Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Cam Tavan Sendromu

delete

Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür.Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama başlarını tavandaki cama çarparak düşer. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplar, tekrar başlarını cama vururlar.
Pireler camın ne oldugunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çeker.
Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenir.
Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır.
Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.
Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı “hayat dersi” ne sadık halde yasarlar.
Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar.
Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel halen varlığını sürdürmektedir.
Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini gösterir. Buna “cam tavan sendromu” denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.
Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir. Yapabileceğin, yapabileceğini düşündüğün kadardır.


güzeldi.

denizce -- 02.12.2007 - 13:33

tıpkı bir yazınızda insanların hayallerini başarmasının mümkün olamayacağını söylemeniz gibi.
onlar sadece HAYAL.
hayal olarak ta kalmalı öyle değil mi...


denizce yazmış

xenix -- 02.12.2007 - 13:59

tipki bir yazinizda insanlarin hayallerini basarmasinin mumkun olmayacagini soylemeniz gibi.
Ben nerde söylemişim böyle birşey?? Merak ettim.


-günlükten-17.03.2007- Hern

Agnia -- 10.11.2008 - 20:02


-günlükten-17.03.2007-

Herneyse, pirelerle yapılan cam tavan deneyini herkes bilir, burada tekrar etme niyetinde değilim (bilmeyenler varsa-iste versin google da aratıverin), bu deneyden sonra insanlar doğal olarak "yahu pirelerin başına gelenler biz insanların da başına gelmiş olmasın" diye telaşa düşmüşler! :)

Oysa bu konu hemen tüm teolojik, felsefi önermelerin nerdeyse ilk ele aldığı durumdur. Gurdjieff'i de burada anmadan geçmek olmaz (bilenler bilir), yakın zamanlarda Hollywood filmleri, dizileri de bu konuyu dile getirmek üzere her türlü çabayı gösterdiler (matrix, dövüş kulubu, 13.kat, Truman show vs vs...).

Bu konuyu benim gibilerin çoktan geride bıraktıklarından EMİNim. Benim aklıma başka bişey geldi!!!

Bir haftadır yollardayım, bi taziye ve ardından bazı görüşmeler için İstanbul dışındaydım. Yollarda boş boş çevreyi seyrederken aklıma gelen bişeyden bahsedeceğim.

Şimdi şu mahut "kanal bilgilerinde" insanlara gönderilen ortak bir mesaj var farkındaysanız, ağız birliği etmişçesine diyorlar ki; EYYY İNSANLAR TAVAN KALKTI, BİLESİNİZ!

Haydaaaa... Biçok insan kanal tedavisi yaptırdığı halde bu mesajı dikkate alan pek yok gibi görünüyor bana. Bu bana ilginç gelmişti. İşte yolda (her zamanki gibi) sersem sersem bakınırken bu aklıma geldi. Ve beni aldı bi gülme! Arka sırada oturan bi teyze koltuk aralığından bana bi göz attı :)))

Beni güldüren gayet basit bi şeydi; içimden bi ses şöyle dedi; be hey sersem Sibel, tavan olgusunu bilmeyen biri için tavanın ortadan kalkması diye bi müjdenin ne anlamı olur?!



***

Bu arada pireler hakkında kısa bi bilgi:



Sadece 3 mm. uzunluğunda olan Pulex irritans'lar (insan pireleri) 19.7 cm.'ye ulaşan yatay atlayışlar yapabillirler. Yani pireler kendi uzunluklarının 100 katından daha uzun mesafelere atlayabilmektedirler. İşte pireler bu eşsiz sıçrama güçlerini, "rezilin" denilen lastiksi bir proteinden elde ederler. Rezilin gövdeyi sarıp destekleyen ve kasların hareket için dayanak yaptığı yapıları oluşturan dış iskelette öbekler halinde yer alır. Pire sıçramak istediğinde arka bacaklarındaki kaslarını gerer. Bu da, kasların bağlı olduğu üst derideki bir rezilin öbeğini sıkıştırır. Daha sonra bu enerji, bir anda tümüyle boşalarak arka bacaklara büyük bir yaylanma gücü sağlar ve pireyi havaya fırlatır.



Açıkçası insan şu rezilin maddesini merak ediyor! Acaba o şeyi nerden elde edebiliriz?



http://sibelatasoy.com


Evet

xenix -- 11.11.2008 - 06:27

Tavandan hiç haberi olmayan insanlar için bencede birşey farketmez. O yüzden insanlara önce tavan olduğuna dair bir inanç yada daha açık olarak, potansiyellerinin tamamını kullanamadıklarına dair bir inanç yerleştirmek gerekir.

Son yılların yayınlarına bakarsanız bu konuda çalıştıklarını görürüz.

Ama halaa ortada bir problem var. Tavan kalktı mı? Yoksa o tavanı oluşturan (ve halaa devam eden) korkularımız (ya da başka düşünceler) duruyor mu?

xenix


Tavan olduğu bilgisi hala

Agnia -- 11.11.2008 - 08:22

Tavan olduğu bilgisi hala bizde duruyor tabi, onu bütünüyle bikaç jenerasyonda aşabiliriz sanırım.


Bu konuya bildigim kadariyla

9999 -- 13.11.2008 - 07:07

Bu konuya bildigim kadariyla ögrenilmiş caresizlik adi veriliyor, kişilerinde bu çaresizligi bir kere denemesi yeterli hatta kendinin denemesine bile gerek yok, yakin cevresinde deneyimleyenlerden de ögrenebilir ve bir kere inanç kalıbı olarak yerleşince, yıkılması çok zordur, çünkü kalıplar çok kolay oluşur ve bir kere olustumu kolay yıkılmaz..

zihnin zihni, bile isteye boşluğa düşürmesi yani zihnin zihni kullanarak tavansızlığı anlaması, hani şu 100 maymun hikayesinde oldugu gibi, yeter kitleye ulasinca belki o kadar jenerasyon da sürmez..bu arada o kritik kütleye ulasildi diyorlar..bardagin dolu tarafına bakmayı seviyorum:)


Çok doğru, kritik

Agnia -- 13.11.2008 - 12:54

Çok doğru, kritik kütlenin ne zaman aşılacağı hiç bilinmez, her an olabilir.
Ben kendi çapımda küçük bir girişim olarak, kullandığım cümlelerin, ya da deneyim sonuçlarının (her kiminse farketmez) kesin sonuçlar içermemesine dikkat ediyorum. Çünkü biliyorum ki "genelleştirme" çok cazip çok kolaycı ve bilimin ilerlemesi için de şart gibi fakat aynı zamanda TAVANı baki kılan da odur muhtemelen.
Aslında dilimize de yerleşmiş olduğu gibi "açık kapı bırakmak" deyimi, tavanı yumuşatmak, olası sızıntılar için cevaz vermek için alınmış bir tedbir olabilir bence.

http://sibelatasoy.com


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -