickshire'de doğdu.

Babası Edward Crowley bira fabrikası işletmiş ve Aleister doğduğunda emekliye ayrılmıştı. Kökleri Devon ve Somerset ailelerine dayanan annesi Emily Bertha Bishop ve babası Protestanlığın en uç kanadı olan ve Exclusive Brethren olarak bilinen Darbyte'nin üyesiydiler.

Babası Edward Crowley günlük işlerini bitirdikten sonra vaazlar verirdi ve çocuğu için de gündelik Kitâb-ı Mukaddes çalışmaları için özel öğretmen tutmuştu. Babasının ölümünden sonra annesinin oğlu üzerindeki denetimi Crowley'in Hristiyanlığa olan şüphesini arttırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Asi oğlunu canavar "The Beast" diye çağırmaya başlamıştı ve Crowley hayatının ileriki yıllarında annesinin kendisine İncil'in Vahiy bölümünden alarak taktığı bu lakabı daha son kendisi için severek kullanacak ve "günah" olarak değerlendirilen eylemleri hayatın en önemli ve keyifli aktiviteleri olarak görecekti.

1895'de Trinity Koleje gitti. Kolejde felsefe, psikoloji ve ekonomi okudu. Okul yıllarında çeşitli cinsel aktivitelere kendini vermişti.

1896'da üstü kapalı olarak geçtiği bir olay sonrasında kendini okültizm ve mistisizme verdi. Bir sonraki yıl simyacı, mistiklerin eserleri ve büyü üzerine okumaya başladı.

Bir sonraki yıl ilk şiir kitabını (Aceldama) yayınladı ve kendisini Samuel Liddell MacGregor Mathers ve Altın Şafak (Golden Dawn) tarikatıyla tanıştıracak olan Julian L.Baker ile tanıştı.

-Bilim ve Büyü

Aleister Crowley insanların spiritüel deneyimler dediği şeyleri araştırmakta bilimsel metodu kullanmak gerektiğini öne sürmüştür. Yayınladığı The Equinox dergisinin sloganı "Bilimin Metodu, Dinin Hedefi" (The Method of Science, the Aim of Religion) idi. Bununla mistik deneyimlerin değersiz görülmemesi gerektiği ancak altta yatan dini veya nörolojik anlama ulaşmak için deneyimlenmesi ve eleştirilmesi gerektiğini kastetmekteydi. Bu yönüyle Crowley kendisinden sonra gelen ve psikodelik (halisünojen) uyuşturucularla bilimsel metodu kullanarak deneyler yapan Dr.Timothy Leary'nin de habercisi gibiydi. Ancak Leary'den farklı olarak Crowley'in metodu kendi Thelema çevresinin dışında bilimsel dikkati pek az çekebilmişti.

-Modern Satanizm, ABD'li Macar asıllı Anton Szandor Lavey tarafından kurulan Şeytan Kilisesi ile ortaya çıkıp şekillenmiştir.

LaVeyan Satanizm gibi kimi türlerinde, Tanrı'nın ya da Şeytan'ın varlığına inanılmaz; ancak Şeytani değerler yüceltilir. Özel olarak Hıristiyanlığa genel olarak da bütün dinlere karşı alternatif din olarak ortaya çıkan, geçmişi oldukça eskiye dayanmasına rağmen[kaynak belirtilmeli] yakın zamandan itibaren yeni bir din hüviyetine bürünen önemli bir harekettir.

Kelime olarak şeytana inanma, tanrı diye tapınma anlamına gelen satanizm; şeytana tapınma faaliyeti adı altında Yahudi-Hıristiyan geleneğine Yahudi-Hıristiyan din tahakkümüne ve özellikle de Hıristiyanlığa karşı başlatılan bir reaksiyonun adı olmuştur. Buna "Modern Protesto Hareketi" demek de mümkündür. Bu hareket, başta Hıristiyanlık omak üzere, bütün dinlere ve dinlerin ortaya koymuş olduğu kutsal değerlere karşı bir başkaldırıyı temsil eder. Dolayısıyla, başta İngiltere, Fransa, ve Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde, özellikle de Amerika'da ortaya çıkan, oradan diğer ülkelere yayılan Satanizm; Şeytanın en önemli özelliği olan muhalefet ve başkaldırıyı esas alarak, dinin ve dinî olan herşeyin karşısında, fakat şeytanın ve onun temsil ettiği şeyin yanında yer alma hareketidir.

Anton LaVey, 1960'ların sonunda hippilikten ve Hıristiyanlığın monoton ahlakî değerlerinden sıkılan bireyler için, sosyal Darwinizm ideolojisini ve pozitif düşünceyi, anlaşılabilir bir forma sokarak yeni bir yol oluşturmayı hedefleyerek, 1966 yılında californiya'da, 'Church of Satan' (Şeytan Kilisesi)'ni kurduğunu açıkladı.

Hıristiyanlığa karşı çıkan ve önce Magic Circle (Büyülü Halka) diye bir grup oluşturan LaVey, içinde dokuz Şeytanî ilkenin yer aldığı Şeytanî İncil'i yazdı. Ona göre Satanizm'deki temel hususlar, belli bir dine ve dinî ekole ait olmama ve insanın fizikî veya zihnî yapısından zevk almadır. Şeytan, insanın bir tür hayvan olduğu düşüncesini ve dinlerin günah dediği şeyi temsil eder. Dolayısıyla Laveyan Satanizm, dinî ve ahlâkî her şeye karşı çıkma ve bunların tersini yapma esasına dayanır.

Satanizmin kurumsal anlamda varlığını en doruk noktasına ulaştırdığı dönem 1960'yı yıllar olarak kayda geçmiştir. Özellikle bu öğretinin, sinema, müzik ve medya tarafından çeşitli şekillerde işlenmiş olması da o yıllarda Satanizm'e en popüler çağını yaşatmıştır. Örneğin; Anton Szandor LaVey'in senaryo danışmanlığını yaptığı ve ilk ciddi Satanizm içerikli sinema filmi olan "Rosemary'nin Bebeği", 1968 yılında çekilmiştir.

LaVey'e göre sahte dinler esasında Tanrı-Baphomet'in öcü üzerine kurulduğundan saygı gösterilmelidir. LaVey akımın sempati duyduğu ve lusiferizmle özdeştirdiği diğer bir kavram "Her iyiliğin içinde biraz kötülük; her kötülüğün içinde biraz iyilik" kuramına dayanan Ying Yang öğretisidir. LaVey felsefesi; yaşamdan keyif alabilmek, yaratıcılık, özgüven, bağımsızlık, kendine saygı, sadece karşılıklı cinsellik, güçsüzlerden çalmamak, yemeğini çalmayan hayvanlara ve çocuklara zarar vermemek, zeka ve entellektualite gibi satanik etikleri (nezaket, güven, intikam ve varoluş) savunmuş olmasına karşın genellikle ön yargı, yanlış anlamalar ve öznel uygulamalar sonucu kaotik olarak kabul edilmiştir.

-Teistik Satanizm

Bilinen en köktenci satanizm türüdür. Radikal satanizm olarak da adlandırılır. Bu dini benimseyen ve sempati duyan şahıslar, canlı ve cansız alemde yegane gücün şeytanda olduğuna inanırlar. Teistik satanistlerde, bir kişinin ne kadar çok kötülük yaparsa, şeytana o kadar yakın olacağına ve derecesinin de o alanda büyük olacağına yönelik genel bir kanı vardır. Şeytana yakın olanın ise cehennemde fazla ceza çekmeyeceğini ve şeytanın hizmetinde zebanilik yapacağını öngörürler. Bunun yanı sıra, teistik satanizmde, kökü oldukça geçmişe uzanan bir kurban ve kara büyü geleneğine de rastlanmaktadır.

Teistik satanizm, tarihte kara büyücülük ve cadılıkla aynı şey olarak algılanmıştır. Özellikle ortaçağ hıristiyan dünyasında, cadıların birer şeytanî varlık olarak algılanması sonucu, literatüre "cadı avı" olarak geçmiş, pek çok kadın kıyımı yaşanmıştır. Teistik Satanizm'in günümüzde Lusiferizm gibi yaygın türleri mevcuttur.

-Lusiferizm

Kendilerini, Şeytan'ın en seçkin topluluğu olarak gören ve gizliliğe önem vermeleri nedeniyle günümüzde de ne tür törenler ve etkinlikler yaptıklarına dair çok fazla bilgi bulunmayan bir teistik satanizm mezhebi... Bir takım sembollere şeytanî vasıflar ve anlamlar yüklemeleri, sembolcülüğe önem verdiklerini göstermektedir. Eski Mısır, Eski Roma ve Eski Yunan uygarlıklarında izlerine rastlanmaktadır.

-Lucifer

Lucifer, Hıristiyan inanışında genellikle şeytanı tasvir etmek için kullanılan isimdir. Ayrıca şeytanın oğlu olarak da bilinir. Bu kullanım İncil'deki Isaiah 14:3-20 kısmında cennetten atıldığından bahsedilen ve "Gün Yıldızı" ya da "Sabah Yıldızı" olarak bahsedilen meleğin Latince'deki adıdır. Aynı Latince kelime yine İncil'deki 2 Petrus 1:19 kısmında şeytanla hiç alakası olmayan bir yerde de yer almaktadır. Bu ve bunun gibi birçok çeviride "Gün Yıldızı" kelimesi yerine doğrudan Latince olan Lucifer kelimesi kullanılmaya başlanılmış ve bu nedenle bu kelime şeytanı tasvir etmek için kullanılır olmuştur.

2 Petrus 1:19: "Peygamberlerin sözleri bizim için daha büyük kesinlik kazandı. Gün ağarıp sabah yıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek, karanlık yerde ışık saçan çıraya benzeyen bu sözlere kulak verirseniz, iyi edersiniz."

Latincede "Lucifer" kelimesi "Işık Getiren" (lux, lucis, "ışık", ve ferre, "getirmek") anlamına gelmektedir ve "Sabah Yıldızı"na yani Venüs'e verilen isimdir.

İncil'den Ezekiel 28:11-19: "..güzellerin ve bilgelerin en mükemmeliydin. Eden'de, Tanrı'nın bahçesindeydin. Giysilerin hep güzel taşlarla –yakut, zümrüt, aytaşı, beril, onix, safir, turkuazla- ve altın işlemelerle süslüydü. Bunlar sana sen yaratıldığın gün verildi. Seni kudretinle ve gücünle bekçim yaptım. Tanrının kutsal dağına gidebiliyor ve ateş tarlalarında yürüyebiliyordun. Yaptıklarından tamamen muaf tutulurdun ta ki için kötülükle dolana dek. Bu varlık içinde bile daha büyük şiddet yarattın ve günahkar oldun. Seni tanrının dağından men ettim ve seni bekçilik ettiğin ateş tarlalarından sürgün ettim. Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın. Seni içine hapsettiğim ateşle beraber dünyaya attım. Seni takip edenlerle beraber sonunuz ateşler içinde küle dönecek. Çok feci bir sona geldin."

Hikâyenin devamına göre Lucifer kibrine ve hırsına yenik düştü. Tanrının yarattığı ve kendinden daha güçsüz olan insanoğluna itaat etmeyeceğini söyledi, Tanrılığa özendi. Lanetlendi ve cennet bahçelerinden kovuldu. Gökyüzünden düştü ve Dünya'ya sürgün edildi. Rivayete göre 'Kara Kıta' Afrika'ya düşmüştür. Katolik inancına göre Afrika'da ki açlık, kuraklık, savaş ve kaos'un sebebide budur.

-Mephistopheles

Mephistopheles (ya da Mephisto, Mephistophilus, Mephist, Mephistophilis, Mephostophiles, Mephostophiel, Mephisophilus), Rönesans dönemi Avrupa yazınında Hristiyan mitolojisinin lider-şeytanlarından biri olarak belirir. Önceleri de kullanılmakla beraber Rönesansta yaygın olarak kullanılmış ve geliştirilmiştir. Bir Hıristiyan miti olmasına rağmen İncil'de adına rastlanmamaktadır.

Kelimenin menşei Goethe'nin "Faust" adlı romanı ile özdeşleşmiştir. Klaus Mann'ın 1936 yılında yayınlanan Mephisto isimli bir romanı vardır. Ayrıca Diablo II adlı oyuna da uyarlanarak Şeytanın kıdemli askeri olarak geçmektedir.

-Edebiyatta Şeytan

Edebiyatın ve dinin kesiştiği birçok noktada Şeytan, olayların gelişmesinde, sonuçlanmasında ya da dallanmasında temel bir figür olarak, tıpkı hayattaki kaosun açıklanmasında olduğu gibi, yazarlarca kullanılmıştır. Şeytanın kahramanı oynadığı en önemli eserlerden birisi, Goethe'nin Faust'udur. Faust'taŞeytan (Mefisto), başarılı çalışmalarıyla insanlığı, kendisinin sebep olduğu felaketlerden koruyan bir doktoru elde etme konusunda tanrıyla "bir kez daha" bahse girer. İnsanın Şeytan'la içsel bir kavga halinin anlatıldığı ve yeryüzündeki iyilik ve kötülük kavramlarının kaynağının sorgulandığı bir başka eser, Paulo Coelho'nun "Şeytan ve Genç Kadın" adlı romanıdır. Jeffrey Burton Russell ise Kötülük (1-4) serisinde yeryüzüne artık iyice alışmış olan Şeytan'ın, insanlardan bir farkının kalmadığını ve "onu bizden biri" gibi görerek, şeytanlaşan insanı anlatmaktadır.

-Sinema, müzik ve medya

Özellikle satanizmin kurumsal bir hüviyete büründüğü 1960'yıllardan bu yana, satanizme ilişkin; özendirici,[kaynak belirtilmeli] korkutucu, merak uyandırıcı pek çok sinema yapımı üretilmiştir.

Bazı Satanist kurumların kendilerine ait televizyon kanalları, internet siteleri ve radyo istasyonları vardır. Basım alanındaysa, başta Anton Szandor LaVey'in kaleme aldığı eserler olmak üzere, çeşitli satanist grupların kollektif bir şekilde hazırladığı; kimi süreli, kimisi ise süresiz pek çok dergi ve fanzin bulunmaktadır.

Bazı heavy metal ve rock grupları kıyafetlerinde ve müziklerinde satanist öğeler kullanırlar.

Son Söz :

Musa öncesi bir Yahudi anlatısı şöyle der: "Tanrı Adem'i yarattıktan sonra istek üzerine bir de kadın yaratmaya hazırlanır; Kadını Ademin kaburgasından yaratacaktır. Adem uyurken onun kaburgasını alır ama o arada araya Şeytan girerek Tanrının elinden kaburgayı kapar ve kaçar.. Tanrı Şeytanı kovalamaya başlar ve onu boynuzlarından yakalar ama Şeytan yine kaçar ancak Şeytanın bir boynuzu Tanrının elinde kalır. Ve Tanrı kadını mecburen Şeytanın boynuzundan yaratır."

Derlenmiştir..


Başka bir açıdan, daha doğrusu islami açıdan "Şeytan"

İslam içrekçiliğinde, iblis'in Adem'in önünde secde etmemesinin sebebi olarak iblis'in kibri gösterilmez. Tam tersine o, Tanrısını, başka bir varlığa, onun tarafından yaratılmış bir varlığa secde etme saygısızlığını gösteremeyecek kadar çok sevmektedir. Yani bazı ravilerin söylediği gibi iblis, Tanrılık taslamamış tam tersine Tanrının tekliği ilkesine her ne pahasına olursa olsun sadık kalmıştır. Emre karşı gelmiştir ama Tevrat'ın sınayıcı meleğinin tam tersine, sınandığını düşünen bir melektir; itaatsizlik ederek sadece inancına olan bağlılığını ispatlamıştır. Böylece iblis, bir değişmezlik simgesi olarak belirir, bu anlamda insanın karşısında yer alır. Çünkü insan değişip bozulur. O sınavı geçmiştir ve işte Allah'ın iblis'in Kıyamete kadar yaşamasına izin vermesindeki anlam budur. Ve Tanrının bir hizmetkarı olarak görevine devam etmektedir. O sadakatini göstermek için itaatsizlik etmiştir. Ne trajiktir ki, imanını imansızlıkla göstermek zorunda kalmıştır.

Bu tür bir yoruma temel oluşturan ilk fikir, ehlibeyt imamlarından Caferi Sadık'a (öl. 148/765) atfedilir. Bu fikir, Allah'ın kullarını sınayıcı davranışlarının varlığına dayandırılır.İblis'e, Adem'e secde etmesini emrettiği halde aslında secdenin yapılmasını irade etmemiştir. Eğer iblis'in secde etmesini gerçekten isteseydi, iblis'i secde ettirmeye gücü yeterdi. Aynı şekilde, Adem'in, malum ğaçtanyemesini yasaklamıştı; ama iradesi ağaçtan. yenmesi yönünde idi. Eğer ağaçtan yenilmesini istemeseydi Adem yemeyecekti.

Caferi Sadık'a atfedilen bu sözleri daha da geliştirilmiş bir şekilde Hallac'ın düşüncelerinde buluyoruz. O bu noktadan hareketle iblis figürünü ters çevirmiş, ona itibarını iade etmiştir. ,Böylece Tanrı hizmetkarıŞeytan imgesi geri dönmüştür. Allah bir sınayıcı olarak, bazen tuzak da kurmakta ve gerçek inananların bu tuzaklara yakalanmamasını arzulamaktadır. Bu yüzden bir irade ve emir ayrımı ortaya çıkmaktadır. Hallac, ibilis konusundaki islam içrekçiliğininfarklı görüşünü, işte bu temel prensibe dayandırmıştır. Ona göre, Allah'ın emri ile gerçek gayesi her zaman örtüşmeyebilir. Yani bazen emri başka, iradesi başkadır. Bir şeyi istemediği halde onu emredebilir. İçrekçilere göre bu inceliği anlamak evrene derin bakmayı gerektirir. Hallac'tan etkilenen Abdülkerim el-Cili (ö. 1428) bu kavrayış inceliğini yine ince bir yorumla ifade eder. Ona göreiblis'in bu kavrayış duyarlığını gösteren incelik şu noktada düğümlenmektedir: Allah ona,niçin secde etmediğini sormamıştır; ona, engel olan şeyin mahiyetini sormuştur. iblis de emrin sırrına uygun bir cevapla: "Ben ondan hayırlıyım" demiştir. Yani Allah ve iblis diyalogu son derece derinden işleyen bir diyalogtur aslında. Konuşmanın yüzeyinde ne olup bitiyorsa derinliğinde tam tersi olmaktadır.

Hallac, iblis'e verilen Azazil ismini de şöyle yorumluyor: "Azazil kelimesindeki 'ayn' [ayn, Arapça 'u lvi' ve 'ali' kelimesinin ilk harfi] 'iblis'in gayesinin ululuğuna, 'za' ['ziyade' kelimesinin ilk harfi] Ihimmetindeki değerin fazlalığına, 'elif ['ülfet' kelimesinin ilk harfi] ülfetinin büyüklüğüne, ikinci 'za' [zühd] makamı için gösterdiği zühde, 'ya' [ben, beni, bana] kendi ululuk ve yüksekliğine sığınmasına, 'lam' ['mücadele' ve 'bela'] ıstırap ve imtihanındaki mücadelesine işarettir.

İblis'e yönelik bu düşünceler, tasavvuftaki şu düşünceyi çağrıştırıyor. Bedreddin Simavni, Varidarında şöyle dile getirmişti bunu: "Bir salik, küfür katına ulaşıp da o katı aşmadıkça tam Müslüman olamaz. Bu kat iki çeşit islam (Müslümanlık) arasında bir geçit olduğundan, orada duran salik zındık olur. Bu duruştan Tanrıya sığınırız. Ben de o kata ulaştım ve orada birçok zamanlar kaldımsa daçok şükür inayet-i ezeliyenin yardımıyla orayı geçerek selamet kıyısına çıktım"

Tasavvufa göre, kötülük, iyiliği tamamlayan bir şeydir imtihan ancak onunla mümkündür. Muhasibi ve Hallac derler ki, 'yaradılış (hilkat) inayetin eseridir. Eğer Allah insana tecrübe hürriyetini vermeseydi aksiyonun ne değeri kalırdı. Allah kendine hizmet edeni (Hadim) sevdiği zaman onu tecrübe eder.'

Tasavvuf doktrininde ıstırap, felaket, doğal itaat kanunundan daha geneldir. Istırap bizzat varlıktır; saadet ondan doğar.Çünkü varlık fiildir ve fiil mihnettir. Ancak tahakkuk ettiği zaman saadet olur. işte bu tahakkuka mistikler ayn-ül-cem diyorlar. Allah, sevdiğine ıstırap çektirir hükmü mutasavvıfları paradokslara sevk etmiştir. Allah'tan en uzak olan, ona ulaşma şevkini en çok duyandır. Şu halde AlIah'ın sevgilisi iblis'tir.

HaIlacın görüşlerini daha başkaları da izledi ve ondan etkilendiler. Ferideddin Attar, Ilahiname isimli eserinde, iblis'i vefakar bir muhib, sadık bir aşık ve fedakar bir yiğit olarak tasvir eder. Onu, Hak'tan başkasına boyun eğmeme ve secde etmeme uğrunda ebedi azabı göze alan bir aşk kahramanı olarak tanıtır. Ihya'nın yazarı imam Gazali'nin oğlu Ahmed Gazali, Hallac'ın aşk ve 'iblis yorumlarından etkilenerek aynı düşünceyi sürdürdü. iblis'i sadık ve kararlı biraşık olarak tasvir etti. iblis, Ianetlenmeyi göze alarak, Allah'a secdeyi ikinci bir varlıkla paylaşmamış, Allah'a aşkını bir başka varlıkla bölüşmeyi kabullenmemiştir. Ona göre, "Tevhidi, iblis'ten öğrenmeyen kafirdir:' Dolayısıyla iblis velilerin en büyüklerindendir. Başka bir ifadeyle iblis kovulmadan önce nasıl Allah'ın dostuysa, itaatsizliği yüzünden kovulduktan sonra da yine öyle kalmıştır. Çünkü o AlIah'ln emrini doğru anlamış, emri, yerine getirmeyerek yerine getirmiştir. Bir günahkar haline gelerek günahsızlığını göstermiştir. Kısacası, Gazali'ye göre, iblis'in suçu aşkının bir eseridir. Bunun içindir ki iblis'i: "Ayrılığa düşmüşlerin, aşıkların yüz akı" diye anmıştır. Ahmed Gazali'nin "öğrencisi Aynulkudat, Muhammed'in nurunu güneşe benzetiyor, iblis'in ışığını ise güneşten sürekli ışık alan ayın aydınlığına benzetiyor Söylemeye bile gerekyok, bu iblis yorumları bir iblislik olarak yorumlanmış ve bu, düşünürlerin çoğunun katline neden olmuştur.

Muhammed ikbal de yine Hallac'tan hareketle Cavidname'de şunları söylüyor iblis hakkında: "Biz cahiliz ama o, varı ve yoğu bilir; bize o sırrı, onun küfrü açtı Aşık olmak onun ateşi sayesinde yanmak demektir; onun ateşi olmadan yanmak, yanmamak demektir. O, aşk ve hizmette daha eski;.olduğundan dem onun sırlarına mahrem olamamıştır. Kendisinden tevhidi 'öğrenmek için taklit gömleğini yırt!"

Ayrılık ehlinin üstadıdır iblis. O, aşkı daha heyecanlı, aklı daha kavrayışlı kılmıştır. Baştan başa yanlıştır o ve yalnızdır. Ama neyse de odur. Bu anlamda hem rint ve molla, hem hakim ve derviştir; amellerinde çok gayretli zahidier gibi davranır. Onun yaratılışı vuslat zevkini bilmez; onun zühdü, sonsuz cemali terk etmektir.Yanlışlıkta dosdoğrudur. Karanlığıyla ışıtan iblis, Hakk'ın varlığını inkar etmemiştir; gözü dışa değil içe açmış, sözü dışa değil içe etmiştir.

Adem'in yoldaşıdır; yol dışında yürüyen bir yoldaş,.dikenli bir yolda yalın ayak bir yolcudur. ,Allah'a yaklaşmak için Şeytandan uzaklaşmak gerekir ama yine de Tanrı kadar yakındır bize. telkinleri ile asıl niyeti bir mıknatısın iki ayrı kutbu gibidir. Telkini kendisine çeker sizi, niyeti -tanrıya doğru iter. Kendini terk edecek dostlar aramaktadır o. Yalnızlığı da buradadır. O öyle bir avcıdır ki, avını ölümsüzleştirmek için tuzağına yem olarak kendini koyar. Av yöntemi, her av için kendinden bir parçayı yem yapmayı gerektirir..

İslam içrekçiliğinin iblis'i kendini Tanrıya kurban etmiş bir melek, trajik bir kahraman, yalnız bir bilge, sadık bir aşıktır. Tanrı- Şeytan kutupsallığı varoluş için gerekli görülmektedir. Bu anlamda iblis, karşıt kutup olarak, özlem, özgürlük, ayrılık, isyan gibi niteliklerle belirmektedir.

Muhammed ikbal, Cavidname'sinde, iblis, Tanrının birliğine inanmakla kalmaz, aynı zamanda insanlara seçme özgürlüğünü öğretir. Onun itaatsizlik etmesi ve Adem'i baştan çıkarıp cennetten kovdurması, insana iyi ile kötü arasındaki farkı görme ve bunların arasından seçim yapabilme yeteneği kazandırmıştır. ikbal'in eserinde iblis hiçbir zaman Allah'ın düşmanı değil, insanın düşmanıdır. Ama bu insan kötücül bir insandır. Adem'in ilk günahı insanın seçme özgürlüğü için gerekliydi ve bu yüzden de Kuran'da bu ilk günah affedilmiştir. Ama insan günah işlemeye devam ediyor; dünyada yaşadığı sürece de edecek. Fakat ikbal bir çelişkiye düşer sonunda, iblis'in onu Müslüman etmekle öldürüleceğini söyleyerek yapar bunu. Ama o Müslümanlığını gayri müslimliğine borçlu tek Müslüman değil midir. O değil midir küfürle övgüler yağdıran. Onu Kur'an'ın kılıcıyla öldürelim diyor ikbal. Bir Müslümanı katletmek olmaz mı bu? Sonra hiç adil değil. Çünkü o hiçbir zaman doğrudan katletmedi.İçimizdeki katilin ihbarcısıo; o katilin katli yine bizim elimizde. Bizi bize ispiyonlamıyor mu iblis.

İblis'i öldürmenin yolu İdris'i öldürmekten geçmiyor mu? Bu da onun varlığını kaçınılmaz kılmıyor mu?Şeytanı öldürmek demek başlangıçtaki, bilgisiz, özgür iradesiz insanlık durumuna dönmek demek değil mi? Şeytani telkin, içinden geçeceği kulak bulamadığı gün iblis de ölmüş olacak. Şeytanı taşlarken ağlamıyorsa bir insan, müslim değildir. İşte budur Müslümanın trajedisi.

Ergun KOCABIYIK


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -