Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Sözcük Evi II./ Gerçeklik Ve Yitirilenin Sürekliliği Üzerine Bir Atölye Çalışması

delete

… Nereye? Whither? Bir hayaletin peşi sıra gitmek de ne ki? Peki, ya onun peşine takılmak onun peşimize takılması, bir an olsun bırakmaması, bizim sürdüğümüz o amansız takibi onun da bize uygulaması haline gelirse? Burada da önde gibi görünen , yani gelecek, önceden geri gelir. Hamlet tam da bir hayaletin peşine takılmaya hazırlandığında (“I’ll follow thee”. Perde I, Sahne IV), Marcellus şöyle der: Something is rotten in the state of Denmark”, kısa bir süre sonra da “Whither”, diye soracaktır o da: “Where wilt thou lead me? Speak; I’ll go no further. Ghost: Mark me (…) I am thy Fathers Spirit.”
( Jacques Derrida- Marx’ın Hayaletleri)


Sular kararıyor. Gece aydınlık bir yüzün çizgilerini belirgin kılarken her şey ismini terk ediyor. Derisinden sıyrılır gibi bir hayvan. Biçimler, cisimler, renkler, kokular ve sesler terk ediyor ismini…. Sabah herkes yerine dönecek… adıyla anılacak. Varlığının sürekliliği adına koruyacak ismini herkes… her şey…. Dönüş yolunu bulamayan, kaybolan, bulmak istemeyen ve dönmeyenlerin dışında…ki biz masal diyoruz buna……Burada bir kaostan çok dışına çıkmak ve dışarıdan bakma deneyimidir istediğimiz. Sözcüklerin, seslerin, tanımların, gerçekliğin….
—ki biz masal diyoruz buna…
Bir varmış ve bir yokmuş’un incecik çizgisini çizen eli tabiatın. İncecik sınırı… adımını at. bir adım daha. Yaklaş. Bak. Neredesin. Heykelin ve suyun ötesinde ışıldayan bu şehirde, bu bitimsiz meydan hissinde bir merkez mi teşkil ediyorsun bilmediğin bir hattın içinde… bir merkezi imliyor şimdi nefes aldığınız yer. Tam o nokta. Gündelik olandan çıkıp buraya gelişiniz… biraz izleyin…,işte; kokular, hisler ve renkler resmi geçidinin sonunda bandosu biçimsizliğinizin. Sizi özgür kılan. Size yabancı ama sizin olan, adlandırılmanızdan çok önceki haliniz. Öyle yürüyorsunuz, diğerlerinin arasında
gözlerinizin, gözlerinizdeki bakışın, duruşunuzun, duruşunuzdaki çizgilerin, sesinizin, sesinizdeki tonların ihtiyaç duymayan hali sıfatlara…. –çünkü biz ne yitirdiysek biliyoruz onların toplamıyız ve bu toplam tıpkı zaman gibi ucu açık bir çizgide ilerleyecekse sonsuz yitirişimizdir bizi sürekli kılan anlar toplamı… siz bunu biliyor olmalısınız… bu yüzden karşı karşıyayız işte. Tanıyoruz birbirimizi güveniyoruz birbirimize ve incitmiyoruz birbirimizi…bir daha hiç olmayabiliriz birbirimiz için….herhangi bir düşün reel ve ideal zemini değil bu..tufandan kurtardığımız, topraktan bulup çıkardığımız hohlayıp parlattığımız değil… hep burada olan şey. Aramızda.. ucu açık çizgide ilerleyen yitirişimiz. Ve karşılıklı isimsiz varlığımıza duyduğumuz sonsuz saygı…. Hoş geldiniz
Ne kadar da benziyordunuz az önce gidene…
Oysa ben birazdan gelecek olandım
Anlıyorum
Biliyorum
Bu korkutuyor mu?
Hayır
Ben en çok ellerimizin içindeki çizgileri seviyorum. Varlığından emin olduğum ve değişmeyecek olan çizgileri…
Bu beni korkutuyor.
Emin olmak mı değişmeyecek olması mı
Farkında olmak ve beraberindeki yanılsama
….
Çünkü biraz sonra, kısacık bir an sonra gideceksiniz ellerinizdeki çizgilerle ve zaman geçecek biraz… yitirmeye devam
edeceğiz. Olmayacak ellerinizdeki çizgiler o çizgileri seven siz ve sevdiğinizi söylediğiniz ben…yani olmamanıza karşın varlığınızın güçlenen sureti.. bir var olma biçimi belki..
Böyle söylemeniz korkutuyor beni
Beni de
Bunu düşünerek yaşayamaz insan
Bunun böyle olduğunu biliyoruz ama
Evet, ama düşünmemelisiniz
O halde devinim daha tehlikeli sonuçlardan
Öyle görünüyor.
İyi bakın kendinize…
Lütfen siz de…
Tekrar görüşmek dileğiyle….
En içten sevgilerimle…..


merhaba

medisis -- 12.08.2008 - 17:41

Sözcükleri hapsedebilseydik sözcük evinin içinde ne olurdu acaba?


Kokular ve hisler geçmişin

oik0s -- 13.08.2008 - 01:42

Kokular ve hisler geçmişin kilden heykelleri gibi kokuyor. Bir terasa oturtulmuş athena heykeli gibi Ruhsuz ve sözcüklerden azade... Konuşmuyor ve asla konuşmayacak... Göz kıyısı çizgileri oldukça kırışmış bir adamın varolma savaşını kaybettiği an bu... Ne acı! ne kadar sevmişti o hınzırı.. Artık adsız... Bulanık suyun izi sadece... Güven önemli demişti biri... Ben hatırlamıyorum...Süreksizliğin dayanılmaz soruları yedi bitirdi maalesef imgelerini...


"Bir varmış ve bir

Poetic Edda -- 13.08.2011 - 12:13

"Bir varmış ve bir yokmuş’un incecik çizgisini çizen eli tabiatın. İncecik sınırı… adımını at. bir adım daha. Yaklaş. Bak. Neredesin. Heykelin ve suyun ötesinde ışıldayan bu şehirde, bu bitimsiz meydan hissinde bir merkez mi teşkil ediyorsun bilmediğin bir hattın içinde… bir merkezi imliyor şimdi nefes aldığınız yer. Tam o nokta. Gündelik olandan çıkıp buraya gelişiniz… biraz izleyin…,işte; kokular, hisler ve renkler resmi geçidinin sonunda bandosu biçimsizliğinizin. Sizi özgür kılan. Size yabancı ama sizin olan, adlandırılmanızdan çok önceki haliniz."


Bu bir yazı değil, bir şarkı...


düşündüm de...neden

Marsseh -- 14.08.2011 - 18:55

düşündüm de...neden olmasın... seneler önce doğum-isim günümde gece yazılmış bir yazı bu...ve ben şimdi bu yazıda

"Size yabancı ama sizin olan, adlandırılmanızdan çok önceki haliniz
"
cümlesini deneyimliyorum...tek başına üstünde çalışılası...vakti gelince...


Sözcük Ev'lerinizin

Poetic Edda -- 14.08.2011 - 19:36

Sözcük Ev'lerinizin takibi, bir çocuğun büyümesini izler gibi... Abartıyor muyum? Hiç zannetmiyorum.

Marrseh, sizin bir kitabınız olmalı... imza gününüz de olmalı, olmalı... :)


yorumunuzu okuyunca zihnimde

Marsseh -- 14.08.2011 - 20:53

yorumunuzu okuyunca zihnimde canlanan tek imaj; öykülerimdeki karakterlerden arak bir tavırla bir kitabevinin kendisi için tahsis ettiği küçümen masasında kendisinden imza bekleyen insanları arayan bir ben oldu...can sıkıntısından önündeki masayı, elini, kolunu hatta bu hayali dillendirdiğimde "ben gelirim sevgilim" diyen sevgilimi imzalayan, tükenmez kalemden oraya buraya kuşlar kalpler yapıp iç geçiren hayli yalnız bir ben deneyimi...çok güldüm kendime...cidden komik buldum kendimi...

diğer yandan bir vakitler bir yerlerde okumuştum ama kimin söylediğini anımsayamıyorum, benim uydurmuş olma ihtimalim de var: bir yerlerde bir kişinin, sizi ve işlerinizi takip eden bir kişinin varlığının gücünün yaratı için değerinden bahseden bir cümleydi...sevgilimin "ben gelirim" dediği ve beni okuduğuna yüzde yüz emin olduğum, sizin de nazik takibiniz ve imza günü isteğiniz düşünüldüğünde şimdiden iki kişiyle müthiş şanslı hissediyorum kendimi...hissediyorum üstesinden gelebilirim:) sözcük evi; kabul etmeliyim diğer metinlerimden daha ağır ve özen isteyen metinler bağı...kim bilir belki "tamamdır" derim, bir vakit....tekrar teşekkür ederim.


Şimdiden üç olarak kabul

gamaro -- 14.08.2011 - 23:24

Şimdiden üç olarak kabul edebilirsiniz, ve bence de Edda abartmıyor, dünya çapında bir kaleminiz var.


yaratıyı tetiklemek için

Marsseh -- 15.08.2011 - 07:34

yaratıyı tetiklemek için öngörülen ideal kişi sayısını geçmiş hatta aşmış durumdayım sanırım...cidden şans...size de teşekkür ederim.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -