Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Kadın ile Erkek farkı

delete

CALISAN KADIN



Eskiden kadin olmak daha kolaydi. Kadinlar sadece evde olur, yemek yapar, çocuk bakarlardi. Sadece esinin geliri düsükse kadin çalisirdi ve çalisan kadina acinirdi.Kadin çalisiyorsa, evine bakamayacagi düsünülürdü, zaten kadin bekarken çalisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu.

90'li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik çalismak ekonomik olarak özgürlesmek istiyordu. Önce üniversite okumaya ,sonra çalismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti. Çalisiyor, istedigi gibi harciyor, geziyordu. Artik çalisan kadin evli olmak degil bekar olup gününü gün etmek istiyordu.
Yasasin özgürlük...

Çalisan kadin artik iskolik olmustu, çalisiyor yükseliyordu.
Zirveye ulasmisti. Birçok sirkette once orta kademe, sonra üst kademe yönetici kadin oldu. Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu yaslarinda kadinlarla doluydu.. Bu çalisan kadina yetmedi, çitayi biraz daha yükseltti.

Artik hem evli ve hem de basarili çalisan kadin olmaliydi. Çalisan kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gözden geçirildi.Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen elendi. Ince ruhlu,saraptan anlayan, 14 Subat'ta müthis sürprizler yapabilen, kimsenin bilmedigi yerlerde basbasa tatillere götüren, yasamayi seven vebol bol espiri yapanlar hemen kapisildi. Yurt disindan gelinlikler getirtildi.Otellerde muhtesem dügünler yapilip, Maldivler'e ya da Bali'ye balayina gidildi. Balayindan sonra çalisan kadin hizla is basi yapti.Gündüzleri toplantidan toplantiya kostururken artik aksam yemegini de düsünmeye baslamisti. Aksam ne yenmeli, nereye gidilmeli, esinin gömlekleri, pantolanlari ütülü mü, kiyafetleri kuru temizlemeciyegitti mi geldi mi, marketten alinacaklarin listesini çikar, is çikisi git al, eve gel,aksam yemegini hazirla.... Çalisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti. Üzülünce derdini paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek olacak bir omuza,gözyaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is arasi çift vardiya çalisan Kadinla doluydu.

Zaman geçiyordu. Çalisan kadin 35 ine yaklasiyordu. Biyolojik saati "be-bek, be - bek" diye uyari vermeye basladi. Evet çalisan kadin hemen çigliklar atmaya basladi "Kariyer de yaparim Bebek de" diye...Çalisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini doldurdular. Çalisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna uygun zamani seçip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basladilar. Kimi tek, kimi ikiz ,kimi üçüz istedi. 1-2 ay sonra güzel haberler sirayla gelmeye basladi, çalisan kadinlar hamileydiler.

Çalisan kadin hem hamile, hem güzel olmak istedi.
Hemen diyetisyenlere kosulup, özel hamile diyetleri alindi, bol bol kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, börek, erik aserilmiyor, karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.Çalisan kadin çocugunu eski usul büyütmeyecekti. Hemen onlarca hamilelik, bebek büyütme kitaplari alindi, bir çok internetsitesine üye olundu, Yoga ve anne-baba kurslarina yazilindi. Çalisan hamile kadin artik gün gün takip ediyordu bebeginin gelisimini.Bugün 43. gün, bebegim üzüm tanesi gibi... 59. gün, parmaklari olustu...89.gün, bugün ilk defa hiçkirdi... 210 uncu günden sonra artik bebegin matematik zekasinin artmasi için Mozart dinletilecek..Sonunda mutlu gün geldi.

Çalisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden sonra çalisan kadin öldürücü diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde isbasi yapmisti.Artik basarili bir yönetici, iyi bir es ve anne olarak 24 saat çalisiyordu. Bebek büyüdükçe, sosyallesmesi için çalisan kadin cumartesilerini çocuguna ayirdi. Artik tüm anneler topluca etkinliklere katilmaya basladilar. Yas günü partileri,tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol, tenis ve yüzme kurslarinin biri bitiyor,digeri basliyordu. Çalisan kadina bu da yetmedi. Artik hem çalisiyor, hem iyi bir es olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu.

Çalisan kadin çitayi birkez daha yükseltti.O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, reçeller yapmali, organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali, çocuguna ve esine özel günlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari çok güzel süsleyebilmeliydi.
Bütün çalisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar.Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar, toplanti aralarinda birbirlerineyemek tarifleri vermeye basladilar, Dün nefis bir çavdarli ekmek yaptim, istersen tarifini vereyim""Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir aksamgelin De size de yapayim" Bakalim çalisan kadin bundan sonra çitasini nereye yükseltecek?

Gelelim erkege...
Bu süreç içerisinde çalisan erkek ise çitasini hiç yükseltmedi.
80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira içiyor ve maça gidiyordu...







Peki

xenix -- 23.12.2007 - 18:59

Günümüzde bu evrim geçiren kadınlar gerçekten mutlu mu? Tamam onlar adına bu gelişmeden dolayı çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Ama kendilerine sormak lazım gerçekten bu kadar yoğun bir hayatın içinde olmaktan mutlular mı?
Bu arada erkekler konusunda kesinlikle haklısınız. Tıpkı resimdeki goril gibi kaldılar :))

xenix


Eeee...

narin -- 24.12.2007 - 00:09

Erkekler için kolay değil tabi, o kadar rahatlıktan sonra alınan kilolardan dolayı çıta yükseltmeye çalışmaları ,dimi?... ;)


Kadınların aradığı eş.

Bilgisev -- 24.12.2007 - 05:06

Genelde kadınların aradığı iki şey var. 1. Güven, 2. Özgürlük.
Güven ve özgürlüğü bir arada sağlamanın bir yolu çalışıp para sahibi olmak, diğer yolu ise evlenip paralı bir kocaya sahip olmaktır. Fakat ikinci durumda sorun özgürlük konusunda çıkıyor. Evli erkek karısına ne derece özgürlük tanıyor? Türkiye'de kırsal kesimde kadınların özgürlüğü sınırlıdır. Tarlada ve evde özgürdür ama şehirde özgür değildir. Kasabalarda ve küçük şehirlerde evli kadınların özgürlüğü kabul günlerinde konken oynamakla sınırlıdır. Orada da erkeklerden arınmış bir ortam yaratıldığı için bu özgürlük tanınmıştır.

Yukarda sözünü ettiğim özgürlük büyük şehirlerde çalışan eğitimli kadınların özgürlüğüdür. İşte, bu noktada seçecekleri eş onların özgürlüğünü kısıtlamayan istedikleri ortamlara girmelerine izin veren eşlerdir. Türk erkeği artık değişime uğramak zorundadır. Kısıtlayıcı ve kural koyucu eş olmaktan, özgürlüklere saygılı ve destek olan eş olmak zorundadır. İşte çıtayı yükseltmek söz konusu ise, erkeklerin aşmaları gereken çıta bu tür bir dönüşümü gerektirmektedir.


Ben...

narin -- 24.12.2007 - 10:42

Konuya esprili yanıt vermek istedim sadece,yoksa farkındayım çıtayı yükseltmek derken neyin kastedildiğini.Ve bu konuyla ilgili söylenecek o kadar söz varki...
Söylenenlerin,konuşulanların lafta kalmasıda kötü.
Ben birçok şeyi ataerkil toplum zihniyetine bağlıyorum.Küçük yaşta erkek çocuklar öyle yetiştiriliyorlar ki,erkek olarak doğmak zaten onlar için bir ayrıcalık ve bu ayrıcalıklarınıda sonuna kadar kullanmaları gerektiği düşüncesi aşılanıyor.O erkektir yapsada olur yapmasa da ister yapar,istemez yapmaz gibi düşünceler.Kadınlar erkeklere sunulmuş bir armağan gibidir daha çok.Her konuda onları mutlu edecek ,etmesini bilecek bir varlık.Kadın iyi bir anne,iyi bir eş,iyi bir arkadaş,kısacası herşeyin iyisini yapmak zorunda olan bir fert.Erkekte böyle bir zorunluluk yoktur, yapsa iyi olur ama yapmasada çok önemli değildir!!!...Kadınlar kendilerinin istemeleri dışında daha iyi olmak, kendilerini eşlerine,çocuklarına,arkadaşlarına ve çevrelerine karşı ispat etme zorunluluğunu yaşadıkları için(dışa vurmasalarda)daha çok böyle bir telaşın içerisindeler.Öyle oldukları taktirde daha çok sevilip itibar görecekleri düşüncesi başta güzel gelsede zamanla, erken yaşta tüketmektedir onları.İçlerinde belkide sayılabilecek kadar az sayıdadır kendim için yaptım diyebilecekler.
Nerede nasıl bir eğitim alınmışsa,yaşadığı yer neresi olursa olsun o kişi hep o düşünceyle hareket etmektedir.Kadın/erkek farketmez insan kendini yetiştirmesini bilmeli,bu iyi üniversilerde iyi öğretim görmeklede olacak birşey değil, kaldı ki canlı örnekleri var çevremizde... yoksa affınıza sığınarak söylüyorum öğretimle cahillik gidiyor,baki kalan nedir hepimiz biliyoruz zaten...


Kadınların üstünlüğü

Bilgisev -- 24.12.2007 - 22:01

Diyorsun ki: "İçlerinde belkide sayılabilecek kadar az sayıdadır kendim için yaptım diyebilecekler.". Bu ifadenin derinliğini bilmem kendin kavrayabildin mi? İnsanın "Kendim için yaptım" demesi güzel değildir. Bu ifadede ego ve bencillik vardır. Eğer kadınlar bu ifadeyi kullanmıyorlarsa ve gerçekten diğer insanlar için (yakın aile çevreleri de olsa) fedakâr olarak gayret gösterebiliyorlarsa ne mutlu onlara. Bu kadınların yüceliğine işarettir.

Umarım erkekler de "Kendim için çok az şey yaptım" diyebilecek yüceliğe ulaşırlar. Burada Tevfik Fikret'in iki mısraını aktarayım:

Sen sanma ki benim hep elemlerim,
Heyhat, ben nevaib-i eyyamı inlerim.

NOT: "Nevaib-i eyyam" Diğer insanların başına gelen belalar, demektir.


Farkındayım...

narin -- 24.12.2007 - 22:30

Ama ben farklı konuları farkettirme çabasındaydım.İnsan kendisi mutlu olmadıktan sonra çevresindekileri mutlu edemez ki.Olsada yapay bi mutluluk olur.Sizler farkındamısınız bilemiyorum ama kadının kendini hep 2.3.planda tutması fedakarlık olarak düşünülür.Bu fedakarlık mıdır yoksa eşin,çocuğun,arkadaşın egosunu tatmin etmeye çalışmakmıdır artık daha çok düşünür oldum!!!Siz fedakarsınızdır ama karşınızdaki bunu fedakarlık olarak mı görüyor.Görülsede görülmesede adı fedakarlıktır ama yinede değil mi??Ben diyorum kiii,insan kendisi içinde birşeyler yapmalı yapabilmeli,tabiki sadece kendini düşünerek birşeyler yapmak hoş bir davranış değildir.Ama kadın öyle bir varlık kii annelik öyle bir duygu ki zaten sadece kendinizi düşünmenize izin vermez.Herkes bir kere geliyor,herkesin bu dünyada sadece bir yaşam hakkı var,o yaşamda da müsade edin biraz egoist olalım.Birinin mutlu olduğunu görmekte güzeldir ama ömür boyu fedakarlıkla insanın gerçekten mutlu olabileceğine inanmıyorum...


Yine hem-hem

Bilgisev -- 25.12.2007 - 04:57

Konuya ya-veya mantığı ile girersen çözüme ulaşamazsın. Ya-veya mantığı ayırımcı ve kısıtlayıcıdır. Konuya hem-hem mantığı ile girelim. Sadece kadınlar değil, erkekler de hem kendilerine hayırlı hem de çevrelerine hayırlı işler, eylemler yaparlarsa gelişim olur. Sadece kendine yararlı olan kişiye egoist denir. Sadece başkalarına yararlı kişi kendine zarar verir. Olayın sırrı, karşılıklı yarar ve fayda sağlayabilmekte yatar.

Doğanın nasıl çalıştığına bakın. Arılar çiçeklerden bal yapmak için onlardan yararlanırken, onların polenlerini taşıyarak döllenmeyi sağlarlar. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bir hoca (öğretmen) öğrencilere ders verirken kendi de öğrenir. Zaten gelişmenin sırrı budur.

En üstteki "Çalışan Kadın" yazısında kadının hem kendini mutlu ettiğini hem de çevresini mutlu etmeye çalıştığını görüyoruz. Yani, toplum içinde kadının özgür ve faydalı olmasına izin vermek, bu konuda gerekli çabayı göstermek her erkeğin GÖREVİ olmalıdır.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -