Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

İnsan ve evren

delete

Takiyon Evren Modeli ile sadece evrenin oluşumu ve bugünkü durumu değil, aynı zamanda insan yetenekleri ve düşüncesi de açıklık kazanmaktadır. Evren bir holografik yapı ise ve Takiyonlar sayesinde evrenin her noktası ışıktan hızlı bir şekilde etkileşiyorsa, insan kendini tanımakla evreni de tanımış olur.



Kendini tanıyan insan bir yandan birlik duygusuna erişirken öte yandan sonsuzlukla da temasa geçmiş olur. Zira evrenin uzay-zaman sonsuzluğuna holografik olarak zamanda ‘şu AN’da’ ve mekanda ‘burada’ noktalarından sıçrama yapmak mümkündür.



İnsanla evren arasındaki bu yakın ilişkiye değinmiş olan fizikçi, (1930’lu yillarda Nobel fizik ödülünü de kazanmış olan) Paul Dirac’tir. Dirac (1902-1984)’ın ileri sürmüş olduğu Antropik Prensibine göre “Fizik biliminde bazı sabit sayılar az bir miktar farklı olsalardı evrenimiz bugünkü durumuna asla ulaşamazdı ve bu çok farklı oluşan evrende insan da ortaya çıkamazdı”. İnsan evrende tesadüf eseri oluşmuş bir varlık değildir ve evrenle bütünsel bir ilişki içindedir.



Antropik Prensibin ‘Insanı merkez yapan prensip’ olduğu sanılabilir. Oysa ki, bu yaklaşım ben-merkezci (egoist) bir bakış açısı olmayıp sadece insanı dışlamış olan nesnel fizik bilimine öznel insan yapısını katmak olarak algılanmalıdır. Zira evreni gözleyen ve evren hakkında fikir yürütüp model geliştiren insan ile evren ‘içiçe’dirler. Bu ilişki sadece yerel olmayıp zaman ve mekândan bağımsız, bütünsel bir ilişkidir.



Eğer insan varlığın bütünsel bir holografik kaydı ise bu kayıtta zaman ve mekandan bağımsız, çok eski dönemlerden kalma, bilgiler, tecrübeler, imgeler ve simgeler bulunabilir. Hatta Sigmund Freud (1856-1939) ile ayni dönemde yaşamış olan Carl Gustav Jung (1875-1961)’un iddia ettiği gibi ‘arketipler’ dahi bulunabilir. Arketipler en eski dönemlere ait modeller, imgeler ve simgelerdir. Örneğin, insan arketipini ‘Anima’ (dişi) ve ‘Animus’ (erkek) arketipi olarak iki temel motif veya kavram olarak düşünebiliriz.



Anima, doğuran ve koruyan dişi özelliği ile doğayı ve doğa güçlerini temsil eden bir Tanrıça motifi olarak insanlık tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Eski toplumlarda Ana-Tanrıçalara büyük önem verilmesi, insan yaşamının doğaya bağlı olusu ve toprak ürünlerinden bolluk ve bereket beklentisi ile yakından ilişkilidir. Anadolu ve Mezopotamya Tanrıçaları hep bolluğu ve bereketi simgeliyorlardı. Animus ise, insanın bedensel (kas) gücünü ve uygulayıcı yönünü belirtir. Ayrıca, Anima her erkeğin hissi ve duygusal yanını, Animus ise her dişinin karar veren yönetici yanını temsil eder. Öyle anlaşılıyor ki, her insanda holografik olarak kayıt edilmiş olan hem erkeklik hem de dişilik özellikleri bulunmaktadir. Bu özellikler birbirleri içinde uyumlu bir girişim ve kaynaşım içinde oldukları sürece insan dengeli ve huzurlu olur. Birinin diğerine fazlaca üstün gelmesi halinde karşı cinsi etkileyip kontrol altına almak arzusundan doğan dengesiz bir karakter ortaya çıkar. Doğru olan Yin-Yang simgesinde olduğu gibi, birleşmiş ve kaynaşmış, dengeli bir kişilik elde edebilmektir. Her insanda bulunan Anima-Animus ikiliği insanda teklik halinde birleşmesi sonucu “insan” varlığı oluşmuştur.



Evrendeki tüm varlıklarda görülen teklikte ikilik özelliği, ortak ve gizli holografik bağların varlığına işarettir. Bizim için önemli olan bu bağların farkına varmak ve sonsuzlukla iletişim içine girebilmektir. Medyumların, şamanların (kamların), şifacıların, Reiki enerjisi ile temas kuranların ve telepati gücüne sahip olanların pratikte yaptıkları, bu holografik yapıyı harekete geçirerek insanlığa faydalı olabilmektir.



Klasik bilim bu gibi öznel güçleri görmezden gelse de ilerde insan-evren ilişkisine önem verileceği kanısındayım. Çünkü insanın evrenle olan holografik ilişkisi bilimsel bir açıklama ile anlaşılıp uygulamaya konabilir. Burada insanın özel bir konumu olduğunu söylemek istemiyorum. Canlı veya cansız her varlıkta bu holografik kayıt, değişik seviyelerde olduğuna göre, her varlığın da insan kadar önemi ve evrende insana eşdeğer bir konumu vardır.


çok açık bir bilgi kim

Misafir -- 13.04.2008 - 16:25

çok açık bir bilgi kim yasdıysa ellerine sağlık


iyiymiş<3

-- 10.03.2011 - 14:19

iyiymiş<3


Yazıyı iyi bulmadım.

Misafir -- 10.03.2011 - 18:58

Yazıyı iyi bulmadım.

"İnsan evrende tesadüf eseri oluşmuş bir varlık değildir ve evrenle bütünsel bir ilişki içindedir."

"Burada insanın özel bir konumu olduğunu söylemek istemiyorum. Canlı veya cansız her varlıkta bu holografik kayıt, değişik seviyelerde olduğuna göre, her varlığın da insan kadar önemi ve evrende insana eşdeğer bir konumu vardır."

Tek aklııllı canlılar bizlermiyiz? Belki evrende binlerce uygarlık var ve biz en aptallarıyız. Yazıyı abartılı buldum.



Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -