Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

DUA

delete

Küçük bir çocuk deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti.
Belki de bir saattir öylece duruyordu.Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip:
- Merhaba delikanlı!. dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi?

Küçük çocuk, başını çevirmeden;
- Ama rüzgârlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü.
Adam, çocuğun yanına oturup:
- Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım!. dedi.
Ama şimdi adım bile atamıyorum.
Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı. Yaşlı adam, sakin bir ses tonuyla:
- Ümidini hiçbir zaman kaybetme!. dedi. Bence dua etsen çok iyi olur. Çocuk, büyük bir sevinçle:
- Dua etsem topum geri gelir mi? diye sordu. Denize düştüğü yeri bilir mi?
- Allah isterse eğer, ona öğretir!. dedi ihtiyar. Topun geri gelmese de, duaların sevabı sana yeter.

Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı duaları ard arda sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allah'tan yardım istedi. Ama üzüntüsü azalmamıştı.
O topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona katmıştı.
Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgârın âniden yön değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük. Akşam üstü hava biraz daha sertleşti. Ve güneş batmak üzereyken sandallar döndü.
Çocuk, eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden de ihtiyarla birlikte oyalandı.
Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı.

Sonunda onu bulup:
- Avınız inşallah iyi geçmiştir!. dedi Eğer varsa, birkaç kilo alabilirim.
Sandaldaki adam, bir kova içindeki balıkları gösterip:
- Zaten ancak o kadarcık tutmuştum, dedi. Denizde "av" diye bir şey kalmadı.
- Dua etmeyi denediniz mi? diye atıldı çocuk. Ümidinizi sakın kaybetmeyin!.
Balıkçı için her şey tesadüftü. Bnun için de "rasgele" derlerdi.
Ama şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi.
Çocuğun yanaklarını okşarken:
- Dua ha!. diye mırıldandı. O zaman tutar mıyım?
- Tutamasanız bile, duaların sevabı size yeter, dedi çocuk.
Bunu yeni öğrendim. Balıkçı, böyle bir sözü ilk defa duyuyordu.
Başını ağır ağır sallayarak:
- Ben de yeni öğrendim!. diye gülümsedi. Üstelik de küçük bir öğretmenden.
Çocuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı.Artık topun gitmesine üzülmüyordu. Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar sandala yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı.
Bir top vardı orada.Henüz ıslak olduğundan, ışıl ışıl parıldayan bir futbol topu. Balıkçı, onu çocuğa uzatıp:
- Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez!. dedi. Bunu biraz önce denizde buldum!.
Küçük çocuk, rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin yaşandığı bir rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı da, sandal da, ihtiyar da...
Topu ise, işte ellerindeydi. Ona sıkıca sarılıp:
- Bir daha benden izinsiz gezmek yok!. dedi. Ya dua etmeseydim ne olurdun o zaman?

SİZLERDE DUA ETMEYİ DENEDİNİZMİ SIKINTILI ANLARINIZDA?...
BELKİ DUALARINIZ HEMEN GERÇEKLEŞMEYEBİLİR AMA O DUALARIN SEVABI YETER SİZLERE...
YENİ ÖĞRENDİM BENDE....
DUA EN KIYMETLİ BİR HAZİNE BİZİM İÇİN..
BİTER DİYE KORKMAYIN İSTEDİĞİNİZ KADAR KULLANIN...
ÖYLE BİR HAZİNE Kİ SINIRSIZ VE KARŞILIKSIZ VERİLMİŞ HEMDE...


Spinoza dan

sonsuz -- 13.12.2007 - 20:32

http://sonsuz.us/?q=node/65

xenix eklemişti. "Tap ve İste" adlı başlık.


Dua hakkında

Bilgisev -- 14.12.2007 - 06:46

Dua etmek öyle hafife alınacak bir şey değildir. Eğer sadece kendi istekleriniz için dua ederseniz, sadece egonuzu güçlendirmiş olursunuz. Yani, bencil davranmış olursunuz ki bu yaklaşıma yücelik önem vermez. Çünkü, yücelik tek tek fertlerin istekleri ile uğraşmaz. Topluca evrenin bütünlüğünü devam ettirmek için enerjisini harcar. Aslında "harcar" sözü yanlıştır, çünkü harcanan bir enerji yoktur. Doğrusu kullanır olmalıdır ama bu da yanlış anlaşılabilir, çünkü kullanmak kavramı "kendinde olmayan bir şeyi" kullanmak şeklinde anlaşılabilir. Oysa ki, yücelik için her şey kendindedir.

Duanızı şu şekilde sonlandırın: "Benim ve bütünün hayrına ise olsun". O zaman yücelik (Allah, Tanrı, Yüce Plan, Rab, Hüda, Dost, Çalap.....vs) isim olarak ne derseniz deyin, sizi ciddiye BELKİ alır.


Neden belki?

karia -- 14.12.2007 - 07:28

Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm der. Bu durumda neden dikkate alması belirsiz oluyor?


Çünkü

sonsuz -- 14.12.2007 - 09:46

Sizin ettiğiniz dua başkalarının hayrına olmayabilir. Mesela ben "tüm amerikalılar sürünsün" diye dua edersem kabul olmaz. Sizin yaptığınız duanın başkalarını kötü durumda bırakması bir yana, kişisel çıkarlar içinde dua etmenin yararlı olduğuna inanmıyorum. Evim olsun, arabam olsun, kaybettiğim eşyayı bulayım şeklinde dualar, tanrıyı kayıp eşya bürosuna benzetmektedir.


Önemli olan

Bilgisev -- 14.12.2007 - 09:49

O'nun neyi dikkate aldığı veya almadığı değil, duanın hangi amaçla söylendiğidir. Dua eğer egoyu güçlendirmek için, şahsi çıkarlar uğruna yapılıyorsa faydası yoktur. Amaç, Tanrı'nın davranışlarını yönetmek veya sorgulamak değil, amaç kendi egomuzu kontrol altına alabilmektir.

"Dua etmeyin" demiyorum. Sadece kendiniz kadar bütünü de düşünün diyorum. "Bütün" sözünden kastım yakın çevreden başlayarak tüm insanlığı, hatta canlı-cansız ortamı kapsayan en geniş çevredir. İnsanlık boyutu yükseldikçe çevre kavramı da gittikçe genişleyecektir.


Şu sebeple,

Agnia -- 14.12.2007 - 09:52

"Siz hayrınıza olanı pek nadir bilirsiniz", yani biz pek nadir biliriz. Ve fakat O her zaman bilir. O sebeple hayrımıza (bütünsel hayrımıza) uygun olanı yapar Allah. Dolayısı ile çağrıya cevap vermiştir, duanızda istediğiniz şey olmadı diye beni dikkate almadı sanmamalısınız.


Hepiniz

karia -- 14.12.2007 - 12:12

aynı şeyden bahsetmişsiniz,tamam bizim için neyin hayırlı olup olmadığını bilemeyiz.Ya da kendimiz için istediğimizi başkası için de istemeliyiz ben neden isteyelim demiyorum ki neden dualarımızın ciddiye alınmayacağını soruyorum.


:)

Agnia -- 14.12.2007 - 12:13

Dualarımızın ciddiye alınmadığını kim söyledi?


Bilgisev

karia -- 14.12.2007 - 12:15

... ederseniz sizi belki ciddeye alır yazmış .Belki dediği için ben de başta neden belki dediğini sormuştum.


Hepimiz

sonsuz -- 14.12.2007 - 12:20

Aynı anda yazdık çünkü :) Birde her dua ciddiye alınmaz gerçekten. Mesela beddualar ciddiye alınıyor mudur?


Tamam

Agnia -- 14.12.2007 - 12:20

O zaman tam olarak aynı şeyden bahsetmemişiz demektir. :)


tekrar ediyorum

Agnia -- 14.12.2007 - 12:23

Bütün dualar ciddiye alınır. Yukarıdaki mesajımı tekrar etmek istemiyorum, rica etsem bi daha dikkatlice okur musunuz?
(Çok yaşlıyım yormayın beni!)
:)))


Anladım

sonsuz -- 14.12.2007 - 12:24

Sevgili Agnia ve karia duaların ciddiye alındığını, sonsuz ve Bilgisev her duanın ciddiye alınmadığını savunuyor.


İşte

karia -- 14.12.2007 - 12:25

ben de bunu söylüyorum hepsi dikkate alınır çünkü bize söylediği o yönde .


Ama

sonsuz -- 14.12.2007 - 12:27

Hepimiz aynı şeyi söylemiyormuşuz o zaman.


Evet

karia -- 14.12.2007 - 12:29

öyleymiş Agnia farklı düşünüyormuş kusura bakmayın sayın Agnia:))


Bir fıkra

sonsuz -- 14.12.2007 - 12:37

Aklıma bir fıkra geldi. İki yahudi dua ediyormuş yanyana. Birinci yahudi oldukça zengin, "Tanrım demiş lütfen gemilerimin batmadan çalışmasına, holdinglerimin zarar etmemesini sağla"
İkinci yahudi yoksul olduğundan, "Tanrım lütfen eve çocuklarıma götürecek bir ekmek almak için para istiyorum."
Bunu duyan birinci yahudi, çıkarmış cebinden bir ekmek parası vermiş, Tanrı yı böyle basit istekler için meşgul etme lütfen demiş.


karia

Bilgisev -- 14.12.2007 - 12:40

sonsuz senin sorunu yanıtlamış. Kendi çıkarımıza istekte bulunmak herşeyden önce bencil bir davranış olup bizi yüceltmez. Aksine, küçültür. Ayrıca, benim şahsi görüşüme göre Evrenin temel yapısında belirsizlik vardır. Hele Tanrı katındaki olup bitenleri anlamak ve kesin yargılarda bulunmak haddini aşmak değil midir?

"Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm" cümlesini doğru yorumlamak gerekir. Cevap vermek onaylamak demek değildir. Örneğin, Tanrı senin istediklerine "olmaz" diye yanıt verirse çağrıya cevap vermiştir ama yanıtında onay yoktur.


Yahudiye

karia -- 14.12.2007 - 12:40

göre basit olması Allah için de basit olduğu anlamına gelmez.Duayı sadece istemek olarak ele alırsak basit önemli önemsiz diye ayrımlara gideriz.Duada amaç Allahın hatırlanmasıdır.O'na muhtaç olmayı gösterir,sadece O'ndan beklemeyi gösterir.
(Bu sadece bir fıkra demeyin)


Şimdi oldu

karia -- 14.12.2007 - 12:46

ben sadece kendimiz için isteyelim demiyorum ki zaten.Kişisel isteklerimiz olduğunda neden ciddiye alınmasının belirsiz olduğunu sordum cevabını da şimdi aldım.Teşekkür ederim.


Demem

sonsuz -- 14.12.2007 - 12:46

Öncelikle fıkrada bir incelik vardır. Yoksul olan yahudinin duası hemen kabul olmuştur dikkat ederseniz. :)
Ama anlayamadığım şey şu cümleniz.
"Duayı sadece istemek olarak ele alırsak basit önemli önemsiz diye ayrımlara gideriz."
Dua ile ibadeti karıştırıyor olmayasınız? Dua da istemek vardır sadece.


Kendimiz için

karia -- 14.12.2007 - 12:50

söylemedim Allah için bu hatırlanmadır onu kasdettim.


Peki

xenix -- 14.12.2007 - 16:21

Allah, kendi adının geçmediği duaları ciddiye alır mı? Mesela bir panteistin evren-tanrıya ettiği duayı, yada bir hristiyanın isa'ya ettiği duayı. Daha ilginç örnekler verirsek, bir budistin, buda ya ettiği duaları ciddiye alır mı?
Herkesin kafasında bir yaratıcı imajı vardır, Bilgisev'inde dediği gibi, adı veya şekli ne olursa olsun, adı nasıl geçerse geçsin. Bir sistemin duaları kabul ettiği veya reddettiği varsayılabilir. Gerçi bunu kesin bir şekilde söylemek yine zor.


Ne yani ben simdi

Misafir -- 14.11.2008 - 23:44

Ne yani ben simdi kaybettigim bir esya icin dua edemeyecek miyim? Kaldi ki Kur'an-i Kerim'de bile bu dualar varken?
Herkesin bir yorumu var, olmalida ama bu yorumlara kesin gozuyle bakip dogrulugunu baskalarina kabullendirmeye calismayin..


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -