Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Hz. AİŞE VALİDEMİZİN EVLİLİK YAŞI

delete

Bu konuya değinmemizin amacı ne Hz. Aişe’nin yaşını bahane ederek Efendimiz’e saldıran bahtsızlara, ne de kendi sınır tanımaz şehvetlerine buradan bir kılıf bulmaya çalışanlara cevap vermektir. Tek amacımız bu konuda kaynaklarımız arasında var olan gerçekleri tespit edip, bunu sizlerle paylaşmaktır.

Bir ilim ve irfan abidesi olan Hz. Aişe validemiz söz konusu olduğunda genel kanı onun Efendimiz’le 6–7 yaşlarında nişanlandığı ve 9–10 yaşlarında ise evlendiği yönündedir. Bu kadar küçük yaşta evlenmesine yapılan itirazlara ise savunmacı bir üslup ile bölgeye has iklim şartlarının kız çocuklarının erken yaşta buluğa ermesi olarak gösterilir. Gerçekte böylemidir? Sahi, Hz. Aişe validemiz, Hücre-i Saadet’e gelin olarak geldiğinde 9–10 yaşlarında mıydı? Savunmaya ve gizlemeye ihtiyaç duymadan kaynaklarımıza müracaat ettiğimizde, Aişe validemizin gerçek yaşını bulmamız açısından elimizin altında onlarca delil olduğunu görürüz. Gelin, yerimiz nispetinde bunlardan hiç değilse bir kaçına değinmeye çalışalım.

Hz. Aişe validemiz Efendimiz ile nişanlanmadan önce, Allah Resulü’nü Taif dönüşü himayesine alan Mekke’nin sayılı tüccarlarından biri olan Mut’im ibn Adiyy’in oğlu Cübeyr ibn Mut’im ile nişanlıydı. Eğer Hz. Aişe’nin 9 yaşında Efendimiz ile evlendiğini kabul edersek, 6-7 yaşında Efendimiz ile nişanlanmış olduğunu ve bu olaydan birkaç sene önce de Cübeyr ile nişanı bozduğunu söylemiş oluruz. Böyle bir iddia ise Hz. Aişe’nin Cübeyr ile nişanlandığında 5–6 yaşlarında olduğunu kabul etmek anlamına gelir ki, bununda açıklanacak hiçbir tarafı olmaz. Ama biz biliyoruz ki, İslam’ı davetin yankıları Mekke’de yayılmaya başladığında Mut’im: “Ben Muhammed’e inanan bir adamın kızını evime gelin olarak almam” diyerek nişanı geri atmış ve bu olaydan birkaç sene sonra da Efendimiz, Hz. Aişe ile nişanlanmıştır.
Diri diri kız çocuklarını toprağa gömen cahiliye Arapları genel itibari ile kız çocuklarının yaşlarını tutmazlardı. Toplumun tüm kınamasına rağmen kızlarını gömmeyip onları büyütenler, çocukları buluğa erdiklerinde Daru’n-Nedve’de bir tören düzenler ve kızlarının artık büyüdüğünü halka ilan ederlerdi. Eğer bu uygulamayı esas alırsak, Hz. Aişe’nin 9 yaşında evlendiği iddiasını, “9 yıldır ay hali görüyordu” şeklinde anlamak gerekecektir. 9 yıldır ay hali görmesi ve bir 9 yılda çocukluk dönemini dikkate alınca, Hz. Aişe validemiz evlendiğinde 18 yaşlarında bir genç kız olduğu anlaşılacaktır.
Hz. Aişe validemiz yıllar sonra Mekke’nin ilk dönemlerinde inen bir sûre olan, Kıyamet Sûresinin iniş zamanı sorulduğu zaman: “ Ben Mekke’de sokaklarda oynayan bir çocuk iken Kıyamet Sûresinden şu ayetler nazil oldu” diye cevap vermesi, onun yaşını tespit etmemiz açısından önemli bir işarettir. Bu sûrenin Nübüvvetin 3. yada 4. yılında nazil olduğunu hatırlarsak, Aişe validemizin de oyun oynayacak ve dile getirilen sûreyi aklında tutacak bir yaşta olması gerektiğini de dikkate alırsak; o günlerde en az 6–7 yaşlarında olması icap edecektir. Hz. Aişe’nin Efendimiz ile evliliğinin Nübüvvetin 13. yılında gerçekleştiğini hatırlarsak, demek ki; bu evlilik Kıyamet Sûresinin nazil olmasından yaklaşık 10 yıl sonra olduğunu kabul etmek zorunda kalacağız. Böyle olunca da Aişe validemizin evlendiği zaman yaşının en az 17 yada 18 olduğu anlaşılacaktır.
Birçok tarihi kaynak Aişe validemiz ile ablası Esma arasındaki yaş farkının 10 olduğunu söylerler. Hicretin 73. yılında 100 yaşında vefat etmiş olan büyük İslam kadını Hz. Esma hicret sırasında 27-28 yaşlarında idi. Eğer o bu yaşlarda idiyse ve Aişe validemizden de 10 yaş büyük idiyse, demek ki Hz. Aişe’de hicret sırasında 18 yaşlarında idi.
Bugün hadis kitaplarımızda yer alan ve Hz. Aişe Validemiz’in Mekke yıllarıyla ilgili olarak anlattığı bazı rivayetler, onun yaşını tespit edebilmemize yardımcı olacak niteliktedir. Bunlardan birkaçına değinirsek, mesela; Risâletten kırk yıl önce gerçekleşen ve tarih belirlemede bir ölçü olarak kabul gören Fil hadisesinden geriye kalan iki kişiyi Mekke’de dilenirken gördüğünü söylemesi; Mekke’nin en sıkıntılı günlerinde Allah Resûlü’nün sabah-akşam kendi evlerine geldiğini ve bu sıkıntılara dayanamayan babası Hz. Ebû Bekir’in de Nübüvvetin 5. veya 6. yılında Habeşistan’a hicret teşebbüsünde bulunduğunu detaylarıyla birlikte anlatması; ilk defa namazın ikişer rekat farz kılındığını, mukim olanlar için daha sonraları onun dört rekata çıkarıldığını, ancak sefer durumlarında yine iki rekat olarak bırakıldığını ifade etmesi gibi rivayetler onun yaşı konusunda bize ip uçları verecek niteliktedir.
Hz. Aişe validemizin doğum tarihindeki ihtilafların bir benzeri vefat tarihinde de görülmektedir. Ama biz bazı detayları ve rivayetler arasındaki ilişkileri dikkate alırsak, onun Hicri 58. yılda, 74 yaşlarında vefat ettiğini kabul edebiliriz. Eğer o 74 yaşında vefat etti ise, Efendimiz’den sonra 48 yıl dul olarak yaşadı ise, Allah Resulü ile evliliği de 9 yıl sürdü ise; demek ki, Aişe validemiz, Efendimiz Daru’l-Beka’ya hicret ettiğinde 26, evlendiğinde ise 17–18 yaşlarında idi.
İşte burada ancak birkaçına yer verebildiğimiz delilerden anlaşılacağı gibi, bilinenin aksine Hz. Aişe validemizin evlilik yaşı 9 veya 10 değil, 18’dir.


Hz. Ayşe kaç yaşında evlendi? Haber



Selefi ve Vahabi düşüncesine mensup din adamlarının tepki çeken fetvaları devam ediyor.



Suudi bir din adamının "Ahlaksız program yayınlayan kanal sahiplerinin öldürülebileceği" yönündeki fetvasından sonra, bu kez de Fas'ın Selefi düşüncesine mensup din adamlarından Şeyh Muhammed el Magravi'nin "Kızlar 9 yaşında evlenebilir" fetvasına İslam dünyasının dört bir yanından tepki yağıyor.

Fas Yüksek Bilim Konseyi fetvayı kınarken, Şeyh Magravi'yi de mahkemeye verdi. Konsey, İslam tarihinde sadece Peygamber Efendimizin bu tür bir evlilik gerçekleştirdiğine inanıldığını belirtti. Suudi araştırmacı ve tarihçilerden Süheyla Zeynelabidin, İslam dünyasındaki inanışın tersine Hz. Ayşe'nin Peygamberimiz ile evlendiğinde yaşının 19 olduğunu ifade etti.

Zeynelabidin, bu sonuca tarihi analizleri araştırarak ve matematiksel mantığa dayandırarak ulaştığını vurguladı. İslam tarihinde ağırlıklı olarak Hz. Ebubekir'in kızı Hz. Ayşe'nin efendimizle evlendiğinde yaşının 9 olduğu ifade ediliyor. Bazı tarihi kayıtlarda ise yaşının daha büyük hatta 17 yaşında olduğu belirtiliyor.

Fas Yüksek Bilim Konseyi, hiç kimsenin dini kullanarak bu tür sapıkça düşüncelere temel oluşturamayacağının da altını çizdi. Son yıllarda başta Suudi Arabistan olmak üzere zengin Körfez ülkelerinden, özellikle Mısır ve gelir düzeyi düşük ülkelere gelenlerin, fakir ailelerin yaşı çok genç kızlarını para karşılığı satın almaları ve örfi nikah kıymaları Mısır'da insan hakları kuruluşlarını ayağa kaldırmış ve bu tür eylemlerin cezalandırılması istenmişti.

Fas Kadınlarla Dayanışma Ulusal Birliği Başkanı Nebile el Tibr, bu tür fetvaların çocukları çok erken yaşlarda cinsellik düşünmeye iteceğini belirterek, Şeyh Magravi'ye sert tepki gösterdi.

Fas'ın Selefi düşünceye sahip en önde gelen din adamlarından olan Margravi, bu yöndeki fetvasını, "kızların ergenlik çağından önce evlenip evlenemeyeceklerine" dair bir soru üzerine vermişti.

Aynı zamanda Dünya Müslüman Bilim Adamları Birliği üyesi de olan Zeynelabidin, Suudi Arabistan Adalet Bakanlığı'na çağrıda bulunarak erken yaşta çocukların evlendirilmesinin yasaklanmasını istedi.

Şiiliğe savaş açan Vahhabi ve Selefi düşünce aynı zamanda Sünniler arasında da ciddi bir rahatsızlık meydana getiriyor. Çeçenistan'dan Bosna'ya, Fas'tan Mısır'a İslam dünyasının genelinde yayılmaya çalışan Selefi düşünce, bu ülkelerde artan terörist eylemlerin çoğunun alt yapısını oluşturuyor.

Geçtiğimiz günlerde de Vahhabi düşüncenin önde gelen isimlerinden Şeyh Salih el Lihedan, ahlaksız program yayınlayan kanal sahiplerinin öldürülebileceği yönünde fetva vermiş daha sonra bu sözünü, "Kişiler değil devletler yapabilir" diye tashih etmişti



Buyrun işi aslı burda Aişe 9 yaşındaydı

EnkiMan -- 24.09.2008 - 17:41

http://forumeydan.ipbfree.com/index.php?showtopic=255

HZ. AISENIN EVLILIK YASI TARTISMALARINDA, SAVUNMACI TARIHÇILIGIN ÇIKMAZI

Mehmet AZİMLİ (Yrd. Doç. Dr. Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)

Kaynak:İslami Araştırmalar Cilt 16 Sayı 1/2003

Özet

Bu çalışma, Hz. Aişe'nin Hz. Peygamber ile evlendiğinde yaşının dokuz mu onsekiz mi olduğu konusundaki tartışmayı incelemektedir. Hz. Aişe'nin onsekiz yaşında iken evlendiği görüşünü savunanların, bölgenin iklim ve evlilik kültürünü dikkate almadıktan, bu görüşün bilimsel olmaktan ziyade Oryantalist söyleme karşı tepkisel bir savunma psikolojisi içerisinde ortaya konulduğu belirtilmektedir. Bölgenin iklim yapısı ve evlilik kültürü göz önüne alındığında birçok örneği olan ve toplumsal olarak hiç problem edilmeyen bu evliliğin esasen Hz. Aişe dokuz yaşlarında iken gerçekleştiği ve rivayetlerin de bu noktada odaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.

Giriş

Hz. Muhammet (a.s.),VII. yy.da Arabistan'da yaşamış ve Arap kültürü içinde yetişmiştir. Bu kültürün bir üyesi olan Hz. Peygamber, İslam Dini olarak insanlara tebliğ ettiği "Din" ile mensubu bulunduğu kültürde önemli değişiklikler yapmıştır. Sosyal yaşamın birçok alanında ve kurumlarında gelenek haline gelmiş yaşam biçiminde (adetlerde) büyük ölçüde değişimleri gerçekleştirmiştir. Aile yapısı, kadının konumu, evlilik ve boşanma gibi sosyal hayatın en başat değerleri de söz konusu değişimden pay alan kurumlar arasındadır.

Büyük değişimlerin mimarı olmasına rağmen, aynı geleneğin bazı adetleri İslam Dini içinde kabul edilmiş ve sürdürülmüştür. Örneğin evlilik akdi (nikâh) konusunda Hz. Peygamber önemli değişiklikler, düzenlemeler getirmiştir, fakat evliliğin yaşı, evlilik merasimi vs. gibi geleneğin hâkim olduğu cihetlere dokunmamıştır. Hatta kendisi de bu alandaki geleneğe tabi olmuştur. VII. yy. Arap kültürünün bir üyesi olmasına bağlı olarak yapmış olduğu bir kısım davranışları, zaman zaman eleştiri konusu olmuştur. Hz. Aişe ile evliliği de eleştiriye konu olan hususların başında gelmektedir. Özellikle bir kısım Oryantalistler, Arap örfüne (kültürüne) ait özel durumları yanlış yorumlayarak veya kendi kültürlerine kıyaslayarak eleştirilerinde ileri gitmişlerdir. Hz. Peygamberin 9 yaşındaki Hz. Aişe ile evlenmesi olayını "54 yaşlarında bir erkeğin oyuncaklarla oynama çağındaki bir çocukla evlenmesi"olarak nitelendirerek, bu evliliği bir anlamda şehvetperestlik, hatta daha da ileri götürerek *******lık olarak nitelendirmişlerdir. Yaşlı bir erkeğin, bakire bir kız çocuğuyla "garip evliliği" diye yorumlamışlardır.

Oryantalistlerin haksız ve hatalı eleştirmelerine, savunmacı bir refleksle cevap veren Müslüman alimler, benzer bir hata ile Hz. Aişe'nin evlilik yaşını, kendi kültürlerindeki ortalama evlenme yaşı olan 15-20 arasına çekmeye çalışmışlardır. Hz.Peygamberin 9 yaşında bir kız çocuğuyla evlen-i ermeyeceğini, bunun bir iftira ve düzeltilmesi gereken bir yanlış olduğunu savunup, Hz. Aişe ile 17-18 yaşlarındayken evlendiği görüşünü dile getirmişlerdir.Rivayetlerin, zorlama tevillerle yorumuna dayalı bu tutum da, ayrı bir problem teşkil etmektedir. Bu görüşü benimseyenlerin önde gelenlerinden olan Ö. Rıza Doğrul, tercüme ettiği Mevlana Şibli'nin Asr-ı Saadet isimli eserine yaptığı ilavede bu konuyu uzunca tartışmış ve Hz. Aişe'nin evlilik yaşının 17-18 olduğu görüşünü savunmuştur.

Biz bu çalışmamızda, hem batılı bilim adamlarının, hem de onlara cevap veren Müslüman tarihçilerin konuyla ilgili görüşlerini, kaynaklarımızda yer alan Hz. Aişe'nin evlilik yaşıyla ilgili rivayetlerle yeniden değerlendirmeye çalışacağız.

Araştırmamızın temel hedefi, bu konudaki kanaatimizce yanlış olan iddiaları inceleyip, tarihi rivayetler ışığında mevzuyu aydınlatmaya çalışmaktır. Çalışmamızda, ağırlıklı olarak Ö. Rıza Doğrul'un, kısmen de benzer kanaatesahip olan çağdaş müelliflerin görüşlerine yer vereceğiz. Eleştirisini yapacağımız görüşlerin akabinde kendi görüş ve kanaatlerimizi de belirteceğiz.

A. Hz.Peygamber'in Evlilik Hayatı

Hz. Peygamber'in birden fazla kadınla evlenmesine, özellikle Batılı bilginler tarafından, çok evliliğin o dönemin sosyal sisteminin bir parçası olduğu ve birçok ahlaki, sosyal ve iktisadi sorunların çözümünde gerekli bir olgu olduğu düşünülmeden, tarafgir bir anlayışla tenkitler yöneltilmiştir. Bu tenkitleri yapan Batılı bilginlerin, aynı geleneğin mensubu olan, Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın evlilikleri konusunda hiçbir eleştiride bulunmamaları, tenkitlerinde tarafsız olmadıklarını göstermektedir.

Hz.Peygamber'in kadın düşkünü bir şehvetperest olduğu şeklindeki iddialara karşı, Hz. Peygamber'in niçin çok evlendiğinin sebeplerini anlatarak savunan bir çok reddiyeler yazılmış ve bu konuda değişik araştırmalarda cevaplar verilmiştir. Onun çok evliliğini sırf Müslüman müellifler değil, aynı zamanda bazı insaflı müsteşrikler de savunmuşlar ve cevaplar vermişlerdir. Bunlardan birisi olan Cariyle şöyle demektedir:

"O, 25 yaşında iken kendisinden 15 yaş büyük olan bir kadınla evlendi ve onunla 25 yıl ömür sürdü. Kadınlara rağbet etmedi. Birden bire huyunu karakterini ve davranışını değiştirip nasıl kadın düşkünü olabilir ki? Buna ben kendi hesabıma inanmam ".

Gerçekten de 25 yaşında iken evlendiği ve kendisinden 15 yaş büyük olan, Hz.Hatice ile 50 yaşına kadar yaşayan Hz. Peygamber, 50 yaşında iken yaşıtı olan Şevde ile evlenmiş ve çok evliliklerine 53 yaşından sonra başlamıştır. Evlendiği hanımlardan biri hariç tümü, ya dul ya da önceki evliliklerinden çocukları olan kadınlardır. Bu da, evliliğin ana saikinin "şehvet" olmadığını göstermektedir.

Hz. Peygamber'in çok evlenmesinde, siyasi amaçların ağırlıkta olduğunu düşünüyoruz. Örneğin, Hz. Aişe ve Hz. Hafsa ile evlenerek, Hz. Ebubekir ve Hz.Ömer'le ilişkilerini güçlendirmiştir. Beni Mahzum'dan Ümmü Seleme ile evlenerek, İslam'a en büyük düşmanlığı yapan Ebu Cehil'in kabilesinin düşmanlığını önlemiştir. Ümmü Habibe ile evlenerek, Mekke lideri olan babası Ebu Süfyan'la ilişkilerini yumuşatmaya çalışmış, bir daha savaşta kendisinin karşısına çıkmamasını sağlamıştır. Benî Nadir liderinin kızı Safiyye ile evlenerek Yahudilerin düşmanlığını azaltırken, Benî Mustalik'in liderinin kızı Cüveyriye ile evlenerek de, bu kabilenin İslam'a girmesini sağlamıştır. Meymune, ile evlenerek Meymune'nin kız kardeşinin evli olduğu ünlü kabile lideriyle bacanak olmuş ve onlarla yakınlık sağlamıştır. Zeynep b. Cahş'la evliliğini, bir Cahiliyye adetini yıkmak için Allah istemiş ve Kuran'da bu konuyla ilgili ayetler indirmiştir. Diğer hanımı Zeynep binti Huzeyme ise, Hevazin'in çok güçlü bir kabilesine mensuptur.

Kısaca zikrettiğimiz bu politik sebeplerin bile onun evliliğinin "şehvefile ilgili olmadığını göstermeye yeteceği kanaatindeyiz.

B. Hz. Aişe'nin Evlilik Yaşı Konusundaki Görüşlerin Tenkit ve Tahlili

Hz. Aişe'nin Hz. Peygamber ile evlilik yaşı konusundaki tartışmaları maddeler halinde verip, her bir madde içinde; bu görüşlerin eleştirilerini yaptıktan sonra, kendi görüş, değerlendirme ve cevaplarımızı da aynı madde içinde belirteceğiz.

Mevlana Şibli "Asr-ı Saadet" isimli eserinde; Hz. Aişe'nin doğum tarihi ile ilgili bilgilerin güvenilir olmadığından hareketle evlilik yaşını tespit etmeninde mümkün olamayacağını, dolayısıyla rivayetlerde belirtilen yaşın, kuşkulu olduğunu söylemiştir.Aynı görüşe Rıza Savaş'da katılmaktadır.İslam tarihi kaynaklarında, hiçbir sahabînin doğum tarihi konusunda net bir bilgi yoktur. "Asrı Saadet" isimli esere yaptığı (ilave) açıklamalarda Ö. Rıza Doğrul'un da belirttiği gibi, o dönemde, bugünkü gibi nüfus daireleri yoktu ve kimsenin doğum kaydı yapılmıyordu. Nitekim günümüzde bile, özellikle kırsal kesimde, doğan çocukların doğum kaydı yapılamamakta, çocukların ailelerine çocuğun yaşı sorulduğunda, tarih olarak "ekinler biçildiği zamanda, narlar kızardığında, bir kış günü veya şu önemli olay olduğunda doğdu " şeklinde cevaplar alınmaktadır.O dönemde bütün sahabilerin yaşları, genelde ölüm zamanındaki yaşlarına göre hesaplanıyordu. Bu ilkeden hareketle, Hz. Aişe'nin vefat tarihinden, yaşı çıkarıldığında yaklaşık olarak doğum tarihi bulunabilir. İslam tarihçileri, Hz. Aişe'nin vefat tarihi olarak genelde H. 58 yılını, vefatı sırasındaki yaşı olarak da 66 yaşını vermektedirler. Bir kısmı, vefat tarihi olarak H.56-59'u, vefatı sırasındaki yaşı olarak da 65-67 yi belirtseler de, çoğunluğu birinci görüşte müttefiktirler.11 Böylece Hz. Aişe'nin vefat esnasındaki yaşından, vefat tarihini çıkardığımızda (66-58=8) Hicret sırasında Hz. Aişe'nin yaşının 8 olduğu ortaya çıkar. Hicretten bir yıl sonra evlendiğine göre ise evlilik yaşı 9 olacaktır. 12 İbn Kesir bu yaşta evlendiği konusunda hiçbir ihtilafın olmadığını belirtir.

Hicretin ilk yılında evlendiği sırada 9 yaşında olduğuna göre, doğum tarihi Nübüvvet'in IV. yılına tekabül etmektedir. Hz. Aişe'den gelen "Ben kendimi bildim bileli İslam in içindeyim " sözü de bunu kanıtlamaktadır.

Ö. Rıza Doğrul, Hz. Aişe'nin vefat ettiği sırada 74 yaşında olduğunu belirtse de bu rakamı (yaşı), tarihsel olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü hiçbir tarihi kayıtta Hz. Aişe'nin bu yaşta vefat ettiği belirtilmemektedir. Müellifin, Hz. Aişe'nin 74 yaşında öldüğü konusundaki görüşü yalnızca Hz. Aişe'nin 17 yaşında evlendiği görüşünü esas alarak yaptığı yanlış bir kıyaslamanın sonucudur.

Sonuç olarak Hz. Hatice'nin Nübüvvetin 10. Yılında vefat etmesi üzerine Havle'nin teklifi ile söz kesilmiş ve Hicretin I. Yılında ise evlilik gerçekleşmiştir. Bizzat Hz. Aişe'den gelen rivayetlerde 6 yaşında sözlendiği ve 9 yaşında da evlendiği belirtmektedir.

Ö. Rıza Doğrul, Hz. Aişe'den nakledilen "Ben Mekke'de oynayan bir çocuk iken Hz. Peygambere "Hatta onların vadeleri kıyamettir ve kıyamet ise daha dehşetli ve daha acıdır."

(Kamer 46) ayeti inmişti" şeklindeki Hz.Aişe'den nakledilen bu rivayeti delil alarak özetle şunları belirtir;

" Bu yaşta bir çocuğun bu ayetleri ezberlemesi, müşriklere acı azabı müjdeleyen bu ayetleri anlaması, Müslümanların başından geçen buhranlı vakalarla bu kadar alakadar olması ruhen ve fikre mümkün değildir. Bunu kabul etmeye imkan yoktur. Ne kadar zeki olursa olsun bu yaşta bir çocuk Kur'anla bu kadar alakadar olamaz. Ayrıca Kamer suresinin boykot yıllarında inmesi mümkün değildir. Çünkü bu konuda mucize gösteriminin gerçekleşebilmesi için Müslümanların müşriklerle görüşmeleri lazımdır. Öyleyse bu surenin Müslümanların işkence yıllarında inmesi gerekir. Bu yıllarda Hz. Aişe hin çocuk olduğunu kabul etsek bile bu durumda Hz. Aişe peygamberlikten önce doğmuş demektir" şeklinde görüşlerini aktarmaktadır.

Bu görüşü Rıza Savaş da paylaşmaktadır.

Yazarın kendi görüşünü desteklemek için delil olarak ileri sürdüğü Hz. Aişe'den nakledilen bu rivayet, aslında yazarın görüşlerinin aleyhine bir delil olarak alınabilir. Bu yaşta bir çocuğun söz konusu ayetin ne şekilde indiğini bilmesi değil, bilememesi mümkün değildir. Çünkü bu yaş grubundaki çocuklar, o dönemdeki bir olayı rahatlıkla anlayabilecek ve kavrayabilecek bir çağdadır. Günümüzde de, 5–6 yaşlarında hafız olmuş çocuklar görebilmekteyiz.

Kaldı ki Doğrul; "Altı yaşında bir çocuk ne kadar zeki olursa olsun nihayet çocuktur. Bu ayetlere nüfuz edemez" şeklinde açıkladığı paragrafta bu sözleri aktarırken aynı paragrafta Hz. Aişe'nin Nübüvvetin gelişinden 2 veya 3 yıl önce doğduğunu, Kamer suresinin de Nübüvvetten sonra IV. Yılda indiğini belirtmiştir. Bu durumda kendi hesabına göre bile bu ayet indiğinde Hz. Aişe 6 veya en fazla 7 yaşında olmaktadır. Böylece müellif kendi de çelişkiye düşmektedir. Ayrıca Kamer suresinin boykot yıllarında, yani Nübüvvetin 8–10. senelerinde indiği ifade edilmiştir. Demek oluyor ki bu ayet indiğinde Hz. Aişe en az 5 en fazla 7 yaşlan arasındadır. Çünkü boykot yılları İslam'ın gelişinin 8. veya 10. yılları arasında olmuştur. Kamer suresi de boykot yıllarında indiğine göre Hz. Aişe sure indiğinde en azından 5–6 yaşlarındadır. Bu yaşta biri de ayetleri rahatlıkla ezberleyebilir ve anlamlarını kavrayabilir.

Yazarın; "bu sûre boykot yıllarında inemez, çünkü Müslümanlar müşriklerle görüşmüyorlardı"22 şeklindeki iddiası da doğru değildir. Çünkü, Müslümanlara bu dönemde, Haram Aylarda, 4 ay boykot uygulanmıyordu.23 Bu dört ay içerisinde müşriklerle görüşüyorlardı ve Kamer suresi de bu dönemde, boykot yıllarında, Mina'da iken inmiştir. Dolayısıyla Doğrul'un bu yaklaşımı da isabetli değildir.

Rıza Savaş, Hz. Aişe'nin; "Kendini bildi bileli anne-babasının dine inandıklarını" belirten ve devamında, Hz Ebu Bekir'in Habeşistan'a hicret etmek üzere yola çıktığını anlatan rivayeti delil göstererek, Hz Aişe'nin bu olayı nakledebilmesi için, yaşının bu olayı gözlemleyecek kadar büyük olması gerektiği sonucuna varmaktadır. Olayı Hz. Aişe'nin daha sonra birilerinden nakletmiş olabileceği şeklindeki bir yorumun ise, ancak rivayeti ikiye bölerek (I.kısımla II. kısmı birbirinden ayırarak) yapılabileceği, bunun da yanlış olduğu kanaatindedir.

Fakat rivayetin ilk bölümü de, Hz. Aişe Nübüvvetten sonra doğmuş olduğunu apaçık göstermektedir. Rivayetin II.kısmı ise, muhtemelen Hz. Aişe'in yaptığı bir mürseldir. Aynı rivayetle ilgili Doğrul, Hz. Aişe'nin, "Kendini bildi bileli anne-babasının dine inandıklarını" belirten rivayeti delil alarak, bu rivayetin Hz. Aişe'nin Nübüvvetten sonra doğduğunu gösteremeyeceğini, bilakis Hz. Ebubekir'in Nübüvvet gelmeden önce de putperest olmadığını Hanif olduğunu, bundan dolayı bu rivayetin onun Nübüvvetten sonra doğduğu konusunda delil alınamayacağını, belirtmektedir.

Halbuki rivayete iyi baktığımızda, bu yorum ikiyönden geçersizdir. Birincisi; hadisteki Din kelimesi "ed-Din" şeklinde marife olarak kullanılmıştır. Bundan da İslam'ı kastettiği anlaşılmaktadır. İkincisi ve daha önemlisi; Hz. Aişe rivayetin devamında bu dinin İslam dini olduğunu ve çocukluğunda Hz. Peygamber'in devamlı kendilerine geldiğini anlatarak, kendisinin Nübüvvetin geldiği dönemde doğduğunu açıklamıştır. Rivayette yer alan vurgu, onun İslam döneminde doğduğunu belirtmektir. Böylece, rivayette zikredilen yaşın doğruluğu ortaya çıkmış olmaktadır.

Rıza Savaş ve Doğrul, Hz. Aişe'nin ablası Hz. Esma’nın, Hicret sırasında 27 yaşında olmasından hareketle, ablasından 10 yaş küçük olan Hz. Aişe’nin de buna göre 17 yaşında olacağı sonucuna ulaşmaktadırlar. Hz. Aişe de hicretten hemen sonra evlendiğine göre, evlendiği sırada 17-18 yaşlarında olması gerektiği görüşünü dile getirmektedirler.Şimdi bu görüşü incelemeye çalışalım.

Öncelikle Hz. Aişe'nin vefatı sırasında kaç yaşında öldüğünü tespit edebilirsek evlendiği esnada ki yaşını tespit etmek kolaylaşacaktır. Daha öncede aktardığımız gibi tarihçiler Hz. Aişe’nin H. 58 yılında 66 yaşında vefat ettiğini kabul etmektedirler.30 Buna göre eğer H.58 de Hz. Aişe 66 yaşında vefat ettiyse, Hicret sırasında 8 yaşında ve evlendiği sırada H. I. yılda 9 yaşında olacaktır.(66–58=8, 8+1=9)

Aynı hesaplama yöntemini ablası Hz. Esma’ya da tatbik edersek, Hz. Aişe vefat ettiğinde (H. 58) Hz. Aişe'den 10 yaş büyük olan Hz. Esma’nın 76 yaşında olması gerekir. (66+10=76) Hz.Aişe vefat ettiğinde, yani H.58 de 76 yaşında olan Hz. Esma, Hicret sırasında 18 yaşlarında, 10 yaş küçük olan Hz.Aişe ise 8–9 yaşlarında olacaktır.(76–58= 18)

Hicret sırasında 27 yaşında olduğunu savunan yazarlar, Hz. Esma'nın ölümü esnasındaki yaşından yola çıkarak bu sonuca varmaktadırlar. Şimdi bu konuyu biraz daha geniş bir şekilde inceleyelim. Hz. Esma'nın H. 73 yılında öldüğü kesindir. Bu konuda tarih kitaplarında hiçbir ihtilaf yoktur. Öldüğü esnadaki yaşı konusunda bazı bilginler 100 rakamını verseler de kaç yaşında öldüğü konusunda ihtilaf vardır. Hz. Esma, oğlu Abdullah b. Zübeyr'in Haccac tarafından şehit edilmesinden birkaç ay sonra vefat etmiştir.Hz Esma'nın ölüm yaşı konusunda ihtilaf bulunduğundan bazı bilginler, Arapça'da genel de 40,70,100 gibi sayıların çokluktan kinaye olarak kullanılabileceği prensibinde olduğu gibi, 100 yaşında öldüğünü bildirmişlerdir. Yani, bu bilgiyi veren bilginlerin kasıtları Hz. Esma'nın uzun süre yaşadığını belirtmektir. Yoksa net olarak tam yaşını vermeyi değil. Örneğin, muhakkik bilginlerden, İbn İmad ve ez-Zehebi bu şüpheli bilgiden dolayı Hz.Esma'nın 90 yaşında veya bunu biraz aşmış bir yaşta vefat ettiğini belirtirler.

Bu hususta şöyle bir hesaplama yaparsak konu daha da netleşebilir: Hz.Aişe'nin vefat ettiği H. 58 den Hz. Esmanın vefat ettiği H. 73'e kadar geçen 15 yıllık süreyi Hz. Esma'nın H. 58 deki yaşına eklediğimizde Hz Esma'nın yaşı vefat ettiği sırada 91 eder. (76+15=91). Bu da gösteriyor ki Hz. Esma vefat ettiğinde 91 yaşlarıda olmaktadır ve 100 yaşında olması mümkün gözükmemektedir. 91'den öldüğü tarih olan H.73 ü çıkardığımızda (91-73=18) Hz. Esmanın Hicrette, yani Hz.Aişe'nin evlendiği yılda 18-19 yaşlarında olduğunu buluruz. Hz.Esma ile Hz.Aişe arasındaki yaş farkı 10 yaş olacağına göre Hz. Aişe'den nakledilen ve bütün tarihçilerin müttefik olduğu "6 yaşında sözlendim 9 yaşında evlendim" ifadesinin doğru olduğu ortaya çıkar.

Bütün bunlara ilaveten şunu da söylemek mümkündür; O. Rıza. Doğrul'un görüşüne göre, Hz.Esma Hicrette 27 yaşında olmaktadır. Biliyoruz ki Hz. Esma Hicret sırasında ilk çocuğuna hamile idi. Kızların çocukken nişanlandığı, 9-10 yaşlarında evlendiği bir yörede, 27 yaşında evlenerek ilk çocuğu doğurmak oldukça geç bir yaştır. Günümüzde bile kızlar küçük yaşta evlenebilmektedir. O gün için, sıcaktan dolayı ergenliğin erken yaşlarda başladığı bir yöre de, Mekke gibi, çok evliliğin yaygın olduğu ve kadınların hiçbir zaman bu yaşa kadar bekâr kalmadıkları bir bölgede, Hz. Esmanın 27 yaşında evlenmesini kabul etmek oldukça zor, hatta muhaldir diyebiliriz. Söz konusu yaş o günkü şartlarda, torun sahibi bile olunabilen bir yaştır. Çünkü daha sonraki dönemlerde de kızlar, çocuk denecek yaşta evlendiriliyorlardı.

Özetle tarihi rivayetlere dayanarak yaptığımız hesaplara göre Nübüvvetten 6 yıl önce doğan Hz.Esma, Hz. Aişe doğduğunda 10 yaş civarındadır. Hicrette ise, genç bir kadın olarak Hz. Peygambere erzak taşımış ve 18 yaşlarında ilk çocuğuna hamile kalmıştır. Hz. Aişe ise bu sırada 8-9 yaş civarındadır.

Doğrul, Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmediğine bir diğer delil olarak; Hz. Peygamber'in, Hz. Hatice’nin vefatından sonra evi idare edecek, çocuklara bakacak birisine ihtiyacının olduğunu, bu vazifeyi ise 9 yaşlarında bir çocuğun yapamayacağını belirterek, bundan dolayı Hz. Aişe ile 18 yaşlarında evlenmesinin daha makul olacağını, söylemiş ve bu konuda nakledilen Hz. Peygamberin ev işlerini görmesi için Şevde ile evlenmesiyle ilgili rivayetlerin güvenilir olmadığını, şayet bu rivayetler kabul edilse bile Sevde'nin iri, yaşlı ve yavaş haliyle ev işlerini yapmaya elverişli bir hanım olmadığını belirtmektedir.

Doğrulun görüşlerinden yola çıkarak, Hz. Hatice'nin vefatından sonra ev işlerini üstlenecek, çocuklara bakacak birisi lazımsa, neden Hz.Peygamber Hz.Aişe ile (yazarın iddialarına göre Hz.Hatice'nin vefatında Hz.Aişe 15 yaşlarında idi) Hz.Hatice'nin vefatından sonra Mekke'de evlenmedi de, Medine dönemine kadar bekledi? Ev işlerini çocuk bakımını neden ihmal etti? Kaldı ki Hz. Peygamberin en küçük çocuğu Hz. Fatıma bile Hz. Aişe'den büyüktür. Bu nedenle, Hz. Âişe ile evliliğini, çocuk ve ev bakımı gerekçeleriyle açıklamak kabul edilebilir bir durum değildir.

Ayrıca Hz. Sevde'nin Mekke döneminde, Hz. Hatice'nin vefatından hemen sonra, Hz. Peygamberle evlendiği sabittir. Bu rivayetlerin güvenilir olmadığı şeklindeki yazarın görüşü pek tutarlı görünmemektedir. Çünkü tersine bir rivayet yoktur. Müslim'de geçen "Şevde Resulullahın benden sonra nikahladığı (tezevvece) ilk kadındı"42 ifadesindeki "tezevvüc" kelimesi "söz kesmek" anlamında olmalıdır. Zira, Hz. Aişe kendisinin söz kesilmesini anlatırken de aynı kelimeyi "tezevvece"yi kullanmakta; "Rasulullah beni altı yaşımda iken nikah etti (söz kesti), dokuz yaşımda iken de zifafa girdi"demektedir.

Yukandaki bilgileri özetleyecek olursak; Hz. Peygamber, Hz. Hatice'nin vefatından sonra Hz. Şevde ile hemen evlenmiş, Hicretten sonra da, Hz. Aişe ile evlenmiştir.
Doğrul'un iddia ettiği gibi, Hz. Peygamber'in Hz. Aişe ile evlenme sebebinin ev işlerini yaptırmak olmadığını şu şekilde de izah edebiliriz:

Hz.Peygamber, Hz. Aişe ile küçük yaşta evlenerek onun, diğer hanımlarından daha iyi bir şekilde İslamî bilgileri kendisinden almasını ve Müslümanlara aktarmasını amaçlamış olabilir. Çünkü, diğer hanımları, hem yaşları hem de zeka seviyeleri bakımından Hz. Âişe ile kıyaslanamazlar. Hz. Âişe'nin, erken yaşlarda peygamber hanesine girmesinin en önemli nedeni bu olmalıdır diye düşünüyoruz. Bu küçük ve zeki kız sayesinde diğer sahabenin göremedikleri Hz Peygamber'in evinde meydana gelen olayların, özellikle kadınlarla ilgili özel meselelerin, Müslümanlara aktarılmasını ve Hz.Peygamber'in Müslüman kadınlarla olan bilgi alışverişini o sağlamıştır. Bundan dolayı, kaynaklarımızda yer alan İslam'i bilgilerin neredeyse tümü Hz. Aişe'den gelmiştir, diyebiliriz.

Hz. Âişe'nin üstlenmiş olduğu bu görevi diğer hanımları üstlenemez miydi, şeklindeki bir soruya şu şekilde cevap verebiliriz: Hz. Peygamberin diğer hanımları, daha önce birkaç evlilik hayatı geçirmiş, zeka olarak yorulmuş aynı zamanda yaşlanmış olan kadınlardı. Bir kısmının, coçuk sahibi olmak gibi, zihinsel anlamda önemli meşguliyetleri de bulunuyordu ki bu durum, Hz. Âişe'nin bilgi edinmedeki konumu ile kıyaslandığında, hanımlar arasındaki fark daha iyi görülebilir. Hz.Aişe ise, özel yetenekleri, diri zekası ile müstesna bir kadın olarak, İslam'ın bütün Medine dönemi hadiselerini gözlemlemiş ve bizlere aktarmıştır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız Hz. Âişe'nin meziyet ve gayretleri konusunda "Siret Ansiklopedisi" yazarı Afzalurrahman şunları aktarmaktadır:

"Hz. Peygamberle erken yaşta evlenen Hz.Âişe'nin eğitim ve talimi bizzat Hz.Peygamber'in rehberliği ve nezareti altında gerçekleşti. Hz Aişe çok zeki, tecessüs sahibi, hıfzı kuvvetli, çok çabuk öğrenmeye kabiliyetli idi. Hz.Peygamberden ne görüp duydu ise onu hatırladı ve başkalarına nakletti. Bu sebeple Hz.Peygamber ona çok yakınlık duydu ki her söylediğini dinleyip izlesin ve yaptığını daha hevesli yapsın. Böylece Hz.Aişe, İslam prensiplerini ve Resulün sünnetini diğer hanımlarından daha fazla öğrendi ve hafızasında tuttu. O, bu ilmi Hz.Peygamberden sonra yaklaşık 45 yıl kadar anlattı. Hz.Peygamberden 2210 hadis rivayeti ile en fazla hadis rivayet eden altıncı sahabi olmuştu". Bütün bunlardan Ö. Rıza Doğrulun öne sürdüğü gerekçelerin, isabetli olmadığı anlaşılmaktadır.

Doğrul, bir önceki maddede anlattığımız Hz. Âişe'nin bilgisi, kabiliyeti ve İslam'i bilgilerdeki büyüklüğünü genişçe anlatarak; "Bütün bunları 9-18 yaş arasında bir çocuk öğrenemez. Bu evliliğin 18-27 yaş arasında olması daha makul değil midir?'' şeklinde bir akıl yürütmeğe girmiştir.

Böyle bir akıl yürütmenin zorlama olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, bunun için çocukların zeka ve öğrenme yaşına baktığımızda, çocuk eğitimcilerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği ve dünyada hemen hemen her yerde uygulanan öğrenme yaşı 7-20 yaşları arası olduğunu görürüz.

Bu yaşlar, genelde çocukların her bilgiyi toplama çağıdır. Yirmi yaş sonrası ise, artık bilgileri değerlendirme çağı başlamaktadır. Bir de sıcak iklimde çocukların bedensel ve zeka bakımından erken geliştikleri düşünülürse, öğrenme yaşının birkaç yıl daha düştüğü görülecektir. Buna göre, Hz. Âişe'nin Hz.Peygamberle birlikte yaşadığı (9-19) yaşları arası, onun öğrenmek için en müsait olduğu yaşlardır diyebiliriz. Hz. Peygamber'den sonra ki döneminde, elde etmiş olduğu bilgileri diğer Müslümanlara 45 sene boyunca aktarmıştır.

Hz. Âişe'nin Hz. Peygamberle nişanlanmadan önce, Cubeyr b. Mutim'in oğlu ile nişanlanmasından hareketle Doğrul, bu nişanlanmanın nübüvvet geldikten sonra olamayacağı, çünkü İslam'a göre müşrike kız verilmeyeceğinden dolayı bu nişanın nübüvvet gelmeden önce vuku bulması gerektiğini, bunun sonucu olarak da Hz. Âişe'nin İslam'dan önce doğduğunu iddia etmiştir.

Bu iddia da iki yanlış tespit etmekteyiz: Birincisi, aktarılan rivayetteki Hz. Âişe ile nişanlanan şahıs Cubeyr b. Mutim'in oğlu değil, bizzat Cubeyr'in kendisidir." Yani Hz. Aişe, Mutim b. Adiyy'in oğlu Cubeyr ile nişanlanmıştır. Yazar burada bir isim yanlışlığı yapmıştır.

ikincisi ve daha önemli hatası ise, nübüvvetin gelişinden sonra müşrike kız verilmeyeceği görüşüdür.Halbuki Mekke döneminde böyle bir yasak yoktu. Bu yasağı bildiren ayet Medine'de inmiş ve bu nedenle sahabe müşrik eşlerini boşamışlardı. Ancak Mekke döneminde, sadece Hz.Ebubekir değil, Hz.Peygamber bile İslam'ın en büyük düşmanı olarak Kuran'da ismi zikredilen Ebu Leheb'in iki oğluna iki kızını vermiş ve Nübüvvet geldikten sonra da Ebu Leheb oğullannı zorlayıp bu iki kızı boşatıncaya kadar boşatmamıştı.

Müslümanlar için durum böyle olduğu gibi. Müşrikler için de böyle bir yasak bahis mevzu değildi. Mekke'de bu yasak ilk defa Haberu's-Sahife olayında: yani, Mekkelilerin Müslümanlara boykot yaptıkları sırada gündeme gelmiş ve Müslümanlarla kız alışverişini durdurmuşlardı. Fakat Hz.Sevde'nin Hz. Peygamber ile evliliğinde olduğu gibi, boykottan sonra da bu yasağa uyulmuyordu. Nitekim Hz.Şevde nin müşrik olan babası nübüvvetin 10. Yılında Hz.Peygamberi beğendiği ve kızına denk bir insan gördüğü için onunla evlendirmişti.

Doğu toplumlarında, ülkemizde de olduğu gibi. çocukların küçük yaşta "Beşik Kertmesi'" adı altında sözlenmeleri oldukça yaygındır. Hz. Ebû Bekir gibi Mekke'nin saygın iş adamlarından birinin kızını, almak isteyenlerin çok olacağı muhakkaktır. İşte Hz. Aişe'nin Cübeyr ile sözlenmesi de bu kabil bir söz kesme olayıdır, diyebiliriz. Dolayısıyla, O. Rıza Doğrul"un söz konusu nişanlanmadan hareketle. Hz. Aişe'nin yaşının büyük olması gerektiği şeklindeki çıkarımına katılmıyoruz.

Doğrul. Hz. Aişe'nin nişanlısı Cubeyr b. Mutim'in annesinin Hz.Ebubekir'e "eğer bu kız benim evime girerse oğlumu atalarının yolundan çıkarır" demesini54 delil getirerek, Hz.Aişe'nin dînî etkinliğinden dolayı nişanın bozulduğunu söylemiş ve bu nişanın nübüvvetten önce vuku bulduğunu dolayısıyla da Hz. Aişe'nin yaşının rivayetlerde zikredilen yaştan büyük olduğu sonucuna ulaşmıştır.Bir kısım yazarlar da bu görüşte ona katılmaktadırlar.

Doğrulun bu yaklaşımı, yukarıda açıkladığımız üzere kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi. Ibn Hanbel'den naklettiği. Cübeyr b. Mutim'in annesinin Hz.Ebubekir'e söylediği sözün tercümesi de yanlıştır. Bu yanlış tercüme. Doğrul'un rivayetten yanlış sonuç çıkarmasında etkili olmuş olmalıdır. Ibn Hanbel'deki rivayetin tercümesi şöyle olmalıdır: "Ey Ebubekir! oğlumuzu senin kızınla evlendirdiğimizde, sen onu yeni dinine sokmak istersin " Doğrulun yaptığı tercümeden, kadının oğlunu yeni dine sokacak şahsın Hz. Aişe olduğu anlaşılırken, rivayetin doğru tercümesinde söz konusu şahsın Hz.Ebubekir olduğu anlaşılmaktadır. Bizim tercümemize göre kadının korktuğu şahıs Hz.Aişe değil, bilakis Mekke döneminde birçok kimsenin hidayete ermesine sebep olan Hz.Ebubekir'dir. Kadın bundan dolayı oğlu Cübeyr'in Hz. Aişe ile evliliğini bozmuştur. Onunkorkusu oğlunun Hz. Ebubekir'in etkisine girmesidir.

Doğrul ayrıca bu rivayeti kabul edip kendisine delil olarak aktarırken, aynı rivayetin birkaç satır sonrasında yer alan; Hz. Aişe'nin 6 yaşında Hz.Peygamberle sözlendiği ifadelerini maalesef göz ardı etmektedir.

Rıza Savaş'da aynı rivayetten yola çıkarak, Cübeyr'le nişanın Hz. Ebu Bekir'in faal olarak tebliğe başlamasından önce olduğunu, buradan da nişanın bozulduğu nübüvvetin 10. yıllarında Hz Aişe'nin 14-15 yaşlarında olabileceği sonucuna varmaktadır. Bu tespiti esas kabul edersek akla şu soru gelmektedir: Eğer bu nişan nübüvvetten önce veya en azından nübüvvetin ilk yıllarında yani Ebu Bekrin faal olarak tebliğe başlamadığı yıllarda oldu ise. neden Cübeyr in ailesi Hz.Hatice'nin vefatına kadar 10 yıl bekledi? Nübüvvetin 10. yılına kadar beklemeden bu nişanı daha önce bozması gerekmez mi idi? Bu gerekçeye göre daha önce bozmaları gerekiyordu. Bu konudaki bir diğer görüş de. Hz. Aişe'nin ifk hadisesi sırasında Hz.Peygambere karşı sarfettiği sözlerin o sıralarda 15 yaşlarında, olgun olmayan bir kızın söyleyebileceği sözler olmadığı, dolayısıyla Hz Aişe'nin yaşının daha büyük olduğu iddiasıdır.

Bu iddia, tamamen sübjektiftir. Çünkü, insanın önemli sözler söylemesi, yine önemli işler görmesi kişiye ve yaşa göre değişir. Örneğin, çeşitli sanat ve felsefe alanında çok küçük yaşlarda, ileri zeka seviyesi gösterenler her zaman var olmuştur. Bu nedenle. Hz. Aişe on beş yaşında böyle önemli sözleri sarf edemez demenin bir delili yoktur. Ayrıca bu tezin, bilimsel bir dayanağı da söz konusu değildir.

Bu yaşlarda o sıcak bölgede genç kızlığının tam zirvesinde olan üstelik 6 yıldır Hz. Peygamberin yanında yaşayan, daha önce de Hz.Ebubekir gibi İslam'ın en önemli şahsiyetlerinden birinin yanında bulunan bir kimse bu sözleri rahatlıkla söyleyebilir. Üstelik bu kimse Hz.Aişe gibi gayet kabiliyetli, zeki bir kimsedir.

Rıza Savaş, Hz. Aişe'nin abisi Abdurrahman b. Ebi Bekir'le aynı anneden doğduklarını göz önüne alarak, iki kardeş arasındaki yaş farkını Hz. Aişe'nin yaşının tespitinde delil olarak kabul etmiştir. Ona göre, o dönem şartları içinde iki kardeş arasındaki yaş farkının 10 yaş kadar olamayacağı, ancak 1-2 yaş olabileceği tezinden hareketle, Hz. Aişe'nin de 18 yaşlarında olacağı belirtmektedir. Çünkü, Abdurrahman b. Ebî Bekrin Bedir Savaşı'nda 20 yaşlarındadır. Buna göre, aralarında 1-2 yaş fark bulunması
gereken Hz. Aişe de, 18 yaşlarında olmalıdır.

Rıza Savaş'in yukarıdaki tezini, o günkü Arap toplumunda yaygın olan çocuk edinme koşullan içinde makul kabul etmek gerekir. Ancak genel olan bu durumun, her özel durum için de aynı şekilde değişmez bir yasa imiş gibi kabul edilmesi, bilimsel olmadığı gibi. delil olarak da kabul edilemez. Bu sadece tahmini bir varsayımdır. Bir bilgiye/belgeye dayanmamaktadır. Çünkü, bir kadından doğan çocuklar arasındaki yaş farkının şu ya da bu miktarda olmasını sağlayacak bir çok neden olabilir. Bu nedenleri tespit etmeden, yukarıdaki gibi, sadece belirli bir adeti öne sürerek iddiada bulunmak, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu nedenle, Hz. Âişe'nin yaşının büyüklüğünü, söz konusu yaklaşımla ispatlamak mümkün gözükmemektedir.

Dozy gibi müsteşrikler, 54 yaşlarında bir adamla, küçük bir kız çocuğunun evliliğini garip görüldüğünü belirtirlerken bazı yazarlarda insanlık tarihi boyunca böyle bir evliliğin olamayacağını söylemişlerdir.

Dozy kendi kültürünün tesirinde kalarak konuyu değerlendirmiş ve yadırgamışür. Biz bu iddialara, hem o dönemden, hem de günümüzden örnekler vererek cevap vermek istiyoruz. O dönemde bu tip evlilikler çoktu. 60 yaşlarındaki Halife Ömer'in Hz. Ali'nin çocuk yaşta baliğ olmamış kızı ile evlenmesi o dönemde bu yaş farkının problem olmadığını gösterir.

Zehebi'nin naklettiği şu rivayet bu konuda ilginç bir örnektir. Amr b.el-As. oğlu Abdullah b.Amr dan tam 11 yaş büyüktür.63 İbni Hacer bu yaş farkını 12 olarak verir. Bu rivayete göre. Amr yaklaşık 10-11 yaşlarında evlenmiş olmalıdır. 10 yaşında erkeklerin evlilik gerçekleştirebildiği bir yörede, daha erken ergenliğe giren kızların 9 yaşında evlilik yapması kadar normal bir şey olamaz. Yine 53 yaşlarındaki Hz.Ebubekir'e Hz. Ömer'in 20 yaşlarındaki kızı Hafsa'yı teklif etmesi yaş farkının o dönemde pek de garip karşılanmadığını göstermektedir.

Ergenlik yaşının yüksek olduğu ülkemizde bile kırsal kesimlerde kızlar 12-15 yaş arası evlenebilmektedir. Arabistan bölgesinde ise ergenliğin 8 yaşlarına kadar düştüğünü ve kızların 20 yaşlarında biyolojik gençlik çağını bitirme noktasına geldiğini biliyoruz.

Arap kültüründe yer alan bu durumun günümüzde de devam ettiğini, Kur'an Mesajı adlı eserin yazarı Muhammed Esed'in Medine'de iken, başından geçen evlilik göstermektedir. Bu evlilikte, ileri yaşlardaki Esed, 11 yaşlannda bir çocukla evlendirilmiştir. Buna itiraz eden Esed'e Araplar şöyle demişlerdir: "Kız kocasının evinde büyür".

Günümüzde ergenlik çağı yüksek olan Batı ve ABD gibi soğuk bölgelerde bile 9-10 yaşlarında bakire bir kız çocuğu bulmanın çok zor ve bu yaşlardaki çocukların serbestçe cinsel ilişki içerisinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle insanlık tarihinde, Hz. Peygamberin evliliğinde olduğu gibi bir evlilik olmadığını iddia etmek, bilimsel değildir.

Bu yaşlarda evliliğin halen Batıda ve ABD'nin kırsal kesiminde uygulandığı bilinmektedir. Yapılan tespitlere göre Batı gibi soğuk ülkelerde bile ergenlik yaşları, çok küçük yaşlara kadar düşmüştür. Bu gerçekler göz önüne alındığında, Hz. Peygamber in o yaşta bir kız ile evliliğini garip karşılamamak gerekir. Nitekim Rodinson, Dermenghem, Caetani, gibi bir kısım Oryantalistlerde Hz.Aişe'nin evliliğinin o dönem şartları içerisinde normal olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca insaflı Oryantalistlerden Watt; "Arabistan bölgesinde kızlar erken geliştiği için Âişe'nin bu yaşta evliliği normaldir" demektedir.

Burada şu noktayı da zikretmeliyiz; eğer Hz.Peygamberin bu evliliği içinde yaşadığı toplum tarafından garip bir evlilik olarak karşılanmış olsaydı, Hz.Peygamber aleyhinde en küçük eksikliği dahi kaçırmayan Mekkeliler bu durumu dillerine dolayacaklar ve Hz. Peygamber aleyhine kullanacaklardı. Fakat, bu doğrultuda her hangi bir şey kaynaklarda nakledilmemektedir. Ayrıca Hz. Aişe, Hz. Peygamberden önce Cübeyr'le nişanlanmıştı, yani, Hz.Peygamber ile nişanlanmasından daha küçük bir yaşta iken yapılmış olan bu tür evlilikler ya da nişanlanmalar, o günkü koşullarda doğal karşılanıyordu. Hatta daha küçük yaşlarda da olabiliyordu. Hz. Peygamberin Hz. Aişe ile 9 yaşında evlendiğiyle ilgili rivayetleri destekleyen başka rivayetler de vardır. Söyle ki: Hz. Aişe, evlendikten sonra kız arkadaşlarıyla oyunlar oynadığı ve oyuncakları olduğunu söylemiştir. Eğer iddia edildiği gibi 18 yaşında evlenmiş olsaydı, bu yaşlarda bir kadının oyuncaklarla oynaması normal ve makul bir davranış olamayacağından, bu konudaki rivayetlerin kabulü imkansız olurdu. Oysa bu rivayetler sahih olarak nakledilmiştir. Bu rivayetlerin bazdan şöyledir:

"Ben sokakta oynarken annem çağırdı, eve kapattı ve evleneceğimi anlattı '

"Ben Peygamberle evliyken evde arkadaşlarımla oynardım. Hz. Peygamber gelince arkadaşlarım kaçardı. Hz.Peygamber gider onları toplar benimle oynamaları için gönderirdi

"Ben evde arkadaşlarımla oynuyordum. Hz.Peygamber geldi. Oyuncaklarımı kastederek bunlar nedir ey Aişe" dedi. Ben de ''Süleyman in atları"dedim.

Bu rivayetlerden hareketle. Hz. Aişe:nin 18 yaşında evlendiğini iddia edip. sonra da Hz.Aişe'nin çocuklarla oyuncak oynadığı, oyuncakları olduğu. Hz.Peygamberin ona sokaktan arkadaş gönderdiğini kabul etmenin bir tenakuz olduğunu söylememiz gerekir.Sonuç olarak bu rivayetleri dikkate alarak, çocuk yaşta evlendiği Hz. Aişe'yi, Hz.Peygamber hem eğitmiş, hem de İslamî bilgiler ile yetiştirmiş ve bu arada onun çocukça isteklerine karşı da anlayış göstermiştir.

Konu ile ilgili bir diğer iddia da: Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmiş olduğuyla ilgili rivayetlerin gayet az ve şaz olduğundan hareketle, onun 17-18 yaşlarındayken evlenmiş olması gerektiği şeklindedir.

Hz. Aişe'nin 9 yaşında evlenmiş olduğu rivayetlerini, az ve şaz olmakla eleştirerek kabul etmeyen yukarıdaki iddia, kendisinin ileri sürdüğü. Hz. Aişe'nin 17-18 yaşlarında evlendiğine dair hiçbir rivayet yoktur. Yani şaz bir rivayet bile yoktur. Dolayısıyla, söz konusu iddia sadece bir varsayımdan ibaret kalırken. 9 yaşında evlendiğine dair ise bir çok rivayetler bulunmaktadır. Bizzat olayın kahramanı Hz. Aişe'nin ağzından 6 yaşında nişanlandığı. 9 yaşında evlendiğine dair bir çok tarihi bilgilerin de varlığı tezimizi güçlendirmekte ve desteklemektedir. Bu konudaki tartışmaları noktalamadan önce şu konuyu da aktarmakta fayda mülahaza görüyoruz. Eğer 9 yaş rivayetlerini esas alırsak, bu noktada 9 yaşında evlendiği bir kızı 18 yaşında dul bırakmak ve Kuran da ki yasak gereği bir daha evlenememe-sine sebep olmak zulüm değil midir? şeklindeki bir soru akla gelebilmektedir.

Hz Aişe'nin 18 inde dul kaldığı doğrudur. Öncelikle 9 yaşında evlenen bu kızdan yani Hz. Aişe'den böyle bir pişmanlık hakkında bir rivayet göremediğimiz gibi bu evlilikten ötürü bir çok kazancı olduğunu kendisi aktarmaktadır.

Kimse ne zaman öleceğini bilemez. Nitekim insanlar çok genç yaşta da ölebilmektedir. Öyleyse bu düşünce ile mantıklı bir sonuca varmamız mümkün değildir. Ülkemizde bile halen 18-20 yaş arasında kocası ölüp ona sevgisinden dolayı bir daha evlenmeyen pek çok kadın vardır. Bu Özel bir durumdur, sevgi aşk vs. gibi çok özel şeyler vardır ki bunlar bir başkasının kendi öznelliği ile asla tenkit edemeyeceği realitelerdir. Ayrıca sevdiği ile evlenmediğinden dolayı hayat boyu evlenmeyenleri de dikkate alabiliriz.

Ayrıca Hz. Aişe Hz.Peygamberle evlenmeseydi ne kaybederdi? diye düşünmekte gerekir. Eğer evlenmeseydi onun yanında yetişemez, İslam'i bilgileri sahabelerin kendisine danıştığı birisi olmazdı. 2210 hadis aktarmazdı. Hatırı sayılır bir fakihe, müfessire. müctehide ve müftiye olmazdı.

Sonuç

Hz. Aişe'nin Hz.Peygamberle evlendiği evlilik yaşı konusunda klasik kaynaklarda yer alan onun 18 yaşında evlendiğini savunan bilginlerin görüşlerinin isabetli olmadığı göstermektedir.

Bu kadar rivayet, sadece yorumla reddedilemez. Rivayetlerin aksine getirilen deliller ise bilimsel olmaktan ziyade, tepkiseldirler. Dolayısıyla, Hz.Aişe'nin Hz.Peygamber'in hanesine küçük yaşta girmesinin pek çok hikmet ve hayırlı sonuçları dikkate alınmadan rivayetler değerlendirilmiştir. Ulaşılan sonuçlar ise tatmin edici olamamıştır.

Bölgenin iklim yapısını ve evlilik kültürünü göz önüne aldığımızda o zaman ve hatta günümüzde bu tür evliliklerin hiç de garip karşılanamayacağı ortadadır. Onun küçük yaşta oluşu hiçbir zaman problem edilmemiş, oyuncaklarıyla oynamasına ses çıkarılmadan, onun Hz. Peygamberle evliliği devam etmiştir.

Bütün bunlardan sonra özetle diyebiliriz ki Hz. Aişe'nin Hz. Peygamberle nişanlandığı yaş 6 dır. Bu da nübüvvetin 10. yılına tekabül etmektedir

Evlendiği yaş 9 dur. Bu da Hicretin I. yılında olmuştur. Genelde rivayetlerde bu noktada odaklanmıştır. Bu evlilik o zaman hiçbir kimse tarafından garipsenmemiş ve o dönemde gerçekleşen buna benzer bir çok evlilik bulunmaktadır.

Bireyler ve toplumlar bir tarih dilimine ve kültürel geleneğe aittir. Bundan kopmak imkansızdır. Bu nedenle, her hangi bir tarihi olayı değerlendirirken onu kendi tarihselliği ve kültürel çerçevesi içinde değerlendirmek gerekir. Yoksa, kendi şartlarımızı ölçü alarak farklı bir tarih diliminde yaşayan ve farklı toplumsal yapılanmalara sahip birilerini yargılamak: hem doğru değildir, hem de bilimsel bir yöntem olarak kabul edilemez


Bu yaş mevzusu

xenix -- 24.09.2008 - 19:36

Neden önemli? Yıllarca insanlar 9 yaşını kabul etmiş, onlar inançsızmış mı? Şimdi mi 18-19 lu yaşlarda olduğuna dair bir uğraş var ben mi yanlış anlıyorum.

xenix: Bide mümkünse copy/paste yapmadan, kendi yorumlarınız daha değerli bizim için.


alıntılar kime ait?

statik -- 24.09.2008 - 19:40

""Hayatınızı aydınlatan, bize güzel örnek olan Annelerimizden dördü hakkında daha önce kaleme aldığımız “Cennetle Müjdelenen Hanımlar” isimli kitabımızda bilgi vermiştik. Bu kitapta o annelerimizin hayatlarına farklı pencerelerden bakmaya çalıştık. ""

mavininhuznuu, kitap yazarlarını belirtirseniz daha anlaşılır olacak..




BİRKAÇ SÖZ

mavininhuznuu -- 24.09.2008 - 19:56

BİRKAÇ SÖZ

Evlilik, aile hayatı, çocuk eğitimi, kadın ve ona özel sosyal, biyolojik ve psikolojik haller çok önemli, bilinmesi ve üzerinde çokça konuşulup araştırılması gereken konulardır. Bu dünde böyleydi, bugünde. Yarında böyle olacaktır.
Bu konuya yöneldiğimizde Müslüman olarak aklımıza gelen ilk soru Allah (c.c) ve Resûlü bu hususlarda ne buyurmuş, en güzel örnek olan Efendimiz aile hayatı, kadın erkek ilişkileri noktalarında bize nasıl örnek olmuş, kadına nasıl yaklaşmış, bu hususlarda hangi temel kriterleri sunmuştur.
Bu sorulara cevap bulmak için elbette çok yönlü çalışmalar yapılmalıdır. Bunlardan biride Allah Resûlü’nün (a.s.m.) evlilikleri, eşleri müminlerin annelerinin hayatlarıdır. Bu hayatlarda Efendimiz ne zaman nasıl evlilik yapmış, nasıl bir aile hayatı yaşamış, eşlerine nasıl davranmış? gibi pek çok soruya cevap vardır.
İşte tam bu noktada Efendimiz ile aynı zamanda yaşayan, onunla hayatı paylaşan sahabelerin dile dahi getirmediği suni bir engelle karşılaşmaktayız. Müsteşriklerin ve art niyetli insanların ektikleri bu şüphe tohumu, birçoğumuzun Rahmet Peygamberinin aile hayatından yeterince faydalanmamızı engellediği gibi, belki kalbimizin derinliklerinde ya da bilinçaltımızda Sevgili Peygamberimiz ile ilgili birçok olumsuz düşüncelerin oluşmasına neden olmaktadır. Bütün bunlar Hz. Peygamber’in evlilikleri hakkında birkaç söz söylememizi gerekli kılıyor.
Hz. Peygamber birilerinin iftira attığı ya da ima ettiği gibi şehvetine düşkün birimiydi? Bu soruya doğru cevap bulmak için Rahmet Peygamberinin hayatına dönüp bakmak yeterli olacaktır.
Efendimizin doğup büyüdüğü zamanda ve mekânda meşru ya da gayri meşru yollarla çok kadınla ilişki kurmak oldukça yaygındı. Bunu engelleyen hiçbir toplumsal baskı da yoktu. Evlilik çok erken yaşlarda başlamaktaydı. Ortam çok müsait, Allah Resûlü (a.s.m) de çok yakışıklı ve hanımların beğendiği birisiydi. Bütün bunlara rağmen ekonomik durumundan dolayı 25 yaşına kadar evlenmedi. Bu zamana kadar hiçbir kadına dönüp bakmadı. Son derece iffetli olan Efendimiz her yönden Muhammedü’l-Emin olduğu gibi bu yönden de emindi. Ne o zaman ne de hayatının herhangi bir döneminde iffetsizliği, hanımlara olumsuz anlamda meyli konusunda en küçük bir işaret dahi olmadı.
Efendimizin evlilikte öncelikli tercihi iyilik ve ahlak gibi değerlerdi. Bunun için kendisinden 15 yaş büyük olan Hz. Hatice ile evlenmekte tereddüt etmedi. Hz. Hatice Annemiz ile 25 yıl evli kaldı. Bu zaman zarfında hayatında bir başka kadının gölgesi dahi olmadı. Kendisi 50 eşi 65 yaşlarına doğru gelirken toplumsal yapı çok müsait olduğu halde ikinci bir eşi asla düşünmedi.
Hz. Hatice vefat edince ağır görevi, mücadelesinin yanı sıra çocukları ve ev işleri ile ilgilenmek onu iyice yordu. Bunu gören sahabelerin teklifi ile Hz. Sevde ile evlendi. Hz. Sevde kendi yaşlarında hatta biraz daha yaşlı dul bir hanımdı.
Hz. Hatice ile evlenirken biran (hâşâ) onunla zenginliği için evlendiğini düşünülse bile, Hz. Sevde ile evlenmesi asla mal-mülk ya da şehvet arzusu ile açıklanamaz. O sırada Allah Resûlü (a.s.m) isteseydi birden fazla yirmili yaşlarında birden fazla kızla evlenebilirdi. İslam’ın ilk yıllarında Kureyşliler Allah Resûlü’ne (a.s.m) mal ve mülkün yanı sıra en güzel kızları ile evlendirmeyi teklif etmişler, O bunu hiç düşünmeden reddetmişti.
Efendimiz 5 yıl boyunca Hz. Sevde ile evli iken Hz. Aişe Annemiz ile yaklaşık beş yıl nişanlı kaldı. Nişanlılık süresinin uzadığını gören Hz. Ebu Bekir, Allah Resûlü’ne (a.s.m) bir anlamda ricada bulunup mehir konusunda yardım edince Hz. Aişe ile evlendi. O sırada Allah Resûlü (a.s.m) 54-55 yaşlarındaydı.
Bu bilgiler ışığında konu insafla değerlendirildiğinde şu tespit rahatlıkla yapabilir. Eğer Efendimiz, hanım arzusu fazla olan biri olsaydı. Hz. Âişe ile nişanlılık süresini Hz. Ebu Bekir’i endişelendirecek kadar uzun tutmaz bir an önce evlenirdi.
Allah Resûlü’nün (a.s.m) çok evliliğini İslam davet mücadelesinin en zor ve kritik zamanı olan hicri 3. yıl ile 7. yılları arasında yapmıştır. İslam devleti güçlendikten sonra bir daha evlenmemiştir. Hicri 7. yıla kadar ve bu yıldan sonra pek çok genç hanım sahabe onunla evlenmeyi teklif ettiği halde o bütün tekliflere hayır cevabını vermiştir.
Efendimizin herhangi bir eşinin yanına gittiğinde gecenin çoğunu Rabbine ibadetle, namaz kılarak geçirmesi, onun kalbinin ne ile meşgul olduğunu, kendisine ne kadar büyük bir iftira atıldığını göstermektedir.
Yakın uzak çevresinde bulunan bütün insanlar onu adım adım takip ettiği halde ne düşmanları ne dostları ne de eşleri hiç kimse bu konuda onu suçlamadı. (Hâşâ) onun şehvetine düşkün olduğuna dair tek bir cümle söylenmedi.
En çarpıcı olanı ise Efendimizin sünnetine son derece bağlı olan sahabeler, bu konuda onu takip etmeyi düşünmemişlerdir. İslam’dan önce çok evliliğe alışkın oldukları halde Efendimizin çok evliliğine sığınarak onu örnek almamışlar, pek çoğu tek eşliliği tercih emiştir. Çok az bir kısmı kendilerine tanınan ruhsattan faydalanarak iki ya da üç eşle evlenmiştir. Bu bir süreçti. İslam pek çok olumsuzluğu süreç içinde tamamen ortadan kaldırmış, kesin hükümlerle yasaklamıştır. Bazı olumsuzlukları ise tarihsel süreç henüz hazır olmadığından yalnızca iyileşmeler, tavsiyelerle ve sınırlandırmalarla yetinmiştir. En güzeli hedef göstererek çözümünü zamana bırakmaktı. Kölelik ve birden fazla evlilik bu tür hükümlerdendir. Şimdi biri kalkıp İslam adına tarihsel sürecini tamamlamış olan köleliğe dönemeyeceği gibi, Allah’ın tek eşle evlilik tavsiyesini görmezlikten gelerek çok evlilik için İslam’ın cevazını bahane etmeye kalkışamaz. Bunun gibi yaşadığı toplumsal şartları görmezlikten gelerek, Efendimizin yaş farkı gözetmeksizin evlenmesini örnek alınamaz. Zira bu sünnete uymak değil örf ve âdete uymak olur. Sünnete uymak adına o günün âdetlerine uyma hatasına düşersek, özellikle günümüz şehir hayatı içinde büyük zulümlere neden olunur.
Allah Resûlü’nün (a.s.m) ve Annelerimizin her birinin hayatına baktığımızda çok evlilik yapmasının çeşitli nedenleri olduğunu görürüz. Bu nedenlerin tamamı kendisi ile değil İslam daveti ile ilgilidir. Bunları genel olarak şu başlıklar altında toplayabiliriz:
Sosyal Sebepler
Efendimiz, dört halifeden ikisi ile kızlarını evlendirmiş, ikisinin kızları ile evlenmiştir. Böylece yakın çevresi ile bağlarını güçlendirmiştir. Savaşlarda şehit düşen sahabelerin ailelerine sahip çıkmış, ashabına örnek olması için onlardan bazıları ile evlenmiştir.
Siyasi Sebepler
Özellikle çevre kabilelerin desteğini almaya ihtiyaç duyduğu zaman, zemin hazır olunca o kabilelerin reislerinin kızı ile evlenerek bir kısmının Müslüman olmasına, bir kısmının İslam’a düşmanlıklarının azalmasına vesile olmuştur.
Mekke’nin fethi yaklaştığında Mekke’nin önemli ailelerinden birinin ve liderlerinin kızı ile evlenerek geçmişe ait aralarındaki buzları eritmiştir. Bu evlilikler Mekke’nin daha kolay fethedilmesinde önemli rol oynamıştı.
Yahudi hanımlarla evlenerek hem o gün yaşayan hem de kıyamete kadar yaşayacak Yahudilere ve Müslümanlara bu iki din mensuplarının ezeli düşman olmadıklarının işaretini vermiştir.
Teşrii Sebepler
Bilindiği gibi Kur’an-ı Kerim hayatın dışında kalarak insanlara emirler veren, yasaklar koyan bir kitap değildir. O hayatın içinden bir kitaptır. Sahabeler hayatlarını yaşarken bir olay olduğunda ayetler iniyor, onlara ve onlardan sonra gelecek tüm insanlığa çözümler sunuyor, neyi nasıl yapmaları, neden kaçınmaları gerektiğini söylüyordu.
Aile ve kadına özel hayat alanları oldukça geniş alanlardır. Allah Resûlü’nün (a.s.m) çok hanımla evlenmesi, bu alanda pek çok ayetin inmesine, hükümlerin konmasına, yanlışların ortadan kaldırılmasına vesile olmuştur.
Eğitim-Öğretim ve Örneklik Sebebiyle
Allah Resûlü (a.s.m) genelde erkeklerin arasında olduğundan hanımlarla ilgili hükümler eksik kalıyordu. Efendimizin eşleri sorarak, sahabe hanımları ile Allah Resûlü (a.s.m) arasında vasıta olup bu boşluğu doldurdular. Bu sayede hem evlilik ve aile hayatı hakkında bilgi edinilmiş, hem de örnek bir aile hayatının nasıl olduğunu öğreniliyordu.
Allah Resûlü’nün (a.s.m) her bir hanımı bize farklı bir aile yapısını gösterdiği gibi, her bir Annemizden ayrı şeyler öğrendik.
Hayatınızı aydınlatan, bize güzel örnek olan Annelerimizden dördü hakkında daha önce kaleme aldığımız “Cennetle Müjdelenen Hanımlar” isimli kitabımızda bilgi vermiştik. Bu kitapta o annelerimizin hayatlarına farklı pencerelerden bakmaya çalıştık. Aile hayatının, eşler arasındaki ilişkilerin, çocuk terbiyesinin her geçen gün biraz daha önem kazandığı günümüzde Sevgili Peygamberimizin, eşleri Annelerimizin ve hanım sahabelerin dini, sosyal ve ailevî hayatların doğru ve detaylı bir şekilde bilmek bizlere ışık tutacak, hayatımızı aydınlatacaktır.
Batılı yaşam tarzlarının ve anlayışlarının, onlara ait reçetelerin her an ve her yerde sürekli sunulduğu bir ortamda, Efendimiz ve aile hayatı inananlar için büyük önem kazanmaktadır. “Cennetle Müjdelenen Hanımlar”, “Hanım Sahabeler Ansiklopedisi” isimli eserlerimizden sonra Peygamberimizin eşleri Annelerimizin hayatları örnek alacağımız, ailevî hayatımızda ki çıkmazlara çözümler bulacağımız hayatlardır.
Çatırdayan aile kurumumuzun güçlenmesi, sıcaklığını yitirdiğimiz aile yuvalarımızın cennet bahçeleri haline gelebilmesi, kaybolmaya yüz tutan değerlerimizin yeniden kazanılması hususunda istifadeye vesile olacağı ümidiyle…

Hilal & Abdullah KARA
21-04-2008


enkimana cevap niteligindedir

mavininhuznuu -- 24.09.2008 - 22:51

"Hz. Aişe, Peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyr b. Mutam ile nişanlanmıştır. Cübeyr’in babası, ailesi içerisine İslamiyet’in girmesini istemediğinden bu nişanı bozmuştu. Bundan sonra Hz. Peygamber’le nişanları yapılmıştır. Bu hadise Hicret’ten 3 yıl önce idi. Hemen bütün siyer kitaplarında Hz. Aişe’nin 6-7 yaşında iken Mekke’de nişanlandığı ve nikáhının kıyıldığı, 9-10 yaşında da Medine’de zifafa girdiği yazılı ise de Hz. Aişe’nin evlendiğinde yaşının çok daha büyük olduğunu ablası Esma’nın biyografisinden öğrenmiş bulunuyoruz. Esma, Hicret’in 73. yılında 100 yaşında vefat etti. Hicret’in vukuunda 27 yaşında idi. Esma, Hz. Aişe’den 10 yaş büyük olduğuna göre, demek ki Hicret zamanında Aişe 17 yaşında idi. Zifafın Hicret’ten 8 ay sonra olduğu dikkate alındığında yaşının 18 olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu konu çeşitli Arapça kaynaklarda mevcuttur. Türkçe olarak da Süleyman Nedvi ve Mevlana Şibli’nin kaleme aldıkları "Sadr-ı İslam ve Asr-ı Saadet" isimli eserde, ayrıca Diyanet yayınları arasında bulunan "Hatem-ül Enbiya Hz. Muhammed" adlı kitabın Aişe bölümünde bu bilgiye yer verilmektedir. Hz. Aişe’nin Peygamberimizden önce Cübeyr’le nişanlanmış olması, onun yetişkin, evlenme çağına gelmiş bir kız olduğunu göstermektedir."

kıyamet sûrenin Nübüvvetin 3. yada 4. yılında nazil olduğunu hatırlarsak, Aişe validemizin de oyun oynayacak ve dile getirilen sûreyi aklında tutacak bir yaşta olması gerektiğini de dikkate alırsak; o günlerde en az 6–7 yaşlarında olması icap edecektir. Hz. Aişe’nin Efendimiz ile evliliğinin Nübüvvetin 13. yılında gerçekleştiğini hatırlarsak, demek ki; bu evlilik Kıyamet Sûresinin nazil olmasından yaklaşık 10 yıl sonra olduğunu kabul etmek zorunda kalacağız. Böyle olunca da Aişe validemizin evlendiği zaman yaşının en az 17 yada 18 olduğu anlaşılacaktır.


son söz

Bir kişi düşünün ki 3 4 yaşında nikahı kıyılıyor daha sonrasında ondan ayrılıp 5 6 yaşında bir başkası oluyor böle bişeyi vicdan düsturların alıyor mu? o zaman o kişi 1 2 yaşında herşeyi bitirmiş oluyor ki evlene bilsin nişanlasın hadi hz muhammed s.a.v 9 yaşında evlenmesinin bir cok nedeni hikmetini saysak 3 4 yaşında bir başkası neden alsın ki? Ne hikmete binayen demek oluyor ki yaşı aslında belli bir yaşa gelmiş olması gerekir yoksa akıl bu noktada dahi akim kalır Hem kıyamet suresi inerken hz aişe validemize 3yada 4 bile desek yaşında bile desek cünkü oynama yaşıdır bu en erken gene hz aişenin yaşı 15 16 yaşına denk geliyor eger 9 yaşında evlendi dersek kıyamet suresi indi zamanda hz aişe dogmamış olması iktiza ediyor yada 1 yaşında oldugu iktiza ediyor bu ise gülünc olur. Cünkü oyun yaşı deniyor rivayette


xenix cevap ve sitatik`e teşekkür niteligindedir

mavininhuznuu -- 24.09.2008 - 23:06

Hayır 8 ,9 ve yaşında olanlar inanclı ve inancsız acısından yazılmadı.Bir hakikat da bu oldugu için yazıldı. birilerine inanclı veye inancsız düsturları ile hitap etmedim hiç bir yazımda. Ama tarihteki bir görüşü bir daha belirtmek istedik birşeyi ispat ve hak için olan her görüş aslında birbirine kuvvet verir bir kuvvet niteliginde yazılmış bir yazıdır. STATİK SANA SONSUZ TEŞEKKÜR EDERİM DİGER YORUMLARIN COGU BENİMDİR YANLIZ ALINTILARI BELİRTMEDİM EDEBİYAT ADINA SİZDEN VE SİTEDEN COK ÖZÜR DİLİYORUM


Sağol mavininhuznuu,

statik -- 25.09.2008 - 12:56

allah ne muradın varsa versin.


Sorulmamış bi şeye cevap

Agnia -- 26.09.2008 - 13:25

Sorulmamış bi şeye cevap vermek psikolojik açıdan cevap verenin o konuda olgunlaşmamış fikirlerini gösterir. Ve bu benim uzun yaşamımda gözlem ve deneyim sonuçlarıyla da örtüşüyor.


Agnia cevap niteliginde

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 20:58

Agnia ille sorulması için burda soru şeklinde durmasımı gerekirmi acaba? Vede bu siteye giren bu siteden istifade edip başka bir yerde soran vede buraya taşımamı isteyen kişiler acaba olamaz mı soru sadece burda yazılmaklamı oluyor vede burda bir cok konu var hepsi hayatta bir kısım şeylere cevap niteliginde degil mi? Muhatabını dinlemeden eleştirmek benim tecrübelerime göre sölemek için konuşmak oluyor bence bazı kişiler hakında karar verirken muhatabınıza en başta neden sorusunu yöneltiniz öle müzakare ediniz iyi günler Bak benden sonraki santrancın faydaları var ezanın sesindeki güzelligi anlatan bir yazı var ama kimse burda ezanın sesindeki ahengi vede santrancın inceliklerini ve getirilerini sormuyor insan kendinde olanı toplum ile paylaşmak istiyor


Bu yaptığınız savunmadan

Agnia -- 26.09.2008 - 21:05

Bu yaptığınız savunmadan kendiniz hoşnut kaldınız mı? Sanmıyorum, çünkü ben kalmadım ve sizi kendimden ayrı görmüyorum.
Burada açtığınız konu, bir suçlamaya karşı cevap niteliğindeydi, bakalım burada bizler böyle bir suçlama yapıyor muyduk? Görmediğim bir topikte böyle bir suçlama yapıldı ve siz de cevap vermek zorunda kaldıysanız hemen özür dileyeceğim.


evet

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 21:07

Evet kardeşim buraya taşımamı isteyen vede forumda konuşmamı isteyen kardeşler için iki ayrı konu yaptım birisi bakın kuranın mucizeleri birisi ise s.a.v özel hayatı ile ilgili ikisi birbirinin birer düsturu vede temsil eden tamamlayan hükmünde vede akılllardaki celişkilere cevap niteliginde zaten siz degilsiniz en büyük muhatap ama sizde okuyarak bilgi edine bilirsiniz. Allaha ebeden razı olsun


Hatta cevabınızı

Agnia -- 26.09.2008 - 21:11

Hatta cevabınızı beklemeden peşinen de özür diliyorum. Burada amacım kimseyi bişeyle yargılamak değil. Fakat burada gördüğüm yazılarınızın hemen hepsinde "savunma" kokusu alıyorum, neden böyle gardınızı almış durumdasınız. Siz gard alırsanız size saldıracak birileri ortaya çıkar, doğanın kanunu bu. Bişeye inanıyorsanız ne harika bir durum bu, çevrenizde ancak güzel duygularla karşılaşırsınız zaten. Yani benim anlayamadığım açıkça şu; sanki kendinizin bir yeri yok da yer açmaya çalışma telaşı varmış gibi, aslında bunu birçok yerde ve kişide de gözlemliyorum, üzücü buluyorum.


Agnia cevaptır

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 21:27

Özrünüzü erdem ve faziletinizin güzel bir göstergesi sözlerinizi benim dahada iyi olmam yanlışlarımı düzeltmem için ögüt alıyorum teşşekür ederim.Ever ne yazık ki ikiside savuma niteliginde vede bir cok insanın burda yaptıgı gibi içimde olanu dışarıya aks ettirme cıkarma olarak algılıya bilirsiniz ki öle Ama amacım burası nasıl ki fikirlerin ve görüşlerin düşünce ve isteklerin sölendigi kendince yanlış olanın düzeltmek istendigi bir yer bende Dogru olanı yada kendimin dogru gördügü şeyleri herkes gibi buraya taşımak bazen bazı duygulardan niteligini kaybetmiş bazı konularda takılmış kardeşlerim varsa bakarsınız bir abı hayat hayat suyundan bir damla akıtıp bir damla nurdan kurandan olan ışıgı karanlık bir odaya koymak
Ama altını cizere diyorum kendi düşünce ve görüş dünyama göre biraz konuları incelerseniz aslında bu yazıya gerek olacak cok yazılar görürsünüz yazı sadece bir anı içine almıyor uzun bir zamanda büyük insan içindeki tahribata kendi istidad ve ögretilerimin gösterdigi şekilde bir tamirdir kıymetli ögütleriniz vede ahlakı en güzel şekilde veren özürünüz için cok teşşekür ederim


Ben nerdeyse bu site

Agnia -- 26.09.2008 - 21:31

Ben nerdeyse bu site açıldığından beri burdayım, şimdi söyleyeceklerim her ne kadar şahsi olarak beni bağlarsa da muhtemelen sitedeki diğer arkadaşlarımdan da bir tepki alacağımı sanmamanın gönül huzuruyla olacak:
Sevgili Mavininhuznuu,
Varlığınızla başımızın üstünde yeriniz var, lütfen burada sadece kendiniz olun, buradaki varlığınızdan hoşnutluğumuzdan emin olun. Bize hiç birşey ispat etmek durumunda değilsiniz, sizi fikirleriniz ya da inancınız sebebiyle değil, yaratılmış olmanın size bahşetmiş olduğu doğal değerinizle kabul ediyor ve diğer herkes gibi bizi zenginleştirdiğinizi düşünüyoruz... Düşünmekten de öte, biliyoruz.


Agnia

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 21:51

Kardeşim ben tartışmak istemiyorum ama ille cümle kurarak üste gecme cabası olmasın Yaratılış itibari ile böleyim madem yaratılanı yaradandan ötürü seviyorsunuz yaratılışımın bir gayesi olan vede sözlerim ile aks eden cümlelerim de neden münazaraya giriyorsunuz birini kabul etmek onu herşeyi ile kabul görmesi degilmidir Bakın burda bir cok insan dedim vede buraya taşıyalım insanlara sunalım dediklerini söledigim halde ille bişeyler olsun sözüm duyulsun derseniz vede kabul ederken bile ille bu şekilde olun iması yaparsanız ben sizin ciddiyetinizden şüpe ederim


Agnia teşekkür

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 21:54

Ama son satıdaki nazik ve güzel sözünüz için teşekkür ederim zaten fikirler ahlakı egemen kılmak yanlış olan varsa onarmak tahrip varsa tamir içindir eminim sizinde güzel fikirleriniz ve ögütlerinizden ben ve burdaki bir cok arkadaş istifade edecektir. İyi akşamlar dilerim herkese


İlginç

sonsuz -- 26.09.2008 - 21:55

Agnia sizi kabul ettiğini söylüyor (üstelik hepimiz adına) bundan rahatsızlık duyuyorsunuz?

Cümle üstüne cümle kurarak üste geçme çabası gibi mi görüyorsunuz agnia nın yazısını?





Hayır ille ispatlamak

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 21:57

Hayır ille ispatlamak zorunda digilsiniz sözü üzdü cünkü benim olana ben karar vermek isterim Kabul etmesi beni sevindirdi bende kabul ettiğimi belirttim


Peki

sonsuz -- 26.09.2008 - 22:00

Sizce gerçekten ispatlamak zorunda mısınız? İnancınız ispata mı bağlı?





SONSUZ

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 22:08

Benim demek istedigim ispat yada ispatlamamak degil sonsuz bunu kendimce gerek duydugumu vede eger bir fikir sitesi ise sonsuz us bende kendi fikirlerimi sunmak istedigimi belirttim neden bütün hepsini okursan anlarsın aslında vede belirtecegim şeyleri kendi beklentilerine göre degilde insanın ben yazacaksam eger benim isteklerime göre olacagını söledim Sen buraya her ekledigini başkasının isteklerine göre yapmıyorsan vede bunu kabul edemezsen bırakın kendim göreyim kendim düşüneyim kendim duyayım biri benim yerime görmesi duyması ve düşünüp sölemesi olmasın


mavi

sonsuz -- 26.09.2008 - 22:09

Zaten bizde onu soruyoruz. Siz bu şekilde ispatlama çalışması yaptıkça bizim anladığımız tek şey bunun sizin ihtiyacınız olduğu... Ve bunu soruyoruz size...

Tabiki istediğinizi yazabilirsiniz. Bizde merak ettiklerimizi soruyoruz. Neden kendinize ispatlama çabası içindesiniz diye...





sonsuz

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 22:13

Aslında üstü okusanız anlardınız ama gene söleyim bir cok kişi ile bu sitede olan bu konuyu tartışdık vede burda yazmamı ve fikirlerimi bu yolla paylaşmamı istediler dedim aslında hepsini okusaydınız bir kaç kez tekrarladım iyi akşamlar sonsuz


Anlamadım

sonsuz -- 26.09.2008 - 22:16

Siz insanlarla bu konuyu tartıştınız. Onlarda size, çok güzel tartıştık bunu sonsuz.us ta yaz mı dediler?

İyi akşamlar mavi





sonsuz

mavininhuznuu -- 26.09.2008 - 22:19

Evet kardeşim bunu sonsuza yaz herkes bizden başka fikirleri varsa yazsın istediler bende öle istedim Nasıl ki bilirsin bir şeyi ispat etmek aynı konuda ise birbirine kuvvet veriri birbirinin yanlışını düzeltir herkes bişe yazması ile ben kendi yanlışlarım varsa onlarda kendi düşüncelerinde yanlış varsa düzeltmesi için bir terazi gibi oluyor. Ama cok güzel tartışdıkda yaz suretinde degil sonsuz sadece orda konuşalım şeklinde oldu yazıyı carpıtma


Birşey keşfettim,

xenix -- 28.09.2008 - 19:45

mavininhuznuu nun yazılarını takip ederseniz kopyala yapıştır olanları şu şekilde ayırt edebilirsiniz. Eğer noktalama işaretleri varsa yapıştırmıştır. Eğer hiç noktalama işareti kullanmadan yazılmışsa, bilinki kendi yazmıştır.
Bir farkta şu, genelde yapıştırdıklarında arapça, osmanlıca, farsça kelimeler ağırlıklı iken kendi yazdıkları Türkçe kelimeler içerir.

Konu Aişe olunca benim aklıma hep keçinin yediği ayetlerle ilgili söyledikleri, Ahzab 53 le ilgili peygambere söyledikleri, Ali ile yaptığı savaş gibi şeyler geliyor. Tabii bunların hepsi ayrı bi başlıkta tartışılır şeyler. (Ama tabii dini forumlar daha uygun olur bunun için)

xenix


xenix cevaptır

mavininhuznuu -- 28.09.2008 - 23:07

Cnm kardeşim evet cok haklısın yorumların bazı yerlerinde kopyala yapıştır var ama oraları cogunlukla aldım tırnak işaretine yazı zaten bir başkasına ayit ama yorumlar bana ayit arapca ve farsca kelimeler zaten dilime cok aşina olmuş bir halde zaten ama şöle bişe var okudugum vede dinlediğim şeylerin etkisi dilimde oldugu için ister istemez onlarıda söylüyorum ama bizzat aynısını kopyalamıyorum baka bilirsin ama cok minik yerleri sadece cümle düzgün olması için aldıgım oluyor bir iki cümle olmuştur böle ama gerisinde yazısıdan sonra cok aşikardır ki kendimin cümleleri ama kendi cümlelerimde ister istemez okuduklarımın etkisinde kaldıgı için sanki kopyala yapıştıra benziyor.Ama genede tecrübe için cümleleri tek tek kopyalıyıp baka bilirsiniz. Elbette diger konuları ayrı bir başlık altında tartışmak degil istişare ve danışma şeklinde görüş alış verişinde buluna bilir.Birbirimizin fikirleri ile birbirimize yardımcı olabiliriz. Yanlız felsefe sayfasında yazmam yanlışlıkla oldu yani hiç bakmadım felsefemi,din mi toplum vs vs vs birden acale ile yazılmış yazıladır. (enkimana cevap niteligindedir ) yazılan yorumdan sonra tecrübe edebilirsiniz. Eger diğer yazılarımıda okusanız cokca arapca ve farca sözcük bulursunuz teşekkür ederim


Xenix'e katılıyorum,

oik0s -- 29.09.2008 - 10:11

Xenix'e katılıyorum, matematik şart bu öyküler zincirinde...

Bu girişten sonra "ayit ve baka bilir" olmaya karar verdim.

İyi bayramlar, çok şeker yiyin çok şeker yiyin çok şeker yiyin çoookk:)


ayit ve baka bilir"

mavininhuznuu -- 29.09.2008 - 10:35

Ne güzel senin bişeye bakabilme özelliginde vardı sanırım aitlik özelligi sende takılma ile eş deger:) Hadi iyi bayramlar


Aişe nin yaşı

orcagada -- 03.10.2008 - 09:45


Hadis No : 5597
Ravi: Aişe
Tanım: Resulullah (sav), ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Beni'l-Haris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü, (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Ruman, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, ensardan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, [kuşluk vakti aniden] Resulullah (sav)('ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim.
Kaynak: Buhari, Nikah 38, 39, 57, 59, 61; Müslim, Nikah 69, (1422); Ebu Davud, Nikah 34, (2121), Edeb 63, (4

Bu durumda ya Ayşe valideniz ya da en sağlam hadisçilerinizden bir kısmı yalancı durumuna düşüyor,

Peki böyle bir durum söz konusuysa diğer sünnet uygulamalarının "gerçekliği" de suya düşmüş olmaz mı?

Ben daha islamdaki tezatlar konusunda "kıvırmama erdemini" gösteren bir müslüman görmedim.

Bu da müslüman olmanın bir sonucu mu?


"Hz. Aişe (r.ah.) şöyle

mavininhuznuu -- 03.10.2008 - 11:49

"Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:
Resulüllah (a.s.) beni altı yaşımda iken nikâh etti. Dokuz yaşına geldiğimde ise benimle zifafa girdi. Aişe (r.ah.) sözlerine devamla: Medine'ye geldik ve ben bir ay sıtmaya tutuldum. Bu sebeple saçlarım dökülmüştü. Sonra tekrar saçlarım büyüyerek omuzlarıma kadar indi. Bir defasında arkadaşlarımla birlikte tahtaravalli oynuyordum. Derken annem Ümmü Ruman bana doğru geldi ve beni çağırdı. Hemen yanına vardım. Beni ne yapacağını bilmiyordum. Annem elimden tuttu ve beni evin kapısı önünde durdurdu. Bende yorgunluktan dolayı "heh, heh" diye soluyordum. Nihayet kendime gelmiş, rahat nefes almaya başlamıştım. Sonra Ümmü Ruman beni bir odaya aldı. Bir de ne göreyim Ensar'dan bir takım kadınların huzurundayım. Bu kadınlar: Hayırlı, uğurlu ve mübarek olsun dediler. Ümmü Ruman, beni onlara teslim etti. Kadınlar başımı yıkayıp bana çeki düzen verdiler. Kuşluk vakti Resulüllah ansızın çıka geldi. En sonunda kadınlar beni ona teslim ettiler."

"Daru’n-Nedve’de bir tören düzenler ve kızlarının artık büyüdüğünü halka ilan ederlerdi. Eğer bu uygulamayı esas alırsak, Hz. Aişe’nin 9 yaşında evlendiği iddiasını, “9 yıldır ay hali görüyordu” şeklinde anlamak gerekecektir. 9 yıldır ay hali görmesi ve bir 9 yılda çocukluk dönemini dikkate alınca, Hz. Aişe validemiz evlendiğinde 18 yaşlarında bir genç kız olduğu anlaşılacaktır".
son söz

Bir kişi düşünün ki 3 4 yaşında nikahı kıyılıyor daha sonrasında ondan ayrılıp 5 6 yaşında bir başkası oluyor böle bişeyi vicdan düsturların alıyor mu? o zaman o kişi 1 2 yaşında herşeyi bitirmiş oluyor ki evlene bilsin nişanlasın hadi hz muhammed s.a.v 9 yaşında evlenmesinin bir cok nedeni hikmetini saysak 3 4 yaşında bir başkası neden alsın ki? Ne hikmete binayen demek oluyor ki yaşı aslında belli bir yaşa gelmiş olması gerekir yoksa akıl bu noktada dahi akim kalır Hem kıyamet suresi inerken hz aişe validemize 3yada 4 bile desek yaşında bile desek cünkü oynama yaşıdır bu en erken gene hz aişenin yaşı 15 16 yaşına denk geliyor eger 9 yaşında evlendi dersek kıyamet suresi indi zamanda hz aişe dogmamış olması iktiza ediyor yada 1 yaşında oldugu iktiza ediyor bu ise gülünc olur. Cünkü oyun yaşı deniyor rivayette

Ama şimdi şöle bişey var islamda hiç bir zaman hadisi ve kuranı kendine göre degil o zamana yıllına ve yaşanan olalara göre bakılır Elbette sahihi buhari demişse dogrudur vede zaten ilk başta 9 yaşın manası ne oldugunu söledim ama lakin bu böledir demek yanlıştır benim yazıdıgım sadece tarihcilerin görüşleri sizinkide elbette öyle bazıları ise 12 yaşında oldugunu söler aslında kaçmak degil aziz kardeşim o dönemde kız cocuklarının yaşları hesaplanmadıgı için ceşitli rivayler olabiliyor hepside belli bir hesaba göre oluyor bunu bu şekilde bakmak gerek kesinlikle hakikat degil sadece iddadır.


"Ancak bu konuyla ilgili hiçbir uyarı söz konusu değildir. Bu bizim için en temel meşruiyet sebebidir. Eğer böyle bir yanlış yapılmış olsa idi Allah asla ihmal etmez elçisini düzeltirdi. Allah'ın doğru bulduğunu kimse yanlış göremez ve diline dolayamaz. Müslümanlar "işittik ve itaat ettik, işittik ve iman ettik" derler ve teslim olurlar. Biz de bu minval üzere teslim olup inanıyoruz ki Allah'ın Rasulü en doğru olanı yapmıştır. Bu ve benzeri olayları diline dolayanlar hep olmuş, kıyamete kadar da olacaktır. Önemli olan inananların bunlara pirim vermemesidir. Siz bunların yanlışlığını yüz defa ispat etseniz, onlar yüz bir defa itiraz ederler. Çünkü onlar sizin inandıklarınıza sizin inandığınız gibi inanmayan insanlardır."


Biraz kafa yorarsanız bu

orcagada -- 03.10.2008 - 23:24

Biraz kafa yorarsanız bu cevabınızın da amiyane tabiriyle "tırışka" olduğunu bariz görebileceksiniz (umarım)...

Siz kendinizi görün istiyorum.

Bana bırakmayın.

Tekrar okuyun kendinizi "ne demişim/ne demeliydim" diyerek.

Tabir için kusura bakmayın ama bu iletinize istinaden az bile.

Saygılar...


sizin dediğinize göre hz

davidbruce -- 17.06.2012 - 04:56

sizin dediğinize göre hz hatice de evlendiğinde gerçekte 40 değil 50 oluyor. 50 den sonra 7 çocuk doğuruyor. abdullah peygamberlikten sonra doğduysa hz hatice 66 yaşında doğurmuş oluyor.
işinize geleni kabul ediyorsunuz. gelmeyeni reddediyorsunuz.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -