Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Evlilik

delete

Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız,
Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız,
Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız,
Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun,
Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda,
Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın,
Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi
Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin,
Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın,
Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın,
Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır,
Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın,
Çünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan,
Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın,
Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez....

Halil Cibran



En önemlisi

sonsuz -- 01.01.2008 - 14:28

En önemlisi ilişkilerde çiftlerin birbirileri ile mücadele içinde olmamasıdır. Bir kez yarışmaya başladınız mı, artık sonucunda kimin kazanacağı önemli olmayan bir ilişkiyi tüketme aşamasına geçmiş bulunursunuz.
Evliliğin ve ilişkilerinde en zor kısmıda budur sanırım. Birlikte hayata karşı mücadele edecekken, birbirimize karşı mücadele etmek.


evlilik pazılı

ziyaretçi -- 01.01.2008 - 15:00

evlilik iki insanın,eline bir yapboz almasıdır.birlikte geçirilen her an,bu pazılın bir parçası doğru yeri bulur.ve yıllar pazılı tamamlamaya çalışır.sonunda ortaya nasıl bir resim çıkacağını ikisi de bilemez.resim çok anlamlı olabileceği gibi hiçbir şeye benzemeyebilir de...bakanları korkutabilir.hatta tamamlanmayabilir...bana kalırsa bu pazılın bir parçası hep eksik kalmalıdır.onu çiftler kendilerine saklamalıdır.halil cibran yaşasaydı ne derdi bilmiyorum ama sizce o parça nedir?


Bence

sonsuz -- 01.01.2008 - 15:16

Kişisel özgürlük alanıdır. İnsanın bireyselliğini koruyan sadece bu alan olabilir.


:)

ziyaretçi -- 01.01.2008 - 15:24

bilemediniz sevgili sonsuz.:)


Bulunduğum nokta

sonsuz -- 01.01.2008 - 17:59

Herkes bulunduğu noktadan görebilir eksik parçanın ne olması gerektiğini. Ve hiç bir eksik parça dğer puzzlerdaki eksik parçaya uymaz. Bu yüzden sizin eksik kalması gerektiğine inandığınız parça, bende puzzle ın merkezini oluşturuyor olabilir. :)


yok ben çok utandım artık bişey yazamayacağım:(

ziyaretçi -- 01.01.2008 - 18:06

:(


Neden ki?

sonsuz -- 01.01.2008 - 18:07

Dilediğinizi yazabilirsiniz. :) utanılacak birşey yok. herkes düşüncelerini dile getirebilir özgürce.


"Herkes bulunduğu noktadan

narin -- 05.01.2008 - 19:23

"Herkes bulunduğu noktadan görebilir eksik parçanın ne olması gerektiğini. Ve hiç bir eksik parça dğer puzzlerdaki eksik parçaya uymaz. Bu yüzden sizin eksik kalması gerektiğine inandığınız parça, bende puzzle ın merkezini oluşturuyor olabilir"

Sonsuz'un düşüncelerine katılıyorum...Çünkü herkesin yaşam puzzle farklıdır.Evlilikte de aynı şekilde.
Kaç kişi eline aldığı parçayı tek seferde yerine koyabilmeyi başarmıştır?Parçalar aynı olsada herkes eline aldığı parçayı farklı düşüncelerle oturtmaya çalışır.
Parçaların yerine oturması,tam yerini bulması sezgilerle ve zamanla edinilecek tecrübelerle olacaktır...Aynı puzzle üzerinde ne kadar çok uğraşırsanız her defasında parçaların yerini bulmanız daha kolay olacaktır.
Eksik kalması gereken parçadan bahsedilmiş...Ben o parçayı "ÖZLEM" olarak düşünüyorum.Ama zaten bir parça hep eksiktir."AYRILIK" parçası.Çoğu birliktelikler sonsuza uzanacağı düşünülen bir aşk ve sevgiyle başlar.Ama çoğunun akıbeti malesef öyle olmaz.Belki hiç ayrılıların yaşanmadığı ya da yaşanmayacağı birlikteliklerde puzzle tamdır.Bunu kim bilebilir ki!!!Bilmek için o sonsuzluğu yaşamak gerekir...


Helal Olsun

Misafir -- 07.01.2008 - 14:05

Helal olsun sizlere!..Sonunda evlilikle puzzle yi nasıl bağdaştırdınız? Severek evlenin saygıyı koruyun yeter bu kadar felsefi olmaya ne hacet?


Teşekkürler... ;)

narin -- 07.01.2008 - 14:35

"Helal olsun sizlere!..Sonunda evlilikle puzzle yi nasıl bağdaştırdınız? Severek evlenin saygıyı koruyun yeter bu kadar felsefi olmaya ne hacet?"

Farklı düşünmek,olaylara bu düşünceler bağlamında farklı bakmak kadar doğal birşey olamaz.İnsanları farklı ve renkli yapanda bu düşünce çeşitliliğidir.Düşüncelerin ifade ediliş tarzı size felsefi gelmişse kiii ,olabilir bu sizi neden rahatsız etti anlamış değilim.Siz mutlu olduğunuz yada mutlu olduğunuza inandığınız gibi yaşayın evliliğinizi.Ama bırakın bizde düşüncelerimizi söyleyelim.Bana sevgi ve saygının dışındaki maneviyatlarda lazım.Varmı bunun ötesi ;)


Ben misafir

Misafir -- 07.01.2008 - 15:19

"Bana sevgi ve saygının dışındaki maneviyatlarda lazım.Varmı bunun ötesi ;)"

Sevgi ve saygının dışındaki maneviyatları açıkca yazarsanız felsefe yapmadan ne istediğiniz daha anlaşılır olacak kanısındayım. Sonra ben rahatsız olduğum için yazmadımki! rahatsızlığım nereden çıktı? Çok basit 2 satır yazıma bile tahammül edememişsiniz. Demekki yanlış yoldasınız tepkiniz buna sanırım. Çok iyi edebiyat la, felsefe ile evliliğin yürütülemiyeceğini vurguladım. Çok mutlu bir evliliğimiz var tam 16 yıldır. Sevgi ve saygı dışındaki maneviyatlarada hiç ihtiyacımız yok. Hele puzzle lere hiç yok.



Ne anlatmak istediğimizi anlayamamışsınız...

narin -- 07.01.2008 - 17:31

Neden tahammül edemeyeyim ki?siz nasıl fikrinizi söylemişsiniz bende söyleminize karşılık düşüncelerimi söyledim.Asıl sizin hiddetlenmenize anlam veremedim.Siz nasıl fazlasını gereksiz buluyorsanız bende bi o kadar gerekli bulduğumu söyledim hepsi bu...E gereksiz bulduğunuza göre detayları konuşmanın manası da yok zaten...Allah mutluluğunuzu daim etsin inşallah...Kimsenin puzzle lara ihtiyacı yok o sadece br benzetmeydi!!!
haa bu arada yanlış yol demekle neyi kastetdiğinizi anlayamadım daha açıklayıcı olursa söylediğiniz sevinirim.Ben kendimi yanlış yolda görmüyorum da!!!


Ben Misafir

Misafir -- 07.01.2008 - 18:16

Ne anlatmak istediğinizi çok iyi anladığım için yazma gereği duydum. Yaşadığım 16 yılla ilgili sadece 2 şeyin çok önemli olduğu noktasında tecrübemi paylaştım. Eğer benim yolum yanlış olsaydı bunları yazmazdım. Evlilikte mutluluk aranıyorsa O zaman siz yanlış yoldasınız.Zira mutluluk aranılacak bir şey değil kendiliğinden oluşan birşey. Bu konuda bireysel olma gibi bir hakkınız yok(Zaten herşey yolundaysa ihtiyacınızda yok) Çünkü siz artık bir çift diye anılıyorsunuz. Sevginin içinde her şey barınıyor, saygıda bunu perçinliyor, Diğer söyledikleriniz sadece bir teferruat, evliliği kurtarıcı şeyler değil. Bilmem siz beni anlayabildiniz mi? Siz hiç bir şey vermeden herşeyim olsun isterseniz fena halde duvara toslarsınız. Evliliklerin %90'nı bundan dolayı sona eriyor. Fedakarlık karşılıklı ancak sevgiyle olur. Not: Kesinlikle hiddetli falan değilim.


Sevgi ve Saygı

sonsuz -- 07.01.2008 - 18:37

Sevgili misafir, sevgi ve saygı yeter demişsiniz. Haklısınız tabiki bunlar yetebilir. Ama sorun bunların oluşmasındaki süreç. Siz her karşınıza çıkana sevgi ve saygı duyamazsınız. Hiç kimse duyamaz.
Birinin bana saygı duyduğunu nasıl anlarım. İşte bunlardır puzzle ın parçaları. Her ne kadar çift olsak ta bu dünyaya yalnız geldik,yalnız gideceğimiz de bir gerçek. Benim kişisel tercihlerime saygı duymayan bir insan bana saygı duyduğunu iddia edemez.
Sevgi ve saygı olan herkesle evlenilebilir mi? Sizin ilişkinizde sadece bunların olmadığını biliyoruz. Evet felsefesini yapıyoruz haklısınız. Hatta zaten bu yüzden buradayız. :)


Ben misafire

xenix -- 07.01.2008 - 21:26

Ben misafire katılıyorum. Birşeyi ne kadar konuşursanız o kadar sorun yoksa bile sorun yaratmış olursunuz. Felsefesini yapacağınıza yaşayın. Yok puzzlemış, yok parçaymış, yok resimmiş.. Zaten aile kavramını yıkmak isteyen batılıların üçkağıdı bunlar. Gelmeyin gaza, öyle hayattan çok şey beklemeyin. Evlenin üreyin. Vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirin.


xenix


Şimdiiii....

narin -- 08.01.2008 - 12:53

Önce misafir arkadaşımıza bir iki sözle başlayayım.Mutluluğun aranılacak birşey olmadığı konusunda sizinle hemfikirim.Ama mutluluk kendinden olan birşey de değildir.Mutluluğu görebilmeniz,yakalayabilmenizdir asıl olan, zira mutluluk zaten varolan birşeydir.Saygı ve sevgisiz elbette olmaz, normal arkadaşlıklar bile bu değerler olmadan yürütülemezken evliliğin yürütülmesi mümkün değildir.Bu konuda da sonsuz arkadaşıma katılıyorum.Sadece sevilen ve saygı duyulan biri ile evlenilmez çünkü yaşamda saygı duyup ,sevilen sadece eşler değildir.Eşi diğer sevilip saygı duyulan kişilerden ayıran duygular vardır.Sevgi ve saygı olmazsa olmaz dır, ama bu iki duyguyu perçinleten de evlilikte olması gereken diğer hissiyatlardır.Yoksa dediğim gibi eş sevmekle arkadaş sevmek arasında bir fark olmazdı...Hiçbirşey vermeden çok şeyim olsun demeye ,düşünmeye hakkımız yok diye düşünüyorum.Kaldı kiii kim almadan vermiş sürekli(anne-babaların dışında!!!).Hayra yapılan işlerde yaptığınızın karşılığınız beklemezsiniz ama evlilik bir hayır kurumu değildir.Güzel hislerinizi yansıtmanızın karşılığı olarak aynı maneviyatı beklersiniz(şahsen ben beklerim).Özetle evlilik sadece saygı ve sevgi ile bağlı bir paylaşım değildir.Detaylarda gizlidir bağlayıcılık..

Bu arada sevgili xenix ,siz misafire katılmışsınız ama misafir size katılır mı son ifadenizde bilemem.Gaza geldiğimiz için konuşmuyoruz, özgür platformda düşüncelerimizi ifade etmeye çalışıyoruz ama şöyle ama böyle...Hayata sen birşey vermediğin sürece zaten hayattan "elma piş ağzıma düş" misali birşey bekleme lüxün olamaz.Belli konumlarda da beklentisiz yaşanmaz.İnsanları diğer türlerden ayıran vasıflar vardır,maneviyat vardır.Üremek için birlikte olan türden değiliz yani.Evliliği sadece üremek için görenler bol bol üreyip, vatana evlatlar yetiştirsinler...


Ne söylesek BOŞŞŞ!..

Ben Misafir -- 09.01.2008 - 08:25

"(Ben misafire katılıyorum. Birşeyi ne kadar konuşursanız o kadar sorun yoksa bile sorun yaratmış olursunuz. Felsefesini yapacağınıza yaşayın. Yok puzzlemış, yok parçaymış, yok resimmiş.. Zaten aile kavramını yıkmak isteyen batılıların üçkağıdı bunlar. Gelmeyin gaza, öyle hayattan çok şey beklemeyin. Evlenin üreyin. Vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirin.)"

Noktasına, virgülüne kadar katılıyorum.Arkadaşım belliki seven, sevilen, çevresi tarafından saygı duyulan, zeki bir insan. Bu yazıdan bile başka manalar çıkarmak gerçekten hüner ister!.. Onun için tekrar diyorum ki..Bağdaştırma uzmanlığınız için HELAL OLSUN size!..


siz,misafire katılmasaydınız sayın XENİX doğrusu buna şaşırırdım

ziyaretçi -- 09.01.2008 - 11:48

"Bir şeyi(ayrı yazılır) ne kadar konuşursanız o kadar sorun yoksa bile sorun yaratmış olursunuz."
evet sayın Xenix sizin de tam olarak yaptığınız şey bu:Sorun yoksa bile sorun çıkarmak... Peki,felsefe yapmak yerine yaşamayı savunurken bankamatik önünde sıra beklerken sizi birdenbire beden ve ruh gibi (sizi aşabileceğini düşündüğüm)bir felsefeye iten nedir?Madem ki böyle sudan bir sebeple aklınız felsefeye kayıveriyor peki ya niçin evlilik gibi insanın yaşamında bir kilometre taşı olan konu hakkında felsefeden kaçıyorsunuz?Yaşarken felsefe yapılamaz mı?Puzzle batıdan gelmiş olabilir ama inanın benzetme yüzde yüz yerlidir.(yani bana ait)
(ben de yerliyim)Batı,zavallı türk aile kavramını yıkmaktan daha önemli işlerle uğraşıyor gibi geliyor bana,ne dersiniz?Üç kağıt kumarda olur ve o sevmediğiniz benzetmelerden biri daha:Evlilik de kumardır.(bu benzetme bana ait değil,alıntıdır.)Siz üreyiniz Xenix,evrene tohum saçmaktan daha verimli işler yapmayı planlayanlar da vardır elbet.


Öncelikle

xenix -- 09.01.2008 - 12:23

narin ve ziyaretçi yorumlarınıza teşekkür ederim. Özellikle ziyaretçinin dil bilgisi* kurallarını hatırlatmasına da teşekkür ederim.

Öncelikle evliliğin amacını düşünelim. Salt amacını hatta. Daha derinlere inelim.
İlkel toplumlarda, güçlü olan, seçtiği kadını alıyor ve içgüdüsel üreme isteklerini gideriyordu. Kadını sahiplenip çocuğununda babası olmaya çalışıyordu. (Tabi annelik çok daha koruyucudur, babalık ayrıca tartışabilir.) Ama nüfus arttıkça ortada bir sorunla karşılaşıldı. Bir kadın hamile kaldığı zaman yetişecek bebeğin babasının kim olduğu belli olmayacaktı.

Dolayısı ile o nu korumakla ilgili erkek seçilemeyecekti. İnsanlar bunun üzerine bir karar aldılar. Ve "üremek" için evlilik dediğimiz (bugünkü haliyle) kavramı ortaya attılar. Böylece yetişen çocukların anne ve babalarının kim olduğu bilinebilecekti.

Belki size şaşırtıcı gelebilir (aslında gelmemesi lazım) ama evliliğin tek amacı budur. Ve bu sağlıklı bireyler yetişmesi açısından en uygun yoldur. Binlerce yıldır toplumlardaki doğal seleksiyonlardan geçerek gelmiştir.

Ama son yıllara baktığımızda, evliliğe daha çok anlam ve maneviyat yükleme çabaları görüyoruz. İşte bu noktada eskiden "bizans oyunları" diyebileceğimiz batının üçkağıdı başlıyor. Çünkü kendi aile kavramlarını yitirmiş durumdalar. Yetişen nesiller fiziksel olarak sağlıklı görünsede çoğu anne-baba sorunlarından dolayı psikolojik olarak harap durumda. Bu sadece batıda olan bir durum değil, aynı zamanda yaşadığımız ülkede de gözlemdiğimiz bir olay.

Temelinden alırsak, eğer evliliğin bu kadar basit bir temele dayandırılamayacağını düşünüyorsanız, o zaman sevdiğiniz kişi ile evlenmeden birlikte yaşamayı, hatta eğer kendinize çok güveniyorsanız çocuk yapmanızı öneririm. Ama sizin bile bu kadar maneviyat ararken, "evlenmeden olmaaazz" dediğinizi duyar gibiyim.

Seni seviyorum, aşığım, çok uyumluyuz, manevi pazılımız tam (üstelik yerli pazıl), ama evlenmeden yaşayamayız. Evlenmeden çocuk yapamayız. Demek ki gördüğünüz gibi sorun manevi eksiklik falan değil, toplum tarafından kabul edilmiş "evlilik kurumuna" (asıl çıkış amacını hatırlarsanız, üremeye ve sağlıklı nesiller yetiştirmeye) sandığınızdan daha çok değer veriyor olmanızdır.

dil bilgisi*: Bende bir kaç hatırlatma yapayım. XENIX yazılır eğer büyük harfle yazacaksanız, ve nokta virgül gibi noktalama işaretlerinden sonra bir boşluk bırakılır.

xenix


:)

ziyaretçi -- 09.01.2008 - 13:07

Sayın Xenix şu "pazıl" a çok güldüm doğrusu.Dikkatli bakışları severim.Evliliğin çıkış noktası üremek ve ürettiğine sahip çıkmak olamaz bence.Her iki cinste de güçlü sahip olma güdüleri var ve bu güdüler bir erkeği ya da bir kadını sadece ama sadece kendine ait yapma arzusunu kuvvetlendiriyor.Şimdi,dünyanın bütün kadınları size verilse,içlerinden sadece birini kuvvetle isteme arzusunu yenebilecek misiniz içinizde?Düşünmek ve felsefe yapmak bu sitede oyalanan herkesin laneti bence:)


Evlilik

statik -- 12.01.2008 - 09:27

"(Kaç kişi eline aldığı parçayı tek seferde yerine koyabilmeyi başarmıştır?Parçalar aynı olsada herkes eline aldığı parçayı farklı düşüncelerle oturtmaya çalışır.
Parçaların yerine oturması,tam yerini bulması sezgilerle ve zamanla edinilecek tecrübelerle olacaktır...Aynı puzzle üzerinde ne kadar çok uğraşırsanız her defasında parçaların yerini bulmanız daha kolay olacaktır.)"
Hayatın akışı içinde çok geçerli olmasına rağmen, evlilik dışında tutulması gereken bir görüş. "Elinize aldığınız bir parçayı farklı bir düşünce ile oturtmaya çalışmanız" diye bir şey evlilik kurumu içerisinde nasıl uygulanır? Farklı ve çakışmayan düşünceler zamanla büyük tartışmaları ve akabinde de ayrılıkları getirmez mi? Ancak; "aynı pazılla ne kadar çok uğraşırsanız yerini bulmanız kolay olacaktır" a, katılmakla beraber kendisi ile bu kadar uğraştıracak ve sabır edecek pazılı nerden bulacağız?
Sonuçta görüşüm şu ki; Evliliği daha basite indirgemek, evliliği yaşamak, üremek, sevmek, saymak, itimat etmek gibi
kavramların bilincinde olanların daha mutlu yaşayacaklarını, hele düzgün çoçuklarla bu mutluluğu taçlandıracaklarını düşünüyorum.


toplum kuzusu-hayat sigortası

symekiz -- 06.05.2010 - 20:43

gelinlik kadar rahatsız bir kıyafetle başlayan bir serüvenin ne kadar doğru yahut sağlam olucağı tartışma konusudur şahsımca.

birde düğünde takılan takıların evlilik boyunca potansiyel boşanma konusu olduğu ülkemizde ; insanların egolarını tatmin etmek için birileri için bu derece değerli bi günü kullanmaları ne kadar adil bir harekettir.. eline verilen bir hesap numarasına da aynı parayı aynı içtenlikle yatıracakmıydı yoksa yıllarca sürecek olan o bunu taktı bu bunu taktı dedikodularında yer almakmıydı niyeti..

belediyenin onayına gerek duyan çiftlerin birbirlerine olan güvensizliklerinin herkese duyurulması değil midir bu? evet ben seninle birlikte yaşamak istiyorum ama önce bi hayat güvencesi olan imzayı atalım demek değildir de nedir bu? zaten birbirine olan güvenin aşmışsa sınırlarını; sen sorgusuz-sualsiz, isteksiz , yargısız; yaşarsın yıllarca elele,yanyana,aynı yastıkta..

eğer imzaysa derdin iki sebeptendir;

ya kuzusu olmuşsundur toplumun..ya da hayat sigortasını ucuza getirmektir niyetin..


evliliği

marmaramus -- 06.05.2010 - 21:05

evliliği düşünebilir-di-m.

ancak toplumsal normlar sirayet etmiş hegemonik yapı bırakın evliliğimizi dışarıda sevdiğimle birlikte dolaşabilmeme bile imkan tanımıyor.


İkinci seçenek genellikle

Toruk Makto -- 06.05.2010 - 21:08

İkinci seçenek genellikle erkekler için geçerli olmadığından, ilk seçeneği red ediyorum. Zaten bütün bu saçmalıkların altında yatan da ikinci seçeneğin varlığı.
Kadının yeterince güçlü olmayışı, varlığının devamını güçlü bir erkeğe ya da güçlü anne baba ve akrabaların varlığına bağlayışı.

Diğer bütün teferruatın doğmasına neden olan şey bu.
Bu sorun halledilse; bütün gariplikler son bulurdu ama yine o rahatsız kıyafet varlığını sürdürebilirdi. :)


2.seceneğin çok yönlü oluşu

symekiz -- 06.05.2010 - 21:23

bir kadın için hayat sigortası maddiyat olurken bir erkek içinde bir nevi sperm sigortasıdır bu evlilik;

imza karşılığı karşı cinsine kendi genlerinden olan birey üretmesini diler ve daha önemlisi ki esas olay şahsımca budur; periodik seks ihtiyacının hijyenik şekilde giderilme ihtiyacıdır.

buda bir nevi sigortadır gözümde; erkek hiv olmama sigortası yapar kendine.. bi kişi seçer..


Toruk sen ne zaman raziye

oik0s -- 06.05.2010 - 21:50

Toruk sen ne zaman raziye oldun bakim? Hahahaha:)

Hem insanı söyleyip, hem insana ne yapacağını söylemek ...

İşte çelişkiniz bu...

Madem özgürlükçüsünüz neden gelinliğe mühür ? Erkek olanı neden çeşitlendirip belli bir kötülüğün anahtarı yapıyorsunuz. Bırakınız çiftler karar versin evlenmeye ayrılmaya mutluluğa...


İkinci seçeneği göz

Toruk Makto -- 06.05.2010 - 21:50

İkinci seçeneği göz önüne almayan bir kadınla bunu yapması imkansız olurdu. Hadi çok zor olurdu diyelim. Böyle bir kadınla periyodik seks ihtiyacını kısa bir periyodda karşılayabilir, hiv olmama hali de tek çıkarı olurdu. Spermlerinin de çöpe gideceğini söylememe gerek yok sanırım. Kadın tarafının, bu seçeneği tek taraflı red etmesi halinde bütün sorunun çözüleceğini savunuyorum...


Kadına güçlü olmayı

Toruk Makto -- 06.05.2010 - 21:56

Kadına güçlü olmayı önermek dışında neyi söylemişim? Hem öneri dayatmayla aynı şey değil. Özgürlüklere dokunmuyor. Sorunun aciz olmayan kadınlarla çözüleceğinden bahsettim. Kendini aciz görüp güçlü bir erkeğin kollarına atlama özgürlükleri hala saklı durumda. :)

"Madem özgürlükçüsünüz neden gelinliğe mühür ? Erkek olanı neden çeşitlendirip belli bir kötülüğün anahtarı yapıyorsunuz. Bırakınız çiftler karar versin evlenmeye ayrılmaya mutluluğa..."

Bu kısmı hiç anlayamadım oik0s. Biraz açarsan sevinirim.


durduk yere mi?

symekiz -- 06.05.2010 - 21:56

kadın güçlenmesi gerektiğinin farkına evren yok olurken dahi varamasın diye düzenlenmiştir herşey bu sebepten farkına varamayanlar için en ufak yargı isteği dahi gelmez içimden..

peygamberler erkektir, çocuklar tanrıları hep "baba" sanır.. allah baba noel baba vs.

erkekler fiziksel güçlerinden ötürü her eve lazım gibi görünen canlılardır ve 10 tane kadın olsa içlerınden biri dahi herhangı bır erkeğin kas gücüne sahip olması ufak bir ihtimaldir; yoktur dahi denılebilir.

imamlar hep erkektir; bunun için regl dönemleri öne sürülür..

kadınların yapabılecekleri meslekler toplum tarafından oldukça sınırlandırılmıstır..

islam dininin kitabı kuran da yazılanlar güya kadını yükseltıyormuş gibi gösterirken en aşağılayıcı dille başlamazmı herşeye; kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı..

tecavüze ugrayan kadın öldürülür; tecavüz eden değil..

kadın için kullanılan orospu kelimesinin erkek versiyonu varmıdır bilmiyorum..

ve daha bir çok şey..

kadınlar çocuk doğurmak için olusturulmus kuluçka makınaları, temizlik görevi olan insan cinsi olarak lanse edilmiş oldugundan günümüze kadar; kadın niye güçlensin ki şimdi durduk yere..


Bütün bunlar doğru ve bir

Toruk Makto -- 06.05.2010 - 22:01

Bütün bunlar doğru ve bir kısmı hala varlığını sürdüren etkenler.
Fakat hiçbiri kadının kendisini aşağı görüp güçsüz hissetmesine bahane olmamalı/olamaz.
Bunu doğrulayan kadınları az da olsa görüyoruz. Böyle bir kadın olmak için erkeklerin insaflı varlıklar olacağı günü bekleyecek olanlar daha çok bekleyecektir...


Profilime bak...Anlarsan...

oik0s -- 06.05.2010 - 22:04

Profilime bak...Anlarsan...


özde aynı şey sanırım

symekiz -- 06.05.2010 - 22:06

biraz maydonozluk yapmak bu tip bişi oluyor sanırım ; affola..

şimdi gelinliği kötüleyen bendim amma aslında demek istediğim çocuklugumuzdan beri aşılanan ilkelerle yaşama zorunluluğuydu..

bi kız cocugu doğdugu andan beri ailelerin mütemadıyen kullandıgı kelımedir ; gelinlikli halinide görürürüz inşallah.. hani bu çok iyi bişi sanki.. hiç diploma aldıgınız görürürz inş. diye büyütülen kız cocugu görmedim.. hep gelinliktir bu..

ne zaman bı müsamere olsa kızlar gelinlik gıymek ıster; tuvalet giydirmek ıstersınız hayır o ıstemez cunkü öğretılmıstırki bunu giymek cok ıyı bişi..

bu öğretılerle buyutulmeyen 10 kız cocuguna sorsan böylesine rahatsız, sıkıcı ,ağır ve çirkin bir kıyafetle saatlerce insanlara karsı gülmek ve oynama zorunlulugunuzun oldugu bır yerde ayakta bekleyeceksiniz üstelik bu insanlar egolarını tatmin için sizin gününüzü sececekler ve sizde 1 gün giyiceğinz gelinlik adı verılen kıyafete 6.000 ile 15.000 arası bi mebla ödeyeceksiniz..

10 kişiden kabul edeninin ıq seviyesinin ölçülmesini rica ederdim..

dahi olup olmadıgını merak etmek hakkım en azından..

bu konuda özgürlük; doğdugun andan başlar; öğretilerle yetişmeyen kızın gelinlik giyme isteğine saniye düşünmeden gülümsemeyle bakabilirken; öğretılerle yetişen kızın bu isteği yalnızca soru işaretleri bırakır zihnimde..


Baktım,

Toruk Makto -- 06.05.2010 - 22:09

Baktım, güzelmiş.

"Olabildiğince safça hayatta kalma mücadelesi veren, erkini gökte değil kendinde bulan, yaşamcıların mekanıdır oikos..."

Peki, bu erki gökte ya da bir erkeğin kollarında değil de kendilerinde bulmaları gerektiğini önermemin özgürlüklere ters olduğu çıkarımını yapmana neden olan şey neydi?


symekiz, bu yazdıklarını

Toruk Makto -- 06.05.2010 - 22:17

symekiz, bu yazdıklarını bir karta bastırıp evlenme teklifinden sonra detayları konuşurken çıkaracağım. :)

Hoşgeldin.

symekiz
Üyelik süresi
3 hafta 4 saat

Üyelik sürenin 4 haneli rakamlarla yazıldığı günleri görürüz inşaallah. Senin gibi üyelere ihtiyacı var bu forumun...


Çiftler

oik0s -- 06.05.2010 - 22:21

Çiftler dışardan(çevreden) rahatsız edilmedikçe, rahat bırakıldıkça yani ahlaki vicdani dini vs... hiçbir dayatma yapılmadıkça kendi erklerinin sahibi olurlar.

Başlangıçlar önemlidir. Gelinlikler, ritüeller, düğünler önemlidir. Hem toplum onayıdır hem rahatsız edilmeme! garantisidir. Elbette biz insanlar onları rahat bıraktıkça...

Doğada güçlü, güzel erkek dişiyi alabilir. Geçmişin görüntüsünde insan için de böyleydi... Zamanla AHLAK adıyla kurallar silsilesi güç dengesini bozar. Yerine sanki ahlak geçmiş gözüksede aslında bu sefer alan PARAdır.


gözlerime inanmamak için diretmek bu olmalı

symekiz -- 06.05.2010 - 22:29

evet toplum onayı = gelinlik,düğün..

acı gelmiyor mu bu olay benden başkalarına da..

benim aşkıma onay vericek bi toplum yoksa ; öldürsünler beni ozaman.. ve yaşasın faşizm.. yaşıyormuş da zaten..


tesekkürler h.b.

symekiz -- 06.05.2010 - 22:35

ben zaten evliyim şeklinde bi yorum yapmicam; çünkü değilim..

planımda olmayan israflar bunlar;evlilik,davetiye,gelinlik,balayı, çöpe atılan davet yemekleri.. ritüeller kısacası..

lakin bu demek değilki; çocuklarım olmicak..

teşekkürler.. tekradan hoşbulduk..


evliliğe neden tek bir

MoRGaNa -- 06.05.2010 - 22:43

evliliğe neden tek bir açıdan saplandığını sorgulamalısın belki de...
ayrıca;
senin aşkına birilerinin onay verme/vermeme çabası var mıdır yok mudur bu tamamen senle ilgili bir durumdur.
en fazla bunu yapan çevrendir ve eğer çevrenle bir savaşımın varsa bunun yeri tam da o çevredir, burası değil.
ben anlamıyorum bu saplanıp kalmaları bir türlü....
isteyen istediğini yapar ve yaşar.
senin bu direten tavrın da faşizan bir yaklaşım sonuçta....
evliliğe bambaşka anlamlar yükleyen insanlara karşı bu faşizan tavır.
bir karşıt oluşturup, o karşıta bütün kötü anlamları eklemleyip savunduklarını haklı çıkaramazsın.
yani yaşasın faşizm derken kendini onaylıyor olabilirsin.



geniş açılı kurum

symekiz -- 06.05.2010 - 22:57

benım burda kasdettıgım evlilik; planlamaya oturtulmus; söz-nişan-kına gecesi-nikah-düğün-gerdel gecesi.. sıralaması ile gidilen bi arada da imam nıkahı yapılan tür evlilikdi aslında.. hani vurguladıgım şey toplumun bişileri secıyor olması ve herkesin toplum kuzusu olmayı eğlenceli bulması..

evet tek acıdan bakıyorum çünkü başka herhangi bir açı bulamıyorum.. eger gercekten 2 insanın birbirini sevmesi ise mevzu bunlara olan gereksinimi algılayamıyorum.. zaten hastalıkta saglıkta şeklinde baslayan sonunda evet deniliceğini bildiğiniz soruyu sorup bir cüzdan almanın, olleeyy belediye sevişmemize onay verdi haydi göbek atalım tarzı bi kurumun açısını 90 dereceden öte açamıyorum..


"herkesin toplum kuzusu

MoRGaNa -- 06.05.2010 - 23:18

"herkesin toplum kuzusu olmayı eğlenceli bulması".....
ortaya koyduğun/oluşturduğun yargın bu...

ve burada şu soru geliyor aklıma;
"herkesin seçimi kendini bağlar. üstelik bu denli eğlenceli de buluyorlarsa sana ne oluyor?"

ciddiyim.
insanlar eğer bu denli eğleniyorlarsa neden vazgeçsinlerki?

bu konular içinden çıkılmaz durumlardır aslında.
herkes kendince haklıdır.
sen de haklısın diğerleri de :)))


düşünmeden eğlenmek

symekiz -- 06.05.2010 - 23:27

öğretilmiş mutluluk bir nevi..

haklı yada haksız kavramlarından cok uzak eylemler bunlar.. dilediğini yaşar herkes lakin; söz ettiğim kesim; bilinçsizce düşünmeden sadece öyle öğretıldıgı ve öyle olması gerektiği için yapmakta herşey.. yargılamadan..

kur-an da dendiği gibi "şüphesizki".. şüphesizki evlilik iyi ve yapılması gereken bişidir şeklinde yetişen bir toplum var..

öğretile eşliğinde..

mutluluk öğretilmemeli-öğretilemez..

kişiye özel olmalı; ben cips yedikten sonra parmaklarımı tek tek yalamayı seviyosam sırf utanc verıcı ve kötü bişi oldugunu söyluyor dıye ; "aa bundan haz almamalıyım" dememelıyım..

insanlar yere tükürmüyor diye yere tükürmenin bana verdiği zevkten vazgeçemem örneğin..

öğretilmiş mutluluklarla büyümek, düşünmemeyi getiriyor bi sonraki aşamada.. (fikrimce)..


öğretilmeyen mutluluk

xenix -- 07.05.2010 - 06:56

"düşünmeden eğlenmek

öğretilmiş mutluluk bir nevi.."


öğretilmeyen mutluluk var mı peki?

xenix


temelde evliliğin temeline

deli -- 07.05.2010 - 08:16

temelde evliliğin temeline gidildiğinde zaten baştan yanlış olan bir sürecin izlerini görürüz.git gide çılgınlaşan düğün törenleri,en sonunda bu gece sevişicezi araba kornalarıyla ilan etme aşamasında son bulmuştur diye umut ederken aslında hiçte son bulmadığını görüyoruz.daha temele gidelim peki.neden çıkmıştır evlilik.aslında sebebi çok basit.kabilenin erkeği bu kadın benim dokunanı yakarım modunda bir ilan etmeyle başlamıştır işe.sonrası insanın akıllı geçinmesinden kaynaklı davranışlar birikimi.


Şaşırdım! :)

Toruk Makto -- 07.05.2010 - 10:18

Kendimi avrupa yakasındaki Şahika KOÇARSLANLI gibi hissettim bir an.
Çünkü yazılanları okuduktan sonra aklıma gelen tek kelime "şaşırdım" oldu.

Morgana söylemiş;
"ve burada şu soru geliyor aklıma;
"herkesin seçimi kendini bağlar. üstelik bu denli eğlenceli de buluyorlarsa sana ne oluyor?""

Sanki burada konuşanın elinde bütün ritüelleri kaldırma yetkisi olan bir kudret sahibi olduğunu varsayıyormuşsun gibi geldi bana. "Ona ne oluyor?" Bir şey olduğu yok. Sadece kendi seçimlerini ortaya koyan birisini, halkın tercihlerini görmezden gelerek, "bugünden tezi yok, bütün ritüeller kaldırılmıştır. Uygulayanın görülmesi halinde 6 aydan bilmemkaç yıla kadar hapsine..." gibi bir ferman yayınlamış faşist diktatör yerine koymanın nedeni ne olabilir diye düşünüyorum. Herhalde ritüellere olan sevgindir bunun kaynağı.

"en fazla bunu yapan çevrendir ve eğer çevrenle bir savaşımın varsa bunun yeri tam da o çevredir, burası değil.
ben anlamıyorum bu saplanıp kalmaları bir türlü...".

Burasının o çevre olmadığını kim iddia ediyor. Burada da öğrenilmişliklere saplanmış bir sürü insan var. Nereye baksak böyle insanlarla dolu. Ortada bir savaş yok ama savaşılacaksa; bunun için en uygun yerlerden birinde bulunuyoruz.

Toplum tarafından kabul görmüş herhangi bir şeyin red edilmesi nasıl olur da "saplanıp kalınmışlık" olarak adlandırılabilir? Tersine sağlanıp kalınmışlıktan özgürleşme olarak adlandırılması gerekmez mi?

xenix demiş;
öğretilmeyen mutluluk var mı peki?

Konuyla alakalı bir öğretilmeyen mutluluk örneği olur diye aktarayım;
Eski bir film vardı. İsmini hatırlayamadım. Bir adada mahsur kalmış iki çocuğun, ergenlik çağını beraber geçirip sonrada çiftleşmeleriyle gelişen olayları anlatıyordu. Bu marjinaliydi.

Sizce symekiz'in bahsettiği, ritüellerden arınmış bir beraberlik de öğretilmeyen mutluluk sınıfına girmiyor mu?


"hiç diploma aldıgınız

Misafir -- 07.05.2010 - 11:48

"hiç diploma aldıgınız görürürz inş. diye büyütülen kız cocugu görmedim."
bu sizin "gördüm" "görmedim" dediğiniz çevre ile ilgili olmalı, bizim çevrelerde çoklukla önce bu dilenir, hatta bir çok aile çocuğunun önce "aş-iş" bulmasını diler..


aş-iş ile üniversite

symekiz -- 07.05.2010 - 20:30

aş-iş ile üniversite diploması arasındaki farkları saymam gerekirmi bilmezken; bilhassa kız cocuklarının kaçtanesinin ailesi tarafından; gelinlikli halinide görürüz inş. lafını bir kez dahi kullanmayıp; diplomanı aldıgını da görürüz inş. dediğini oldukça merak edıyorum..


ritüellerden arınmış bir

ebubekir -- 08.05.2010 - 08:02

ritüellerden arınmış bir beraberlik de sonucta bir rituel degil mi ? yada toplumda kabul gördüğünde zaten bir rituel olmayacak mı ?

yanlış olan rituellerin değismez değistirilemez kabul edılmesidir tabu lar da bu sakat ve İLKEL anlayıştan doğar..

E ülkemizde
değismez,değistirilemez yada koruma altına alınan bir çok rituel yani tabu var acaba diyorum Sn.symekiz birde topluma faydası olmayan aksine bunaltan tabu ve rituelleri de sorgulayabilir mi ?


cakma ritueller yani

örnek mi ?

siz anladınız onu..

slm.






sandığınızdan çok fazla

Misafir -- 08.05.2010 - 08:05

sandığınızdan çok fazla ama birileri hep okumanın önünü tıkadığından maalesef kızlarımız üniversite kapılarından dönmek zorunda kalıyor.bunasıl iş se .hem kızlar okumalı çığlıkları atarlar haydi kızlar okula kampanyalarıyla ortalığı çınlatırlar hemde okuyon kızların önünü inançlarından ötürü tıkarlar.bune perhiz...


Toplumun kabulünü

Toruk Makto -- 08.05.2010 - 08:12

Toplumun kabulünü umursamazsak olmaz...


aslına bakarsanız hiç mi

symekiz -- 09.05.2010 - 19:14

aslına bakarsanız hiç mi hiç anlamadım.. ne demek çakma ritüel.. ve evet örnek lütfen..


üniversiteler bilim

symekiz -- 09.05.2010 - 19:17

üniversiteler bilim yapılan yerlerdir; dolayısıyla bilim yapan insanın bilimüstü güçlere inanması beklenemez.. şeklinde görüşler var bu konuda..

lakin şahsi fikrim herkonuda özgürlük olmasıyla birlikte; özgürlükçüyüm ama aptal değilim..


toplum kabuluyle yaşamak

symekiz -- 09.05.2010 - 19:17

toplum kabuluyle yaşamak mı gereken şey yani?


Soru bana değildi galiba...

Toruk Makto -- 09.05.2010 - 19:53

Soru bana değildi galiba...

Bütün bunlardan bağımsız olarak düşünmemiz gereken şeyler de var.
Ana sayfaya düşen özlü sözlerden birisi hoşuma gitti. Konuyla bağlantılı olduğu için paylaşmak istedim.

"Evlilikte; uygun insanı bulmak kadar, uygun insan olmaya çalışmanın da önemi büyüktür.
Dale Carnige "


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -