Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Işıktan hızlı

delete

“Dalga paketi” kavramı temel parçacıkları anlamak için önemlidir. Bu kavram sadece temel parçacıklar için değil, her türlü etkileşen sistemleri, hatta evreni dahi anlamamıza yardımcıdır.



Basit olsun diye iki dalganın etkileşimini inceleyelim. Her bir dalga bir “varlık” olarak düşünülebilir. Zira dedik ki dalga ile parçacık (dolayısıyla varlık) eşdeğerdir. Bu iki dalga girişime girdiğinde bir paket oluştururlar. O andan itibaren yeni bir yapı ortaya çıkmış demektir. Oluşan dalga paketi ne dalgalardan biridir ne de diğeri. İkisinden de bir miktar özellik bir araya gelerek dalga paketini oluşturmuştur. Bu iki dalga ayrılsalar dahi yerel olmayan bir şekilde birbirleri ile etkileşmeye devam ederler.



“Yerel olmayan” derken, ışık hızından daha hızlı bir şekilde, demek istiyorum. Fakat öte yandan biliyoruz ki ışık hızı sabittir ve bu hız aşılamaz. O zaman bu durum nasıl açıklanmalı?



Etkileşmeyi sağlayan başka bir parçacık olması gerek. Zira, Kuantum kuramına göre iki nesne arasındaki etkileşme daima bir ara parçacık (artık parçacık dediğimde dalga anlaşılmalıdır) gerektirmektedir. Bu parçacık da ışıktan hızlı hareket etmelidir. Acaba böyle parçacıklar var olabilir mi?



Özel Görelilik kuramına göre ışık hızından daha yüksek hızlarda hareket edebilen parçacıklar var olabilmektedirler. Özel Görelilik denklemlerinde v>c korsak, yani parçacığın hızını ışık hızından büyük kabul edersek, görürüz ki sanal kütleli ve zamanda geriye giden parçacıklar ortaya çıkmaktadır. Önceleri böyle parçacıkların varlığı ret edilirken günümüzde var olabilecekleri görüşünü savunan birçok fizikçi bulunmaktadır. Takiyon adı verilen bu parçacıklar sanal (imajiner ‘kök içinde eksi bir sayı’) kütleli olduklarından aletlerle gözlenmeleri mümkün değildir. Bir diğer zorluk da Takiyonların gelecekten geçmişe hareket etmelerinden dolayı bizim ölçüm aletlerimizle girişime girmelerinin olanaksız oluşudur. Biz neden-sonuç içinde geçmişten geleceğe gelişen olayları ölçeriz. Tersini ölçemeyiz zira evrenimizde nedensel olaylar hep geçmişten geleceğe doğru gelişirler.



Bu nedenselliğin bir diğer yansıması da Termodinamiğin ikinci ilkesinde belirir. Bu prensibe göre kendi haline bırakılan kapalı bir sistem içindeki parçacıklar hep düzenli bir dağılımdan en düzensiz dağılıma doğru hareket ederler. Bir kapalı kap içindeki hava molekülleri her tarafa eşit miktarda yayılırlar. Bir köşeye toplanıp diğer hacmı boş bıraktıkları görülmez. Yani doğada hep düzenden düzensizliğe ve tekrar düzene doğru bir değişim vardır. Bunun nedeni ise evrenimizin ışıktan yavaş hareket eden maddesel parçacıklardan oluşmuş olmasıdır. Bu nedenle de zaman geçmişten geleceğe doğru ilerler, gibi görünür bizlere.



Peki ama Takiyonlar nasıl davranırlar? Işıktan hızlı hareket ettiklerine göre onların termodinamiği bizimkinin tam tersi olacaktır. Düzensizlikten düzene ve tekrar düzensizliğe doğru hareket edeceklerdir. Işıktan hızlı hareket ettiklerinden onların en yavaş hızı da ışık hızı olacaktır.



Takiyonlar düzen sağlayıcı parçacıklardır ama bizim evrenimizle etkileşmeleri mümkün müdür? Evet, bunu da Kuantum kuramının belirsizlik prensibi sağlar. Nasıl ki radyoaktif bir çekirdek aniden bir gama ışını salarsa ve bu ışın ne zaman salınacağı bilinemezse, aynı şekilde hudut bölgede (ışık hızı bölgesinde) Takiyonlar bizim evrenimize geçip etkileşirler. Bu olaya ‘Tünel Olayı’ da denir. Bir tünelden geçer gibi bir başka alemden (evrenden) bizim evrenimize geçerler ve anlık bir etkileşme ile düzen sağlayıp tekrar kendi evrenlerine dönerler. Bu öylesine kısa bir süredir ki “an” içinde etkileşme sona erer. Ama olay sürekli bir tekrar içindedir. Bu kısa süreyi ölçecek hiçbir alet henüz yoktur, olacağı da şüphelidir. Zira belirsizlik ilkesi dolayısıyla ölçülen hakkında kesin bir bilgi de edinmek olanaksızdır.



İşte bir araya geldikten sonra ayrılan parçacıların (dalgaların) ışıktan hızlı haberleşmeleri Takiyonlar sayesinde olduğu görüşündeyim. Bu görüş bir varsayım olsa da evrenin bugünkü durumunu açıklamakta önemli bir etken olduğunu göstereceğim.


Üstad yardım...

1Misafir -- 20.03.2008 - 15:24

Üstadım yazılarınız, verdiğiniz bilgiler beni dehşet etkiliyor. O kadar ilgi duyuyorum ki. Belki de dünyada ki en değerli uğraş bilim, ötesi yalan gibi. Ama maalesef ekonomik sıkıntılardan dolayı geciktim, yeni yeni öğrenme sürecine girebilmiş bir arkadaşınızım. Sorularım var. Hem de bir sürü. Mümkünse yazılarınızda anlamadığım yerleri size sorabilirmiyim? Çünkü hala okuma sürecindeyim. Mesela,

Kara madde ve kara enerji ile bu takiyonlar arasında bir bağlantı varmı? Yani aynı şeyler mi yoksa farklı mı? Takiyonların evreni bir üst evrenmidir? Bu anlamda Bigbang'e hala ihtiyaç var mı? Yani evrenin geneli anlamında? Evrenin sonsuz olmaması için yada şöyle söyleyeyim uzayın sonsuz olmaması için bir sebep var mı? Bu model evren ve anti-evren modeli gibi göründü.Ancak ikisi birlikte sonsuzluğu çağrıştırıyor.

Biraz açabilirseniz çok sevinirim. Belkide sonsuzluk takıntım sitenin isminden kaynaklanıyor olabilir. :)

Sevgiler ve Saygılar...


Karanlık madde ve karanlık enerji

Bilgisev -- 20.03.2008 - 20:32

Bildiğiniz gibi madde ile enerji ilişkili olup birbirlerine dönüşür. Madde için “yoğunlaşmış enerji” de denir. Termodinamiğin ikinci prensibine göre (daima dönüşüm daha dağınık hale doğru olacağından) enerji türleri de daha düzgün ve toplu durumdan daha az toplu, dağınık, duruma geçer. Örneğin, mekanik enerji ısı enerjisi yaratır. Tersi olmaz. Ellerinizi birbirine sürterseniz elleriniz ısınır ve bu ısı çevreye dağılır. O ısı enerjisi tekrar kullanılamaz hale dönüşür. Odunu yakınca duman çıkar ama dumandan odun oluşmaz.

Bu bizim evren için geçerli olan yasadır. Takiyon evreninde Termodinamik kuralları ve yasaları tam ters yönde çalışır. Yani o evrende daha az yoğun enerji daha çok yoğun enerjiye dönüşür. Eğer Takiyon evrende yaşıyorsanız yaşlı doğar genç ölürsünüz. Çünkü o evrende zaman tersine doğru hareket eder. O evrende duraganlık yoktur. En düşük hız ışık hızıdır. Şu halde düşünce gücü ile istediğiniz noktaya ulaşabilirsiniz, zira hızınız sonsuz hıza doğru dönüşebilir. Ancak görelilik prensibine göre sabit bir sonsuz hız dahi sizi etkilemez. Nasıl ki sabit hızla hareket eden bir tren içinde fizik kanunları duragan durumda duran trendeki gibi olursa, aynı şekilde ışıktan daha hızlı fakat sabit (artmayan veya azalmayan) bir hızla harekette fizik yasaları değişmez. Bir diğer ifade ile insan ışıktan daha hızlı hareket etmekte olduğunu hissetmez.

Karanlık maddeden söz ediliyor. Bu madde evrenin büyümesine de neden olabilir deniyor. Fakat bu madde ne görülebiliyor, ne de yan etkileri (kara delik gibi) sezilebiliyor. Nedeni Takiyonların sanal kütleli oluşlarıdır. Ayrıca kırmızıya kayış uzaklaşan gök cisimlerinin kanıtı olduğu söyleniyor. Ancak kırmızı uzun dalga boylu (düşük frekanslı) bir ışıktır. Mavi ışık ise tersine kısa dalga boylu (yüksek frekanslı) bir ışıktır. Eğer düzene doğru yaklaşmayı yavaşlamak olarak tanımlarsak, ki öyledir, düşük frekanslı ışık bir çeşit yavaşlamış ışık olarak da düşünülebilir. Hız bakımından değil, hızı aynı c olsa bile titreşimi yavaşlamıştır kırmızı ışığın. Yani, düzene doğru bir kayma söz konusudur. Her cisim en düşük enerji durumu olan denge durumuna doğru hareket eder. Buna minimum aksiyon prensibi de denir. Işık için ise minimum titreşim durumuna doğru gidiş dengeye gidiş ile eşdeğerdir. Işığın denge durumu duraganlık değil, sadece daha yavaş bir dalga boyuna doğru kayıştır. Şu halde kırmızı dalga boylarının görülmesi aslında gök cisimlerinin daha hızlı bir hareketi olarak değil, sadece daha düzenli bir duruma doğru yönelmeleri olarak yorumlanmalıdır, kanımca.

Nasıl ki kapalı bir kutu içindeki gaz molekülleri her bölgeyi dolduracak şekilde yayılırlarsa evrendeki gök cisimleri de (ışıktan yavaş parçacıklardan oluşmalarından dolayı) yayılıp genişliyorlar. Bu yorum termodinamiğe uygundur. Ancak onlardan yayılan ışığın kırmızı dalga boylarına doğru kayması ışığın minimum enerji prensibine uymasından dolayıdır. İşte bu yorum yenidir ve hiçbir fizikçi tarafından dile getirilmiş değildir. Takiyonların evrenimizdeki yasaları oluşturdukları görüşü de henüz yaygın kabul görmüş bir görüş olmayıp tamamen kendi yorumum olarak değerlendirilmelidir.


Bigbang

Bilgisev -- 21.03.2008 - 06:53

Bir ekstrapolasyon (matematik genelleştirme) olarak görülebilir. Yani, evren genişlediği kabul ediliyor ve zamanda geriye gidildiğinde evrenin bir portakal büyüklüğünde ateş topundan başlamış olduğu sonucu üretiliyor. Bu sonuç genişlemenin tek bir kere gerçekleştiğini kabul ve iddia eder. Oysa ki, Takiyon evren modelinde (benim modelim) açılıp kapanma olayı saniyede milyarlarca kere tekrarlandığı savunulur.

Bu durumun bir göstergesi de enerjinin küçük "kuanta" denen miktarlar halinde (kesikli olarak) aktarıldığı gerçeğidir. Her kesikli enerji birimi bir açılıp kapanma durumudur. Yani, evren süreksiz olarak nefes alır gibi varlığını sürdürür. Süreksizlikte varlık bir önceki veya sonraki durumu ile bütünsel ilişki içinde olduğundan kendi durumuna çok yakın fakat az da olsa farklı olarak yeni bir duruma sıçrar. Bu kesikli sıçramalara biz hareket, canlılarda yaşlanma ve evrende büyüme adını veriyoruz.

Evren de "ard arda açılıp kapanır" derken, sıfır boyutuna iner demek istemiyorum ama aniden çok kısa bir süre için üç boyutlu olmaktan çıkar. Çünkü kendisi dört hatta daha da fazla boyutludur. Hareketini anlamak için bu sitedeki "Hiperküp" yazısına bir kere daha göz atın.

http://sonsuz.us/?q=node/437

Orada 4-boyutlu bir nesnenin nasıl da hareket ettiğini göreceksiniz. Bu nesnenin hareketi insanı şaşırtır, çünkü bizim akıl ve mantık kurallarımıza ters bir hareket söz konusudur.

Örneğin, kapalı ve deliksiz bir nesne bir anda kahve fincanının kulpu gibi, kulplu bir nesneye dönüşür. Bu dönüşüm ise, sürekli olmayıp Topolojiye aykırı bir dönüşümdür. Yani hareketin süreksiz olduğu apaçık ortada ama, bizim gözümüze sürekli gibi görünüyor. Aynen, alternatif akımla çalışan bir aydınlatma ampulunden çıkan ışığın saniyede 60 kere yanıp sönmesi gibi. Bu hareketin hızına uyum sağlayamayan göz hücreleri sadece aydınlık görür. Biz de sadece sürekli bir dünyada yaşadığımızı sanırız. Geliştirmiş olduğumuz klasik fizik bilimi uzay ve zamanı sürekli kabul eder, ama Kuantum Kuramı durumun hiç de öyle olmadığını, süreksiz sıçramaların söz konusu olduğunu söyler.


Çok net bir dil...

1Misafir -- 21.03.2008 - 21:03

Çok değerli Bilgisev üstadım,

çok net ve anlaşılır bir dille izah etmişsiniz. Çok teşekkür ederim. Anlaşılan bu konuları araştırırken uykusuz kalacağım. Ne güzel...


Doğrusu biz göğü

-- 14.10.2015 - 16:30

Doğrusu biz göğü yokladık fakat onu şiddetli-güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı-dolu bulduk. (72-Cin 8)"

Ayette beyan edildiği gibi birinci kat gökten çıkmaları mümkün olmayan cinler, bu göğün sınırlarını yokladıklarını belirtmektedirler. Şimdi hep birlikte biraz düşünmeye başlayalım. Cinler ışık hızını aşamayan varlıklar olsalardı, ilk kat göğün sınırlarını yoklayabilmeleri için ya milyarlarca yaşında olmaları ya da göğün yollarını kullanmaları gerekirdi. Allah'ın izniyle göğün yollarını kullanan varlıkların şihaplarla kovulmayacağını dikkate aldığımızda ikinci olasılığın, cinlerin kendilerine göre makul bir ömürle Allah'a kulluk için yaratıldıklarını düşündüğümüzde birinci olasılığın oldukça zayıfladığını görür ve Mearic 4 ayetini bu boyutta tekrar tefekkür ederek cinlerin ışıktan çok daha hızlı varlıklar olduğunu anlayabiliriz. Cinlerin ışıktan hızlı varlıklar olduğunu anladığımız zaman ise gerekirse onları yakalama yeteneğinde olan meleklerin onlardan çok daha hızlı olduklarını ifade edebiliriz


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -