Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Canlı mı cansız mı

delete



İkilikte teklik başlıklı yazımda karşıtların aslında tek bir gerçekliğin iki farklı yansıması olduğundan söz ettim. Bu yazımda canlılık-cansızlık kavramları üzerinde durmak istiyorum. Günümüzde hücre biyolojisi ile ilgilenen bazı bilim adamları yaşam öncesi şartları inceleyerek “yapay yaşam” oluşturma gayretindeler. Bu tür organik yapılara “sentetik organizma” adı veriliyor.

Sentetik organizmalar oluşturmak için hücrenin beslenebileceği bir ortam içinde değişik tek hücrelilerden alınan farklı hücre birimleri bir araya getirilerek (bir lego oyuncağı inşa eder gibi) bir süre canlı gibi beslenmesi sağlanıyor. Araştırmayı yürüten biyolog bu organizmaların canlı olmadıklarını, sadece canlı hücrelerin bazı özelliklerini sergilediklerini iddia ediyor.

Artık canlı-cansız sınırının nerede başlayıp nerede bittiğini kesinlikle tanımlamak mümkün değil. Bir cansız hücre hangi özellikler eklenince canlanıyor? Veya canlı hücre hangi özelliklerini kaybedince cansız hale dönüşüyor? Kesinlikle söylemek mümkün değil. Canlı-cansız ayırımı sadece biyoloji ve genetik biliminde değil, fizikte de önemli bir tartışmaya yol açmıştı.

Kuantum kuramına göre nesnelerin hem dalga hem parçacık oldukları görüşü tartışılırken Erwin Schrödinger’e (1887-1961) şöyle bir düşünce deneyi sorulmuştu:

Kapalı bir kutuya bir kedi, bir zehirli gaz içeren şişe, bu şişenin kırılmasını sağlayacak bir makanizma ve bu mekanizmayı tetikleyecek olan bir radyoaktif madde koyuyoruz. Radyoaktif maddenin çekirdeği dengeli bir yapı olmadığından belirsiz bir anda bir alfa parçacığı salar. Bu parçacık mekanizmayı tetiklesin ve şişe kırıldığında zehirli gaz kutuya yayılsın. Soru: Kutu kapalı olup içini görmediğimize göre, kedi canlı mıdır ölü mü?

Bu sorunun kuantum belirsizliği ile ilgisi vardır. Mikro alemdeki belirsizlik (bakınız Belirsizlik ilkesi başlıklı yazım) bizim 3-boyutlu makro aleme taşındığında çelişkiler içereceğini göstermek için sorulmuştur. Soru Einstein tarafından 1936 yılında Schrödinger’e sorulmuştur. O günden beri de “Schrödinger’in kedisi” adıyla bilinmektedir.

“Kopenhag yaklaşımı” olarak bilinen yanıta göre, kapak kapalı iken “gerçek” ancak potansiyel (bilkuvve) durumdadır. Ancak kapak açılınca kedinin canlı veya cansız olma durumu belirir. Bu durumda artık bir seçenek yapılmıştır. Yani bilkuvve durum bilfiil duruma dönüşmüştür. Kuantum dalga yaklaşımına göre kutu kapalı iken tek bir dalga paketi halindedir. Bu paketin içinde zehirli şişe bir dalga, mekanizma ikinci farklı bir dalga, radyoaktif madde üçüncü bür dalga ve kedi dördüncü bir dalga olarak yazılabilir. Fakat kapak açılmadıkça bu dalga paketi içindeki dalgalar ayırd edilemez. Bu bakımdan kedinin diri veya ölü olup olmadığı bilinemez. Ancak kapak açıldığında belli bir sonuç ortaya çıkar. Bu duruma dalganın çöküşü de denmiştir.

Karmaşa kuramına göre kutu kapalı iken içteki durum karmaşıktır. Yani ister dalga ister parçacık olarak düşünün, karmaşık durumda “gerçek” belirgin ve kesin olarak tanımlanamaz. Fakat kapak açıldığında karmaşa yerini düzene bırakır ve kedinin durumu kesin olarak bilinir.

Bu deney sayesinde gözleyen-gözlenen ikiliğinin aslında ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu anlamaktayız. Kapalı kutu durumunda gözleyen insan ve gözlenen kutu vardır. Kedi ve diğer kutu içindekiler belirsiz bir durumdadırlar. İşte mikro alemdeki belirsizliğin makro alemdeki açıklaması bu şekilde olmalıdır. Yani kutu kapalı iken kedi canlı mıdır yoksa ölü mü sorusuna “belirsiz durumdadır” yanıtı verilmelidir. Belirsizliği ancak hem-hem mantığı ile açıklayabiliriz. Yani, kapak kapalı iken kedi hem diridir hem ölü.

Kuantum kuramının dalgasal açıklamasına göre kutu kapalı iken dalga paketini oluşturan dalgalar birbirleri ile girişim durumunda olduklarından tek bir dalga paketi vardır ve bu paketin içindeki dalgalar bağımsız varlıklar olarak tanımlanamazlar.


insanbilim

ali k -- 25.02.2009 - 10:32

bravo...


Özgür irade ve mutlak kader, HEM var HEM yok...

Büyücü Çırağı -- 26.02.2009 - 10:00

Şu anda, bu kelimeyi yazarken, özgür irademi kulanıyorum...İster yazarım ister yazmam..Veya bambaşka bir şey yazabilirim,çünkü özgür irade sahibiyim...Buna, zaten kimse itiraz edemez...

"Özgür irade" penceresinden bakınca, bunun gerçek olduğunu, tüm açıklığıyla görüydrum...

Ama, "değiştirilemeyen mutlak alın yazısı,mutlak kader" perceresinden bu olayı incelediğimde, ne yazık ki kazın ayağının hiç de öyle olmadığını fark edip,üzülüyorum...

Bu kelimeyi yazmaya karar verdiğim AN'da,o kelimeyi seçmeye becburdum... Seçmek benim kaderimdi, ne yazık ki... Ortada özgür irademin en küçük bir kırıntısı bile yoktu... Kaderimde oludğu için yazdım o cümleyi...

Olay anına geri dönersek, o AN'da, aklıma gelen sayısız seçenekten, o AN'da,kendi kafamdaki,seçebilme yeteneğime göre,seçim yapıp, o cümleyi seçtim... Başka bir ifadeyle, onu, alın yazımdakini, seçmeye mecburdum...

Tabii ki, bu çok saçma geldi bana...Ama zor da olsa, gerçeği kabul etmek zorumda kaldım, sonunuda...

Şu şekilde, düşündüm; Geçmişte yaptığım hatalar geldi gözümün önüne... "Tekrar yaşasam ,o anı, kesinlikle öyle davranıp sonra pişman olmazdım" dediğim pek çok yanlışım vardı. Onlara yoğunlaştım. Ama faydası olmadı, bana...

İsterseniz siz de deneyin, cesaretiniz varsa...

O AN'a geri dönün , ama tam o AN'a ,ne az evvel ne de az sonraya değil, tam o pişman olduğunuz kararı vermek zorunda kaldığınız AN'a...Netice ne oldu? Yine aynı yalış kararı almak zoruda kaldınız değil mi...Yüz defa da, geriye gidip aynı anı yaşasanız, netice değişmez...Aynı hatayı yapıp , pişman olursunuz...O ne yazık ki, sizin kaderinizdi...

Bir de, önceden bilme olayları var. Yüzlerce ve de yüzlerce...Bunların, çoğunun yalan, geri kalanların da çoğunun tesadüf olduğunu kabul edelim...Ama tüm tarih boyunca, tek, yanlızca bir tek, önceden bilme olmuşsa, ki, herhalde bunu kabul edersiniz, o halde, bu dünyada özgür irade yoktur...Hesapta olmayan,tek bir özgür karar, kelebek etkisiyle, tüm yazgıyı bozar... Özgür irade ile kader aynı dünyada olamaz...

Ama , bal gibi oluyor..

Ben , aldığım TAM ÖZGÜR KARARLARIMLA, DEĞİŞTİRİLEMEYEN KADERİMİ İNŞA ETMEKTEYİM...

Peki, suç ceza ,cennet cehennem , iyilik kötülük, günah sevap ne olacak derseniz? Onlar da, apayrı konular...








biyoloji

Misafir -- 01.07.2009 - 11:22

biyolojide hem canlı hemde cansız kabul edilen organizmanın adı nedir


Hem canlı hem cansız

canu -- 01.07.2009 - 23:11

Ne canlı ne cansız diyebileceğimiz varlıklar (organizma değil elbette) tabiki virüslerdir. Bi çok yerde geçti virüslerle ilgili özellikler. Ama en belirgin özelliği canlı ve cansızlar arasında geçit olmalarıdır ;)


soruuuu

Misafir -- 04.05.2010 - 13:21

ya ben bişiy sorucam güneş canlı mııdır? (benim ödev sorum)


Elbette canlıdır

xenix -- 05.05.2010 - 06:20

Elbette canlıdır, kımıl kımıl, foşur foşur, harıl harıl, cozur cozur yanar...

xenix


GÜNEŞ GERÇEKTEN CANLI MI

kitap kurdu -- 06.06.2011 - 14:24

GÜNEŞ GERÇEKTEN CANLI MI ? CANLIYSA NEDEN CANLI DİYORSUNUZ ?( benim ödevimin konusu )LÜTFEN ANLAMLI VE AÇIKLAMALI CEVAPLAR YAZIN.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -