Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Kim İstemez Bu Kadar Sevip ,Sevilmeyi...

delete

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz
zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için,her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz,bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de
ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için yada tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar
yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve
adam: "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem,kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı.. Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık
bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın,üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere...Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım"
diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."
"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının
sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu
alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın
yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı.Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor" dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte
ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar
yazılıydı:
"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta
martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."


acı bir son

karia -- 11.11.2007 - 20:47

ama adamın davranışı yanlış buldum.Bir seneyi eşiyle beraber hayallerindeki evde "martılarla kahvaltı ederken" geçirip o şekilde ölmek varken hem eşini aldatma numarasıyla ondaki yerini sarsmış hem de kendi acı çekmiş,gereksiz bi hareket bence.


doğru ve yanlış

xenix -- 11.11.2007 - 21:40

Bu hikayede çok güzel bir sevgiye şahit oluyoruz. Ama adamın davranışı gerçekten ilginç. Acaba ne kazandıracak sonunda bir inceleyelim. kadını aldatıyormuş gibi yaptı bir nebze bile uzaklaştırabilmek için, ama kadın sevgisinden vazgeçemedi, bir yıl boyunca acı çekti, üstüne ölüncede acı çekti.. Adamda son bir yılını karısından uzak yaşamış oldu.. Bütün bunların üstüne kadın ben kocamdan nasıl şüphelenirim diye bir ömür boyuda vicdan azabı yaşayacak..

Şimdi adam tarafından bakalım.. Adamın inandığı birşey vardı, o da öleceğinde karısınında öleceği idi. Ve birinci paragraftaki herşeyi göze alarak karısının ölmemesi için böyle bir davranışa başvurdu.

Bazen neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmek zordur. İnsanın kalbini dinlemesi gerekir.


Evet ama...

narin -- 11.11.2007 - 21:47

Yaşadıkları ve hissettikleri o şekilde düşündürmüş.Eşinin gözleri önünde hastalıkla pençeleşmesine eşinin dayanamayacağını düşünerek öyle bir karar almış.
Acaba aynı şeyleri yaşamış olsaydık, yine gereksiz bulabilirmiydik bu davranışı...


Ben

karia -- 12.11.2007 - 11:52

gereksiz bulurdum,asıl kötü günleri beraber geçirmek gerekir hayatım dediğin kişinin sevgisinden güç almak varken böyle davranmak saçma geldi bana.Ayrıca ölümde olsa eşinden sakladığı bişey var bu da yanlış.


Anlıyorum

narin -- 12.11.2007 - 18:53

Bakış açılarıda hissiyatlarda normal olarak farklı tabii.Herkes sizin gibi düşünüp hissetseydi karia,benim gibi düşünüp hissetseydi narin olurdu...Saygı duyuyorum...
Yinede sevdiğim insanın üzülmemesi adına başkalarına mantıklı yada mantıksız gelip gelmeyeceğini düşünmeksizin o an yüreğimin bana yap dediği şeyi yapardım şüphesiz...


.Herkes sizin gibi

karia -- 12.11.2007 - 18:57

.Herkes sizin gibi düşünüp hissetseydi karia,benim gibi düşünüp hissetseydi narin olurdu...

nicklerden kişilik analizi yapmanız ilginç.
umarım böyle bi durumla karşılaşmazsınız.


Ben nicklerden değil

narin -- 12.11.2007 - 20:57

Ben nicklerden değil ,yaptığınız yorumlardan dolayı öyle bir şey yazdım :)
Konuya dönecek olursak dilerim kimse öyle bir durumla karşılaşmaz...


Bence adamın bu

Blues -- 09.02.2008 - 13:46

Bence adamın bu davranışı çok yanlış, çünkü eşine onu aldatıyor gibi inandırması da büyük bir yıkım, hastalığını söylemesi de bir yıkım olacaktı, fakat eşine olayı anlatsaydı adam, belkide aralarındaki güçlü olan sevgi bağları ve birbirine geçmişte olduğu gibi des tek olup belkide bu hastalığı yenebilirlerdi.. iki insan arasında iletişim, paylaşım bence sevgi yi arttırır ve butün zorluklar ancak o şekilde aşılır diye düşünüyorum..


Egosal bir durum mu?

nessuno -- 09.02.2008 - 23:32

Sevdiği kadının mutsuz olabileceği hissiyatını dert edinen kişinin çizdiği role bakarsak; mutsuzluğu, şiddetli bir biçimde (her an) hissetmesini istemediği için kendisinden uzaklaşmasına hatta nefret etmesine sebebiyet vermesi… buraya kadar olan kısmı anlayabilirim… gerçekten de düşündürücü bir durum… ama… daha da düşündürücü olan kısmı ötelememek gerek…sürecin işleyişini bir kenara bırakırsak….sonuç kısmında yatan egosal durumu göz ardı etmek imkansız…

Kişinin belleğindeki raflara durmadan bir şeyler iliştirdiği aşikar. Peki, bu hikayenin sonunda kişi, neden belleklere işlenmesini istediklerini alıp geriye şiddetli bir biçimde hiç çıkmamasıya bir tını yerleştirir anlamak güç…

Önceden düşünülen ve tasarlanan rol neden değişmiştir…kişi neden sevdiği kadına gerçekleri açıklama gereği duymuştur…madem bu gerçek hikayenin sonunda söylenecek o zaman boşa kürek çekilmemiş midir…sevgisi baştaki rolde büründüğü ışık altında kararmalar yaşamış ve egosal manyetik durumlar mı devreye girmiştir…

Sonuç olarak kişi gerçekten sevdiğinin üzülmesini bu bağlamda acı çekmesini istemiyorsa bencilliğini(kendini iyi gösterme durumuna girişmesi-sonunda açıkladığı durumla bunu yaptığı bariz-) vitrinde neden sergilemiştir…

Açıkçası hissiyatlardaki çelişkiyi çözemedim…neyse…


Kesinlikle

xenix -- 10.02.2008 - 15:50

Size katılıyorum sayın nessuno;
Şimdi duruma baktığımızda iki mantıklı gidişat olabilirdi. Ya adam hastalığını söyler ve o şekilde yaşarlardı. Yada aldattığını, eşinin ondan uzaklaşmasını istiyorsada bunuda bi daha dile getirmezdi.
Ama şuda bi gerçek ki bu iki durumda da ortada anlatılacak bir hikaye olmayacaktı. Ancak bu kadar tutarsız davranılırsa hikaye olarak dilden dile dolaşacağıda aşikar.


xenix: Köpek adamı ısırırsa haber değil, adam köpeği ısırırsa haber olayı.


yine yaşamın kutsandığı

rumana -- 08.06.2014 - 13:04

yine yaşamın kutsandığı 1 hikayeye. adam kadına yaşamı dikta ediyor onun duygusal dünyasını umursamadan.
aslında adam karısına 2 kez kıymış en acı şekilde........ halbuki kadın acısına dayanamayıp adamla birlikte ölse aynı mezara gömülseler falan daha güzel 1 hikaye olurmuş onlar açısından:)
bu adamın felsefesini sevmedim


Ben istemem ,

maydanoz -- 08.06.2014 - 20:09

Ben istemem ,


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -