Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Düşünmeyi Düşünmek

delete

Düşünüyorum, ama nasıl düşünüyorum? ve daha da önemlisi, neden düşünüyorum?

Nasıl düşünüyorum? Sorusuna yanıt arayan pek çok insan şu sonuca varmış: “İnsanlar kavramlarla düşünür” Kavram olmasa düşünce de olmaz. Kavram ise bir soyutlamadır. Aklımızın bir konuyu veya olayı kavrayabilmesi için gerekli olan düşünce birimlerine kavram diyoruz. “Kavram” bir sözcük olsa da bir tasarımdır. Zihnin soyut bir yorumudur.

Demek ki, düşünürken hem soyut kavramlar üretiyoruz, bir de üstelik onlarla oynayıp yorumlar yapıyoruz. Daha da ilginci, bu yorumlara kendimiz de inandığımız gibi, yorumlarımızın doğruluğuna diğer insanları da ikna etmeye çalışıyoruz. İlginç doğrusu.

Kavramlarla bir mantıksal yapı oluşturmaya “bilimsel düşünce” veya “felsefi düşünce” diyoruz. Birinde doğa ile bir ilişki kurma çabası var, diğerinde (felsefede) bu çaba dahi yok. Bu iki tür düşünce yapıtı, tutarlı ve saygın bir yorum olarak ciddiye alınmalıdır. Çünkü bu düşünce türlerinde doğayı, insanlığı ve yaşamı sorgulayıp anlamlı ve tutarlı yanıtlar arama gayreti vardır. Üzerinde uzun uzadıya tartışılan düşünce ürünleri bu tür olanlardır.

Bir de kabuller ve varsayımlar üzerine kurulu, babadan gördüğünü tekrarlayan, derinliğine bir sorgulama içermeyen düşünceler vardır ki onlara ben sadece “düşünce kirliliği” demek durumundayım. Nasıl ki ses kirliliği, görüntü kirliliği varsa, düşünce kirliliği da vardır. Bunlar da bol miktarda sürekli olarak, her fırsatta karşımıza çıkmakta, anlamlı ve derin düşünmemize engel olmaktadırlar.

Fakat, bilimsel düşüncede ve felsefi düşüncede “ön yargılar”, “varsayımlar”, “geleneksel kabuller” yok mu? Elbette ki var. Onlar bizlere öylesine işlenmiş, öylesine sindirilmiş ki onlarsız düşünmeyi dahi beceremiyoruz. Onlar “biz” olmuşlar. Biz de “onlar” olmuşuz.

Nedir bu önyargılar, varsayımlar ve geleneksel kabuller? Saymakla bitmez. Ama başlayalım. Örneğin “nesnellik varsayımı” üzerinde biraz düşünelim. “Nesne” deyince ne anlıyoruz? Madde mi? Cisim mi? Ne-ise-ne mi? Evet, bu sonuncusu. Ne-ise-ne. Yani, tanımlanamayan, ne söze ne de sayıya sığmayan soyut bir kavram.

Nesneyi bir cansız varlık olarak düşünmek bizi canlı-cansız ayırımına ve bu kavramların tanımına götürür. Canlı varlık ne zaman cansız olur? Veya cansız varlık hangi şartlarda canlılık kazanır? Bu gibi derin konulara sonra gireceğiz. Şimdilik nesne için şöyle bir tanım yapabiliriz. Nesne: Öznenin dışında kalan her “şey”.

İyi de, bu tanım bize iki tane yeni tanım yapmamızı gerektiriyor. Özne nedir? ve Şey nedir?

Özne, cümle içinde iş yapan, yani fail. Fizikte ise iş yapma gücüne sahip olana “enerji” diyoruz. Şu halde “İş yapan enerji ise, özne = enerjidir”. Bir diğer ifadesi de bizim özümüz enerjidir. Biz (özne) ne maddeyiz ne de nesneyiz. Biz doğrudan doğruya enerjiyiz. Çünkü bizler iş yapma kapasitesine (yetisine) sahibiz.

Bu tanımdan hareketle diyebiliriz ki: “Şey, iş yapma yetisine sahip olmayan varlıktır”. Şu halde “şey” enerji sahibi değildir. Veya en azından enerjisini ortaya koyabilme yeteneği yoktur. Enerjisi olsa da gizlidir. Onun enerjisini açığa çıkartabilmek için dıştan ona etki etmek ve onun tepkisini sağlamak gereklidir.

Özne olmak zor, şey olmak ise kolaydır.


Düşündüklerim Düşünülürmü

nursin şaşmaz -- 19.04.2009 - 19:39

Bendeniz bazen düşünüyorum ve düşünündüklerimde sadece ilk düşündüğümün içinde geçen kavramlar. Açmak gerekirse- şöyleki;
"bence hayat güzel..
"neden böledüşündüm ki..
"böyle düşününce rhatlamak için..
"rahatlatıcımı yani böyle düşünmek..
"o zaman ne den hekes böyle düşünmüyor..
"herkes düşünüyordur belki, düşünmediklerini nerden biliyorsun..
"bilmiyormusun bunu..
"bilmiyorsan öğrenmelisin..
"öğrenmek için onu düşüncelerinde 3 boyutlu hale getir(takıntımdır..)..
"3 boyut örenmek için iyi bir yöntem..
"yöntem belki senin için öledir.
"herkes aynı yoldan gitmez..
".... vs.. vs..

Gibi.. ben böylesi düşüncelere kapılarak bazen saatlerimi kaybediyoru... çok zaman ayırorum düşünmek için. bu kadar düşünmek istemediğimi düşünmeme rağmen bu kadar çok düşünüyorum.. düşünmek istemediğim içindir belki.. belki kendime karşı koyamadığım içindir.. belkide kendme karşı koymak istemediğim içindir bilemeiyorum.. ama dşünmek istiyorum.. kendime sorduğum sorulara cevap veren birini buldum şimdilerde sanırım.. o bana sürekli onunla konuşmam gerektiğini söylüyor.. onunla konuşmak çok zevkli.. ama bu iyimi kötümü bilmiyorum..

Benim için bir teşhisiniz varmı...


insanın aktif-bilinçli

Marsseh -- 20.04.2009 - 09:41

insanın aktif-bilinçli olarak düşünmediği ve sağlıklı da olduğu yegane an uyku sanırım. Bunun dışında düşünmediğimiz bir an bile yok neredeyse...evet bence herkes bir iç sesle yaşıyor..İlk düşündüğünüze dair kavramları içeren şeyler düşünmeniz düşünme yollarından biri. Hatta kavram haritasına yakın bir metod. Üç boyutlu örnekleme-modelleme isteğiniz de çoklu zeka kuramı-Gestalt gibi yaklaşımlarda yer alır ve....sonuç;

hımmm...hanımefendi-beyefendi ya çok iyi bir psikiyatrist ya da arkadaş buldunuz (sorularınıza cevap verebilen), ya da aşıksınız:)turp gibisiniz yani:)


hımmm...hanımefendi-beyefen

nssasmaz -- 20.04.2009 - 13:22

"hımmm...hanımefendi-beyefendi ya çok iyi bir psikiyatrist ya da arkadaş buldunuz (sorularınıza cevap verebilen), ya da aşıksınız:)turp gibisiniz yani:)"


Bendeniz bay'ım..

İlginiz için tşkrler..

Ayrıca bunları yazmayı düşünüyorum.. bu konuda ne düşünüyorsunuz...

Düşünmeyi düşünmek hakkında bir yazımı sitede yayınlamak isterim yakında...


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -