Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Türlerin oluşumu

delete

Yeryüzünde görülen çeşitli bitki ve hayvan türlerinin oluşumu hakkında bir kuram geliştiren Charles Darwin (1809-1882) doğal seçilim yoluyla evrimin gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Bu görüşe göre doğaya ve çevre şartlarına uyum sağlayan türler doğal bir seçilim ile varlıklarını sürdürmekte ve evrimleşerek değişmektedirler.



Bu görüş genel bir çizgi içinde doğru olmakla birlikte ayrıntılarda birtakım zorluklarla karşılaşıyor. Örneğin, basit organizmalardan karmaşık yapılara geçiş yavaş ve sürekli olmamış yeni türler aniden, süreksiz bir sıçrama şeklinde belirmiştir. Yani, sürekli küçük değişimler doğada görülmüyor. Genlerin (mikro) değişimini bedensel (makro) değişimlerin izleyeceği görüşü de sorgulanabilir. Çünkü genlerde kendilerini tamir eden bir mekanizma var. Çevreye uyum sağlamak fikri bir totolojidir. Çünkü bizim çevremizde var olan türler otomatik olarak “uyum sağlamış” kabul edilip diğer (kaybolmuş) türler “uyum sağlayamamış” olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde çevresi ile çok iyi bir uyum içinde olan türler yok oluyorlar. Fosil buluntular yeni türlerin çok kısa bir sürede ortaya çıktıklarını gösteriyor. Türler gelişmiyor, aniden oluşuyor.



Türlerin oluşumuna en temel açıklama getiren iki kuram vardır. Bunlar Karmaşa kuramı ve Kuantum kuramıdır. Karmaşa kuramında başlangıç şartlarının önemli olmadığını gördük. Herhangi bir t1 anında P1 fonksiyonu bilinirse t2 anında k parametresine bağlı olarak P2 fonksiyonu bilinebilir. Karmaşa kuramında k parametresi önemli rol oynar. Bu parametredeki ufak bir farklılaşma büyük değişikliklere yol açabilir.



Kuantum kuramı ise bir durumdan diğerine ani bir sıçrama ile geçileceğini söyler. Kuantum kuramında zaman sürekli olmadığından bir anda yeni bir durum ortaya çıkabilir. İşte Karmaşa kuramındaki k parametresi kuantik bir sıçrama ile aniden Dk kadar değişikliğe uğrarsa bir çatallaşma (bifurcation) olur ve yeni bir tür belirir.



Bu durumu en açık olarak virüslerde görmekteyiz. Örneğin, grip virüsü sürekli olarak ani sıçramalarla yeni türler oluşturuyor. Bu duruma “virüs uyum sağlıyor” şeklinde bir açıklama getirsek dahi “uyum” sözü yavaş bir değişime işaret ettiği için pek uygun bir kavram değildir. Benim tercih ettiğim ifade “virüs aniden farklılaşıyor ve yeni türler oluşuyor” şeklindedir.



Türlerin oluşumunda Kuantum kuramının etkisi sadece genetik değişimlerle açıklanamaz. Bu etki tüm evrenin küçük bir hacim içine sıkışması ve Takiyonlardan gelen düzen ile ilgilidir (Bakınız: Sorular yanıtlanıyor başlıklı yazım). Evren her küçüldüğünde Takiyonlar yeni türlerin oluşumuna etki etmekte ve bu oluşum bir kuantik sıçrama şeklinde aniden olmaktadır. Evren büyüdüğünde ise holografik olarak (temel yapı aynı kalsa da) birbirine benzeyen fakat yine de farklı olan türler oluşuyor.



Sadece yeni türlerin oluşumu değil, aynı tür içindeki farklılaşma da bu kuantik sıçrama şeklindedir. Örneğin binlerce karınca gurubu vardır. Hepsi de aynı karınca türüne ait olsalar da aralarında birçok özellikleri bakımından ayrılmaktadırlar.



Bir diğer örnek, kök bir ana dilden türeyen lehçeler ve ağızlar, ana dilin yan kollara ayrılışı, çok kısa bir zaman aralığı içinde, adeta ani bir oluşumdur. Bu olayda da Acayip Çekici etkisini ve çatallaşmayı görmekteyiz. Acayip çekici tek ise sistem o noktaya doğru yaklaşıp sabit ve dengeli olmaktadır. Bu durum hem yeni türlerin hem de yeni dillerin kalıcı olmalarını açıklar. Fakat acayip çekici birden fazla ise sistem kararsız denge durumunda olur ve çok küçük bir dış etki bile onun tümüyle karmaşaya sürükleyebilir.



Karmaşa içine giren sistemin davranışı ise belirsiz olur. Aniden dağılabileceği gibi iki çekici merkez arasında gidip gelerek, salınım hareketi içinde, varlığını sürdürebilir. Birçok toplumun tarih sahnesinden silinmiş olması ve birçok türün doğada yok olması bu etki ile açıklanabilir. Öte yandan iki çekici merkeze rağmen varlığını sürdüren toplumlar da vardır. Örneğin, Belcika, Kanada ve İsviçre birden fazla dilin konuşulduğu ve dış çekici güçlerin etkin olduğu ülkeler olmalarına rağmen denge içinde varlıklarını sürdürüyorlar.


Bakış açısı

saron -- 23.02.2008 - 15:34


"Bu görüş genel bir çizgi içinde doğru olmakla birlikte ayrıntılarda birtakım zorluklarla karşılaşıyor. Örneğin, basit organizmalardan karmaşık yapılara geçiş yavaş ve sürekli olmamış yeni türler aniden, süreksiz bir sıçrama şeklinde belirmiştir. Yani, sürekli küçük değişimler doğada görülmüyor. "



Bu yeni türlerin aniden ortaya çıkması dediğiniz şey milyonlarca yılı kaplayan bir dönemdir. Kaldıki fosilleşme o kadar kolay olan bir şey değildir. Yani bir tür ortaya çıkıyor, aradan 10 bin yıl sonraki bir üyesi fosilleşiyor. Biz bu fosili bulduğumuzda bu türün ortaya çıkış tarihini, fosili bulduğumuz tarihe göre yorumlarsak oldukça yanılmış oluruz.



Dediğim süreç

Bilgisev -- 24.02.2008 - 04:47


fosilleşme ile ilgili değil. Şartlar değiştiğinde türlerin değişimi kısa sürede gerçekleşiyor. Bu kısa süre kaç bin yıldır tam olarak söylemek kolay değil. Fakat bakteriler ile yapılan laboratuar deneyleri bu sürecin oldukça kısa olduğunu gösteriyor.



 



Belirsizlik

1Misafir -- 18.03.2008 - 09:54

Sn Bilgisev,

Belirsizlik ilkesi çok önemli bir ilke. Bu ilke varolan herşeyin içerisine sinmiş durumda. Ve ilk başlangıç konusunda kuantsal bir sıçrayışın ve akabinde değişik sıçrayışların gerçekleşmiş olması yönünde yaptığınız bu açıklama çok çok mantıklı. Ancak tespit konusunda sıkıntı yaşadığımız da bir gerçek. Viruslerde meydana gelen değişim üzerinde doğal seleksiyon aydınlatıcı ve yeterli görülen bir durum. Ancak siz doğal seleksiyon mekanizmasının içinde gizli olan bir ilkenin de varolması gerektiğini söylüyorsunuz ki bu çok güzel bir yaklaşım. Bunu kanıtlamanın bir yolu olmalı. Acaba hangi deneysel metod bu söylediğinizi kanıtlar veya yanlışlayabilir? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?


Evrim Üzerine

canu -- 31.07.2008 - 08:53

Günlerdir dönüp dolaşıp bu sayfalara takılıyorum. Profesyonel çalışma alanımı ,internete taşıma yani tartışma vs konuları kullanmamayı, sadece izlemeyi tercih ederim. Konu evrim olunca ve Sn. Bilgisev'in karmaşa ve kuantum kuramlarını ''geleneksel bilime''bir açılım olarak sunmasına ilgisiz kalamadım. Çünkü yıllardır evrimle ilgili herşey tartışılır, bir arpa boyu yol alınmaz,havanda su dövülür. Kanımca yanlış yerde eşelenildiğinden hiç bir sonuç alınamaz.
Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyip konuya katkı vereceğim. Sn. Bilgisev'in ileri sürdüğü kuramlar bilim (biyolojinin evulasyonla ilgilenen kısmı)tarafından öyle ucundan değil,tam anlamıyla ele alınmalı ve akademik çevrelerde ciddiyetle tartışılmalıdır.
Şimdi ,Sn. xenix'in teori ve yasa konularını ele alış biçimine itirazım olacak.Doğrudur Sn. xenix,terminolojide hiyerarşi pek uygun değildir. Ancak. bilimsel çalışmanın bir yöntemi vardır. Şöyleki:
-Çalışma yaptığınız konuyla ilgili verileri toplarsınız,nitel ve nicel gözlem
sonuçlarını koordine edersiniz ve hipotez kurarak varsayımlarda bulunursunuz.
-Biyoloji gibi deney ve gözlemlere dayalı alanlarda hipotezinizi sınamak zorundasınızdır.Bunun için hipotezinize dayanan tahminlerde bulunup kontrollü deneylerle (ne kadar süre alır bilinmez)hipotezinize destek sağlamalısınız.
-Çalışmanız bu noktada kalabilir. Uygun bir konuysa bir model üzerinde açıklanabilir hale getirip teori kurarsınız.Ör/Kalıtımın Kromozom Teorisi gibi..Yaparsınız bir DNA modeli ,üzerindeki belirli nükleotitleri gen olarak gösterebilirsiniz.Kromozomlar üzerindeki DNA larıda gösterirseniz teoriniz desteklenir.

Gelelim yasalara ve evrim konusuna.Sn. xenix 'in 'değişim bir yasadır 'önermesine tamamen katılıyorum.Evet!Evrim yasa olarak düşünülebilir. Evrimin yasaları var mıdır? Tartışabiliriz. Darwin'nin ortaya çıkardığı :
-varyasyonlar (mutasyonla oluşanlarına kalıtsal varyasyonlar diyoruz ki bunlar evrimin hamaddeleridir)
-doğal seleksiyon(evrimin mekanizmasıdır)
-adaptasyon(üründür)
Buraya kadar Darwin'in tartışılacak hiç bir yönü yoktur. Yaygara , eski türlerden yeni türlerin oluşumu ile çıkmakta ve başta da söylediğim gibi havanda su dövülmektedir. Bilimsel açıklamalar bir türden başka bir türün (sözüm ona) ortaya çıkması konusunda sınıfta kalmakla kalmamış belge bile almıştır.
Bu noktada yasadan falan söz edilemez elbette. Ben , yasa konusuna biraz tedbirli yaklaşmayı tercih ediyorum .Şahsi kanaatim bir gerçekliğin yasa olarak lanse edilebilmesi için'matematik diliyle ifade edilebilmesi ' koşulu olmalıdır. Çünkü matematik bir bilim değil, bilimin evrensel dilidir.Bu dili kullanırsanız, ''Mendel Yasaları '' gibi genetik var olduğu sürece konu geçerliliğini korur.

Biyoloji dersi gibi oldu,farkındayım. Ama konuya girdim bir kere.Artık sevgili sonsuz ,beni banlayarak durdurabilir:)).Sevgilerimle..


Karmaşa kuramı

Bilgisev -- 31.07.2008 - 10:18

Evrim hakkında pek çok şey bilinse de türlerin oluşumu hakkında matematiksel bir kuram oluşturulmuş değildir. Bu konuda matematik kökenli bir kuram olan Karmaşa (Kaos) kuramından söz etmek isterim. Bu kurama göre matematik bir denklemin iki özelliği olması gerekir.

1) Denklem lineer (doğrusal) olmamalı, ve 2) Süreksiz adımlarla gelişmeli. Doğrusal olmayan denklemler en az ikinci dereceden olmalı. Örneğin a.x^2 + b.x = c gibi. Süreksiz oluşu ise kendi üzerine dönüşümlü iteratif olması demektir. Bu şartlar sağlandığında karmaşa içeren fraktal yapılar oluşur. Fraktaller bir temel yapının kendine benzeyerek büyümesi ve gelişmesine dayanır. Biyolojik yapılar da birer fraktal olarak görülebilir. Temel bir DNA molekülü içeren bir hücreden gelişen canlı varlıklar birbirlerine çok benzerler. Örneğin bir maymun ile bir insan DNA yapısı yüzde 99 birbirine benzer. Muz ile insan arasında dahi yüzde 30 benzerlik vardır.

Bu konu son derece temel olup sadece canlılara değil, cansızlara da uygulanabilir. Kıyılar, doğal oluşumlar, bitkilerin dalları ve yaprakları, insanın akciğeri ve parmak izleri dahi birer fraktaldir. Karmaşa kuramı önümüzdeki yıllarda pek çok olayı açıklama gücüne erişecektir.

Karmaşa kuramı ile elele giden bir diğer yasa "kritik etki" yasasıdır. Bir sistemin değişip aniden yeni bir türe dönüşmesi için kritik etki şarttır. Bu yasa da pek çok olayı açıklayabilir. Kitaplar bölümünden "Düşüncenin boyutları" başlıklı diziye göz atmanızı öneririm.


İtiraz?

xenix -- 31.07.2008 - 21:19

"Şimdi ,Sn. xenix'in teori ve yasa konularını ele alış biçimine itirazım olacak."

Buyrun olsun fakat ben itirazınızı göremedim. Nerede, neye itiraz ettiniz?

"Bilimsel açıklamalar bir türden başka bir türün (sözüm ona) ortaya çıkması konusunda sınıfta kalmakla kalmamış belge bile almıştır."

Size Darwinin türlerin oluşumu adlı kitabını öneririm. Bunun yanı sıra, son 50 yılın biyolojideki evrimle ilgili makalelerini ayrıca tübitak yayınlarından, "Darwin ve sonrası", "Gen bencildir", "Kör saatçi" kitaplarını internet sitesi olarakta http://evrim-teorisi.org/ sitesini önerebilirim.

Havanda su dövülen yerler konu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmayanların dogmatik inançlarını savunduğu yerlerdir.

xenix


Sn. xenix

canu -- 31.07.2008 - 21:47

Az önce bir sürü bir şeyler yazdım ,hatta biraz sert oldu verdiğiniz linki tıklarken yazdıklarım gitti.Neyse biraz da kızgınlığım gitti:)).
Bakınız, herkes sizin ifade biçiminizle bir şeyleri açıklamak zorunda değil.Ben hiyerarşik sıralama olmaz ama bilimsel metot denilen bir şey var dedim.Bir daha okuyun lütfen verdiğim örnekleri..Öyle aklıma esti, bir hipotez kurayım diyemezsiniz.
Verdiğiniz kaynakları memnuniyetle inceliyeceğim.Tıkladığım linkte yeni bir şey göremedim. Bu arada sn. xenix, bilimsel konularla özellikle biyolojiyle sadece sizin ilgilendiğinizi falan düşünmüyorsunuz değil mi?


Güzel dedinizde

xenix -- 31.07.2008 - 21:51

Ben nerde aklıma esti bir hipotez kurayım demişim? Ya da nerde bilimse metod yok demişim. Aksine bilimsel metodu savunan benim zaten. :)

Bana itiraz ettiğiniz noktayı göremedim sadece bunu dile getirdim. Ha yani "benim itiraz edesim geldi ettim" derseniz tamam anlarım.

Bu arada konuyla ilgili bu sitede güzel yazılar var ;)
http://sonsuz.us/?q=node/830

xenix


Bir Doğa Felsefesi

canu -- 20.03.2009 - 13:29

Evrim- Entropi ve Kaos

22 Ocak 2009 da ODTÜ mezunlar derneğimizde gerçekleştirilen panele Moleküler Biyoloji Bölümünden Prof. Dr. Ufuk Gündüz ve Kimya Müh. Böl. den Prof. Dr. Güngör Gündüz konuşmacı olarak katıldılar.
Prof. U.Gündüz özetle şunları söyledi:

Evrim, biyolojinin temeli olan bir teori, bir değişimdir. Mekanizmaları çok farklı olmakla birlikte evrim dinamiği için bir evrensel prensipten sözedilebilir. Doğa hiç bir zaman sıfırdan başlamaz; daima elindekileri kullanarak devam eder, yeni özelliklerin çoğu mevcutlardan elde edilir. DNA tüm canlıların fonksiyonlarını belirler, gen üzerindeki bilgiler proteini oluşturur ve proteinlerde insanı oluşturan özelliklerdir. Değişik kemiklerin zaman içinde ortaya çıkması evrimin bir kanıtıdır.İnsan, evrimin en son basamağı değildir, evrim hala sürmektedir.

Prof. Dr. Güngör Gündüz ise, evrimin bir doğa felsefesi olduğunu, kaosu çok yanlış anladığımızı belirterek şunları söyledi:

Doğada temel olan varlıktır. Yoktan şey var olmaz, var olan yok olmaz.(Parminides). Evrende herşey değişim içindedir. Bir ırmağa iki kez giremezsiniz(Heraklitos). Bütün fizik yasalarında eşitlik var. Denklemin solu sağına eşittir. Bu harikulade yasalar her şeyi açıklamaz. Hiç bir fizik yasasını kullanarak nasıl yaşlandığımızı bulamayız. Çünkü anlık olayları anlatır bu yasalar. Evrim ise bir olgudur; olay değil. Hiç bir fizik yasası geçmişe , geleceğe yolculuğa izin vermez. Sürekli değişim içinde olan olaylar eşitsizlik üzerine kurulur, geriye dönüşümü yoktur. Eşitsizlik üzerine olan tek denklem entropidir. Hiç bir zaman elektrik enerjisi %100 ışığa dönüşmez.Kayıp vardır ve entropi bu kaybın adıdır. Entropi her zaman artar. Paranın değeri düştüğü için enflasyon entropi yasasına uyar. Türkiyenin dış borçlarının sürekli artması, kadınların her zaman erkeklerden daha haklı olmaları geri dönüşümü olmayan tek yönlü hareketler olduğu için bu yasayı doğrular.
....
Eddington'a göre, entropi en temel yasadır. Her şey ona uyar. Schrödnger'e göre de canlılar negatif entropi ile beslenir çünkü canlının vücudu sürekli düzene girer.
Bütün sistemlerde büyüyen bir parametre ve onu frenleyen başka bir parametre var. Aşırı kaos sistemi yıkar. Osmanlı imparatorluğu Yıldırım Beyazıt'ın büyüme hızına dayanamadığı için yıkıldı.Müzikte DNA yerine notalar var. Senfonide sistemin karmaşası artıyor. Katibim şarkısında olduğu gibi notaları öyle dizersiniz ki şarkı ortaya çıkar.
...
Sistem ne kadar karmaşık ise, entropisi o kadar artıyor, bilgisi de artıyor. Anaksagoras'a göre her şey tohum yoluyla oluşur. Bir canlının DNA sında ki dizilim onun entropisini veriyor. Her canlının bir organizasyonu var.
Terör de kendini çoğaltarak büyür. Kaotiktir. Irak ta ise hiç bir şekilde sistem nonlinear ve kaotik değil. Ölüm oranı yüksek bir kargaşa. Bir örgütlenme yok.Örgütlenen sistemler kaotikleşiyor.

Kaynak:
odtülüler bülteni-ODTÜ Mezunları Derneği Yayını. Sayı 183. Mart 2009


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -