Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Fıkralar

delete

Hatim

Nasreddin Hoca ve karısı konusuyorlardi. Karısı :
- Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
- Ne olmuş yani?
- Imam efendi, karısının yüzüne bakarak yasin okuyormuş.
Hoca güldü :
- Ben o kadını görsem, hatim bile indiririm!..

Cennet-Cehennem Ligi

Bir devrin tüm en klas futbolculari cennette toplanmışlar. Cennetin baş meleği
de futbola çok meraklıymış. Seytanı çağırtmış ve :
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Bosuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Seytan şeytanca gülümsemiş ve :
-Ama bütün hakemler de bizde.

İyilik meleği

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş,
Tam uçağa binerken kulağında bir ses :
Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içinede bir
Kurt düşmüş,binmemiş. Ikinci uçağı beklerken
Kara haber ulaşmış :
Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış,
tam trene binecek, aynı ses kulağında
Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok,trenebinmemiş, gelmiş eve, sabah
Gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş
Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadarölü, şu kadar yaralı
Allahına şükretmiş, koşup otobüsebilet almış,tam binerken yine o ses
Freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış,bağırmış :
Sen kimsin yahu?
Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
Ulan evlenirken neredeydin??

CEP TELEFONU

Cep telefonlarının yeni çıktığı zamanlar,
iki eleman cuma namazında birisi telefonu o gün
almış,namazın ortasında acemi abinin
telefonu başlıyor zitdirii zitdiriii...
Bütün millet küfür ederken abinin çabalarını gören
arkadaşı aynen söyle diyor:
"kul euzu birabbin nas -yes'e bas-melikin nas -yes'e
bas- ilahin nas yese bas"

Eczacı baba

Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar.
Eczacıya: - "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar.
Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa, "ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum", der. Çocuk da kıza: - "Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!"

Kısaca Kevser

bir gün din dersinde sınıfa müfettiş girer.bir çocuğu ayağı kaldırır:
-adın nedir?
çocuk:
-fatih!der
müfettiş de öyleyse fatiha suresini oku der.Çocuk okur.daha sonra bir çocuğu daha kaldırır:
-adın nedir?
-Yasin! Ama arkadaşlar bana kısaca kevser derler.

Çamaşır Makinesi

Kadının biri kocasından iltifat duymak istiyormuş ve kocasına sormuş:
-"Sence ben güzel miyim?" demiş
Kocası:
-"Kıçın tıpkı bir çamaşır makinesine benziyor.." demiş,kadın tabi sinir olmuş.
Ertesi gün adamın canı sevişmek istemiş, karısına sırnaşmaya başlamış.
Kadın da:
-"Git başımdan küçücük şey için koca çamaşır makinesini çalıştıramam, elinle çitiliyiver.

Ölüm meleği

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden hayalinde ölüm Meleğini görüyor ve soruyor: "Benim saatim geldi mi?"
Melek cevap veriyor: "Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 günün var".
Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdirtiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve de göğüslerini düzelttiriyor.
Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi oluyor."
Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülâns çarpıyor ve ölüyor.
Cennette Ölüm Meleği’ne soruyor: "40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülânsın çarpmasını sağlayıp, beni öldürttün?"
Ölüm Meleği cevap veriyor: "Kız, ben seni tanıyamadım ki!!!"




güzel paylaşım

sonsuz -- 01.11.2007 - 00:18

teşekkür ederiz.


Mıhtar

canu -- 04.07.2008 - 15:09

Hikaye bu ya! Dünyanın en yaşlı kişisi Anadolu'nun doğusunda bir köyde yaşıyormuş.Medya mensupları bunu saptamışlar ve dünyanın en yaşlı adamının peşine düşmüşler.Tüm dünya medyası adama ulaşmaya çalışıyormuş.Nihayet ABD'den bir ekip tercüman vs. ayarlayıp adamla röportaj yapmayı başarmış.
-Efendim siz dünyanın en yaşlı adamı ünvanına sahipsiniz.Kimbilir şimdiye kadar neler görüp geçirdiniz.Bize en güzel anınızı anlatır mısınız?
-Valla, biz gencüken dağa çıhardık.Bir gün mıhtarın karısı kayboldi.Karide çok güzelidi..
-E,e,anladım.Başka bir anınızı dinleyelim.
-Valla, biz gencüken dağa çıhardık.Bir gün mıhtarın kızı kayboldi. Kız da çok güzelidi..
-A,a mutlaka başka bir güzel anınız vardır.
-Valla ,biz gencüken dağa çı
hardık. Bir gün mıhtarın eşeği kayboldi. Eşek de gözümüze güzel göründi..
-Anlaşıldı. Siz kötü bir anınızı anlatın lütfen.
-Valla, bir gün de ben kayboldum. Mıhtar beni buldi.


Tek telden

nurcihan -- 29.01.2009 - 16:04

Hoca’nın Tek Telden Saz Çalması

Hoca bir gün eline bir saz almış, mızrabı hep aynı tele vurarak dın dın! Diye monoton bir ses çıkarırken, sormuşlar:
-Ne yapıyorsun Hocam?
-Saz çalıyorum.
-Ama bu nasıl saz çalma?Herkes sazın öbür tellerine de vuruyor, ne güzel sesler
çıkarıyor...
Nasrettin Hoca şu cevabı veriyor:
-Onlar, benim bulduğum makamı arayıp bulmağa çalışıyorlar da, onun için öbür tellere vuruyorlar.


Bekçi

sonsuz -- 15.03.2009 - 23:50

Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak bir bekçi işe almaya karar verir. Bir süre sonra düşünülür ;''Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak'' Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere iki kişi işe alınır. Bir süre sonra ''İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz'' diye düşünülerek iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar . Bir süre sonra '' Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek '' diye tartışılır ve bir muhasebeci şefi, bir katip, bir de istatistikçi işe alınır. Bir süre sonra ; ''Peki bunlardan kim sorumlu olacak.'' Diye düşünülür ve bir müdür ve iki de müdür yardımcısı işe alınır.

Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır...... .






Tavuklar

sonsuz -- 08.04.2009 - 14:01

Adam bir dükkâna girer ve bir kova, 10 kg.lık bir boya, bir kaz ile iki tavuk alır. Satıcı aldığı malzemeleri dükkanın dışına kadar taşımasına yardım eder. Adam tüm bu yükleri eve kadar nasıl taşıyacağını düşünürken yanına yaşlıca bir kadın yanaşır ve bir adres sorar. Adam cevaplar;
- Orayı biliyorum yürüyerek gidebiliriz, benim evime çok yakın ama bu yükleri nasıl taşıyacağımı düşünüyorum.
- Çok kolay, der yaşlı kadın. Boyayı kovanın içine koy ve bir elinle tut; iki tavuğu da koltuk altlarına yerleştir, diğer elinle de kazı tut der. Adam yaşlı kadının dediği gibi yapar. Eve doğru yürürlerken adam;
- Şurası biraz kestirme ordan daha çabuk varırız.
- Olmaz, der yaşlı kadın. Ya o tenhada beni duvara dayayıp eteğimi kaldırıp bana tecavüz edersen?
- Yapma kadın, bu kadar yüküm var. Allah aşkına bunları bırakıp bu dediklerini nasıl yaparım saçmalama. Kadın;
- Kazı yere koyarsın, kovayı üstüne kapatır boyayı da kovanın üstüne koyarsın. ..
Adam sorar :
- Tavuklar ne olacak ?
-Tavukları ben tutarım.






Sarışın golfçü

canu -- 11.04.2009 - 15:11

Bir cumartesi sabahı.. İki genç kadın golf oynuyorlarmış. Sarışın olanı topu dikmiş.. Sopayı öyle bir savurmuş ki.. Top havada kurşun gibi uçmuş, öbür delikte golf oynayan bir erkeğe o hızla çarpmış.. Kadınlar dehşet içinde, erkeğin iki elini bacaklarının arasında kelepçeleyip iki büklüm kaldığını görmüşler. Sarışın hızla oraya koşmuş ve özür dilemeye başlamış..
"Lütfen izin verin size yardim edeyim.. Ben bir fizik tedavi uzmanıyım ve eğer izin verirseniz çektiğiniz acıyı azaltabileceğimi biliyorum."
"Yoo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konuşmuş adam, elleri hala bacaklarının arasında kelepçeli.. "Önemli değil.. Birkaç dakika içinde düzelirim merak etmeyin..
Sarışın ısrar etmiş.. Öyle ısrar etmiş ki adam "Peki" demiş sonunda.. Kadın çok yumuşak hareketlerle adamın ellerini birbirinden ayırıp iki yana sarkıtmış önce. Sonra adami çimlere uzatmış. Pantolonun kemerini gevşetmiş.. Elini içeri sokmuş ve masaj yapmaya başlamış.. Biraz sonra sormuş..
"Şimdi nasıl hissediyorsunuz kendinizi.."
"Harika" demiş adam.. "Harika hissediyorum.. Ama baş parmağım hala fena halde zonkluyor!.."


Dört kardeş

canu -- 17.04.2009 - 16:33

Bu dünyada 4 kardeş varmış. Bu kardeşlerin üçü doğru yolu seçmişler,
namazını niyazını orucunu tutup Allah için hayırlı işler yapmışlar.
Diğer kardeşleri ise kendini şaraba vermiş, hergün içip günah defterini guiness
rekorlar kitabına doğru sokmaya çalışıyormuş. Bir süre sonra 4 kardeş
ecelleri gelip ölmüşler. Kardeşler bir arada
toplanıp sorguya çekilmişler. Doğru yolu seçen kardeşlerden ilkine
sormuşlar;

"Allah için dünyada ne yaptın?"
"Orucumu tuttum namazımı kıldım zekatımı verdim Allaha layık olabilmek için
kulluk görevimi iyi güzel bi şekilde yapmaya çalıştım."
Bunun üzerine sorgucu melekler yolu göstermiş;

"Tamam o zaman sen al bi huri çık yukarı cennete."
Doğru yolu seçen 2. kardeşe gelmiş sorgu sırası.
"Allah için ne yaptın?"
"Orucumu tuttum, namazımı kıldım, zekatımı verdim. Allaha layık olabilmek
için kulluk görevimi iyi güzel bi şekilde yapmaya çalıştım" diye cevaplamış
o da.

"Sende al bi huri çık yukarı" demişler.
İyi yoldaki 3. kardeşe de sormuşlar ve aynı cevabı almışlar.
"Hadi bakalım sen de al bi huri çık yukarı" demişler.
Son sıradaki şarapçıya sormuşlar:
"Allah için ne yaptın?"
"Valla ben bişey yapmadım, ha bire şarap içtim, karılarla yattım kalktım,
günah işledim."
"Sen in aşşağıya, doğru cehenneme, yanacaksın."
"Verin bir şişe şarap, ineyim" demiş bizimki.
Melekler bozulmuş:
"Aşşası meyhane mi lan?"
"Niye? Yukarsı kerhane mi ? anasını satiim... Al huri çık yukarı! Al huri çık
yukarı."


Bir kaç yıllık evli

oik0s -- 20.04.2009 - 18:31

Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur. 2 yaşına geldiğinde bebeğin çok farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar. 3 yaşına geldiğinde yetişkin bir insan gibi konuşur. 5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar. 10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık oturumlara katılır. 13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar.
Bir gün çocuk: 'Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2 yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra da 15 Haziranda babam ölecek.' Annesi ve babası çok şaşırırlar. Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür. Baba çok uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır. 2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.

Baba 3 yıllık ömrünün kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve birbirinden güzel bayanlarla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler.
Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu saatlerle bir gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır ve: 'Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun bana' diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar...
Ama o da ne ! Sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor.!!
Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer.

'HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!


he he

denge -- 20.04.2009 - 19:12

anne kesin de, baba için araştırma yapmakta yarar varmış.


Domuz gribinin kaynağı

sonsuz -- 29.04.2009 - 23:54



Sonrada vay efendim domuz gribi olduk.





Tek soruluk anket

sonsuz -- 07.05.2009 - 10:16

Dünya çapinda bir anket yapilmis. Sadece bir soru sorulmus:

"Lütfen dünyanin geri kalan kismindaki yiyecek eksikligine bir çözüm ile ilgili kisisel görüsünüzü dürüstçe belirtiniz."


Anket büyük bir basarisizlikla sonuclanmis. Çünkü;

- Afrika'da insanlar "yiyecek" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.

- Bati Avrupa'da insanlar "eksiklik" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.

- Dogu Avrupa'daki insanlar "kisisel görüs"ün ne anlama geldigini bilmiyorlar.

- Orta Dogu'da insanlar "çözüm"ün ne anlama geldigini bilmiyorlar.

- Güney Amerika'daki insanlar "lütfen" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.

- Turkiye'deki insanlar "dürüstlük" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.

- Ve Amerikada'ki insanlar "dünyanin geri kalan kismi"nin ne anlama geldigini bilmiyorlar




İntikam

canu -- 07.05.2009 - 12:01

Nasil yagmur nasil firtina, adam bir taksiye el kaldirir, taksi durur.
Adam gidecegi yeri söyleyince, taksici kizarak 'Ohoo orasi çok yakin
alamam seni' der ve gazlar gider.Adam çok bozulur ama sonra bir
sekilde, yagmur-camur evine gitmeyi basarir.Ertesi gün sans eseri bir
bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi duragindadir ve
üçüncü siradadir.Hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanasir:
Ataköye kaca götürürsün ?
-5 milyon-
Sana 20 milyon veririm ama bir kere beraber olalim ,
- Hadi be sapik misin,defol.
Adam bu cevabi alinca ikinci siradaki taksiye yanasir.
-Ataköye kaça götürürsün ?
-5 milyon
- Sana 20 milyon veririm ama bir kere beraber olalim.
- Vay sapik vay defol.Sira üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye
gelmistir.Adam yanasir:
- Ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
-Peki.Sana 20 milyon veririm ama bir sartim var!!
-Nedir ?
- Giderken diger taksicilere el salliyacaksin!!!!!!
- Ayibettin abi tabii


İcat

canu -- 09.05.2009 - 11:13

Ferdinand Porsche, ölür ve öbür dünyada melekler tarafından karşılanır. Melekler kendisinin olağanüstü otomobil tasarımından dolayı bir dilek hak ettiğini söyleyerek, isteğini sorar.
Porsche "Tanrı ile bir konuda konuşmak isterdim." der.Melek derhal isteğini yerine getirmek üzere Ferdinand Porsche'yi bir salona alır. Porsche Tanrıya sorar: " Kadını yaratırken düşüncelerin nerdeydi?"
Tanrı: " Ne demek istiyorsun?"
Porsche: " çok hatalı yaratmışsın!"

1.Ön taraf aerodinamik değil.
2.Çok ses yapıyor.
3.Bakım masrafları yüksek.
4.Ayda 5-6 gün tamamen kullanılmaz durumda.
5.Arka taraf çok sarkık duruyor.
6.Sürekli boyanması ve yenilenmesi gerekiyor.
7.Egzoz, emisyona çok yakın.
8.Farlar genellikle küçük.
9.Yakıt da son derece pahalı.
Tanrı kısaca düşündükten sonra cevap verir:"Ferdinand, bunların hepsi doğru olabilir ama istatistiklere göre bir çok erkek benim icadıma senin icadından daha fazla biniyor!!."


Cinayet davası

daphne -- 12.05.2009 - 09:09

Cinayet davası
Mahkemede bir cinayet davası görülüyordu. Adamın katil olduğu hemen hemen kesindi, bunu gören avukatın aklına bir şeytanlık geldi.

"Bayanlar baylar... Hepinize bir sürprizim var." diyerek saatine baktı.

"Tam bir dakika sonra, müvekkilim tarafindan öldürüldüğü iddia edilen kişi bu mahkeme salonundan içeri girecek."

Bunun üzerine hakim, seyirciler, bütün kafalar mahkeme salonunun kapısına döndü. 1 dakika geçti, hiçbirşey olmadı. Bunun ardından avukat:

"Bakın." dedi." Ortaya bu iddiayı attım ve hepiniz heyecan içinde kapıya bakıp 1 dakika boyunca beklediniz. Bu gösteriyor ki gerçekten ortada bir ölü olduğuna ve dolayısıyla müvekkilimin katil
olduğuna sizler tamamiyle inanmış değilsiniz."

Bu sözün ardından hakim kararını açıkladı ve davalıyı suçlu buldu. Avukat şok içinde:

"Ama nasıl olur? Az önceki gösteriden hepiniz etkilendiniz. Hepinizin kapıya baktığını gördüm!"

Hakim:

"Evet doğru. Hepimiz baktık" dedi, "Ama müvekkiliniz bakmamıştı!"


Uzun evliliğin sırları

sonsuz -- 14.05.2009 - 16:37

İtalya’da uzun evliliğin sırrı konulu seminerde konuşan 50 yıllık evli Guiseppe diyor ki:
- Eşime hep iyi davrandım, memnun ettim, en önemlisi 15. yıldönümümüzde onu Amerika’ya götürdüm.
Sormuşlar:
- Peki 50. yıldönümünde eşin için ne yapacaksın?
- Gidip onu geri getireceğim..




bir kasabada bektaşi

ixtlan -- 05.07.2009 - 13:35

bir kasabada bektaşi köyün imamını da kandırmış beraber
kafaları çekiyorlarmış. muhabbetin ortasında yakayı ele vermişler
ve kadı efendinin huzuruna çıkarılmışlar.
kadı imama sormuş:
"içki içiyorsun, ne diyeceksin?"
imam yanıtlamış:
"valla şeytana uyduk yaptık bir hata, affedin"
kadı imamın kafasının kesilmesine hükmetmiş.
sonra da bektaşiye sormuş aynı soruyu.
bektaşi kendini şöyle savunmuş:
"kadı efendi, ben müslüman değilim, o yüzden kabahatim yoktur."
kadı da bu durumda yapacak bir şey yok diyerek bektaşiyi salıvermelerini söylemiş.
tam çıkacakken bektaşi kadıya dönmüş ve
"müslüman olursam imamı affeder misin" diye sormuş.
bir kişiyi müslüman yapmanın sevabını düşünen kadı bu sevabın büyük olduğuna kanaat
getirince teklifi kabul etmiş, bektaşi hemen orada müslüman olmuş.
bektaşi ve imam yolda evlerine dönerken aralarında şu konuşma geçmiş:
imam:
"ne imansız adamsın, önce dinini inkar ettin, sonra da müslüman olmuş gibi yaptın."
bektaşi:
"fazla konuşma. önce gayrimüslimim dedim kendi kellemi kurtardım sonra da müslüman oldum senin kelleni kurtardım. ya senin imanın ne işe yaradı?"


Üç adam

cellin -- 13.09.2009 - 19:02





Günün birinde üç erkek ormanda yürürlerken karşılarına büyük ve vahşi bir nehir çıktı.
Erkeklerin, nehrin karşı kıyısına mutlaka
geçmeleri gerekiyordu.

Peki bunu nasıl başaracaklardı?

Birinci erkek dizlerinin üstüne çöktü ve Allaha dua etti : Allahım,lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver. Allah ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi
Böylece nehrin karşı kıyısına geçebildi. Ancak bunun için
2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma tehlikesi geçirdi.Ama,başarmıştı

Bunu gören ikinci erkek de Allaha dua etti:
Allahım Lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli aracı ver. Allah ona bir tekne verdi ve o da nehrin karşı kıyısına geçmeyi başardı,ancak birkaç kez teknenin alabora olma tehlikesiyle karşılaştı...

Tüm bu olan bitenleri izleyen üçüncü erkek de dizlerinin üstüne çöktü ve Allaha yalvardı. Allahım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç, araç ve zekayı ver.

Allah erkeği bir kadına dönüştürdü.Kadın haritaya baktı....Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü.. Ve köprüden karşıya geçti.


Suçluluk

bodan -- 01.10.2009 - 16:03

Uzun ve yorucu bir aşk ve sevişme seansından sonra doktor az ötesinde uyuklayan hastasına bakarken birden çok fena halde suçluluk duygusuna kapılmış. Panikler gibi olunca içini rahatlatmak için kendi kendine söylenmeye baslamış "Sakin ol Howard sakin ol! O kadar da dert etme. Pek çok doktor yapmıştır bunu." O sırada kalbinin derinliklerinden vicdanın sesini duymuş:
" Ama Howard, sen veterinersin. "


jinekolog

bobo -- 25.11.2009 - 16:54



Jinekologun biri 'lanet olsun' der ve
doktorluğu bırakır.
Arabalara merakı vardır. Niyeti araba tamircisi
olmaktır.
Gider ve sendikanın sınavına girer.
Sonuçta 100 üzerinden 150 alıp gecer.
Bunun üzerine bir soruşturma açılır.
Müfettişler sınav hocasına sorarlar, bu iş nasıl
oldu diye.
Hoca :
Valla, yağı değiştir dedim, değiştirdi.
Filtreyi değiştir dedim, degiştirdi.
Bujileri temizle dedim, temizledi.'
Müfettiş :
'İyi de neden 100 degil de 150?'
Hoca :
'Bunların hepsini arabanın egzoz deliğinden
yaptı!'


İngiliz Kız

elfe -- 28.11.2009 - 15:19

bir kadının bir süreliğine iş seyahati için ingiltere'ye gitmesi gerekmektedir. kadının kocası eşini havaalanına kadar götürür.

karısı:

-"tesekkür ederim kocacığım, senin için ingiltere'den ne getirmemi istersin?"
diye sorar.

adam güler ve yanıtlar:

-"bir ingiliz kızı istiyorum hayatım...

kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar.
2 hafta sonra adam karısını tekrar hava alanından almaya gider ve sorar:

-"hayatım gezin nasıldı?"

karısı:

-"tesekkür ederim hayatım çok güzeldi."

adam:

-"peki hediyem nerede?"

kadın:

-"ne hediyesi?"

adam:

-"hani bir ingiliz kız istemiştim ya..."

hadın:

-"haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım, simdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek icin... !"



"boşvermişim, boşvermişim, boşvermişim dünyaya..."


Ticaret

bodan -- 23.12.2009 - 16:31

Zengin İşadamı ofisinde çalışırken büyük oğlu telaşla içeri dalar:

- Baba... Kızma ama.. Bir kızı hamile bıraktım... Şimdi çenesini tutmak için benden 5 milyar istiyor.

Adam çek defterini çıkartır. Rakamı yazar.

Derken küçük oğlu da aynı kötü haberle çıkagelir:
- Baba... Hamile.. Susmak için 3 milyar...
Baba bu parayı da öder...

Biraz sonra ailenin biricik kızı içeri dalar:
- Baba...

Adam heyecanlı:
- İnşallah hamilesin!

- Maalesef baba...

Adam derin bir nefes alır:
- İşte bu Harika... Para kazanma sırası bize geldi!.








Muhammed

xenix -- 12.02.2010 - 22:01

Muhammed sınıfa girdiğinde öğretmen sordu
- "Adın ne"
- "Muhammed" diye cevapladı çocuk.
- "Fransa'da Muhammed ismini kullanmayız bundan sonra senin adın Jean-Francois" dedi öğretmen.
Akşam eve döndüğünde annesi Muhammed'e sordu
- " Günün nasıl geçti Muhammed"
- "Benim adım Muhammed değil, artık Fransa'da yaşıyorum ve artık adım Jean-Francois" dedi.
- "Sen isminden, ailenden, kültüründen ve dininden utanıyor ve yadsıyorsun öyle mi?" diyen annesi Muhammedi dövdü.
Sonra olanları Muhammed'in babasına anlattı. Babası Muhammed'i daha kötü dövdü.
Ertesi gün Muhammed okula gittiğinde öğretmen Muhammed'in yüzündeki çürükleri gördü ve sordu
- "Benim küçük Jean-Francois' i! me ne oldu?"
- "Hiç sormayın efendim, Fransız olduktan 2 saat sonra iki tane Arap'ın saldırısına uğradım"

xenix


Laiklik

xenix -- 12.02.2010 - 22:06

Basbakan saç tirasi olmak için berbere gitmis.
Berber sormus:
- Basbakanim laiklik hakkinda ne düsünüyorsunuz?
Basbakan duymazdan gelmis.

Berber bes dakika sonra tekrar sormus:
- Laiklik hakkinda ne düsünüyorsunuz?
Basbakan yine duymazdan gelmis.

Berber bes dakika sonra tekrar " Laiklik hakkinda ne düsünüyorsunuz?"
diye sorunca Basbakan sinirlenmis ve;

- Sana ne ulan laiklikten ?!!!. . .
Artistlik yapma, isine bak!...
diye azarlamis adamcagizi...

Berber gülerek karsilik vermis:
- Öyle demeyin Basbakanim...
Laiklik sözünü duyunca saçlariniz diken diken oluyor...
Daha kolay kesiyorum...

xenix


Dünyanın en büyük

venüs -- 13.02.2010 - 10:11

Dünyanın en büyük zekalarının oluşturduğu bir topluluğa şu soru sorulur:
``2*2 nedir?'
Mühendis iyice eskimiş sürgülü hesap cetvelini çıkarır, şöyle bir sallar ve sonuçta:
``3.99' diye ilan eder.
Fizikçi teknik notlarını karıştırır, problemi bilgisayarında kurar ve:
``yanıt 3.98 ile 4.02 arasındadır' der.
Matematikçi dünyadan uzak, bir süre huşu içinde düşüncelere dalar, sonra da:
``yanıtın ne olduğunu bilmiyorum ama bir yanıtın varlığını kesinlikle söyleyebilirim' der.
Filozof:
``Evet ama, 2*2 ile ne demek istiyorsunuz?'
Mantıkçı:
``Lütfen 2*2'yi daha detaylı tanımlayınız.'
Muhasebeci, bütün kapı ve pencereleri kapatıp, dikkatlice çevresini kolaçan ettikten sonra:
'SİZ yanıtın ne olmasını isterdiniz?' diye sorar.


:)) çok güzel be ya

venüs -- 14.02.2010 - 22:20

Kadının evinde cam kırılmıştı, camcıyı aradı ve siparişi verdi, yarım saat sonra zil çaldı. Kadın diafondan seslendi,
- Kim o ?
- Camci be ya..
Kadın kapıyı açtı ve camın takılacağı yeri gösterdi, beş dakika sonra yine zil çaldı.

- Kim o ?
- Camci be ya..
Kadın;
- Yanlışlık var, az önce bir camcı gelmişti ? !..
- Düştuk be ya.


Sütü yetmemiş

xenix -- 14.02.2010 - 22:37

Genç bir kadın, aylardır şantiyede olan kocasına aşağıdaki satırları yazar:

Sevgilim,

Biliyorsun, sen şantiyedeyken nur topu gibi bir bebeğimiz oldu. Sütüm yetmediği için, yavrumuzu besleyebilmek amacıyla bir sütanne tuttum. Yalnız, bu sütannenin zenci olmasından dolayı çocuğumuz, emdiği sütün etkisiyle zaman içinde zenciye dönüştü. Haberin olsun dedim.

Bu konuda benim bir suçum olduğunu düşünmezsin umarım.

Öptüm,

Biricik eşin


________________________________________________________________

Kadının kocası da bunun üzerine annesine bir mektup yazar:

Sevgili anneciğim,

Karım bana gönderdiği son mektupta, sütü yetersiz olduğu için bir sütanne tutmak zorunda kaldığını, o sütannenin zenci olduğunu ve bu yüzden bebeğimizin renginin de zamanla koyulaştığını yazıyor. Bundan eşimi sorumlu tutamayız, tabii ki .

Selam ve sevgilerimle



_________________________________________________________________

Annesi ise oğluna şöyle bir cevap yazar:

Sevgili oğlum,

Aslına bakarsan, sen doğduğunda benim sütüm de yetersiz kalmıştı. Ama biz fakir olduğumuzdan dolayı, sütanne tutamayıp onun yerine seni inek sütüyle beslemek zorunda kalmıştık. Bu durumda takdir edersin ki, senin safkan bir öküz olmanın sorumlusu ben değilim.

Seni seven annen

xenix


Tilki

samire -- 14.02.2010 - 22:44

Düğün gecesi kayınpeder damatla dalga geçiyormuş:

- Bakalım
demiş,

- Aslanlar gibi gerdeğe bu gece mi gireceksin yoksa fareler gibi ertesi geceyi mi bekleyeceksin?

Damat sırıtarak cevap vermiş:

- Ben tilki gibiyimdir efendim, dün gece girdim ...




s a m i r e


Sarışın bir bayan trafik

gamaro -- 19.02.2010 - 14:03

Sarışın bir bayan trafik polisi sarışın bir bayan sürücüyü durdurmuş ve "ehliyet lütfen" demiş.

Sarışın sürücü şaşkın gözlerle bakarak "ehliyet mi?" diye sormuş,"kusura bakmayın,nasıl birşey o?"

Polis cevap vermiş,"Hanımefendi,hani küçük kart gibi bişey" demiş,"üstünüzde resminiz filan da oluyor.."

Sürücü kadın çantasını karıştırıp ehliyetini ararken eline tesadüfen makjaj seti gelmiş.Bu mu acaba diye açıp bakınca içindeki küçük aynada kendi yüzünü görmüş ve "hah" demiş, "resim var diyordu, galiba bu", sonra da "buyrun memure hanım" diyerek makjaj setini polise uzatmış.

Sarışın trafik polisi seti almış ve bakmış, sonra da gülümseyerek tekrar sarışın sürücüye uzatmış, "Hanımefendi" demiş, "neden polis olduğunuzu baştan söylemediniz,buyrun geçebilirsiniz":)))


Yalan:)

Efsunn -- 19.02.2010 - 14:18

Padişahın biri: "Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!" demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;

1.Yalancı: "Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü."

Padişah: "Bunun neresi yalan?.." - "Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!.."

2.Yalancı: "Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!.."

Padişah: "Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!.."

3.Yalancı: "Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!"

Padişah: "Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir."
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.

Ama bir gün bir Kayserili gelmiş; - "Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!.."


Bacakları meydanda minicik

Masal -- 19.02.2010 - 21:26

Bacakları meydanda minicik etek giyen göbeği açık fıstık otostop yaparak bir TIR’a binmiş… Az sonra şoföre “Adınız nedir acaba?” diye sormuş…

“Kar” demiş adam, “Fevzi Kar… Ya sizin?”

“Benimki Temmuz… Ayşe Temmuz…”

Yarım saat kadar gitmişler… Sarışın hafif kızgın sormuş bu defa… “Yola bakacağınıza bacaklarıma dalıp gidiyorsunuz… Ne geçiyor aklınızdan…?” “Ne olacak…” demiş şoför “Temmuzun ortasında bir karış kar ne güzel olur diye düşünüyordum!”:))




Yaşlı adam

xenix -- 20.02.2010 - 22:48

85 yasinda bir adam dogumhanenin kapisinda beklemektedir.
Dogumhaneden çikan doktor söyle bir bakindiktan sonra yasli adama sorar:

Doktor: "içerde dogum yapan bayan yakininiz mi?"

Yasli Adam: "Evet, esim."

Doktor: "Ama bayan 25 yaslarinda..."

Yasli Adam: "Tamam iste, esim o. Niye sasirdin iz, baba olamaz miyim yani?"

Doktor: "Yoo, aklima benim dedem geldi de."

Yasli Adam: "Nesi varmis dedenizin?"

Doktor: "Kendisi av meraklisi idi. sürekli ava çikardi. Ancak yaslaninca zorlanmaya basladi. Bir gün ava çikacakken kendisini uyardik, aman yapma dedecim, sen yaslandin, ava gidemezsin diye. Kendisi israr etti ve hazirlandi. Eee, tabi yaslilik, çikarken tüfek yerine baston aldi eline.Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayagi yol yürüdükten sonra bir geyik gördük.Dedim ya, dedem yasli. Bastonu omzuna koydu, dogrulttu ve geyige bastonla ates etti. Geyik o anda vurulup yere düstü..."

Yasli Adam: "Olur mu canim öyle sey,kesin baskasi vurmustur onu."

Doktor: "Ben de onu demeye çalisiyorum...

xenix


Cennetin Anahtarı

Yabancı -- 20.02.2010 - 23:25


Peder John'un Cumartesi gecesi banyo zamanı gelmiş, genç rahibe Magdalene Edwards, yaşlı rahibenin kendisine verdiği talimata uygun olarak banyo suyunu ve havluları hazırlamıştı. Magdelene ayrıca, eğer kendine hakim olabilirse, Peder John'un çıplak bedenine bakmaması fakat Peder'in kendisine söylediği herşeyi yapması ve dua etmesi talimatını da almıştı.

Ertesi sabah, yaşlı rahibe Magdelene'ye Cumartesi gecesi
banyosunun nasıl gittiğini sordu.
"Ahh hemşire," dedi genç rahibe rüyadaymışcasına. "Kurtarıldım".
"Kurtarıldın mı? Bu harika şey nasıl oldu ?" diye sordu yaşlı rahibe.
"şey, Peder John Su dolu küvette yatıyordu. Kendisini yıkamamı istedi. O'nu yıkarken, tanrının cennetin anahtarını sakladığını söylediği bacaklarının arasına doğru elimi itti.
"öyle mi yaptı?" dedi yaşlı rahibe dümdüz bir sesle.
"Ve Peder John,
eğer cennetin Anahtarı benim kilidime uyarsa, cennetin kapılarının bana
açılacağını ve kurtuluşumun ve ebedi huzura kavuşmamın temin edileceğini
söyledi ve sonra Peder John cennetin anahtarını kilidimin içine soktu.
"Gerçekten mi ?" dedi yaşlı rahibe daha da düz bir sesle.
önce korkunç bir acı verdi, fakat Peder John kurtuluşa giden yolun çoğunlukla ızdırapla dolu olduğunu, Ama daha sonra tanrının güzelliğinin, içimi müthiş bir coşku ve zevkle dolduracağını söyledi.
Ve öyle oldu,
kurtarılmak çok güzel bir duygu."
"O günahkar şeytan!" dedi yaşlı rahibe.
"Bana onun, Cebrail'in borazanı olduğunu söyledi ve ben kırk yıldır o borazanı üflüyorum!"


Anneler herşeyi bilir

Efsunn -- 03.03.2010 - 07:08


Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet'in annesini yemeğe davet ederler, Mehmet'in annesi akşam yemeği süresince Handanı uzun uzun süzer ve aslında Handanın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu , acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder.

Aklını okumuşçasına Mehmet annesine der ki:
'Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.'

Akşam yemeğinden sonra Mehmet'in annesi evine döner. Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:

'Mehmet,annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum'

Mehmet yanıtlar:
'Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.'

Oturur ve yazar:
'Anneciğim,Gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum. Fakat konu şu ki: sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp. sevgiler oğlun Mehmet.'

Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir:
'Sevgili oğlum: Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum. Fakat konu şuki: Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu. Sevgiler annen.'



İki kadın

xenix -- 12.03.2010 - 07:22

İki komşu kadın hafta sonu kocaları olmadan yemeğe çıkmışlar.
Yemekten sonra bara falan derken sabaha doğru iyice sarhoş eve yürümeye başlamışlar. İyice sıkıştıklarını farketmişler AMA etrafta tuvalet falan bulamamışlar. Bir mezarlığın yanından geçerken biri
- Hadi şurada yapalım kimse görmeden_!
Başka çare de yok, korka korka girip bir kenarda işlerini bitirmişler.
Temizlenmek için bir şey bulamadıklarından biri külodunu çıkarıp kullanmış, diğeri eve böyle dönemem diye oradaki çelenklerden düşmüş bir bandı alıp kullanmış.
Sabah kocalardan biri uyanıp karısını donsuz olarak sızmış görünce telefona sarılıp öbürünü aramış:
- Yahu biz fena boynuzlandık galiba. Karım eve sabaha karşı ve donsuz olarak dönmüş...
- Sen gene iyisin , bizimkinin kıçına "seni asla unutmayacağız" diye bir de kart yapıştırmışlar..


xenix


Adam müftüye gitmiş

daphne -- 12.03.2010 - 08:01

Adam müftüye gitmiş
Yahu, hakikaten biz cennete gittiğimizde huri alacak mıyız?' demiş
Müftü, 'namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verirsen 4 huriyi alacaksın
elbette' demiş. Adamın derdi başka...
'Peki benim hanım cennete gidince ne olacak?' demiş.
Müftü cevap vermiş
'Ona da 4 Nuri düşer '
Adam şaşkın !!! Kös kös evine dönmüş.Bakmış karısı namaz kılıyor...
Basmış tekmeyi..... ...
'Ne namazı len bu..? Ha..haaa.... ne namazı..? Orospu mu olcen..??


Masaj

xenix -- 12.03.2010 - 09:12

Bir cumartesi sabahi.. Iki genc kadin golf oynuyorlar. Sarisin olani topu dikmis.. Sopayi oyle bir savurmus ki.. Top havada kursun gibi ucmus, obur delikte golf oynayan bir erkege o hizla carpmis.. Kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda kelepceleyip iki buklum kaldigini gormusler.

Sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..

"Lutfen izin verin size yardim edeyim.. Ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin verirseniz cektiginiz aciyi azaltabilecegimi biliyorum."
"Yooo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri hala bacaklarinin arasinda kelepceli.. "Onemli degil.. Birkac dakika icinde duzelirim merak etmeyin.."

Sarisin israr etmis.. Oyle israr etmis ki adam "Peki" demis sonunda.. Kadin cok yumusak hareketlerle adamin ellerini birbirinden ayirip iki yana sarkitmis once. Sonra adami cimlere uzatmis. Pantolonun kemerini gevsetmis.. Elini iceri sokmus ve masaj yapmaya baslamis..
Biraz sonra sormus..

"Simdi nasil hissediyorsunuz kendinizi.."

"Harika" demis adam.. "Harika hissediyorum.. Ama bas parmagim hala fena halde zonkluyor!.."

xenix


Hamam

xenix -- 18.03.2010 - 07:27

Amerikali ile Türk arkadaş olmuşlar.Amerikali bizim Türk'ü Amerika'ya davet etmiş.Amerikali bizim Türk'e amerikanin heryerini gezdirmiş NASA'yıda gezdirmiş uzay araclarini göstermis.bizim türk demis sizde teknoloji büyük hayran kaldigini belirtmis.
Neyse türk türkiyeye dönmüs bu sefer amerikali türkiyeye gelmiş.bizim türk acaba amerikalıyı nereye götürsem gezdirsem diye düsünmüs.
en sonunda hamama götürmeye karar vermis.amerikaliyla hamama giriyorlar her taraf buharrr amerikalı "tamama tamam pes vallahi hayran kaldim" demiş
- Memlekete dönmüs eee türkiyede ne gördün "YA arkadaslar bizim NASA boş iş,türkler insan yapıyorlar ben vardigimda zımpara cekiyorlardı" demiş

xenix


Cüzdan

xenix -- 18.03.2010 - 07:28

Sünnetçinin biri yıllarca sünnet ettiği çocukların derilerini biriktirmiş.
Yıllar sonra emekliliği yaklaştığında, bu derileri bir güzel toparlamış ve terziye gitmiş. Terziyle konuşmaya başlamış:
- "Bak kardeşim, sen de sanatkarsın, ben de! Bu deriler benim 20 senelik emeğim. Bana öyle bir şey yap ki, bundan ben hayatımın en güzel 20 yıllını hiç unutmayayım!"
Terzi:
- "Tamam abi, sen merak etme bir hafta sonra gel!" demiş.
Bir hafta geçmiş bizim sünnetçi gitmiş terziye;
- "Ne yaptın hallettin mi?" dıye sorar sormaz, terzi bir cüzdan çıkartmış. Tabii sünnetçi sinirle;
- "Ne bu 20 yıllık emek, bir cüzdan mı oldu! Ne yaptın sen?"
Terzide hemen;
- "Abi, öyle deme! Okşayınca bavul oluyor!"

xenix


Papa

xenix -- 18.03.2010 - 07:30

Papa makam otosuyla Roma'da dolaşmaktadır. Bir süre sonra canı sıkılır ve şöföre durmasını söyler. Soförü arkaya geçirir ve arabayı kendisi kullanmaya başlar. Araç kullanmanın zevkine varınca hız yapmaya başlar. Hız sınırını aşınca da tabi ki radara yakalanir. Trafik polisi çevirir, arabayı kenara çeker. Polis arabanın penceresine eğilince afallar ve durumu merkeze aktarmak için telsizine davranir.
- Amirim bir oto çevirdim, ama içinde çok büyük bir adam var. Ne yapayim?
- Vali mi?
- Daha büyük.
- Başbakan mı?
- Hayır daha büyük.
- Amerika Başkanı mı?
- Hayır daha büyük.
- Daha büyük kim var oğlum?
- Bu adam kim bilmiyorum ama makam soförü Papa!!!

xenix


Dolap

xenix -- 18.03.2010 - 07:31

Kadın yatak odasına bir dolap ısmarlamış. Dolabı kadının yatak odasına monte edip gitmişler. Evin yanından tren yolu geçiyormuş.
Mobilya şirketinin adamları gittikten bir süre sonra, bir tren geçmiş ve dolap en küçük parçalarına kadar dağılmış. Kadın çok şaşırmış, mobilya şirketine telefon etmiş ve durumu anlatmış. Hemen birilerini göndermişler ve dolabı tekrar monte etmişler.
Adamlar gittikten bir sure sonra tekrar bir tren geçmiş ve dolap yine dağılmış.
Kadın bu sefer çok kızmış ve genel müdürle konuşmak istediğini söylemiş telefonda. Genel Müdür kadını dinledikten sonra,
"Hanımefendi bu inanılmaz bir şey, durumu incelemek için bizzat ben geliyorum" demiş.
Genel müdür kadının evine vardığında durumu incelemiş, kendi elleriyle dolabı tekrar monte etmiş ve "Bu sefer bir trenin geçmesini bekleyeceğim hanımefendi, üstelik dolabın içine girip öyle bekleyeceğim. Sorunun ne olduğunu kendi gözlerimle görmek istiyorum" demiş ve dolabın içerisine girip beklemeye başlamış. Genel müdür dolabın içinde beklerken, kapı açılmış ve kadının kocası eve gelmiş. Adam zaten çok sinirliymiş, yatak odasına girip dolabı
görünce daha da sinirlenmiş. Karısına, "Bu dolap ta nerden çıktı" diye bağırarak dolabın kapısını açmış.
Genel müdürü görünce daha da sinirlenmiş ve kızgınlıkla "Sen de kimsin" diye bağırmış. Genel mudur, iri yari adama şöyle bir bakmış ve
"Simdi, tren bekliyorum deseeem... inanmazsın"

xenix


Gelin - Kaynana

bodan -- 19.03.2010 - 16:56

Her gün yamaçtan tarlalarına ekine giden bi gelin-kaynana varmış... İki adam gelinle kaynanayı gözlerine kestirmişler. Bunları alıp kaldıralım, diye düşünmeye başlamışlar. Bir gün, gelinle kaynana tarlaya giderken ortalığı yıkan bi ağlama duymuşlar. Dinlemişler ki, kulübeden geliyor. Çıkalım bi bakalım demişler. Gidip kapıyı çalmışlar. Adamlardan biri kapıyı açmış. Kaynana: 'hayırdır' demiş 'ne oldu ? ' Adam demiş ki: 'cenazemiz var, buyrun içeri' gelin kaynana içeri girmişler. Giriş o giriş. Adamlar işlerini halletmişler. Neyse, gelin kaynana evden çıkmışlar. Gelin sormuş: 'ana be, naapcaz şimdi ?' Kaynana cevap vermiş: 'valla gelin seni bilmem ama ben yedisine de gelicem kırkına da, sevaptır...



Bu kış

sonsuz -- 21.03.2010 - 08:38

Kış başlamak üzeredir.
Kızılderililer toplanmis kisin nasil gececegini tartısırlar

Kızılderili topluluğu, şeflerine sorarak, kışın sert mi yoksa yumuşak mı geçeceğini öğrenmek isterler. Geleneksel yeteneklerini dedelerinden bu yana çoktan kaybetmiş bulunan şef, işi sağlama almak için kışın sert geçeceğini ve mümkün olduğunca fazla odun toplamalarını söyler kabilesine.

Akıllı bir adam olan şef birkaç gün sonra yakınlardaki Meteoroloji istasyonuna telefon eder:
"Bu kış soğuk mu geçecek sizce?"
Meteorolog cevap verir:
"Evet, oldukça sert geçeceğe benziyor."
Bu cevabı alan şef derhal kabilesine döner ve kışın çok sert geçeceğini, daha çok odun parçası toplamaları gerektiğini söyler.
Bir süre sonra Meteoroloji İSTASYONUNU tekrar arar ve sorar:
"Kış hala soğuk geçeceğe mi benziyor?".
"Evet" der karşıdaki: "Oldukça soğuk geçeceğe benziyor."
Şef kabilesine döner ve sadece odunları değil bulabildikleri her çalı çırpıyı toplamalarını ister.
Bir kaç gün sonra Meteoroloji İSTASYONUNU tekrar arar:
"Kışın soguk geçeceğinden gerçekten emin misiniz ?" diye sorar.
Adam: "Kesinlikle der".
Bugüne dek yaşanan en sert kışlardan birini yaşayacağız gibi görünüyor.
"Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? "
Diye sorar şef.
Meteorolog Yanıtlar:
"Kızılderililer çılgınlar gibi odun topluyor!"




Hidayet ve Peder

xenix -- 26.03.2010 - 08:55

Hidayet ölünce cennetin kapısında kuyruğa girer. Hemen önünde bekleyen adam Peder dir. Kapıda bir melek beklemektedir. Melek Peder e sorar:
- Hiç günahın var mı Peder ?
- Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatım boyunca hep tanrıma dua ettim. Karıma ve çocuklarıma sadık kaldım. İnsanlara ve hayvanlara hep yardım ettim.
- Melek : Çok iyi bunları biliyorduk zaten al sana cennetin gümüş anahtarı der ve sonra Hidayet'e döner. Senin hiç günahın var mı Hidayet?
- Hidayet : Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardım. Tanrıya dua etmedim açıkçası, inancım da zayıftı ve bir günahım vardı. Çok sert ve hızlı otobüs kullanırdım.
- Melek Hidayet'e döner ve bunu da biliyoruz. Çok iyi al sana cennetin altın anahtarı...
- Peder bu olaya sinirlenir. Ben hayatımı tanrıya adadım siz de gidip bu adamı cennette benden üstün tutuyorsunuz haksızlık değil mi ?
- Melek gülerek.. "Oğlum sen vaaz verirken herkes uyuyordu, ama Hidayet otobüs kullanırken herkes dua ediyordu...

xenix


Ben evli bir erkeğim

daphne -- 13.04.2010 - 12:22

Akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış.
Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına bakınmış.
Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor.
Yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş..
Aspirinleri içerken,komodindeki not dikkatini çekmiş;

''Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim. Seni seviyorum".
Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş.

Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor. Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor. Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;

Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun? Evet, dün gece saat 3'ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde. Önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.

Adam, şaşırmış vaziyette: Anlayamadım. O zaman niye herşey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?

Onu mu soruyorsun. Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp,pantalonunu çıkarmaya çalıştığında,

Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım" dedin


Öğrenci

daphne -- 28.04.2010 - 07:49

Ortaokul öğrencisi kahramanımız, babasının omuzuna dokunur, sorar:
- Baba, okulda ders verdiler, "Politika nedir",
anlatmamız lazım. Nedir politika?
Baba oğlunun yaşına uygun bir formul bulur:
- Bak yavrum, şimdi şu kelimeleri iyice aklinda tut...
Ben ücretli calisiyorum, buna KAPITALIZM diyoruz. Parayi nasil
harcayacagimiza annen karar veriyor, ona HUKUMET de.
Hepimiz aslinda senin icin cabaliyoruz, sen HALK'sin.
Bebek kardesine bakan dadin, IşçI SINIFI. Kardesini de
GELECEK diye düşün. Şimdi bunlari böyle ezberle,
yarin kahvaltida sana politikayi anlatirim.
Oglan bunlari ezberler, akşam olur, herkes yatar. Gece bizimki,
kardeşi küçük bebeğin ağlamasiyla uyanir. Gider bebeğin odasina,
bebek altini kirletilmiş ağlamaktadir. Annesinin odasine girer,
annesi derin bir uyku çekmektedir, uyanmaz. Dadinin odasina gider, bir bakar ki, babasi dadisiyla ayni yatakta, "Bebek agliyor" demesine hic aldiris eden bir halleri yok. Bizimkisi gerisin geriye döner, yatar...
Ertesi sabah kahvaltida babasina:
"Baba ben politika neymiş anladim" der.
Babasi "Neymis söyle bakalim" diye sorunca anlatir:
"KAPİTALİZM, İŞÇİ SINIFINI beceriyor.
Bu arada HÜKÜMET uyuyor. HALK kimsenin umurunda degil.
Ve de GELECEK bok icinde...


dünyanın en huzurlu fıkrası

gül -- 28.04.2010 - 10:29

Dünyanın en huzurlu fıkrasıydı benim için birazdan anlatacağım fıkra. Pek çoğunuz bilirsiniz belki. Hiç komik değildi ve çocukluğumun bir döneminde çok popüler olmuştu. Biri anlattıkça hafif gülümserdim kendimi zorlardım gülmek için gene de içimizden bir fıkra.

Sanane, Banane, terbiye adında 3 kardeş varmış. Terbiye bir gün hasta olmuş. Sanane ve Banane eczaneye ilaç almaya gitmişler. Eczacı Sanane ve Banane isimli çocukları şirin bulmuş olacak ki onlara isimlerini sormuş. Önce Sanane’ye sormuş ismini. Sanane “Sanane” diye cevaplamış. Eczacı tabiki “sanane” dediğini sanmış üzülmüş. Sonra Banane’ye sormuş, o da “Banane” diye cevaplamış. Tabi ki eczacı fıkra olduğu için çocuğun banane dediğini sanmış ve gene kızmış -ve tabi üzülmüş, demiş ki çocuklara: “Siz de hiç terbiye yok mu?” Sanane ve Banane bir ağızdan cevaplamış: “Terbiye evde hasta yatıyor


İngilizce

xenix -- 05.05.2010 - 11:40




xenix


"Sanane, Banane, terbiye

Yabancı -- 05.05.2010 - 14:37

"Sanane, Banane, terbiye adında 3 kardeş varmış. Terbiye bir gün hasta olmuş. Sanane ve Banane eczaneye ilaç almaya gitmişler. Eczacı Sanane ve Banane isimli çocukları şirin bulmuş olacak ki onlara isimlerini sormuş. Önce Sanane’ye sormuş ismini. Sanane “Sanane” diye cevaplamış. Eczacı tabiki “sanane” dediğini sanmış üzülmüş. Sonra Banane’ye sormuş, o da “Banane” diye cevaplamış. Tabi ki eczacı fıkra olduğu için çocuğun banane dediğini sanmış ve gene kızmış -ve tabi üzülmüş, demiş ki çocuklara: “Siz de hiç terbiye yok mu?” Sanane ve Banane bir ağızdan cevaplamış: “Terbiye evde hasta yatıyor"




Eeee. Sivri zekalı, çocukken ne kadar baskı uyguladılarsa, başkalarına çaktırmadan bel altı mesaj iletmeyi terbiyesizlik olarak düşünemiyor. Zira fıkra fıkraya benzemiyor.

Sanane demiş, öteki banane demiş beriki illede terbiye demiş. Bira altını eşelesen bacak arası ahlak anlayışına kadar dayanacak gibi. Yine de niyet okumuş olmayalım canıııımmm.


yuh yabancı yuhh.

gül -- 05.05.2010 - 15:26

senin gibi sivri zekalarda her şeyin içine etmeyi marifet sayar dimi.sanki bu fıkrayı ilk benden duydun .yazan ben oluncamı aklın bi yerlere kaçıyor yuhh.


Ha ha ha

Yabancı -- 05.05.2010 - 16:08

"senin gibi sivri zekalarda her şeyin içine etmeyi marifet sayar dimi."


Çok ayıp. Terbiye evde hasta galiba. Zuhahaha..


Muhteşem Frank

xenix -- 11.05.2010 - 09:35

Adamın biri sokağa daha adımını atar atmaz boş bir taksi bulmayı başarmış.
Taksiye bindiğinde şoför, mükemmel zamanlama, aynı Frank gibisin demiş.
Yolcu: kim ? diye sormuş.
Şoför: Frank Feldman. O her şeyi tam zamanında yapan bir adamdı. Senin sokağa çıkar çıkmaz taksi buluvermen gibi şeyleri Frank Feldman her seferinde başarırdı.
Yolcu: Bazen herkesin başının üzerinde şans bulutları dolaşır.
Şoför: Hayır, Frank Feldmanın durumu o değil. O her açıdan süper bir adamdı. Katılsaydı teniste grand-slami kazanırdı. Golf profesyoneliydi. Bir opera baritonu gibi şarkı söyler, bir Broadway sanatçısı gibi dans ederdi.
Piyano çalışını duymalıydın. Muhteşem bir adamdı.

Yolcu: Kulağa gerçekten özel biriymiş gibi geliyor.
Şoför: Dahası var... Hafizası bilgisayar gibiydi. Herkesin doğum gününü hatırlardı. Şarap hakkında her şeyi, onunla ne ısmarlayacağını, hangi etin gittiğini bilirdi. Her şeyi tamir edebilirdi. Benim gibi degil. Ben bir sigorta değiştirmeye kalksam bütün sokağın elektiriği gider...
Yolcu: Vay be, önemli biri yani !
Şoför: Frank her zaman en hızlı seyredilecek yolu bilir, tıkanıklıklara takılmaz. Benim gibi değil. Ben her zaman trafikte takılırım. Frank hayatında tek bir hata yapmamıştır. Kadınlara nasıl davranılması gerektiğini, bir kadına kendisini iyi hissettirmeyi bilir. Kadın haksız bile olsa, bir kere bile cevap vermezdi. Giyimine de her zaman özen gösterirdi,
ayakkabıları hep parlardı. Mükemmel bir insandı, tek bir hata bile yapmamıştır. Hiç kimse onunla karşılaştırılamaz.

Yolcu: Muhteşem birine benziyor. Nasıl tanıştın onunla ?
Şoför: Frankle aslında hiç tanışmadım.
O öldü, ben onun kahrolası dul karısıyla evlendim !!!


xenix


Zor Anlar

xenix -- 11.05.2010 - 09:38

Genç kız, sevgilisine telefon açmış... - 'Tankut,' demiş, 'seni çok arzuluyorum, geceleri uyku uyuyamıyorum. Ne olur bu hafta sonu bize yemeğe gel. Seni annem-babamla tanıştırayım. Sonra benim odamda ders çalışıyor gibi yaparız ' Tankut ömründe hiçbir kızla yan yana gelmemiş , toy bir... delikanlı... Bir eczaneye gitmiş... Babacan eczacıya;
'Bu hafta sonu önce bir aile yemeği, peşinden ateşli bir aşk yaşayacağım' demiş, 'Bu yüzden iyisinden bir kutu gerekenden istiyorum...'

Babacan eczacı kutuları vermiş, oğlanın sırtını sıvazlayıp yolcu etmiş... Tankut hafta sonunda bir büyük buket çiçekle kızın evinin kapısını çalmış... Genç kız kapıyı açmış. Tankut'u doğrudan yemeğe almış... Delikanlı çok mahçup biçimde masaya oturmuş. Kızın ana-babasının yüzüne şöyle bir baktıktan sonra başını önüne eğmiş... Başlamış dua etmeye... Ancak dua bir türlü bitmiyor... Kız sonunda dayanamamış, fısıltıyla: - 'Ben senin bu kadar dindar olduğunu hiç bilmiyordum Tankut,' demiş...

Tankut adeta inlemiş: -

'Ben de babanın eczacı olduğunu!

xenix


sen ne kadar eğlenceli birisin gül...

flight -- 13.05.2010 - 04:34

huzur bulmak için fıkra okumak gerçekten çok parlak bi fikir,kimse düşünememiş olsa gerek bunu!hahahaha..huzur islamda huzur islamda...


Dilenci

xenix -- 13.05.2010 - 10:26

Pazar günü kilise çıkışında üstü başı yırtık bir dilenci çıkanlara el açıp:

-Şu fakir yahudiye bir sadaka lütfen.

diye dileniyormuş. Haliyle çıkanlar dilenciye ters ters bakıp geçiyor, az ilerideki başka bir dilencinin şapkasına yüklüce sadaka bırakıyormuş.
Çıkanlardan biri adamın haline acıyıp:

-Kardeşim kilise önünde dileniyorsun tamam, ama bari yahudi olduğunu söyleme ya da git sinagog çıkışında dilen!...
Dilenci dönüp az ilerdeki diğer dilenciye seslenmiş:

- Moşe, şu salağa bak, gelmiş bize ticaret öğretiyor...


xenix


Felsefe Fıkraları

xenix -- 26.05.2010 - 09:59

Bir vatandas, gece geç vakit hastalanan hanımı için doktor aramaya çıkmış.
Çevrede büyük bir apartman görünce, "Belki burada oturan bir doktor vardır.
Gidip zillerine bir bakayım" diye düşünmüş. Gerçekten zillerden birisinde önünde "Dr." bulunan bir isme rastlamış.
Hemen zili çalmış, kapı açılmış ve zilde numarası yazılı daireye çikmis.
Kapıyı açana; "Doktor beyi görecektim, hastamız var da" demiş.
Kapıdaki adam; "Doktor benim, ama maalesef hastanıza yardımcı olamam. Çünkü ben tıp doktoru değil, felsefe doktoruyum" diye açiklamada bulunmuş.
Hasta sahibi; "Allah Allah" demiş, "ne hastalıklar çıkmış da haberimiz yok!"

***

(Zenon) bir öğrencisiyle konuşuyor, o ne derse öğrencisi sürekli onaylıyormuş. Filozofun sabrı tükenmiş ve bağırmış: `Hiç olmazsa bir kere itiraz et, başka bir fikir söyle de iki kişi olduğumuzu anlayayım.

***

Üniversitenin birinde felsefe hocası sınav günü sınıfa girer ve sınav sorusu olarak kendi sandalyesini masanın üstüne koyar ve "Bu sandalyenin burada olmadığını ispatlayın"diyerek çıkar gider. Bir kaç gün sonra sonuçlar açıklanır ve sadece bir kişi geçer not almıştır öğrencinin cevabı aynen şudur: -Hangi sandalyeyi?

***

Felsefe hocası sınavda "risk nedir?" diye soruyor.Bir öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kağıdını. Kağıdın üst kısmında sadece isim-soyadı yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. En altta ise "İşte risk budur" diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en yüksek notu alıyor.

Hocanın bir sonraki sınavında yine "Risk nedir?" sorusuyla karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kağıt verince bu sefer 0 alıyor. Tabii koşa koşa hocaya gidip sebebini soruyor. İşte cevap: "Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!"

xenix


Doktor

Efsunn -- 07.06.2010 - 20:50

Yüzü-gözü mosmor bir kadın, doktora gider.

Doktor: Ne oldu size?

Kadın: Doktor bey, ne yapacağımı bilemiyorum. Kocam ne zaman içip de eve sarhoş dönse beni gebertene kadar dövüyor.

Doktor: Bu konuda size çok işe yarayan bir çözümüm var hanımefendi. Kocanız sarhoş olarak eve geldiğinde elinize bir bardak şekerli çay alın ve kocanız yatıp uyuyana kadar ağzınıza alacağınız bir yudum çayı ağızınız içinde sürekli dolaştırın....

İki hafta sonra, aynı kadın, eli yüzü düzgün şekilde doktoru ziyaret eder.

Kadın: Evet doktor, harika bir çözümdü bu. Kocam eve sarhoş geldiği her seferinde, yatıp uyuyana kadar ağzıma bir yudum çay alıp ağzımı çalkalar gibi ağzımda dolaştırdım; ve kocam bana hiç dokunmadı.

Doktor: Gördünüz mü, ağzınızı kapalı tutmak ne kadar çok işe yarıyor...


çayın faydaları

daphne -- 05.07.2010 - 13:31

Sn Efsunn Doktor adı adında eklemiş olduğunuz fıkrayı çayın faydaları adı altında okumuştum. Bazen çay içerken aklıma gelir kadının hissesine düşmüş olan çay ve susmak bağantısı.


Çay yerine Cay daha iyi

Hüseyin AKTAŞ -- 05.07.2010 - 13:53

Çay yerine Cay daha iyi olmalı:) Cayıverin gitsin, çekmek zorunda mısınız sahoşu?:)


Din dersi

xenix -- 30.07.2010 - 12:44

Din dersinde:
Öğretmen yeni başladığı sınıfında öğrenciyi kaldırmış.
-Adın ne seni...n evladım?
- Kevser öğretmenim
- Ne güzel isim, Oku bakalım kevser suresini..
...Öğrenci sureyi ezbere okumuş
- Aferin evladım, ağzına sağlık..
- Senin adın ne evladım?
- Fatih öğretmenim..
- Çok güzel isim, Oku bakalım fatiha suresini demiş,
Öğrenci ezbere okumuş.
- Aferin evladım, ağzına sağlık..
Öğretmen birde bakmış, bir çocuk masanın altına saklanmaya çalışıyor.
- Evladım kalk bakayım, adın ne senin?.. demiş..
- Yasin öğretmenim, ama arkadaşlar bana kısaca Süphaneke derler

xenix


BERBER

Hüseyin AKTAŞ -- 30.08.2010 - 19:52

Bir rahip berbere gider. Saçlarını kestirir.
Berbere tesekkür eder ve borcunu sorar..
"Muhterem Peder" der berber..
"Siz kutsal bir insansiniz. Sizden nasil para alabilirim. Sizi tras etmek dükkanim icin sereftir."
Rahip tekrar tekrar tesekkür eder ve gider.
Berber ertesi sabah dükkani acmaya geldiginde kapısında 12 altın lira bulur.
Birkac gün sonra bir Budist rahip gelir dükkana. Saclarını kestirir, borcunu sorar.
Berber saygı ile egilir:
"Siz ruhani bir lidersiniz. Sizden nasıl para alirim. Sizi traş etmek dükkanım için şereftir."
Budist rahip teşekkür eder gider.
Berber ertesi sabah dükkani acmaya geldiginde kapısında 12 yakut bulur.
Ertesi hafta bir İmam girer dükkandan iceri. Saçını kestirir ve elini
cüzdanına atar..
"Sakin ha" der berber.. "Siz bir inanc adamısınız.. Sizden nasıl para alırım ben..
Dükkanımın konuğusunuz.. Şeref verdiniz.. Güle güle gidin.."
İmam gider.
Berber ertesi sabah dükkanı açmaya gelir,
Kapida 12 İmam vardır:)


İğnesi var

xenix -- 30.08.2010 - 23:33

Dursun , Temel'e sormuş;

- İğnesu var, sokamaz;

- Kanadu var, uçamaz;

- Peteğu var, bal yapamaz.

Temel, hemen cevabı yapıştırmış:

- S.keyum öyle ariyi..!!!!


xenix


İspanya'da tatilini

Misafir -- 31.08.2010 - 17:11

İspanya'da tatilini geçiren turist, restoranda tipik bir İspanyol yemeği yemek istemişti. Listeyi uzun uzun inceledi.Cojano adı dikkatini çekti.Ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu.Parmağını basıp, garsona işaret etti.Garson bir tabak içerisinde yemeğini getirdi.Nefis bir şeydi ama içindekinin ne olduğunu çıkaramadı.B...ir çeşit etti am...a ne?...Garsonu çağırdı ve sordu...Garson anlattı :
-Bugün boğa güreşlerine gittiniz mi bayım?
-Evet...
-İşte bu yediğiniz yemek bugün arenada öldürülen boğanın testislerinden yapıldı.
Adam ertesi gün gene aynı restorana gitti.Tadı damağında kalan yemeği Cojano'yu bir kez daha istedi.Lezzetle yedi.Artık ahbap oldukları garson hatır sormaya geldi :
-Nasıl memnun kaldınız mı bayım?
-Kaldım kalmasına ama bir şey dikkatimi çekti.Dün yediğim Cojano biraz daha büyüktü gibi geldi bana.
Garson başını iki yana salladı :
-Her zaman boğa kaybetmez bayım...


Ateist ve Ayı

Kirman -- 03.09.2010 - 10:59

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve
etrafindaki güzelliklere bakiyormus
"Evrim ne güzellikler yaratiyor!" diye düsünüp mest
oluyormus
Birden arkasinda kocaman bir ayi belirmis ve onu
kovalamaya baslamisAdam bütün gücüyle kaçiyormus ama
her arkasina bakista ayinin daha yaklasmis oldugunu
farkediyormusDakikalarca süren bir kaçisin sonunda
adamin ayagi yerdeki dala takilmis,ayi adamin üzerine
atlamis, pençesini kaldirmis Tam vurmaya
hazirlanirken adam "ALLAHIM!!!" diye bagirmis
Bir anda zaman durmus, ayi donmus, ormandaki nehir
bile akmaz olmusBir anda orman kararmis ve

gökyüzünden bir isik hüzmesi adamin üzerine parlamis
Çok derinden gelen ilahi bir ses adama: "Yillarca bana

inanmadin,yaratilisi kozmik bir kazaya bagladin, sana
bu durumda yardim etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili
bir kulum mu saymaliyim?"demis
Adam utanç içinde: "Biliyorum bunca yildan sonra
dindar biri olmayi istemem haksizlik, ama belki AYIYI
dindar yapabilirsiniz" demis
Ses: "Peki" diye karsilik vermis ve isik kaybolmus

Nehir tekrar akmaya baslamis Hersey eski haline
dönmüs Ayi pençesini indirmis, iki pençesini de göge
dogru çevirmis, ve konusmaya baslamis:
"ALLAHIM, senin rizkinla orucumu açiyorum, hamdolsun
verdigin nimetlere...:))


aman ne komik. bir kez olsa

Misafir -- 03.09.2010 - 12:05

aman ne komik. bir kez olsa yanıltsa beni islamın tanrısı ve vahşet göstermeden bağışlayan bir fotoğraf verse bir kez ya...

ye, parçala, taşla, yak..vs...


Misafir al buna gül o zaman

Kirman -- 03.09.2010 - 12:39

Misafir al buna gül o zaman yanılmadan

Bir rahip berbere gider. Saçlarını kestirir.
Berbere tesekkür eder ve borcunu sorar..
"Muhterem Peder" der berber..
"Siz kutsal bir insansiniz. Sizden nasil para alabilirim. Sizi tras etmek dükkanim icin sereftir."
Rahip tekrar tekrar tesekkür eder ve gider.
Berber ertesi sabah dükkani acmaya geldiginde kapısında 12 altın lira bulur.
Birkac gün sonra bir Budist rahip gelir dükkana. Saclarını kestirir, borcunu sorar.
Berber saygı ile egilir:
"Siz ruhani bir lidersiniz. Sizden nasıl para alirim. Sizi traş etmek dükkanım için şereftir."
Budist rahip teşekkür eder gider.
Berber ertesi sabah dükkani acmaya geldiginde kapısında 12 yakut bulur.
Ertesi hafta bir İmam girer dükkandan iceri. Saçını kestirir ve elini
cüzdanına atar..
"Sakin ha" der berber.. "Siz bir inanc adamısınız.. Sizden nasıl para alırım ben..
Dükkanımın konuğusunuz.. Şeref verdiniz.. Güle güle gidin.."
İmam gider.
Berber ertesi sabah dükkanı açmaya gelir,
Kapida 12 İmam vardır:)


Teist ve Ayı

xenix -- 03.09.2010 - 13:18

Teist bir adam bir gün ormanda geziyor ve
etrafindaki güzelliklere bakiyormus
"Allah ne güzellikler yaratiyor! Her şeyi insanların emrine vermiş" diye düsünüp mest
oluyormus
Birden arkasinda kocaman bir ayi belirmis ve onu
kovalamaya baslamisAdam bütün gücüyle kaçiyormus ama
her arkasina bakista ayinin daha yaklasmis oldugunu
farkediyormusDakikalarca süren bir kaçisin sonunda
adamin ayagi yerdeki dala takilmis,ayi adamin üzerine
atlamis, pençesini kaldirmis Tam vurmaya
hazirlanirken adam "ALLAHIM!!!" diye bagirmis,
ama ayı onu yemiş.

xenix


Xenix saygıdeğer

Kirman -- 03.09.2010 - 13:23

Xenix saygıdeğer beyninizden daha kaliteli şeyler üretmesi beklenirdi


gerçekten çok güldüm

toro -- 04.09.2010 - 07:41

gerçekten çok güldüm xenix , harikasın:)))


Kendine Olmayanı

daphne -- 04.09.2010 - 08:31

Bektaşi, camide namazdan sonra dua etmiş :
-Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!
Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldırmış :
-Rabbim, bana iman ver!
İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye :
-Bak, herkes ne isitiyor Tanrı'dan, sen rakı parası. Utanmıyor musun?, demiş
. Bektaşi usulca :
-Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister, demiş.


İş iştir

daphne -- 04.09.2010 - 08:33


Abraham Libemovitz sınıfındaki tek yahudi öğrenciydi. Ne iyi ki yaşadığı şehir nezih bir yerdi ve ırkçılık gibi sorunlar yoktu. Bir gün sınıfta öğretmen şöyle bir soru sordu:
- Evet çocuklar, dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir? Bilene 20 dolar vereceğim. Bütün çocuklar tahmin etmeye başladı. Biri "George Washington ! Çünku ulusumuzun babasıdır!" dedi. Başka biri "Abraham Lincoln ! Çünkü köleliği kaldırdı !", bir diğeri; "Jan Dark ! Fransayı kurtardı !" Fakat öğretmen bu cevapları kabul etmemiş. Bu sırada Abraham parmak kaldırmış. Öğretmen sormuş; "Evet Abraham,sence dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir?" - Nasıralı İsa.
- Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarını.
Dersten sonra cevaptan çok memnun kalmış olan öğretmen Abrahama neden isa cevabını verdiğini sordu.
- Öğretmenim, aslına bakarsanız bence dünyadan gelmiş geçmiş en büyük insan Musadır ama...,iş iştir...


Tayyip'le Bush

Misafir -- 22.09.2010 - 06:34

Tayyip'le Bush ilk bulusmalarinda birbirlerine hava atarlar...
Bush, Tayyip'e "Bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz" der.
Tayyip altta kalmaz ve karsilik olarak "Bizde öyle bir teknoloji var ki,partimizin bütün üyelerine 100 metreyi 3 saniyede kosmayi ögretiyoruz" der.
Türkiye'ye döndügünde Tayyip'i bir düsünce alir. Danismanlarini çagirtir ve attigi palavrayi anlatir.
"Haftaya Bush geliyor. Yalanimiz ortaya çikacak, acaba ne yapsak?" diye sorar.
Danismanlarindan biri hemen yanitlar: "Onlara ölüyü nasil dirilttigini sordunuz mu?" "Hayir sormadik" "O halde hiç korkmayin baskanim, alin Bush'u Anitkabir'e götürün. Atatürk'ü diriltmesini isteyin.Diriltmezse o rezil olur. Yok eger diriltirse,siz zaten 100 metreyi 3 saniyede kosarsiniz!!!"


Moderato

daphne -- 22.09.2010 - 09:40


MODERATO

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Harran'a konsere gider..

Konser çıkışı spiker halktan birine sorar..

-"Konseri nasil buldunuz efendim?"

-"Valla bacim Herran Herran olalı bele işkence görmedi, rezalet."

-"Ama olur mu efendim, ne güzel yorumladılar.

-"Ne guzel yorumi baci. Moderato parcayi allegro yorumlayip icine sicmislerdir. Bele yorum mi olur? De sektirsinler looooo.."demis ve spiker dusup

bayilmis.


Fiyat / Kalite

sonsuz -- 16.11.2010 - 18:19

Adam, işitme cihazı almak için girdiği mağazada tezgâhtara:
- Ucuz bir şey olsun evladım

Tezgahtar
- Fiyatlar 2 dolar ile 2000 dolar arasında değişiyor efendim!..
- 2 dolarlık model nasıl bir şey?
- Bu butonu kulağınıza takıp şu teli boynunuzun üzerine bırakıyorsunuz...
- Bu nasıl çalışıyor peki?
- Çalışmıyor efendim...Kulağınızda bunu görenler daha yüksek sesle konuşmaya başlıyorlar...





Solucan

xenix -- 17.11.2010 - 10:26

Dede, bahçede oynayan torununu izlemektedir.
Torunu bahçede kazma-kürek oynarken deligin birinin içinde bir solucan bulur, çekip çikarir.
Dedesi biraz kafa yapmak, biraz da torununun zekasini ölçmek için, yanina gidip sorar:
- Peki, o solucani yeniden deligine sokabilir misin?
- Evet dede!
- Dede, torununun kararli yaniti karsisinda hafif biyikalti gülümsemeyle:
- Sen onu tekrar delige sok, benden 10 Lira!
Çocuk içeri annesinin odasina kosar, saç spreyini kaptigi gibi gelir, solucana sikmaya baslar.
Biraz sonra hayvan kalem gibi düzlesir ve aynen çikardigi gibi delige sokar.
Dede saskin saskin 10 Lirayi torununa verir.
Ertesi gün çocuk yine bahçede oynarken, ninesi yanina gelir, eline 20 Lira sıkıştırır.
Çocugun hayretle baktigini görünce, mutlu bir ifade ile konusur:
- Seni gidi seni... Dedene neler ögretmissin sen öyle!..



xenix


Olmayan şey.

Öz Can -- 23.11.2010 - 16:58

OLMAYAN ŞEY

Yolu camiye düşen Bektaşi namazdan sonra:

- Ey ulu tanrım, bana bol bol şarap ver. Diye dua etmiş.

Yanında namazı bitiren kişi de ellerini kaldırmış:

- Rabbim bana iman ver. Diye dua etmiş.

İki duayı da işiten hoca Bektaşi'ye dönmüş:

- Bak herkes iman istiyor tanrıdan sen de şarap istiyorsun. Utanmıyor musun? demiş.

Bunun üzerine Bektaşi hocaya dönüp:

- Ne yapalım hoca efendi herkes kendisinde olmayanı ister. Demiş.


Öz Can,


Adem ve Havva

sonsuz -- 19.12.2010 - 23:25

Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk müzede "Adem ve Havva Cennet Bahçesinde" tablosuna bakıyorlarmış:

Alman; - "Bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? Adem ile Havva mutlaka Alman olmalı" demiş...

Fransız Almana karşı çıkmış; - "Havva ne kadar güzel, Adem ne kadar yakışıklı. Bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz Fransız olmalılar."

Türk, tabloyu uzun uzun izledikten sonra kararını vermiş;

- "Bunlar kesin Türk'tür. Üstte yok, başta yok, elmadan başka yiyecek yok, ama hala kendilerini cennette sanıyorlar."




Okul

sonsuz -- 23.12.2010 - 19:00

Anne sabahleyin oğlunun odasına gidip onu uyandırdı. "Haydi oğlum, uyan artık... Okula geç kalacaksın..."
Oğlu gözlerini aralayıp baktı ve uykulu bir sesle, "Bugün okula gitmek istemiyorum anne," dedi.
Anne, "Okula neden gitmek istemediğine dair iki ciddi neden söyle bana..." dedi.
Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı: "Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyorlar, bir... Tüm öğrenciler de benden nefret ediyorlar, iki...Bu iki ciddi neden yeter mi, anne?"
Anne oğlunun nedenlerini geçerli bulmadı. "Bunlar okula gitmemen için neden olamaz. Şimdi hemen kalk ve çabuk hazırlan," dedi.

Bu kez oğlu, "Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne?" dedi.
Sabrı tükenme noktasına gelen anne, oğlunun üstündeki yorganı hızla çekti ve, "Birincisi, 52 yaşında koskoca adamsın. İkincisi, sen okulun dekanısın," dedi.





Temel, Fadime’nin

HoLa -- 09.01.2011 - 13:42


Temel, Fadime’nin kedisinden nefret etmektedir. Birgün kararını verir ve Fadime evde yokken kediyi yakalayıp, arabasına koyar.
1-2 kilometre kadar ileride, bir köprünün yanına bırakıp evine döner. Kapıyı açıp eve döndüğünde bir de bakar ki, kedi sepetinde oturuyor.

Ertesi gün, Fadime’nin evden çıkmasını bekleyip, kediyi yine arabaya atar. Bu kez 5-6 kilometre ötedeki bir kasabada, bir çöp konteynerinin içine bırakır.

Eve döner, kapıyı açar, kedi yine baş köşeye kurulmuş,Temel’ e kötü kötü bakıyor...

Ertesi gün işi iyice inada bindirir, kediyi yakaldığı gibi 10-15 kilometre direksiyon sallar, bulduğu her tali yola girer, kedi yönünü kaybetsin diye çeşitli şaşırtmaca yollara girer, daireler çizer.

Sonunda yaptığı işten iyice emin olunca, arabayı durdurur ve kediyi bırakır. Arabasına atlayıp, evinin yolunu tutar.

Saatler sonra Temel evine, Fadime’ye telefon açar;
- Uy Fadime, kedi yaninda mi?
- Evde, niye soriysun da?
- O ibne’yi telefona ver hemen.
- Niye ula temel?
-Kayboldum; yolu tarif etsin.


Tavuk, ineğe ortaklık

Delişey -- 22.07.2011 - 07:12

Tavuk, ineğe ortaklık teklif etmiş:
"Sizinle bir dükkân açalım, yumurtası benden sucuğu sizden, sucuklu yumurta yapıp satalım."
İnek bu ya, razı olmuş, tavuk bir hafta yumurtlayıp folluğu doldurmuş, sonra beli bıçaklı bir adamla çıkagelmiş:
"Muhterem inek ortağım, işbirliğimizin meyvelerini almaya başlayalım, şimdi siz, şu kasap efendiye kendinizi teslim edin, sizi kessin, etinizden sucuk yapsın, benim yumurtalar da hazır!"
İnek başına gelecekleri anlamış:
"Aziz ortağım, bu ortaklık bana biraz pahalıya mal olacak galiba!"
...:))

stratejik ortaklık:)) bilmem size bir şey anımsatattı mı?


-Evlenme hazırlığı

Baal -- 10.04.2012 - 19:54

-Evlenme hazırlığı içindeki çift trafik kazasında ölüp Cennet'e
giderler. Damat... adayı durumlarını görevli meleğe anlatarak Cennet'te
evlenip evlenemeyeceklerini sorar.
- Bir bakayım' der görevli melek.

Aradan üç ay geçtikten sonra Melek gelir ve mağdur çifte sevinçli haberi verir:

- Herşey ayarlandı, sizi evlendirebiliriz!
Damat adayı, peki der, 'Biz düşündük de; acaba evliliğimiz yolunda
gitmezse boşanabilir miyiz?'

Görevli melek gök gürültüsünü andıran sesiyle kızgın bir cevap verir:

- Siz manyak mı sınız? Cennet'te nikahınızı kıydırabilmek için tam 3
ay dolaştıktan sonra bir imam bulabildim. Cennette bir avukat bulmak
ne kadar sürer hiç tahmin edebiliyor musunuz?


Bi adaya düşen üç din

gamaro -- 10.04.2012 - 20:17

Bi adaya düşen üç din adamının fıkrası var.

Bi papaz, bi haham, bi de imam.

Öhm..

Yok yok ama bunu anlatamam:))


temel ile Fadime

Stalker -- 10.04.2012 - 21:30

Temel ile Fadime ortalik tenha deyup balkonda sevismeye baslarlar ,fakat balkon demiri dayanamaz ve Fadime balkonun altindaki cop variline duser.
Gurultuye kosan Dursun manzaraya biraz baktiktan sonra " cope neye attunki daha s..ilur bu ".


Lenin ölüyor ve Tanrı onu

Baal -- 13.04.2012 - 19:21

Lenin ölüyor ve Tanrı onu Cehenneme koyuyor.

Ama bu Lenin durur mu hiç, başlıyor cehennemde insanları örgütlemeye.

-"Bakin, biz burada yanıyoruz, acı çekiyoruz, öbürleri orada cennette
rahatla bollukla yaşıyorlar olmaz böyle" diyor ve cehennemde insanlar
ayaklanmaya başlıyor. Melekler hemen gidiyorlar Tanrıya;
- "Tanrım Lenin cehennemi karıştırdı insanlar ayaklandı" diyorlar. Tanrı da;
-"O zaman onu alın Cennete koyun" diyor.
Bu sefer de Lenin cennette başlıyor konuşmaya;
- "Bakın, biz burada bolluk içinde yasarken cehennemde yoldaşlarımız acı çekiyor, yanıyor, buna izin vermeyelim" diyerek orayı da karıştırıyor.
Melekler hemen gidiyorlar yine Tanrının huzuruna;
- "Tanrım" diyorlar, "Lenin orayı da karıştırdı insanlar cennette de
ayaklandılar ne yapalım?"
Tanrı;
- "Getirin su Lenin'i karşıma bakayım" diyor.

Melekler gidip getiriyorlar Lenin'i, Lenin giriyor.

Tanrı'nın odasına, kapılar kapanıyor aradan 1 saat geçiyor, 2 saat geçiyor, Lenin cıkmıyor odadan...

Melekler iyice merak etmeye başlıyorlar... Saatler sonra kapı acılıyor;
Lenin çıkıyor içerden. Hemen giriyorlar melekler içeri; "Tanrım, ne oldu bu kadar ne konuştunuz?" diye soruyorlar.

Tanrı:
- "Şşşt! Tanrı yok, hepimiz kardeşiz!!!"


fikra bu ya

Stalker -- 13.04.2012 - 19:42

Temelin Almanyada iki hanimi vardir, tek odali bir evde yasamaktadir .
emmoglu Dursun misafir gelmis gece olmus , Dursun diger kosede yatiyor ,Temel iki hanimiyla ..
Derken hanimlardan biri tutturur illa ki canim ister.. Temel "peki peki git dolaptan su iciyormus gibi yap bak bakalim Dursun uyurmu" ..
1 saat sonra obur hanim "onunki can da benimki patlicanmi " felan , temel onu da dolaptan su alma numarasina yonlendirir ..
Sabahleyin: "ee Dursun cugum nasil iyi uyudunmu?" D: "Eh iste ,bogazim kurudu biraz .." T:"E dolaptan su iceydin ya",
d: "gozum yimedi vallaha kim ictiyse s.ktin "


Rus fikrasi

Stalker -- 04.05.2012 - 16:22

Kontes hanimefendi bale dersi almakta imis .
Birgun konaginin salonunda egzersiz yapmak icin bacaklarini ayirip oturmus ,lakin tenasul uzvu dumduz cilali parkelere vakum yapivermis kalmis oylece(kilot giymemismis) ..
cani yanmaya baslayinca bagirmis ,kont bey gelmis biraz cekistirmis falan yukari ,i-ih cani iyice aciyor ,
Kont bahcivani cagirmis yardima , oda kurekle kanirtmayi denemis ,ama nafile ,
bahcivan marangozu getirmis yardima , marangoz biraz dusunup :"alt kattan delelim vakum kalkar boylece...",
Kont "delirdinizmi bu parkelerin yapildigi agacin esi kalmadi dunyada ,olmaaz baska cozum arayalim.."
tesisatciyi cagirmis marangoz , tesisatci da az dusunup ve onceki denemeleri dinleyip ,sonuca gidecek oneriyi soylemis:
" Simdiiii ... goguslerini oksayalım sıkalım opelim ,biraz suyunu bırakınca da mutfaga kadar kaydıralım , orasi fayans orda alt kattan delebiliriz" .


temel ile dursun bir suçtan

Mowazee -- 05.05.2012 - 18:58

temel ile dursun bir suçtan 30 yıl hapse mahkum kalırlar, bunları ayrı ayrı hücreye kapatacaklardır ve 15 sene boyunca hiç açmayacaklardır. hapisane müdürü dursuna sorar:

-15 yıl boyunca seni içeri kapatacaz, ne istersin?

dursun bilge bir insandır.
-kitap, der. 15 yıl yetecek kadar kitap.

hapisane müdürü dursunun hücresine kitabı yığar ve kapıyı kapatır.

sıra temele gelir hapisane müdürü temele sorar:

-15 yıl boyunca seni içeri kapatacaz, ne istersin?

temel ise sigara tiryakisidir.
-sigara der. 15 yıl yetecek kadar sigara.

hapisane müdürü temelin hücresine de sigarayı yığar ve kapıyı kapatır.

aradan 15 yıl geçer, hücreler açılacaktır. ilk dursunun hücresi açılır. dursunun saçlar beyazlamış gözleri bozulmuştur. hapisane müdürü sorar:

-bir isteğin var mı?
dursun gözlerini işaret ederek:
-gözlük istiyorum, bi de diğer 15 yıl için kitap istiyorum, der.

isteği yerine getirilir. sıra temelin hücresindedir. temelin hücresini açarlar, temel bitkin, saçı başı yoluk yerlerde sürünmektedir. hapisane müdürü sorar bir isteğin var mı temel diye:

-(temel şiddetle bağırarak) ateş ula ateşşşşşşşşş!!!


Genç bir erkeğin dört

parçuket -- 05.05.2012 - 19:37

Genç bir erkeğin dört kız arkadaşı vardı ve bir türlü hangisiyle evleneceğine karar veremiyordu. En sonunda doğru kararı verebilmek için bir test yapmaya karar verdi. Her birine 1000$ verdi ve "bu parayı istediğiniz gibi harcayın" dedi.. Birinci kız arkadaşı kendisine yeni elbiseler ve ayakkabılar aldı, kuaföre ve güzellik salonlarına gitti. Genç erkeğe geri geldiğinde şöyle dedi: "senin için en güzeli ben olmak istiyorum, çünkü seni seviyorum!" ikinci kız arkadaşı ise genç erkeğin tuttuğu takımın iki kombine biletini,en sevdiği türden bir suru video cd ve bir ay yetecek bira ile geri geldi ve söyle dedi: "bunlar senin için aldığım hediyeler, eminim seni mutlu edecektir, senin mutlu olmanla bende mutlu olacağım." üçüncü kız arkadaşı ise bu parayla iyi bir yatırım yaptı ve kısa bir süre içersinde para kendini ikiye katladı ve bu parayida çeşitli yatırım alanlarında kullandı. Genç adama geri gelerek söyle dedi: "bana verdiğin parayı birlikte yaşayacağımız mutlu bir gelecek için çoğalttım, çünkü seni seviyorum!" dördüncü kız arkadaşı ise bu paranın bir kısmıyla bir suru kitap aldı, kalan kısmıyla ise fakirlere yemek dağıttı. Genç adama geri gelerek söyle dedi: "verdiğin paranın bir kısmıyla sana layık olabilmek için bir sürü kitap aldım diğer kısmıyla ise senin adına fakirlere yemek dağıttım." Genç erkek dört kız arkadaşının yaptıklarından çok etkilenmişti. Karar vermek için epey bir sure düşündü... düşündü... düşündü... ve sonunda büyük memeli olanla evlenmeye karar verdi.


fıkra gibi :)

mor -- 13.05.2012 - 18:57

işe yeni girmişim o yıllarda, taşındığımız evde de şofben yok. benim soğuk suyla yıkanmaktan, ya da tencerede su ısıtmaktan zifrim sikilmiş ama derim kalınlaşmış resmen lan. kışın göbeğinde dalıyorum buz gibi suya umurumda değil fok balığı gibi olmuşum, buzulların üzerinde güneşlenip, göbeğimi kaşıyıp el çırpacak kıvama gelmişim. her zaman söylerim, insan acayip bir makina amına koyiim her şeye alışıyor. neyse ben ilk maaşla koşa koşa gidip spotçudan ucuz yollu bir elektrikli şofben aldım. spotçu olduğu için servis falan yok haliyle, çağırdım bi elektrikçi geldi taktı şofbeni, kaçarak gitti. hemen attım kendimi suyun altına, bi sik ısıttığı yok tabi aslında, zaten ip gibi de azıcık bir su akıyor ordan ama tencereden maşrapayla su dökünmekten bin kat daha konforlu tabi o an bana. ben suyun altında oynaşırken musluğa gidiyor elim ve sürpriz, sağlam bi silkeleniyorum, elektrik çarpıyor beni, hay amına koyiim. adam nasıl taktıysa hacı o şofbeni, duş açıkken bütün ev voltaj manyağı oluyor, duşun altındaki de çarpılıyor, mutfaktaki musluğu açan da çarpılıyor, herkes çarpılıyor amına koyiim. biz artık çükümüzle amper ölçecek hale geliyoruz çarpılmaktan, uyurken götümüze 100 mumluk ampul tak, cavlım cavlım yanar, o kıvamdayız. lan öyle bi stres ki, düşün, girmişsin suyun altına kafanı şampuanlıyorsun, aynı zamanda her an gelebilecek o sarsıntıyı bekliyorsun, ve geliyor da orospu çocuğu, başlıyorsun banyoda sabunlu sabunlu breakdance yapmaya. millet banyoda 31 çeker sen voltajla zirveye çıkıyorsun. artık bi gün akımı keseyim falan diye kendi bildiğimce ufacık yeşil bi leğen vardı, onu aldım koydum küvete, içine girip öyle açtım duşu. leğen o kadar küçük ki iki ayağım birden zor giriyor içine. duşun musluğunu da açıp kapatırken bulaşık eldiveni takıyordum çarpılmayayım diye. orda ölüp gitsen o an sahneye bak amına koyiim, banyoda çırılçıplak adam, ayakları sik kadar yeşil küvetin içinde ellerinde bulaşık eldiveni. bildiğin sapıkça lan, rezilliğe bak. cenaze namazını bile kılmazlar yeminle. atıp çukura gömerler öyle leğenle, eldivenle.

:))

ekşisözlük'ten alıntıdır.


Agop ile Haykanus Agop"la

Delişey -- 24.08.2012 - 08:23

Agop ile Haykanus
Agop"la karisi Haykanus kahvalti ediyorlarmis.
Haykanus sormus:
- Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi?
- Nereden cikarirsin simdi Haykanus, ben muslukcu ?
- Peki havagazini kontrol etsen.
- Canim, ben tesisatci?
- Agop, elektrik dugmesi de bozulmus
- Yeter artik Haykanus...
Agop aksam eve geldiginde bir bakmis ki butun aksakliklar onarilmis. Merakla sormus Haykanus "a:
- Canim karim, kime yaptirdin bunlari?
- Kirkor "a rica ettim beni kirmadi.
- Ne?... Kirkor mu? O dunyanin en kotu adamidir. Karsiliksiz bir sey yapmaz.
- Evet bana " ya benimle yatacaksin ya da cikolatali pasta yapacaksin" dedi
- Guzel...Pastayi yaptin degil mi?
- Ah Agop, nereden cikarirsin bunu? Ben pastaci...


:)))


İmam Efendi, camide namaz

parçuket -- 01.10.2012 - 07:29

İmam Efendi, camide namaz kıldırırken, kazayla, kaçırıvermiş. Öyle bir

utanmış ki, namazı falan bırakıp, hemen eve gelmiş.

-Hanım, demiş. Camide böyle, böyle oldu. Ben artık bu köyde kimsenin

yüzüne bakamam. Kalk gidiyoruz bu köyden, başka yere taşınıyoruz.

Demiş ve taşınmışlar uzaklara. Aradan 20 yıl geçmiş, hoca köyünü çok

özlemiş. Bu özlem dayanılmaz bir hal almış ve eşine;

- Hanım, kalk gidelim köyümüze 20 yıl geçti aradan unutulmuştur

nasılsa. Demiş ve düşmüşler yollara. Köye yaklaştıklarında genç bir

çoban görmüşler. Hoca;

-Hanım sen burada bekle de ben gidip şu çobana bir sorayım. Bakalım

köylüler olayı unutmuşlarmı. Eğer unutmamışlarsa geri döneriz. Demiş

ve çobanın yanına yaklaşmış.

- Selamuanleykum çoban oğlum. Sen kaç yaşındasın?

-Valla yaşımı bilmem amma İmamın camide osurduğu yıl doğmuşum.


Dünya genetik Projeler

sonsuz -- 23.10.2012 - 22:08

Dünya genetik Projeler yarışması yapılıyormuş…
Tüm ülkelerden genetik profösörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış…
İlk, Fransız profösörün çalışmasının başına gelmişler.
Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş.
Fransız profösör başlamış anlatmaya: Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim,ortaya çıkan mahlukatın eti,kırmızı et kadar lezzetli,beyaz et kadar sağlıklı oldu demiş.
Ardından, diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar…
Sıra gelmiş Türkiye’den Laz profösöre…
Jüri başkanı: “Sizin çalışmanız nedir?” diye sormuş.
Laz profösör başlamış anlatmaya: Ben demiş,karpuz genleri ile hamamböceği genlerini birleştirdim!.
Birden!… tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan,Laz profösöre:
“Bu çalışma ne işe yarar?” diye sormuş…
Laz profösör: “Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyorsun, çekirdekleri kaçışıyo…”




Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -