Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Amerika da ünlü bir avukatın kaybettiği tek dava....

delete

*Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlaniyordu . Futbolcu yakalanmıştı.
Ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi.
Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu.
Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu:
´Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inaniyorum.
Buna az sonra sizler de inanacaksiniz.
Neden mi?
Bakın, şimdi 1´ den 10´ a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karisi bu kapidan içeri girecek...


1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10...´ Bütün jüri kapiya döndü. Kimse girmedi içeri .
Avukat bir savunma dahisiydi , öldürücü hamlesini yaptı:
´Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz.
Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapiya baktınız.
İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum.´
Jüri, ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu sekilde sonuçlandi
.
Mahkeme çıkışında avukat , bayan jüri baskanina yaklasti:
´10´ a kadar saydigimda siz de diğer üyeler gibi kapıya bakmıştınız.
Neden böyle bir karara imza attınız?´
´Doğru´ dedi jüri başkanı ;
´Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu !.. ´

NOT: En iyi analist herkes bir noktaya bakarken, o noktaya yönelen
bakışları izleyen kişidir.



En iyi analist Nasreddin hocadır

Bilgisev -- 16.12.2007 - 23:26

Adamın biri yolda yürüyen Hocanın ensesine bir tokat patlatmış. Hocanın kavuğu yere düşmüş ve ordakiler adamı yaka paça kadı'nın karşısına çıkarmışlar. Kadı adama ceza olarak Hocaya bir altın ödemesi gerektiğini söylemiş. Adam da "Yanımda para yok ama evde bir altın var. Gidip getireyim" demiş.

Kadı izin vermiş ve adam altını getirmek üzere ordan ayrılmış. Aradan iki saat geçmiş ne gelen var ne giden. Hocanın beklemekten sabrı taşmış ve yerinden kalkıp kadı'nın ensesine kallavi bir tokat yapıştırıp:

"Ben gidiyorum adam gelince bir altın senin olsun" demiş.

NOT: En iyi analist boş hayaller peşinde koşmayan kişidir.


Nasreddin Hoca deyince

sonsuz -- 17.12.2007 - 10:48

Aklıma geldi. Geçenlerdede kafama takılmıştı. Herkes Nasrettin hocanın, şu iki fıkrasını bir şekilde duymuştur,
1- Eşeğe ters bindiği fıkra
2- Bindiği dalı kestiği fıkra.
Fakat asıl sorun, bu fıkraları kimsenin bilmemesi ve internettede olmamasıdır. Bu çok ilginç geldi bana. Herkes fıkralardan bir parça biliyor ama fıkranın tamamını bilmiyordu.


:)

Agnia -- 17.12.2007 - 11:41

Molla Nasreddin, kuantum fiziği biliyordu, üstelik sadece bilmiyordu, bilerek yaşıyordu.
Batı hayranlığı son iki üç yüzyıldır gözümüzü kör ettiğinden kendi değerlerimizin farkında değiliz. Fakat onun kıymetini bilen pek çok bilge var dünyada, örneğin; hocam Gurdjieff ondan büyük övgü ve saygıyla bahseder, konuların arasında Nasreddinin bakış açısını mutlaka örnek olarak verir.
Gülmek güzeldir tabi ve fakat o şeye hangi derinlikten bakıp da güldüğünüzün önemi yok mu?


Bu fıkralar

xenix -- 20.12.2007 - 15:06

Eşeğe ters bindiği fıkrada, sanırım köye valimi geliyor öyle bir büyük geliyor. Arkasındamı, önündemi gideceğini bilemeyen Nasreddin sanırım önünden gidip valiyede sırtını dönmemek için ters biniyordu. Ama tabii bu hocaya sorulduğunda güzel birşeyler diyordu. Bilenler anlatırsa bende sevinirim.
Bindiği dalı keserken, aşağıdan yaşlı bir adam geçiyor ve "Hoca düşeceksin" diyor. Daha sonra hoca pat diye düşüyor tabi. Yaşlı adamın peşinden gidip buluyor hemen. Sen benim düşeceğimi bildin öleceğim günüde bilirsin diyor. Yaşlı adam orda güzel birşeyler söylüyordu ama aklımda kalan bu. Yine bilenlerden duymak isterim.

xenix


Eşeğe ters binmek

karia -- 21.12.2007 - 10:31

Eşeğe ters binmek

Nasreddin Hoca bir gün yabancı bir köyde misafir olur. Cuma günü O'nu kürsüye çıkartırlar. Güzel bir vaaz verir. Herkez pek memnun kalır. Camiden çıkınca Hoca'nın eşeğini getirirler. Köylülerin hepsi ona hizmet etmek için adeta yarışırlar. Hoca eşeğine binerken biraz düşünür. Sonra eşeğin üstüne ters oturur. Herkes hayret eder. Köylülerden biri dayanamayıp sorar :
- Hocam der. Kusura bakma ama eşeğe niçin ters bindiğini sorabilirmiyim?
Hoca tebesüm ederek cevap verir :
- Eğer düz binip önünüze geçseydim siz arkada kalacaktınız. Siz öne geçseydiniz, bu defa ben arkada kalmış olacaktım. Böyle ters binince size arkamı dönmemiş oluyorum. Sebebi bu...

BİNDİĞİ DALI KESER

Hoca merhum, bir gün, bir ağaç keserken, yolcunun biri görür:
“Hey, babalık, bindiğin dalı kesme, sonra karışmam ha!” diye seslenir ama, Hoca’nın bir kulağından girer, bir kulağından çıkar; bir, bir daha indirir baltasını. Derken, dal kırılır, gelir, Hoca da boylu boyunca serlir yere. Gayri yarayı, bereyi, düşünen kim! Hemen koşar adamın arkasından:
“Yahu, sen benim düşeceğimi bildin, öleceğimi de bilirsin; gel, deyiver, Allah aşkına!” diye, adamın yakasına sarılır. Adamcağız ne desin, yakasını hocanın elinden kurtarmak için:
“Bunu bilmeyecek ne var! Şu bindiğin eşek bir yellenirse, canın ağzına gelir; bir daha yellendi mi, canın çıkar vesselam!” deyip, yürüyüverir.
Hoca, odununu yükler, evin yolunu tutar ama, eşek bu, yokuş yukarı bir eşeklik etmez mi, canı burasına gelir Hoca’nın, körolasıca, bir daha o eşekliği yapmaz mı! Hoca’nın iflahı tükenir, yıkılıverir yere. Duyup gelenler, bir iki ah, vah’tan sonra, cenazesini evine kaldıracak olurlar. Çamur, çaylak bir yerden geçerken, “Buradan mı götürsek şuradan mı götürsek?” diye hesap, kitap ettiklerini duyunca, Hoca, tabuttan başını uzatır:
“Vallahi, der; ben sağ iken su yoldan gelir giderdim ama, gene de siz bilirsiniz.!”


Demek bundanmış

xenix -- 22.12.2007 - 18:20

Eşeğe ters binmek fıkrası güzelde, bindiği dalı kestiği fıkranın unutulmasının sebebi güzel olmadığındanmış. Tekrar kendimi bindiği dal ile ilgili fıkrayı unutmaya programlasam fena olmayacak.
xenix


nasrettin hoca

bayramgundemir -- 29.05.2009 - 12:16

şu nasıl: bi gün hoca çarşı pazar gezerken güzel giysiler, süs eşyaları, takkeler, kavuklar satan bi tezgahın önünde durmuş: yahu, şu kavuk kaça. vallahi hoca sana beş akçe olur. hoca tespihlere yanaşmış. bu tespihler kaça. hocam, sana beş akçe olur demiş adam. iyi demiş hoca, kavuğu bırakmış tespiği alıp dönmüş arkasını, gidiyor. aman hoca demiş adam, tespihin parasını vermedin? e, yerine kavuğu bıraktım işte. ama hocam, kavuğun da parasını vermemiştin? e, kavuğu almadım ki parasını vereyim.


ya seni anlayanla konuş yada sus.

venüs -- 19.04.2010 - 07:32

Birkaç yüzyıl önce papa bütün yahudilerin roma'yı
terk etmeleri gerektiğine karar verir.
Doğal olarak yahudi toplumundan büyük bir tepki
gelir.Bunun üzerine, papa ile yahudi toplumundan
önde gelen birisiyle karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir.
Yahudiler kazanırsa kalacaklar,
papa kazanırsa gidecekler. yahudiler çaresiz kabul eder ve
temsilci olarak moiz'i seçerler. ancak moiz'in papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler.

Papa kabul eder. Müzakere günü geldiğinde
iki taraf karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra papa elini kaldırarak üç parmağını gösterir.
buna karşılık moiz tek parmağını kaldırır.
papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir.
moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir.
papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca
moiz de bir elma çıkartır.bunun üzerine papa ayağa kalkarak :
"ben pes ediyorum, yahudiler kalabilirler" der.
müzakere sonrasında papa'nın etrafına toplanan kardinaller papa'ya ne
olduğunu sorduklarında papa;
- ben önce 3 parmağımı gösterip kutsal üçlüyü işaret ettim.
buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek
Tanrıyı tanıdığını soyledi.
ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek Tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti.Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim zaman da hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı.
herifin her şeye bir cevabı var. ne yapabilirdim ki?

Aynı sırada yahudi cemaati de moiz'in etrafını sarmış ona nasıl
başardığını soruyorlardı. moiz:
- önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi istedi.Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim. sonra bütün şehrin yahudilerden temizleneceğini söyledi. ben de, hiç bir yere gitmeyip olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim.
- sonra ne oldu? diye kalabalık heyecanla sordu.
- valla,sonrasını ben de pek anlamadım. adam biraz hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkarttı. bunun üzerine ben de benimkini çıkarttım. hepsi bu!


soru sormak ta bir sanattır :)

venüs -- 19.04.2010 - 07:33

İki arkadas, hararetle tartisiyormus:

Tartistiklari konu, sigara icerken Incil okunup okunmayacagi imis. Sonuc alamayinca Papa'ya sormaya karar vermisler.
Papa'nin yanina gidip sirayla sorularini sormuslar.
Biri olumsuz cevap alirken digeri, izin almayi basarmis.



Izin alamayanin sordugu soru :



- Papa hazretleri, Incil okurken canim sigara icmek istiyor, icebilir miyim?

-Oglum, Incil okunurken Tanri'yla ilgilenmen lazim.



O sirada dikkatinin dagilmamasi lazim.



O yuzden Incil okurken sigara icilmez.


Izin alanin sordugu soru :




-Papa hazretleri, sigara icerken canim Incil okumak istiyor, okuyabilir miyim?


-Oglum, her nerede ve ne kosulda olursan ol, Incil okuma istegi duyarsan okuyabilirsin


İletişim seminerlerinde

Hüseyin AKTAŞ -- 19.04.2010 - 07:39

İletişim seminerlerinde çok anlatılan bir anekdot bu. Geçen iletişim konulu bir yazıyı yazarken çok aramıştım. Elinize sağlık...

not: bir önceki, papaz ve yahudiler konusunu kastetmiştim.


FELSEFİK TEPKİLER KLASİK

venüs -- 05.08.2010 - 18:34

FELSEFİK TEPKİLER

KLASİK TEPKİ : "Sıraya geç kardeşim."

REALİST TEPKİ : "Sıra var!"

NATURALİST TEPKİ : "Sıraya geç!"

NEOKLASİK TEPKİ : "Şeker kardeşim, sıraya geçiver."

ROMANTİK TEPKİ : "Beyefendi galiba sırayı görmediniz."

MODERN TEPKİ : "Efendim insanımız eğitimsiz, halbuki Avrupa'da..."

POST-MODERN TEPKİ : "Sıraya geç lan ayı!"

SURREALİST TEPKİ : "Sallandıracaksın bunlardan ikisini Taksim'de, bak bir daha yapabiliyorlar mı?!"

UZLAŞIMCI : "Acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi."

DEVRİMCİ : "Altyapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek."

KADERCİ : "İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar canım, kısmetse hepimizin işi görülür."

KANT'ÇI : "Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur."

KÖTÜMSER VAROLUŞÇU : "Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adam da ölecek."

İYİMSER VAROLUŞÇU : "Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor."

SEPTİK (KUŞKUCU) : "Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi?! Öne geçtiğini zanneden kişi, aslında arkaya geçmiş olabilir."

HUMANİST: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz."))


Yazının işinize

venüs -- 05.08.2010 - 18:40

Yazının işinize yaramasına sevindim hüseyin bey.

Teşekkür ederim.

not : yazınızı şimdi gördüm :)


19/04/2010 - 05/08/2010...

Hüseyin AKTAŞ -- 06.08.2010 - 01:05

19/04/2010 - 05/08/2010... kendimi nadir görülen gök cisimleri gibi duyumsamama beden oldunuz. (neden oldunuz derken yanlışlıkla"beden oldunuz" yazmışım. Sonra baktım fena bir yanlışlık değil:)))

Tepki sınıflandırmalarınız çok hoş olmuş da bir eksiklik var: Sırayı ihlal edenin yanıtlarını da bekliyelim sizden.

-Sıraya geç kardeşim.
Sen geçmişin işte ya benim geçmeme ne gerek var?

-Sıra var
-hadi ya?! (... korum kes sesini diyen bir bakışla birlikte)

Örneğin bir Hüdai tepkisi, bir Gamaro tepkisi, bir sonsuz tepkisi bir de donsuz tepkisi olsun. Gerçi bir teoriye göre birincisi varsa sonuncuya gerek yok belki ama...

Bakın bu "tepkiler teorisi" gerçekten gelişime açık bir teori gibi görünüyor. Ne dersin Gamaro?

Pardon Venüs, dalmışım sırayı farketmedim, rasgele sıraladım gitti:)




Ben derim ki, Kant'çı

Gamaro -- 06.08.2010 - 06:50

Ben derim ki, Kant'çı Tepki örneğinde bi yanlışlık var, yeniden düşünülsün :)

Hüseyin Bey için özel not: Gamaro tepkisi tek başına değerlendirilmemelidir, günümüz futbolunda yıldız oyuncudan çok sistem ve takım oyunu önemlidir. Ya da ille de slogan atmak gerekiyorsa; herşey G.O.R.A için diyelim olsun bitsin :))


:)) Tarihler gösteriyor ki,

venüs -- 06.08.2010 - 13:31

:)) Tarihler gösteriyor ki, bende bir farkındalık sorunu var. Beden olduğum şey için özür dilerim.:) Yoksa siz her daim burada görünüyor ve duyumsanıyorsunuz.

Sıraya girenler, sırasını bekleyenler hangi fikir ve felsefede olurlarsa olsunlar sonuçta etik olan bir davranış içindeler. Bence söylemlerden daha çok bu etik olma hali önemli.

Diğer tarafta sırayı ihlal edenleri, herşeyin kendi hakkı olduğunu düşünüp kendinden başka herkesi yok sayanları ben, sıradaki insanları düşünmeye, bilmeye, öğrenmeye, araştırmaya sevk eden insanlar olarak görüyorum. Onlar olmasaydı ne düşünce olurdu ne felsefe nede psikoloji.

Lisede felsefe öğretmenimiz ahlak'ı, etik'i '' bencil olan ahlaksızdır '' diye tanımlardı, sanırım bu görüş ahlakı çok başka yerlerde arayanlar için anlaşılır bir görüş olmasa gerek.


Agnia demiş; "Gülmek

Toruk Makto -- 06.08.2010 - 21:43

Agnia demiş;

"Gülmek güzeldir tabi ve fakat o şeye hangi derinlikten bakıp da güldüğünüzün önemi yok mu?"

Bu soru çok güzeldi, arada kaynamış. Gülmeyi bir şarta bağlamak için sorulmasa da amacı o olsaydı bile güzeldi.


Evet bence de

venüs -- 10.08.2010 - 12:46

Evet bence de güldüğümüz şeylerin derinliği önemli. Zaten bir amacı ve gayesi olan şey mizahtır diye düşünüyorum. Beyine ve yüreğe hizmet etmeyen bir espiriye mizah denemez.

Bizler dramı çok seven milletiz. yaşadığımız en basit acıyı dahi drama çevirmeye bayılırız. Halbuki mizahı yaşamımıza geçirmiş olsak her şey çok güzel gidecektir.

Bu konuda amerikalıların yaklaşımlarına bayılıyorum. Adamlar savaşırken dahi espiri yapa biliyorlar. ( savaş taraftarı olduğum düşünülmesin lütfen :))


Pilotlar ve Yer

venüs -- 10.08.2010 - 12:47

Pilotlar ve Yer Ekibi

Pilotlar her uçuştan sonra, uçuş sırasında karşılaştıkları ve tamir edilmesi ya da ayarlanması gereken sorunları tamir bakım personeline bildirmek için bir form doldurur. Pilotların doldurduğu bu formları daha sonra tamir bakımcılar okur ve sorunları giderir. Sonra da formun alt kısmına gerçekleştirilen düzeltici faaliyeti yazarlar ve pilotlar bir sonraki uçuştan önce bu formları ve tamircilerin notlarını okur. Yer personelinin ve tamir bakım personelinin espri anlayışı olmadığını söylememek gerekir. Aşağıda QUANTAS pilotlarının gerçek arıza ve şikayet bildirimleri ve tamir bakım mühendislerinin tamir sonrası cevapları yer almaktadır. Bu arada, Quantas havayolları kurulduğu günden bugüne dek hiç kaza geçirmemiş tek büyük havayolu şirketidir.

P = Pilotun arıza bildirimi.
S = Tamir bakımcının tamir sonrası notu.

P: Sol iç tekerleğin kısmen değiştirilmesinde fayda var.
S: Sol iç tekerlek kısmen değiştirildi.

P: Test uçuşu OK, fakat otomatik iniş biraz sert.
S: Bu uçakta otomatik iniş sistemi yok.

P: Kokpitte bir şey gevşemiş.
S: Kokpitte bir şey sıkıştırıldı.

P: Ön camda ölü böcek var.
S: Canlı böcek sipariş edildi.

P: Otomatik pilotu sabit yükseklikte uçuşa ayarlayınca dakikada 100 metre alçalıyor.
S: Böyle bir problem gözlenmedi. (uçak yerdeyken test edilmiş)

P: Sağ tekerlek hidroliğinde yağ kaçağı olduğunu gösteren bir yağ birikintisi var.
S: Yağ birikintisi temizlendi.

P: DME´´nin volümü inanılmayacak kadar yüksek.
S: DME´´nin volümü inanılabilir seviyeye ayarlandı.

P: Gaz manivelası kilitleri kapatılınca manivela yerinden oynamıyor.
S: Kilitler zaten o işe yarar.

P: IFF çalışmıyor.
S: IFF, OFF konumundayken asla çalışmaz.

P: Sanırım camda çatlak var.
S: Sanırım haklısın.

P: 3 numaralı motor kayıp.
S: Biraz araştırınca motorun sağ kanatta takılı olduğu anlaşıldı.

P: Lövyeyi ileri itince uçak saçmalıyor.
S: Kendine çeki düzen vermesi, doğru dürüst uçması ve ciddi olması için uçağa ihtar verildi.

P: Radardan mırıltılar geliyor.
S: Radar havlaması için yeniden programlandı.

P: Kokpitte fare var.
S: Kedi install edildi.


avukatlar; müvekkilerini en

aram -- 11.08.2010 - 21:11

avukatlar; müvekkilerini en başından suçlu görerek suçsuzluklarını kanıtlamaya çalışandır; bu, suç kavramının sürekli baştan tanımlanması ile ilgili bir zorunluluk olarak görünüyor.

örnekteki avukat konunun en dramatik yerine sanık'ı hazırlamayı unutmuş:) gerçi ortada ceset yoksa cinayet de yoktur ama neyse; maksat mesel olsun...


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -