Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Gömüt -2

delete

Orta yaşlarını sürmekte olan kadın, gecenin karanlığına doğru aptallaşmış bi şekilde bakıyordu. Sorun az önce yazdığı şeyler miydi bilemiyordu; ama bi şey olmuştu, bu kesindi.
Az önceki kavrayış noktasını yeniden yakalamak gayretiyle, ümitle yeniden okudu;

“Yine “bir şey bilmiyorum” günlerimdeyim. Oysa bazen de “her şeyi biliyorum” durumlarında oluyorum. Bu birbirine zıt görünen her iki hali de sırasıyla ve üstelik araya uzun zaman dilimleri girmeden yaşıyor olmam acaba normal mi? Yoksa psikoloji biliminde bunun bir ismi var mı?! Her neyse...
Biri içe çöküş, diğeri genişleyerek kaplama hissi veriyor. Her ikisi de tam bir memnuniyet durumu değil; tam memnuniyete bi çentik kalmış gibi.
Ha bazen de “sorun bana! Sorun bana!” halim oluyor. Bu çok heyecanlı bir hal, onu seviyorum; çünkü o anda sorulacak soruların cevabını bilen bir kaynağa bağlı olduğumu hissediyorum. O cevapları deli gibi merak ediyorum! Gel gör ki bu halimi değerlendirecek ve güzel sorular soracak biri çevremde olmayabiliyor ve çoğunlukla o şanslı hal, boşa akıp giden çeşme suyu gibi lavabonun karanlık deliğinde kaybolup gidiyor.
Aşık kadın halim, şifacı halim, cadı halim, tembelliğin doruğu halim ve uykulu hallerim hepsi arada sırada uğrayıp hatır sorarlar.
Bu halleri birbirinden şıp diye ayırıyorum. Sabah uyanıyorum, bugün hangi elbisemdeyim diye bakıyorum, sonra gece yatıp uyuyana kadar bir kaç elbise değiştiriyorum. Bazen aynı elbiseyle bir hafta, bir ay yatıp kalktığım oluyor.
Bunlar tuhaf görünüyor olabilir ama durum gerçekten böyle.
Bu hallerin her biri sanki bir bilgisayar karakteri gibi programlanmış. Jung’un söylediği gibi belki bunlar arketiptir.”

“Hayır hayır... Bu değildi, başka bi şeydi o!” dedi.
Yeniden ay ışığının aydınlattığı geceye baktı. Bir süre hiç bişey düşünmeden baktı. Sonra aniden o şeyin, dizlerinden yukarı doğru tırmandığını duyumsadı. Yükseldi yükseldi, bacaklarının üst bölümünü katetti, sanki onun geçtiği her yerde hücreleri teker teker aydınlanıyordu. Gerginlik yaratan delice bir zevk gibiydi. Sonra yumurtalıklarını ve göbeğinin altını doldurdu. Kadın bir çığlık attı. Kollarını iki yana doğru açtı, bütün dünyayı kucaklamak mı istiyordu, yoksa uçmaya mı hazırlanıyordu belli değildi.
Aynı anda başının üzerinden başka bir etki girdi, aynı şekilde beyin hücrelerini, gözlerini, kulaklarını ağzını aydınlatarak gırtlağindan aşağı aktı, ve onların ikisi göğsünde, tam kalbinin üzerinde çarpıştılar. Birden milyonlarca tomurcuk patladı, dışarı doğru delice çoğalmaya başladılar.
Kadın titriyordu, zevkten, şaşkınlıktan titriyordu.
Kendini bıraktı, aslında belki kendi zannettiğini bıraktı.
Aniden kendini gökyüzünde buldu, boğazın ışıklı kıvrımı altındaydı. Bi kanat çırpışıyla geçti onu, daha yükseldi, şimdi Türkiyeyi seçiyordu belli belirsiz. Başını sağa çevirdi, omuz diye bildiği yerde siyah simsiyah ve parlak tüyler gördü; bunlar müthiş büyük bir kanadın üstündeydiler.
Ne olduğunu anlayamadan maviş Dünyayı gördü altında, öylesine hızlıydı ki Ay’ı göremeden geçti, Güneş hemen önünde pırıl pırıl parlıyordu. “Buraya kadarmış” diye söylendi “az sonra kül olacağım”. Ama olmadı. Güneş yakmıyordu, o yalnızca bir yansıtıcı olmalıydı. Uzaklarda kendi içine kıvrılıp, dönerek akan bir nebula gördü. Öylesine göz alıcıydı ki, renkleri ve bükülüşündeki estetik onu büyüledi. “Bu da nedir böyle” dedi, sayıklama tonunda.
Ona doğru akmaya başladı.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -