Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

Dinginliğin Gücünden Alıntılar

delete

..İnsan bilincinin değişim ve dönüşümü artık, deyim yerinde ise,bir lüks değildir;o sadece tecrit olmuş az sayıda bireyin erişebileceği bir şey değil,eğer insanlık kendini yok etmek istemiyorsa,bir gerekliliktir.Halen eski bilincin işlevsizliği ve yeni bilincin ortaya çıkışı ,her ikiside giderek hızlanmaktadır.Paradoksal olarak,durum aynı zamanda hem kötüye hem iyiye gitmektedir.Ancak kötüye gidiş,çok fazla gürültü yaptığı için, daha çok göze çarpmaktadır.
...Düşünceler, duygular,duyusal algılar ve deneyimlediğiniz her şey yaşamınızın içeriğini oluşturur.''Yaşamım '' dediğiniz şey benlik duygunuzu ondan aldığınız şeydir, ve ''yaşamım'' içeriktir, ya da siz öyle olduğuna inanırsınız.
Siz en aşikar olguyu sürekli olarak gözden kaçırırsınız :İçinizin en derindeki BEN'im duygusunun yaşamınızda ki olup bitenlerle hiçbir ilgisi yoktur. O BEN'İM duygusu Şimdi ile birdir.O daima aynı kalır.Çocuklukta ve yaşlılıkta,sağlıkta veya hastalıkta ,başarıda ya da başarısızlıkta, BEN'iM Şimdi 'nin alanı en derin düzeyinde değişmeden kalır.O genellikle içerikle karıştırılır ve biz BEN 'İM ' i ya da ŞİMDİYİ ancak yaşamımızın içeriği vasıtasıyla dolaylı olarak deneyimleriz. Bir başka deyişle : VARLIK duygunuz koşullar, düşünce akışınız, ve bu dünyanın bir çok şeyi tarafından karartılıp örtülür.


...Ben düşüncelerim, duygularım,duyusal algılarım, ve deneyimlerim değilim. Ben yaşamımın içeriği değilim. Ben YAŞAM'IM.Ben her şeyin içinde olup bittiği alanım. BEN BİLİNCİM .BEN ŞİMDİYİM. BEN BEN'İM.


BEN BENim..bunu kalpten

9999 -- 27.07.2008 - 20:39

BEN BENim..bunu kalpten hissetmek..gözlerinizin ardından bakanin, yasama/yasaminiza tanik olması..sahiplenmeden benimmm demeden..ne duyguların, ne düşüncelerin sahibi degilim,sahiplenecek hiç bir sey yok aslında, can bile sahiplenilemezken:D


Gözlerin Ardından Bakan

canu -- 27.07.2008 - 21:47

Ben Ben'im den kastedilen sanırım gözlerin ardından bakan, dediğiniz gibi yaşama tanık olan..
Nerde okudum tam hatırlıyamıyorum, ama içime kazınan bir dörtlük var.Paylaşmak isterim:
Sen,yapan değil;OLansın
Sen,gözetlenen değil;GÖZleyensin
Sen,Tanrı 'nın iş gören ELlerisin
Sen, işte bu kadar ÖNEMlisin
Kendi adıma bu cümleler, bana insan olma deneyiminden mutluluk duymayı ifade ediyor.Bunu hatırlamak, beni mutlu ediyor.


herşey size bağlı

statik -- 10.08.2008 - 11:02

Kalbinde; yeşil bir dal bulundurursan şakıyan kuşlar,
Leş bulundurursan akbabalar gelir.


Yukarıdaki yazıda sevgili

canu -- 11.08.2008 - 11:05

Yukarıdaki yazıda sevgili statik ne demek istedi,bilmem, kendi anlatsın. Tam da en çok örnek alıp,öykündüğüm 'Dinginliğin Gücünden' alıntılarının altına denk gelince her şey bir yana deyip içimde kalanları dökmeğe karar verdim.
Hayattaki en büyük başarı nedir diye yüz kez sorsalar yüz kez aynı cevabı veririm :'dingin olmak, dingin kalmak,her kese ve her duruma uygun mesafede durmak, küçük benliğin esiri olmamak.Elbette hiç de başarılı olmadığımı son günlerde burada gösterdiğim tepkilere bakarak net bir şekilde tesbit ettim.
Egonun oyunlarından, tepkiselliğinden falan söz ederken ne de güzel küçük benliğimin tuzağına düşmüşüm. Minicik, ufacık bir şakayı bile kaldıramayıp hamle yapmalar mı diyeyim,duygusal bir tepkide bulunan misafir arkadaşa (sanki yer değiştirsek ben farklı tepki verirmişim gibi)saçma sapan öneriler mi diyeyim .. Ne bileyim hiç de kendimden hoşnut kalmayacağım bir sürü bir şeyler işte.
Kusura bakmayın statik arkadaşım ve meçhul misafir.Gerçek bir başarı sayılmaz ama 'basit bir oyunu 'ciddiye almayı başarmışım işte.Keşke sevgili sonsuz son öneriyi silse.
Her halükarda bu yazıyı okuyan herkesten 'canu'nun küçük benliği ' hoşgörü diler....


Zihinsel düşünce

statik -- 11.08.2008 - 14:09

"Kalbinde; yeşil bir dal bulundurursan şakıyan kuşlar,
Leş bulundurursan akbabalar gelir. "

söylenmek istenen dinginliğin gücünden daha farklı değil


aslında, zihnin hatalı düşüncelerden arınması. Kişi kendi iç doğasını görmeyi başarabilirse, ulaşamadığı pek çok şeye erişebilir. Ancak her kişinin iç doğasının aynı şeyleri yansıtabileceğine emin değilim. Onun için seçiciyiz.




Sevgili canu, hep pozitif

9999 -- 11.08.2008 - 18:08

Sevgili canu, hep pozitif ,iyi,mükemmel olmak demek karşı kutba yani negatife, kötüye ve mükemmel olmayana dogru gidebilmek için iyice gerinmek demek, sarkaç misali..her halinden hoşnut kalmani dilerim, çünkü her halin en mükemmel senin yansimasidir, birini kabul edip digerini reddetmek olurmu hiç?kendinde olan herseye en esit mesafede durabilmektir denge, önce kendini ve elbette tüm kabulsüzlüklerini de kabul edersin sonra bi bakarsınki, herkese ve herseye esit mesafede dengedesindir, yani ben öyle bildim, belki benim bildigim senin de isine yarar:)
çook sevgimlee..


sevgili 9999'un "her

statik -- 12.08.2008 - 08:30

sevgili 9999'un "her halinden hoşnut kalmani dilerim, çünkü her halin en mükemmel senin yansimasidir, birini kabul edip digerini reddetmek olurmu hiç?"
yazısına "dinginlik sınırlaması içerisinde" katılamayacağım.
çünkü dinginlik, kişinin iç doğasının huzur içerisinde olması ve zihninin hatalı düşüncelerden arınması demek. Kişi kendi iç doğasını görmeyi başarabilmesi için, dengeden ziyade pozitif yaklaşımların bir bileşkesini oluşturabilmeli, ruh huzursuzluğunu içinde barındırmamalı. Sevgili canu, bu huzursuzluğunu dışa vurarak aslında daha dingin bir düşünceye yaklaşmış oldu.
Tabiki canu'nun söylemek istediğini ve söylemlerini nereye oturtmak istediğini çok iyi anlayabiliyorum. Bence çok erdemli bir açıklama yapmış kendisini kutluyorum.


Ben

xenix -- 13.08.2008 - 18:43

9999 la çok uyum içinde düşünüyorum. Diğer söylemler bana biraz polyannacılık gibi geliyor. Aman mutlu olalım neşeli olalım. Ben kızdığım, kırıldığım, pişman olduğum halimide zararlı görmüyorum. Aksine bunu yaşamam gerekiyormuş diyorum.

xenix: Her zaman dingin olmak değil, bazen devinmek istiyorum.


isteyerek olacak şey değil

statik -- 14.08.2008 - 07:01

"Her zaman dingin olmak değil, bazen devinmek istiyorum."


Dingin olmak veya olamamak sizin isteğinize bağlı olarak gelişen duygular veya görüşler değildir.
Bugün çok dinginim biraz da devineyim:) diye kendinizi zorlayamazsınız. Olayların gelişimi sizi bu noktalara isteseniz de istemeseniz de getirir. Pişmanlık duymak, kırılmak, kızmak gibi insani duyguları, en aza indirgemek için gerekli tedbirleri (çevre, kişiler vs.) alabilir bununla ilgili seçimleri yapabilirsiniz.. yapabileceğiniz bu kadarla sınırlıdır. Ayrıca sözünü ettiğimiz cümlede "dinginlik sınırları içinde" diyerek belirtmiştim.


Olayların gelişimine

9999 -- 14.08.2008 - 07:49

Olayların gelişimine sorumluluğu bırakmak,yaşamın sorumluluğunu almamak demektir ki; bu aynı zamanda olayların yaratıcısının da BEN oldugumu unutmak demektir, bu da bir tercih elbettee..
pişmanlıkda duyulur, kızgınlıkta yaşanır,bunları en aza indirgemek için tedbirler almak küçük benin, yani egonun kendini koruma çabalaridir, ego hep haklidir ne de olsa:) dinginlik yaşamda ne olursa olsun,o hali yaratanın BEN oldugumu bilmek ve her hali kabullenmekle ilgilidir, kabullenilmeyen, reddedilen her hal dinginliği bozar..


"reddedilen her hal

Agnia -- 14.08.2008 - 08:15

"reddedilen her hal dinginliği bozar.."

Bunu neden yaparız? İşte tam da Don Juan'ın "kendini mühimseme" dediği altın kurallardan birine gösterilebilecek bir örnek. Bir savasçı(bilgi adamı olma yolunda savaşçı), yola kendini mühimsemeyi ve kendine acımayı bırakarak çıkabilir. Haller geçicidir, savaşçı "o haldeki" her ne ise ona aldırmaz. Bu demektir ki; aziz gibi dingin olduğu bir haldeyken de ona aldırmaz! Ben halleri rüzgar gibi görüyorum, öyle bazen yavaşça tatlı tatlı eserler bazen de kasırga olurlar.


hangi olaylar?

statik -- 14.08.2008 - 11:51

"Olayların gelişimine sorumluluğu bırakmak,yaşamın sorumluluğunu almamak demektir ki; bu aynı zamanda olayların yaratıcısının da BEN oldugumu unutmak demektir, bu da bir tercih elbettee.."
(konuyu kişisel baza indirgersek) Eğer tek başınıza yaşıyorsanız dediğinize katılıyorum.
Çevre ile birlikte, toplum oluşturmuş şekilde yaşıyorsanız; hangi olayları, ne kadar yaratabilir? ve sorumlusu siz olabilirsiniz? istem dışı gelişen ve sizinle hiç ilgili olmayan konularada ne kadar ilgisiz kalabilirsiniz? eğer çevrenizdeki tüm gelişmelere kayıtsız, duyarsız kalabilirseniz BEN olduğunuzu unutmuşsunuz demektir. Zira çevrenizde kızacak, gülünecek o kadar çok gelişmeler varki... insan bazen BEN olduğunu unutmak istiyor:)


Sizin dışınızda gelişen

9999 -- 14.08.2008 - 18:22

Sizin dışınızda gelişen olaylara ilgisiz, kayıtsız (ben olsam buna nötr durmak derdim) kalamıyorsanız o zaman, o olay zaten sizin dışınızda gelişmemiştirki??ve dahi tamamen içindesinizdir o olayın ki; bunun sorumlusu da sizsinizdir, başkasını yada olayı suçlamak pek bir işe yaramaz;dinginlik o olayın içindeyken de yasamın tanıgı (yaşamın sahibi degil, sahiplenen egodur çünkü) oldugunuzu bilmenizdir ve sizi çılgınca sinirlendiren yada sizi çılgınca sevindiren her olaya aynı/eşit mesafede durabilmektir dinginlik..

Toplum bizim dışımızda bizden ayrı bir yapı degilki?onu oluşturan her birey kendi gerçekligini o toplumsal yapı içinde yeniden yeniden hergün inşa etmektedir, her birey toplumu oluşturmada sorumluluk sahibidir, bütün/yada toplum da diyebilirsiniz, parçaların toplamı demek degildir, parçaların işlevsel ilişkisidir bütünü yaratan ve bütünü ancak, hem parça hemde bütün oldugunuzu bilerek anlayabilirsiniz ve resmin dışına çıkıp bakabilmek gerekir bunun için..bütünde olupta siz de olmayan hiç birşey yoktur kısacası, birisi hırsızsa sizde hırsızsınızdır, o para çalmıştır belki siz de birilerinin zamanını çalmışsınızdır?!?(burada "siz" derken, özel olarak sizi kastetmiyorum)onun için yaşamın sorumluluğunu almak ve önce kendine bakmak gerekir, başkasını suçlamaktan öte..

BEN oldugunu unutmak mümkündür ama BENi hatırlamak yaşamı keyifli kılar her daim:)


Tanrı Neye Benzer?

canu -- 23.08.2008 - 18:07

Buda'ya sormuşlar ''Tanrı en çok neye benzer'' diye .Mutlaka birşeye benzetmek gerekirse demiş Buda, Tanrı en çok sessizliğe benzer, bir de saf neşeye.
Sessizlik ve dinginlik derken kastedilen elbette pasif bir edilgenlik ve ezik bir kadercilik değil.
Sevgili 9999, sıcak ve kucaklayıcı uslubuyla ne güzel anlatmış, sarkaç gibi salınarak dengeye gelmeyi.Ve sevgili statik, kendisinde bulunduğunu bildiğim derinliği ne güzel yansıtmış yorumlarına.Xenix arkadaşım polyannacılık demiş dinginliğe. Olsun sevgili xenix, işe yaradıktan kendimizi iyi hissettirdikten sonra zarar eder mı?
Galiba aslolan yük taşımamak en azından gereğinden fazlasını..Yük taşımak deyince aklıma çok sevdiğim bir mesel geldi, paylaşayım sizlerle.
İki zen rahibi uzaklardaki manastıra giderlerken yerden mi gökten mi yağdığı belli olmayan bir yağmura yakalanmış. Sel , yağış kıyamet..Bakmışlar genç ve güzel bir kadın karşıya geçmeye çalışıyor. Rahiplerden genç olanı kadını kucaklayıp karşıya geçirmiş, kadına gülümseyip yoluna devam etmiş. Beş saatlik bir yürüyüşten sonra manastıra ulaşmışlar.Yaşlıca olan rahip öfkeli ve içerlemiş bir ifade ile ''sana inanamıyorum, nasıl kadını kucaklarsın,bu bize yakışır mı'' deyince genç rahip sabırla gülümsemiş ve ''ben kadını bırakalı beş saat oldu, sen hala taşıyor musun'' demiş.
Sevgili Arkadaşlarım, ufkumu açtınız,hepinizden ayrı ayrı yararlandım.Hepinizin ellerine yüreklerine sağlık.


Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -