Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Gömüt -4

delete

Kadın, kendisini ilgiyle dinleyen adama anlatıyor, anlatıyordu.
“Bak ben sana her hangi bir bilgiden bahsetmiyorum, bilginin kendi oldum diyorum. Ahh... Bunu anlatmak öyle zor ki! Ancak sen de gördüğünde tam olarak ne dediğimi anlayacaksın belki.”
Adam anlayış ve sevgiyle dolaştı kadının hüzünlü yüzünde, gözlerini aradı, ağzında karar kıldı.
“Olsun, sen yine de anlatmayı dene” dedi
“Yapamıyorum” diye somurttu kadın. Bir süre sezzizlik oldu.
“Yaramaz bi çocuk gibisin.” Dedi adam
“Sen de çok inatçısın ama! Sana defalarca söylediğim halde bunu anlamayı reddediyorsun.”
“Neyi?”
“Bunun sözcüklerin ötesi olduğunu! Ancak sözcük olmadığında görülen bi şeyi sözcükle anlatmamı istiyorsun benden.”
“Betimleme yap, pandomim oyna, eğer şımarık bi kız çocuğu olmasaydın bunun yolunu bulabileceğini iddia ediyorum ben de.”
“Berbatsın!” dedi usançla. Yine de onun bir işin peşini umutla takip edişini takdir ediyordu. Belki de onun kusuru sandığım bu kuruluk ve inatçılık, onun aslında en iyi yönü, kendi şifre kırıcısıdır diye geçirdi aklından. İçine taze bi ümit doğdu
“Bak o zaman şöyle tarif etmeye çalışayım.”
“Hah... Çalış bakayım”
Kadın bir kahkaha attı başlamadan önce
“Sen okaliptüs ağaçlarını bilir misin? Uzun boylu güçlü ağaçlardır, çok su çektikleri için bataklık yerlere dikerler. Köylerde garipdost da derler hani. Yapraklarını elinde ovuşturursan güzel bir koku çıkar; adeta doğanın kokusu gibi, canlandırıcı, pişmemiş, ham bir koku.”
“Evet sanırım biliyorum”
“Aslında bütün ağaçlar olur da, nedense benim aklıma o geldi işte. Bu ağaçların kabukları soyulur. Altlarından yeni deriler çıkar, hatta insanın yeni çıkan derisi gibi, pembe, azıcık kanlı gibi görünür, ilk soyulduğunda. İşte o kabuklar bana göre BİLGİdir. O ağacın kendi kanından canından üretip üzerinden attığı eski kabuğu! O kabuklar rüzgarın önünde ordan oraya uçuşurlar. Onları bulanlar, biriktirip yakarlar ve çıkardığı ısıdan ısınmaya çalışırlar. Ama çok geçicidir onların verdiği ısı. Çünkü ölüdürler. Kendilerini üreten kaynaktan kopmuşlardır bir kere. Yani bilgi-kabuk geçicidir, senin beklediğin ısıyı sana hiç bi zaman veremezler ama yaptıkları şey aslında şudur; sana belki bir gün bir daha asla üşümeyeceğin kadar ısınabileceğin beklentisini verirler. Ve her defasında bu beklentiyi besleyip büyütürler. İşte sen ve senin gibiler o kabukların peşinde koşarsınız hep!”
“Anlıyorum”
“İşte ben o bilgiyi yakıp ısınmadım. O bilginin kendi oldum.”
“Bunu nasıl başardın? Nasıl bir duygu bu?”
“Bilmem. Ben bişey başarmadım. Birden oldu!”
“Nasıl bir fark yarattı peki?”
“Hımmmm...Bak şöyle oldu. Ben tuhaf bi hafiflik içindeydim birden kabukları gördüm, uçuşuyorlardı ve her bir kabuk sanki kebap şişi gibi bir şeyin üzerine birbiri üzerine geçiyordu. Tam o anda o şiş oldum ve bütün kabuklar oldum. Verdiği duyguyu anlatmam mümkün değil. Her şeyi biliyordum. Hayır işte bu yanlış. Hiç bişeyi bilmeye ihtiyacım yoktu çünkü onların hepsi zaten bendim. Herşey öylesine berraktı ki! Hayatımda bu denli berrak bi ışıma görmemiştim ben. Şüphe yoktu! Hah tamam işte sonunda aradığım kelimeyi buldum”
Adam soru sormadan soruyla baktı
“Şüphenin yok oluş anıydı o! Emindim. Tüm zerrelerim emindi. Bir daha asla şüphe etmeyeceğimi anladım. Beni daha önce kabuktan kabuğa koşturmuş olanın, içimdeki o ufak şüphe kalıntısı olduğunu farkettim.”
“Çok güzel de, şüphe etmediğin o şey ne? İşte ben onu merak ediyorum”
“Ne bileyim! Bu bir hal. Eminim. Herşeyden eminim.”
“Ne zaman oldu bu? Ne yapıyordun o anda?”
“Bir yazı yazıyordum. Bir an durdum, pencereden dışarı baktım. O anda oldu!”


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -