Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -

KUR’AN’DA İNSANIN YARATILIŞI VE EVRİMİ

delete

Giriş: Kur’an Nasıl Okunmalı ve Yorumlanmalıdır?


Konunun Kur’an’daki ele alınış şeklini tesbit etmeden önce, Kur’an’ın nasıl anlaşılıp yorumlanması gerektiği üzerinde birkaç hususu belirtmeğe çalışalım.


Kur’an kendi ifadesiyle, en doğruya götüren bir Kitap’tır.(İsra, 17/9) Hedefi kişinin mutluluğu ve hidayetidir. Bu anlamda yol gösteren bir rehber durumundadır. Dolayısıyla bugünkü anlamda bir felsefe ve bir ilim kitabı olmaktan uzaktır. Bununla beraber, ilmî ve felsefî düşünce ve yoruma açık ayetlerin sayısı oldukça fazladır. Böyle ayetler, Kur’an’ın asıl hedefi olan mutluluk ve hidayet için kişinin düşünüp araştırması, kendini ve kâinatını tanıması ve onları yöneten kanunları bulması, Tanrı’nın yaratma ve ilminin sonsuzluğunu anlaması gerektiğini vurgulamaktadır. Şu halde Kur’an genel hatlarında insanın inandığı ile bildiği arasında bir irtibatın kurulması gerektiğini belirtmektedir. Bu husus bizi sonunda imana götürecek bir tefekkür ve düşünce sisteminin Kur’an’da var olduğu noktasına ulaştıracaktır. Biz buna tabiri caizse “Kur’an fikir yapısı” veya “Kur’anî düşünce sistemi” diyoruz.


Kur’an’ın fikir yapısının iskeletini elde edebilmek için, ilk önce Kur’an’ı herhangi bir peşin fikre sahip olmaksızın objektif bir biçimde okumalıyız. Yani Kur’an’ı sonra çıkan İslâm düşünürlerinin kendi ekollerinin eğilimlerine uygun biçimdeki yorumlarının ve düşüncelerinin etkisi altında değil, bizzat Kur’an’ın kendi düşünce sistemi içinde anlamaya çalışmalıyız. Yani Kur’an’ı bizi götürmek istediği düşünce sisteminin atmosferi altında okumalıyız. Diğer bir tabirle, Hz. Peygamber ve sahabelerinin anladıkları şekilde anlamaya çalışmalı, sonra da kendi bilgi, fikir ve düşüncelerimizi bu temel üzerine oturtmalıyız.


Şurası muhakkaktır ki, Kur’an’ı anlama insanın kendi düşünce ve kültürüne göre seyyaldir. Kendini okuyan ve araştıran insanla beraber anlamlar büyür ve gelişir. Yani insan kendi kültürü kadar Kur’an’ı anlar ve yorumlar. Fahrettin el-Râzî’nin ifadesiyle: “İnsan ne kadar alimse Kur’an’ı o kadar fazla anlar.”


Bir diğer husus, Kur’an’da neyi ararsak onu bir parça buluruz. Mesela düşünceleri birbirine zıt İslâm mezhepleri kendi görüşlerinin daha doğru olduğunu ispat için Kur’an ayetlerini gösteriyorlardı. Bu nevi zıtlıklardan kurtulmak için, Kur’an ayetleri arasında bir anlam zinciri kurmak gerekir. Yani, bir ayete verilen anlam ve onun yorumu, bir başka ayetle tevfik edilebilmelidir. Bu husus Kur’an’ı bir bütün içinde ele alıp onun fikir sistemi doğrultusunda olmalıdır. Aksi takdirde onu okuyan ve araştıranlar, kendi inanç ve düşüncelerindeki çelişkileri nasslara atfedeceklerdir. Halbuki Kur’an, yukarıdaki satırlarda belirttiğimiz gibi, kişinin bilgisi ve inancı arasında bir irtibatı vurgulamaktadır. Öte yandan Kur’an, tefsir tarihi boyunca, müfessirlerin yaşadıkları asırların ilmî ve felsefî değerleri ve problemleri doğrultusunda yorumlana gelmiştir. Geçmişe nisbeten ondan anlaşılanla şimdi anladıklarımız arasında farklar vardır. Bu bize: 1) İnsan olgunlaştıkça, irfanı arttıkça Kur’an’ın ona göre konuştuğu 2) Kur’an’ın her asrın değer ve mantığına hitap edildiğini gösterir. Bu iki noktayı iyice müşahede edebilmek için Kur’an’daki kavramların etimolojik ve semantik analizlerini yapmak gerekir. Kısaca Kur’an büyük bir medeniyet kuran kılavuzdur, ancak Kur’an’ın hakikatlerini tefsir eden, onu anlayıp tatbik eden insandır. İnsan olgunlaştığı, ilim ve irfanı arttığı ölçüde, hattâ kendini ve kâinatı daha iyi tanıdığı ölçüde, Kur’an’ı anlayacaktır. Netice olarak, Kur’an, her insana kendi kültür düzeyine göre başka şeyler söyleyecektir.


Şimdi, yaratılış ve evrim konusunu Kur’an açısından ele alarak,, o nun fikir sistemi doğrultusunda ve günümüzün modern biyolojik bilgilerin ışığı altında ayetlerin yorumunu yapmaya çalışacağız.


Hayatın Menşei


Kur’an’da insanın yaratılışının, göklerin, yerin, bitkilerin ve hayvanların yaratılışından sonra olduğu görülmektedir. Dolayısıyla insan, yaratıklar zincirinin en son halkasını teşkil etmektedir. Orijini ise, diğer canlılarla birlikte ilk hayatın orijinine kadar uzanmaktadır.


Canlı dünyasına ilişkin olarak hayatın orijini meselesi, Kur’an’ın muhtelif ayetlerine serpiştirilerek, Kur’an’ın insanı sevk etmek istediği düşünce istikametinde, inorganik yaratma ve organik yaratma bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır.


اولم ير الذين كفروا ان السموات و الأرض كانتا رتقا ففتقناهما و جعلنا من الماء كل شئ حي أفلا يؤمنون


“İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi görmüyorlar mı?”(Enbiya, 21/30)


و الله خلق كل دابة من ماء فمنهم من يمشى على بطنه و منهم من يمشى على رجلين ومنهم من يمشى على اربع يخلق الله ما يشاء ان الله على كل شئ قدير.


“Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi de dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye Kâdir’dir”(Nur, 24/45)



الذى جعل لكم الأ رض مهدا وسلك لكم فيها سبلا وانزل من السماء ماء فاخرجنا به أزواجا من نبات شتّى


“Sizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indiren O’dur. Biz bu su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştiririz.”(Taha, 20/53)


Bu ayetler bize gösteriyor ki, her canlı varlığın mâhiyeti sudur ve sudan yaratılmıştır. Bu husus, canlıyı teşkil eden her hücrenin ilk elementinin su olduğunu belirler. Dolayısıyla susuz, yeryüzünde hayatın imkansız olduğu da açıktır.


Ayetlerde geçen “min’el-ma” ( من الماء) veya “min ma’in” (من ماء) ifadesi, gökten inen su, denizlerin suyu veya her hangi bir sıvı anlamlarına gelmektedir. Birinci anlamda, her nebatî hayatın zorunlu unsurudur. (20/53) İkinci anlamda, hayvanî hayatın teşekkülüne sebep olan her hangi bir su kastedilmektedir. (24/45) Üçüncü anlamda ise, dölleyici özelliği bulunan ve canlının üreme bezlerinden çıkan bir sıvı kastedilmektedir. Bu anlamda spermatozoid’ler söz konusudur. Dolayısıyla insanın hilkatini bu su tayin etmektedir.


İnsan, kendini çevreleyen varlıklar arasında yaratılmıştır. İnsanın tabiata ve diğer yaratıklara hakimiyeti, kendisine ilahî ruh verilip akıl ve idrâkını elde etmesinden sonradır. Bununla beraber insan, bedenî yönüyle kendinden önce yaratılmış diğer varlıklarla irtibat halindedir. Nitekim İslam düşüncesinde de insan, bedenî ve ruhî yönüyle ikilik arzeden bir varlık olarak düşünülmüştür. Aslında, insanı, bedenî ve ruhî yönüyle ikiye ayıran bizzat Kur’an’dır. Şu halde, insan maddi varlığı cihetiyle toprağa ve suya, ruhî varlığı yönüyle de bir üst âleme bağlıdır. Toprağa bağlılığı bize, insanın fizikî ve hayvanî görünümünü, âlem-i Emr’e bağlılığı da onun üstünlük ve halifelik yönünü verecektir.(Yakıt, l’Attitude.,, s . 139-140)


Gerçekten, “. fert olarak insan, insan ırkının bir cüz’üdür. İnsan ırkı da daha geniş bir bütünün yani hayvanlar âleminin bir cüz’üdür. Hayvanlar âlemi de daha geniş bir bütünün nebatat hayatını içine alan organik âlemin bir cüz’üdür. Organik âlem de daha geniş bir âlemin yani hayvanat ve nebatat âlemini içine alan Arz’ın bir cüz’üdür. Arz da daha geniş bir bütünün yani bizim güneş sistemimizde doğrudan doğruya sayısı bilinmeyen bir güneş sistemlerinin ve samanyollarının bir cüz’üdür ve nihayet onlar da bütün kâinatın bir cüz’üdür. ” Bu itibarla fert olarak insan, metamatik ve lojik prensiplerle kavrayamadığımız kâinatın doğrudan doğruya bir cüz’ü olmaktadır. Yani orijini, yaratılışı ve gayesinde –tıpkı kâinat gibi- bir bütün olarak ve derinliğine anlayamayacağımız bir varlık olarak karşımıza çıkmaktadır.(Ensarî, s. 25) Bir diğer ifadeyle, fert olarak insanı idare eden kanun, daha geniş bir bütünün yani insanlığı idare eden kanunlar sisteminin bir cüz’üdür. Bu zincirleme bizi, kâinatı yöneten genel bir kanunun cüz’ü olmaya kadar götürecektir. Dolayısıyla kâinatı yaratan ve yöneten kanunla insanı yaratan ve yöneten kanunda bir aynilik olacaktır. Bu husus Kur’an’da açıkça belirtilmektedir.


ما خلقكم ولا بعثكم الاّ كنفس واحدة انّ الله سميع بصير


“Ey insanlar: Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah İşitendir ve Görendir.”(Lokman, 31/28)


Evrim: İlahî Bir Kanun


Kur’anî ifadeler boyunca, insanın ister toprak ister nutfeden gelen maddî varlığının inorganik ve organik şartlara tamamen bağlı olarak tedricen gelişip tekamül ettiği ayrıca kültürü, eğitimi ve irfanı arttıkça ruhî bir tekamüle de uğradığını görmekteyiz. Genel olarak baktığımızda Kur’ân’da insan için “inorganik”, “organik” ve “ruhi” olmak üzere üç nevi evrim olduğu göze çarpmaktadır.(Ateş, Kur. Gör. Ev. T eo., s. 1 27 vd. Yakıt, l’Attitude., s. 140) Biz burada insanın inorganik ve ruhî evrimini bir yana bırakarak, organik veya biyolojik evrim üzerinde ilgili ayetlere dikkatimizi teksif edeceğiz.


Biyolojik anlamda yani inorganik evrimde insan 1) topraktan gelerek tedricen gelişen 2) nutfeden itibaren tedricen gelişen varlık olarak iki görünüm arzetmektedir. Birincisi her ne kadar inorganik safhaları muhtevi olsa da belirli bir merhaleden sonra organik safhaya dönüşmekte ve bunun etaplarını izlemektedir.(Yakıt, l’Attitude.,, s . 140 vd.)


Şurasını önce belirtmek gerekir ki, insanın evrimi Kur’an’da ilahî bir kanun olarak karşımıza çıkmaktadır.


ما لكم لا ترجون لله وقارا وقد خلقكم أطوارا


“Ne diye Allah’a gereği gibi bir davranışta bulunmuyorsunuz?Halbuki O sizi evrim merhalelerinden geçirerek yaratmıştır.”(Nuh, 71/13-14)


“Atvâran” kelimesi, tekili “bir halden diğer bir hale geçmek” veya “bir merhaleden diğerine geçmek” anlamına gelen “tavr” kelimesinden gelmedir. Mastarı olan “tatavvur”, günümüzdeki (evolution) kelimesine tekabül eder. Sinonimi olan “tahavvul” de dönüşümcülük (istihale) yani transformisme’in karşılığıdır. Söz konusu ayette “etvâran” kelimesi insan evriminin biyolojisindeki (etapes consecutives) denilen art arda gelen evrim merhalelerinin tümünü içermektedir. Şu halde bu kelimeyi “evrim merhaleleri” şeklinde yorumlamak gerekir.(Yakıt, l’Attitude.,, s . 141 vd.) Bazı müfessirlerce bu ayet, “bir halden diğerine” gibi spiral, “farklı şekiller altında”, “merhaleler halinde” gibi vertikal bir diyalektik şeklinde düşünülerek yorumlanmaktadır. Her halükârda bu ayet bize, evrimin tabiata bahşedilmiş ilâhi bir kanun olduğu gösterir.


İnsanın yaratılışı ve evrim etaplarıyla ilgili ayetleri sıralamadan önce, bu hususta Kur’an’ın Adem yerine insan kelimesini kullandığını belirtmek gerekir. Zira insan kelimesi cins isim olarak bütün her insanı kapsamakta ve Adem de bu kapsama girmektedir. Kur’an Adem’i, bir yandan insanı temsil eden ve onu temel ve beşeri karakterleri açısından sembolize ederken, öte yandan beşeriyetin ilk peygamberi olarak göstermektedir. Şu halde, insanlığın yeryüzüne çıkışı ve evrimi konusunun, Peygamber Hz. Adem’le hiçbir ilişiği yoktur. Zaten evrime karşı çıkanların en büyük yanılgısı Adem’i ilk insan olarak telakki etmelerinden sudûr etmiştir. Muharref kitapların ve israiliyatın etkisinde kalan bazı müslümanlar bu konuda Kur’an’ın hakikatlerini maalesef anlayamamaktadırlar. Kaldı ki Kur’an vahiy öncesi beşeriyetin varlığını imâ ederken ayrıca bize bir “Vahiy tarihini” vermektedir. Günümüz insanının tarihini “ilk Vahiy alan” diyebileceğimiz Adem’den başlatmakta ise de, Adem’in ilk insan olduğunu ve bütün insanların biyolojik babası olduğunu belirtmez. Şu halde Kur’an’da insanın yaratılışı ve tekamülü ile, Peygamber Hz. Adem’in şahsında insanlığın halife oluşu ayrı ayrı şeylerdir. Şimdi konuya ilişkin ayetlerin yorumlarına geçelim.


إن مثل عيسى عند الله كمثل آدم خلقه من تراب ثم قال له كن فيكون


“Allah’ın indinde İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Onu da topraktan yarattı Sonra ona “ol” dedi o da olur.” (Al-i İmran, 3/59)


يا ايها الناس ان كنتم في ريب من البعث فإنا خلقناكم من تراب ثمّ من نطفة ثمّ من علقة


“Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekte şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, sizi önce topraktan sonra nutfeden sonra da alaqa (embryon)’dan yarattık.”


والله خلقكم من تراب ثمّ من نطفة ثمّ جعلكم أزواجا.



“Allah sizi topraktan sonra nutfeden yaratmış ve sizi çiftler halinde varetmiştir. ” (Fatır, 35/11)


Bu ayetlerde dikkatimizi çeken, Adem’in ve bütün insanların orijinlerinin toprak olduğudur. Hayatın orijini su, insanın orijinini toprak olarak belirten Kur’an, canlı varlık insanı, toprak ve su karışımı olarak görüyor. Şu halde insan, bugünkü haline gelmeden önce, ilk canlı hücrenin orijini kadar eski bir maziye sahiptir. Zaten Kur’an bize her ne zaman insanın orijininden bahsetse, onun ilk ve ana maddesini söylüyor ve geçirdiği evrim merhalelerini konteksi olmadıkça tek tek zikretmiyor, ilk yaratılışın Allah’ın “ol” (kun) emrine müteakiben olduğunu belirtiyor.


“Ol” Emri


“Ol” emri Kur’an’da sekiz yerde geçer. Bunlardan dördü Hz. İsa hakkındadır. Diğer dördü de yaratma ve yeniden dirilme hususundadır. Kur’an’da insanların yaratılışı, yeniden dirilmeye bir delil olarak getirilmektedir. (metaforik bir ifâde ile)


“Allah insanı topraktan yarattı” ayeti, topraktan hayata doğru giden bir seleksiyonu (ıstıfa) belirler. “Ol” emri bu seleksiyonun bir insan varlık olması cihetinde verilmiştir. Tanrı’ın ilmindeki mahiyet ile bu var oluş oluş bir aynilik arzetmektedir. Buna Din Felsefesinde (coexistence) denir. Mâhiyet “ol” emrine müteâkiben evrim etaplarını izliyerek varlığa gelmektedir. Kur’an’a göre her evrim etabı yeni bir yaratmadır. Kur’an’da bu oluşun keyfiyetini, önce insanı meydana getiren maddenin yaratılması sonra da ona şekil verilmesi şeklinde olduğunu aşağıdaki ayetten anlamaktayız.


الذى خلقك فسوّاك فعدلك فى اىّ صورة ما شاء ر كّبك


“O, seni yaratan şekil veren ve mütenasib kılan ve dilediği şekilde seni terkib edendir.”(İnfitar, 82/6-8)


Allah, eğer insanı bir heykel varlık gibi yaratmış olsaydı tıpkı Adem kıssasının halk inanışındaki şeklinde olduğu gibi ona şekil verişi, onu canlı olarak yaratmasından önce olurdu. Halbuki ayet, insanın önce canlı olarak yaratıldığını sonra da ona şekil verildiğini söylüyor. Yani “hominisation” (insanlaşma) “ol” emri doğrultusunda, “canlı bir varlık” olarak yaratılmasından sonradır.


Hayatın ve insanın ilk maddesi “ol” emrini alıyor ve bu “oluş” devam ediyor. Zira ayetin devamında “feyekun” (olur, olmaya devam eder) deniyor. Şimdiki ve geniş zaman kipi olan muzari sigası kullanılmış. Eğer geçmiş zaman kipi olan “fikane” (oldu) şeklinde bu fiil ifade edilseydi, o zaman insanın yaratılışında bir evrimin ve seleksiyonun varlığı ve bu oluşun uzun bir zamanı gerektirdiği söz konusu edilemezdi. Öte yandan yaratmanın devamlılığını da gösteren bu ifadeler ünlü kelamcı Eş’arî’yi “Allah’ın her an yaratmakta olduğu ve yaratmanın durmadığı” fikrine götürmüştür. Şu halde âlem bir halden diğerine geçen bir oluş ve akış içindedir.


أنبتكم من الأرض نباتا


“Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.”(Nuh, 71/17)


Nuh Suresi’ndeki bu ayetten insanın yerden bir bitki olarak çıktığını, dolayısıyla bir nebatî hayata sahip bir dönem geçirdiğini, ve bitkiler âlemiyle bir akrabalığının söz konusu olduğunu anlamamız da mümkündür. Şu halde ilâhi irade “ol” emriyle insanı, nebati ve hayvani etaplardan geçirerek sonunda ona bir insan şekli vermiştir.


أكفرت بالذى خلقك من تراب ثمّ من نطفة ثمّ سوّاك رجلا.


“Seni önce topraktan sonra nutfeden yaratan sonra da seni insan şekline koyanı mı inkar ediyorsun?”(Kehf, 18/37) ayeti bu gerçeği belirler.


“Ol” emriyle, inorganik bir maddeden organik maddeye, organik maddeden insan şeklini alışa kadar geçen bir periyot ile, ilâhî ruhun verilişiyle insanda bir psişik hayatı başlatan periyot arasında geçen zamanı Kur’an uzun bir zaman olarak açıklıyor.


هل أتى على الإنسان حين من الدهر لم يكن شئا مذكورا.


“İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz uzun bir zaman geçmemiş midir?”(İnsan, 76/1)



Nefs Vâhide


يا ايها الناس اتقوا ربكم الذى خلقكم من نفس واحدة وخلق منها زوجها وبث منهما رجالاً كثيرا ونساء.


“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten ve ondan da eşini yaratan ve her ikisinden de çok sayıda erkek ve kadınlar çıkaran Rabbiniz’den çekinin. ”(Nisa, 4/1)


Bu ayette insanların tek bir nefisten yaratıldığı söz konusudur. Şurası muhakkaktır ki, müfessirlerin bir çoğu, hattâ hepsi, “nefs vahide”den gayenin Adem, “eşi” tabirinden de Havva olduğu üzerinde bir icmanın varlığından bahsederler. Buradan hareketle Adem’e “ebu’l-beşer” lakabının verildiğini ve bunun da biyolojik baba anlamına geldiğini söylerler. Bu ayette bir icmanın söz konusu olmaması gerekir. Çünkü icma, ahbar değil ahkâm ayetlerinde olur.


Her ne kadar bu ayet bize insanın bir nefsi vahide’den yaratıldığını söylese d ebunun Hz. Adem olduğunu belirtmiyor. Zaten “nefs vahide” Adem’in müradifi de değildir. Adem özel isim olarak “ma’rife”, nefs vahide ise “nekire”dir. Adem müzekker, bu tabir ise müennestir. Abduh ve Akseki gibi bilginler, bu anlamın ayetin kendinden çıkarılan bir anlam olmadığını bilakis, israiliyyat tesirinde olan müfessirlerin, nefs vahide’yi Adem olarak yorumladıklarını belirtirler. Menar Tefsiri ayrıca, nefs vahide’yi Kureyş’in ataları diye yorumlayanların varlığından da bahseder.(Akseki,, s . 82 vd. Tefsir el- Menar,, I V, 327) Öte yandan Araf Suresi 189-190 ayetlerde nefs vâhideden yaratılan kişinin Allah’a şirk koştuğundan bahsediliyor. Şu halde nefs vahide’yi “Hz. Adem” olarak yorumlamak hiç mümkün değildir.


Fahrettin el-Razî, nefs vahide’nin “Allah’ın İlmi’nin ve Hikmet’inin kemalini açıklamakta” olduğunu söyler ve bir mutezilî olan Ebu Müslim el-İsfehani’nin ayette geçen “zevc” kelimesini “tür” olarak yorumladığını da kaydeder.(Razi, Tefsir,, I X, 161)


R. el-İsfehanî “nefs vahide”nin “kainat” anlamına gelebileceğini söylerken H. Yusuf Alî de onu “aynı türden” şeklinde anlamıştır. Menâr Tefsiri de bu hususta: “insanı meydana getiren mahiyet veya hakikattır ki, insan bununla diğer varlıklardan ayrılır.” Diyor. Şu halde, nefs vahide kelimesini Adem’le yorumlamaktan ziyade, onu M. Abduh ve A. H. Akseki’nin anladığı gibi: “el-hakikatu’l-insaniyye” (insanî gerçek) ve hayatın nutfesi veya insanı meydana getiren su veya prensip şeklinde anlamalıdır ki, bu anlam diğer ayetlerle tevfik edilebilsin.(Akseki, s. 8 2 vd; Menar, IV, 327) Öte yandan, “Allah sizi topraktan (tın) yarattı. ” ayetindeki “kum” (sizi) zamiri bütün insanları ve Adem’i de kapsamaktadır. Diğer bir ayette de:


يا ايها الناس انّا خلقنا كم من ذكر وانثى.


“Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. ”(Hucurat, 49/13) diyor.


Burada kullanılan kelimeler, erkeklik ve dişilik anlamına gelen “zeker” ve “unsa”dır. Adam ve kadın anlamına gelen “racul” ve “imre’e” kelimeleri kullanılmamıştır. Bugün “zeker” ve “unsa”dan sperm hayvancığı ile dişilik yumurtasını anlamak mümkündür.(Yakıt,, l ’Attitude.,, s . 1 48) Ayrıca (x) ve (y) kromozomlarını da düşündürebilir. Sonuç olarak “nefs vahide”den; insanı meydana getiren ve ona hayat bahşeden sıvıyı veya prensibi anlamak gerekiyor.


Evrim Merhaleleri


الذى احسن كل شئ خلقه وبدأ خلق الانسان من طين ثمّ جعل نسله من سلالة من ماء مهين. ثمّ سوّاه ونفخ فيه من روحه وجعل لكم السمع والأبصار والأفئدة قليلا ما تشكرون.


“Her şeyin hilkatini en güzel yapan ve insanı yaratmaya çamurdan başlayan O’dur. İnsanın neslini hakîr bir sudan yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan üfüren, ve sizin için kulak, gözler ve kalpler vareden O’dur. Doğrusu şükrünüz pek az.”(Secde, 7-9) Ayetinde “insanı yaratmaya çamurdan başladı” ifadesi, yaratmanın aniden olmadığını merhalelerle meydana geldiğini belirtmektedir.


Bu ayette dikkatimizi çeken bir diğer nokta da; kendisine ruh verilene kadar insandan üçüncü şahıs olarak bahsedilmis, ruh ve idrak verildikten sonra muhatab sıgasının kullanılmış olmasıdır.


İnsanın insan şekline gelişi de muhtelif merhalelerden sonra olmuştur. İnsanın inorganik maddesinin evrimi yedi merhale ile gerçekleşmiştir. Bunlar sırasıyla: toprak (turâb), çamur (tîn), değişken cıvık ve kokulu çamur (hama’in mesnûn), yapışkan çamur (tîn lâzib), pişmemiş kuru çamur (salsâl)ı pişmiş çamur (şalşal ke’l-fahhâr), çamurdan süzülen bir öz (sulâle min tin).


“Sulâle”, insanın organik evrim döneminin ilk etabı olarak kabul edilebilir. Daha önceki merhalelerden süzülerek gelen bir öz unsuru belirler. Sulâle” kelimesi aynı zamanda meni (sperme) ve nutfe (spermatozoide) kelimelerinin sinonimidir. Ayrıca buna “protoplazma” da denmektedir.(Menar, III, 320)


İnorganik etaplardan sonra ilk canlı hücre, “Ol” emri doğrultusunda, yeni bir yaratılmaya geçmiş, ilâhî iradenin kontrolü altında çeşitli ayıklama ve değişmeler geçirerek insan olmak üzere oluşa devam etmiştir. Hayatın bu yönelişinde insan, organik âlemin bütün türleriyle bir beraberlik arzetmektedir. Önce ilkel bitkileri, sonra tohumlu yüksek bitkileri meydana getiren hayat, daha sonra da hayvanlar alemini basitten mürekkebe doğru ortaya çıkarmıştır. “Biyolojik Nesil Ağacı”nın ana gövdesi ve uzantısı olan dal diyebileceğimiz insan, daha sonra akıl ve idrakına kavuşarak, organik dünyanın en mütekâmil varlığı olmuştur.


a) Ruhun Verilişi: Balçıktan süzülerek gelen sulâle, insanın ilk organik maddesi olmuş, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra da insan şeklini almış sonra da kendisine akli melekeler anlamında “Ruh” verilmiştir.


و اذ قال ربك للملائكة إنّى خالق بشراً من صلصال من حمأ مسنون فإذا سوّيته ونفخت فيه من روحي فقعوا له ساجدين.


“Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde balçıktan bir insan türü (beşer) yaratmaktayım, ona insan şekli verip ruhumdan üfürdüğümde ona secdeye kapanın demişti”(Hicr, 28) ayetinde ruhun verilişinin insan şeklini aldıktan sonra olduğunu belirtiyor. Yani bu canlı varlığa, aklî melekeler kazandırılmıştır. Bu meleklerin insana ilk secdesidir. İkinci secdeleri ise “Esma” (isimler)in öğretilmesi ve bu isimleri Adem’in tek tek bildirmesinden sonra olmuştur. Melekler dolayısıyla insana iki defa secde etmişlerdir.


b) Seleksiyon Konusu:





(Yazının devamını Prof. Dr. İsmail YAKIT'ın Ötüken Neşriyat yayınları arasında çıkan KUR'AN'I ANLAMAK adlı kitabından okuyabilirsiniz)





Keşke

sonsuz -- 04.02.2007 - 22:06

Keşke bu yorumlar darwin den önce yapılsaydı. Hatta bi kaç yüz önce yapılsaydı da, bilimde daha ileri olsaydık. Ne yazık ki adamlar buluyor biz sonra modife etmeye çalışıyoruz yorumlarla. Madem bu ayetler bu şekilde anlaşılabiliyordu da, bugüne kadar neden hiç bi müslüman çıkıp bunu ortaya atmamıştır?
Gerçi hoş bu adamın yazılarını okuyanlar da halaa inanmayabilir, üstelik bu adamı yalancılıkla suçlayabilir. Neyse ama en azından zeki müslümanların hali bi başka oluyor.


sayın sonsuz

suskunkul -- 04.02.2007 - 23:05

Sizin sürekli bu görüş üzerinde olduğunuz ve eleştirlerinizi bu doğrultuda yaptığınızı görüyorum...
Unutmayın ki; Kuranı tefsir edenlerde, yorumlayanlarda anlamaya çalışanlarda zamanının çağının bilimselliklerinden yararlanmak zorundadir...
Yoksa "zeki müslüman" ların hiç birinin Kuranı tefsir ederken yada okumaya çalışanların bilim ile "sidik yarıştırmaya" niyetlerinin olduğu söylenemez..
Ben tübitak yayınlarını okurum, bilimsel makaleleri okurum bişiler öğrenirim, daha sonra Kuranı açıp bir ayette bu bilimsellikle uyuşan bişi varsa, o ayeti anlamam daha "iyi nitelikte" olur.. Olay bundan ibaret benim gözümde..saygılar..

Bu arada İsmail yakıtın bu kitabını ünv.2 deyken okumuştum, bikaç arkadaşımla tartışmıştık ancak "sapıklıkla" nitelendirmesekte, bizi baya etkilediğini söyleyebilrim..
VE ismail hoca DENİZLİLİ:))


Diyorumki

sonsuz -- 04.02.2007 - 23:36

Neden önce bilimsel gelişme sonra yorum oluyor? Önce yorumlanıp bunun ışığında bilimsel gelişme yapılması çok mu zor?
Konunun içinde olanlar değilde, konuya kulaktan dolma yaklaşanlar bunları sapıklık olarak nitelendiriyor. Hatta konunun içinde olan Harun Yahya isimli grup bile bunu göremeyebiliyor. Ee biz daha ne diyelim artık.


Tipik bir yaklaşım

Golem -- 05.02.2007 - 13:22

Önce inkar edebildiğin kadar edersin bilimsel bir bulguyu inanca uymuyorsa sonra bakarsın başka çare kalmamış yavaştan yorumlamaya girişirsin kutsal kitabı bulguya uyarlamak için. Hristiyanlarda bunu sık sık yapmıştır Müslümanlar da. Başka yolu yok bunun

Müslüman oldugum dönemde bende benzer tavırlar sergiliyordum şimdi farkediyorumki düpedüz kıvırıyormuşum


Alemsin

xenix -- 05.02.2007 - 13:25

Ama yavaş yavaş reform görüyorum ben dinde. Yeniliklere uyum sağlamaya çalışıyor. Rönesans yoksa yenimi başlıyor Türkiye de.


yaradılan ilk kadın

Misafir -- 29.10.2008 - 22:51

herkese selamlar ben bir soru sormak istiyorum ne kadar aradıysam cevabını bulamadım.

lilith efsanesi diye gecen bir efsane var be ben bu konu hakkında bilir kişiden yardım almak istiyorum. bu lilith sacmalığını bana kaynaklara dayanarak anlatan bir birey olursa cok sevinirim. boyle esanelerle muslumanları karamsarlığa iten kulturlere karşı bizim de bir cevabımız olmalı...

yardımlarınızı bekliyorum şimdiden teşekkurler


yaratılan ilk kadın...

lilith -- 30.10.2008 - 10:54

sayın misafir, hoşgelmişsin.

lilith efsanesi hakkında bilir kişiden yardım istemişsin.
bu konuda bir hayli bilgim var, açarız senin için bir başlık..

yalnız benim anlamadığım, müslümanları karamsarlığa iten böyle kültürlere karşı bir cevap arayışı içinde olman. (bunlar satırı satırına senin ifadelerin)

öncelikle;

* lilith efsanesinin (ki, efsane olduğunu söyleyen de bizzat kendinsin) müslümanları karamsarlığa itmek için yaratıldığı kanısına hangi bilgiden yola çıkarak karar verdin?

ve bir ilginçlik de;

pek bir bilgin olmadığını söylediğin halde, ve islam kültürü bu konuya asla değinmeği halde, lilith için "yaratılan ilk kadın" tanımını kullanman..





Ek bilgi

sonsuz -- 30.10.2008 - 12:16

http://www.sonsuz.us/?q=node/413





misafir arkadaş burayı okursa

lilith -- 30.10.2008 - 12:43

misafir arkadaş o linkteki yazıyı okuyunca iyice korkacak bu lilith işinden :)))

bak ben unutmuşum o yazıyı..
kendi anlatımımla bi lilith sayfası açayım ben en kısa zamanda..
maksat amme hizmeti :)


Tebrikler

rainbow -- 25.04.2009 - 11:07

Yazı harika bir yazı, aktaran arkadaş kaynağı da vermiş, teşekkür ederiz..
Yorumlarda bir küçümseme ve alaycılık gördüm; reform mu demişler, "kıvırıyorduk" demişler. Bunu yazan arkadaşlara El-Cahiz'ın Kitabul Hayvan adlı eserini hatırlatmak isterim. :)


şuanda önümde yaşar nuri

Misafir -- 29.08.2009 - 23:35

şuanda önümde yaşar nuri öztürk ün Kur'an meali ve internet bulunarak evrim konusunda geniş bir araştırma yapıyorum.bilimsel gelişme olarak evrimi zaten oldukça makaleden takip ediyordum.fen lisesi öğrencisiyim ve hep hayata objektif bakmayı savunurum.insanlar dogmalardan kurtulmalı,diğer insanların yorumları evrensel değildir.evrensel olan bilimdir ve yalın bir şekilde anlatılmış parantez içindeki yorumlarla saptırılmamış bir Kur'andır ayrıca sanattır.bilime de inanmak olmaz kanıtlanmış birşey zaten kabul edilmelidir bu inanç meselesi değildir.araştırmaya başlarken en başta yalnızca ayet meallerini okuyorum ve okurken terledim titremeye başladım.yorumları okumadan bile sadece ayetler bağıra bağıra evrim var diyor.yazık bunları saptıranlara oturup iki dakika okusalar neler gizli fakat haberleri yok.yazıyı yazana çok çok takdir ve teşekkürlerimi iletiyorum.


Yazdıklarınızı okudum ve

krall35 -- 09.09.2009 - 23:19

Yazdıklarınızı okudum ve aklıma yatmadı değil.. Şuanda yaratılış hakkında araştırma yapmaktayım... Ve sizden bu ayetin ne derece evrime uyduğunun açıklamasını isticem...

Ey ademoğulları, şeytan , anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizide bir belaya uğratmasın, çünkü o ve taraftarları, sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları inanmayanların dostları kıldık.

Araf Suresi, 27


Açıklıyorum

xenix -- 10.09.2009 - 21:17

Bu ayetin evrimle uygunluk derecesi = 0

xenix


bu iyiydi xenix:)

Marsseh -- 10.09.2009 - 21:26

bu iyiydi xenix:)


Açıklama getiremediğinze

krall35 -- 18.09.2009 - 12:20

Açıklama getiremediğinze göre bende arkadaşa katılıyorum 0 ;)


tanri yanilgisi/Inamak ya da Inamamak

ebubekir -- 18.09.2009 - 22:37

"Tanri yanilgisi üzerine-Inanmak ya da Inanmamak"
yazari/Doc.Aliye Cinar´in kitabindan alinti;

"..Dawkins gibi gibi,ateizm misyonerleriyle de hesaplasarak zihinlere aciklik getirmeliyiz..hatta Antony Flew gibi,inandigini ilan edenlere karsi,Dawkins´in neden saldirgan oldugunu ve neden onlari"döneklikle"sucladigini sogukkanlilikla takip edip cözümlemeliyiz.."

"..Dawkins eserinde"ateistlerden hic inancsizliklari ugruna savasan var mi?"diyor.Tabii ki simdilerde ateizmin en iyi savascisi Dawkins.Ancak bu zorlu iste nasipsiz!oldugunu da itiraf etmeden gecemiyor.Deyim yerindeyse tek müridi Douglas Adams´a hitaben,bütün cabalarima ragmen
"muhtemelen inancini degistirdigim tek kisisin"demektedir.Ülkemizden müridi cikarmi bilmiyoruz.."

"..Aydinlanma düsüncesi batida sorgulandi,simdilerde maliyeti telafi edilmeye calisiliyor.Ancak biz bu Aydinlanma vapurunda cok fazla kaldik.

"..Bir kere Dawkins yanlis din algilari,dinin nasil kötüye kullanildigini iyi serimliyor.
Ancak Dawkins,bunlarin insanlarin kendi zaaflari oldugunu atlayip,bu yanlislari dine fatura ediyor.

"..Dawkins,insanin bir kültür ve medeniyet varligi oldugunu unutur.Sanki yiyip icen,cogalan ve bilimsel gelismeleri/özellikle Darwinciligi/izliyen biyolojik bir varliktir.Dolayisiyla o,kendini anlatmaktadir besbelli.."

"..Dawkins dogal olanla insani olan,maddi olanla anlamli olan arasindaki baglantiyi yani ahlaki izah edememektedir.Deyim yerindeyse ahlaki beden,maddi dogamizin,anlam ve degerle bulustugu baglamdir.Dawkins tam olarak bu noktayi kacirmaktadir:Sen benim sIrtImI kasi ben senin sIrtInI kasiyayim.Yine o,insanin bilincinin nasil güncellendigini,benligin tesekkülünü,anlam ve ölümsüzlük arzusunu aciklayamamaktadir.."

"..Dine(yanlis din yorumlarina)saldirmak icin arac olarak düsündügü konularin daha katmerlisini kendisi Darwincilikte kiyasiya savunmaktadir."Bu ne perhiz,bu ne lahana tursusu"sözü o kadar cok dilinizin ucuna gelir ki..Bunlari calismamizda tek tek gösterdik.."

Deniz cok sisili mi bilinmez,kaptan henüz karayi görmedigi icin,Aydinlanma vapurunda Tanri Yanilgisi kitabi ilgi gördü.Cünkü deniz bazen tutar insani..
devamini eserden okumaniz dilgiyle

slm.


ebubekir

xenix -- 19.09.2009 - 10:57

Dawkins'in Tanrı Yanılgısı kitabını okudun mu?

xenix


"Kur'an da vardı zaten"

metalcidana -- 08.07.2011 - 11:14

din köşeye sıkışıyor yavaş yavaş :) ben 7. yüzyıl arap yarım adası halkının bu derece yorumlamaya ve sembolizme başvurabilecek kapasiteye sahip olabileceğini hiç sanmıyorum :) bilim dine ters geldikçe önce bilimi yalanlıyorlar, sonra kabul ediyorlar. tıpkı Dünya'nın Güneş etrafında dönmesi, Dünya'nın yuvarlak olması gibi. Her şeyden çift yaratıldığının söylenmesi dişi ve erkek olarak söylenirken bakterilerin cinsiyeti olmaması hatta bir tek hücrelinin 7 cinsiyetli olduğunun bulunması sonucunda yeni yorumlarda ağız değiştirilip "burada öbür alemler kastedilmektedir, o alemde her şeyin bir başka çifti vardır." denerek top metafiziğe atılmaktadır. açıklanamayan her şeyde yapıldığı gibi :) bu günlerde geçecek. tıpkı eskiden olan onbinlercesi gibi şu anda "semavi" denilen dinlerde yok olacak. son fikir tartışması ise ateizm ile deizm arasında olacak ve biz agnostikler de uzlaştırıcı olarak hazır bulunacağız :) düşmanca değil tatlı bir rekabet ve saygı - sevgi çerçevesinde olacak bu. ayrımcılık kaynağı olarak değil.


Bende geçende bunu

aurora -- 27.03.2012 - 07:26

Bende geçende bunu düşünüyordum.
hatta bir ayet daha vardı, ben sizden önce de nice ademoğulları yarattım diye. bunun gibi bişeydi.
evrim var evet.
ama darwinin bahsettiği bir evrim yok diye düşünüyorum.
çünkü evrim olsa bile, hani değişen madde. yani benim fiziksel özelliklerim değişiyor.
ama kul olma özelliğim evrimleşmiyor ki. ya da ruhum evrimleşmiyor.
yani adem ilk yaratıldığında maymunmuş yok maymunun atasıymış zırvaları komik geliyor.
maymun dahi olsa kul olma özelliği devam ediyor.
lakin yanılıyor olabilirim. bilemiyorum.


Hadisler ?

edemirci1 -- 27.03.2012 - 09:58

Kuran'ın apaçık bir kitap olduğu Bakara 2/9 ayetinde bildiriliyor. "Ayetleri şifreli gönderdik çözün" demiyor. Kuran'da Nuh tufanın tüm yeryüzünde olduğu Nuh 71/26 ayetinde bildirilir. Ama Orta doğudan çıkıldığında (Japonya tarafına doğru açılın) Nuh tufanı olayına dair hiç bir mitolojileri yoktur. Nuh tufanı Sümerlerin mitolojisinden alıntıdır. Yaratılış yine aynı şekilde Sümerlerden alıntıdır. Aslında günümüzün arkeolojik bulguları dinleri çoktan çürüttü. Sümerlerin ilahları ve ibadetleri zaman içerisinde orta doğuda evrim geçirerek orta doğu dinlerini oluşturmuştur.

Bilimsel olan bir başka gerçekte evrenin tıpkı Dünya, Ay, Güneş, Güneş sistemi, galaksiler gibi hiç bir ilahi güç olmadan oluşacağıdır. Dinlerin yaptığı İnsan-Dünya-Güneş-Evren modellemesidir. Bir çok kişi küçük yaşta empoze edilen dinler yüzünden bu yanılgıya düşer. Oysa ki, odanızın büyüklüğünü uzay olarak alın. küçük bir toz zerresine bakın. Tekrar odanızın büyüklüğüne bakın ve son olarak tekrar toza bakın. Bu deneyi evren algınızın oluşması için lütfen yapın. Az önce baktığınız toz zerresi kadar uzayda yer kaplamıyor Dünya gezegeni. O kadar, o kadar, o kadar küçük ki, az önce baktığınız toz zerresi içerisinde milyarlarca gezegen ve yıldız barındıran Samanyolu galaksimiz olur. Milyarca gezegen içerinde çok çok küçük olan Dünya'da yaşıyoruz. Uzaydan Dünya'ya baktığımızda ise görünmeyecek kadar küçük canlılarız. Biz küçük canılar sadece evrenimizi anlamaya çalışıyoruz.

Dinlerin bakış açısında İnsan için evrenin oluştuğunu düşünürsek, İlahi gücün veya tasarımcının evrende minicik bir gezen için devasa evren yaratması saçmalığı karşımıza çıkar. Bunu mantıksızlığı şöyle örnekleyelim, 1 tane tavuk yumurtlatmak için şato yapıyorsunuz.

NOT:Zamanın değerli olduğu 21yy'da vakit ayırarak okuyan herkese değerli vaktini harcayarak okuduğu için çok teşekkür ederim.


900lü yıllarda İbni

aurora -- 03.12.2012 - 22:10

900lü yıllarda İbni Haldun evrimden bahsetmiş sonsuz.. :) yaşar nuri diyormuş, ben demiyorum.


Orhan hançerlioğlu da

aurora -- 03.12.2012 - 22:18

Orhan hançerlioğlu da kitabında bahsediyor İbni Haldundan. hatta adama fena takmış, her sözünü en iyisini allah biliyor diye bitirdiği için


Evrimden veya tekamülden

sonsuz -- 03.12.2012 - 23:06

Evrimden veya tekamülden veya merhalelerden bahsetmek yetmiyor malesef.

Aristo da bahsetmişti evrimden. Ama hepsi doğru veya en azından aynı şeyden bahsetmiyor.





darwin'in evrim kuramının

aurora -- 04.12.2012 - 07:58

darwin'in evrim kuramının temelini atan şahsiyet değil mi şimdi?

İnsan maymundan gelmektedir..

Ama tabi herşeyin doğrusunu Allah bilir.

kitabını okumanızı öneririm. :)


Yani eğer müslümanlar

sonsuz -- 04.12.2012 - 10:22

Yani eğer müslümanlar evrim teorisini bu şekilde sahiplenecekse benim için sorun yok. İbni Haldun önce söylemiş olsun. Benim için kimin önce söylediğinin bir önemi yok. Fakat bunun için ikna etmen gereken insan kitlesi farklı.





Madem Kuran'da evrim

KaptanMosey -- 04.12.2012 - 13:53

Madem Kuran'da evrim geçiyor, evrim niye 1800'lü yıllarda keşfedildi aurora? Niye 600'lü yıllarda değil? Veya ibni Haldun... diyelim dediğin gibi evrim'den söz ediyor olsun. Bunu Kuran'ın ilgili ayetlerini okurken mi farketmiş? Yoksa hayvanlarla, bitkilerle falan bazı çalışmalar yaparken mi aklına düşmüş böyle bir fikir?

Batı'da evrimin bulunmasını sağlayan gözlemlerden bazılarını gene islam coğrafyasında yaşamış Biruni de yapmış mesela. Yanlış bilmiyorsam hayvanların birbirlerine benzerliğinden falan bahsetmiş. Çinli mi hintli mi ne bir bilgin vardı gene M'le başlıyordu adı galiba, mesela o da böyle evrim fikrinin kıyılarında gezmiş. Ama o dönemlerde Dünya'nın yaşı bilinmiyordu, kutsal kitaplara bakarsan ise 6000 yıl civarı bir şey söylüyordu. Bu süre evrim için fazlasıyla yetersiz.

Zaten islam bilgini falan bile sayılsa ibni sina, biruni, ibni rüşt gibi bilginler bence pek müslüman sayılmaz. Belki ibni haldun da öyledir, onu tanımıyorum. Bu saydığım üçü bazı islam öğretilerini ciddi olarak sorguluyor. Mesela Biruni, Kuran'da kaç yerde düz bir dünya'dan bahsedildiği halde dünya'nın çapını falan ölçüyor ve hatta o döneme kadarki en hassas sonucu buluyor falan. Böyle yani, bir müslüman'dan beklenmeyecek kadar özgür ve sorgulayıcı bir zihne sahiplermiş.


:))

ebubekir -- 04.12.2012 - 15:21

1-kölelik batida niye 1800´lü yillarda kaldirildi KaptamMosey? niye 600´lü yillarda degil ?

2-kuran´in hüküm vermedigi konular insanlar icin serbest alanlardir dolayisiyla biruni vd. serbest alanlarda özgürce fikir yürütmüs
en özgürcesinden bu onlarin kuran ilkelerine göre hareket ettiklerini gösterir yani müslümandan bekleneni yapmislar:)


slm.


Evrimin temelini atmışlar

aurora -- 04.12.2012 - 15:43

Evrimin temelini atmışlar işte, daha ne keşfi olacak onu gerçekten anlamadım.
Evrim kuranda var yok,konum bu değil. Sonsuz ' bugüne kadar neden hiç bi müslüman çıkıp bunu ortaya atmamıştır?' demiş, ben onun için İbni Haldun'dan bahsettim.


Ne demiş İbni Haldun

saron -- 04.12.2012 - 16:09

Ne demiş İbni Haldun evrimle ilgili? Ben az çok tanıyorum okudum kendisini ama evrimle ilgili bir şey söylediğini görmedim. Aristo gibi bir sınıflandırma yapmıştır sadece. O da tamamen keyfi ve biraz da absürd olarak.


kendisi evrim teorisin asıl

aurora -- 04.12.2012 - 16:24

kendisi evrim teorisin asıl babasıdır. bu konu hakkında şu vecizelerde bulunmuştur;

"biz evreni tertip düzen ve mükemmeliği ile sebeplerini ona sebep olan amillerle ilgili ve varlıkları birbirlerine bağlı olarak yoruyor, varlıkların birinin diğerine dönüşümü olarak yorumluyoruz.."

".. daha sonra hayvanlar dünyası gelişmiş türleri çoğalmış giderek neticede düşünce ve fikir sahibi insana kadar yükselmiştir. daha yüksek aşama olan insanların seziş ve kavrayışları bulunan fakat henüz gerçek düşünce ve fikir aşamasına varamamış olan maymunlardan ulaşılmıştır..."

"bitkilerin en karmaşığı ile hayvanların en basiti, hayvanların en karmaşığı ile insanlar akrabadır.."

bu fikirleri 14.yüzyılda ortaya atmış, kendisi hakkında bilgilerin nerdeyse tamamı batının kütüphanelerinden çıkan islam bilgini.


Tamam işte bunlar

saron -- 04.12.2012 - 16:34

Tamam işte bunlar sınıflandırma meselesi. (Zaten diğer yorumlar da sanırım İbni Halduna değil onu yorumlayan başka birine ait)

Vikipediden
Aristo ve onu islami çerçevede yorumlayan birçok islam filozofu gibi İbn-i Haldun da varlıkları aşağıdan yukarıya belli bir düzene göre sıralar ve yine benzer şekilde ruhani âlem, cismani âlem gibi ayrı âlemlere yerleştirir.[80] İbn-i Haldun, varlıkların içinde olduğu üç âlemden sözeder. Bunlar duyularımızla idrak edilen ve içinde maden, bitki ve hayvanların bulunduğu "duyular âlemi" veya "maddi ve cismani âlem", içinde insanların bulunduğu ve düşünce ile idrak edilen "düşünce âlemi" ya da "beşeri âlem" ve rüyalar ve kalbe ilham gelmesi gibi daha farklı şekillerde hissettiğimiz "melekler ve ruhlar âlemi"dir.[81][82] Bu âlemlerdeki varlıklar da yukardan aşağıya bir düzen içinde sıralanırlar. Her âlemin en üst basamağındaki varlık, kendinden sonra gelen âlemin en alt basamağındaki varlığa geçiş özelliğine sahiptir. Örneğin bitkiler âleminin son basamağında yer alan üzüm ve hurma ile hayvanlar âleminin en alt basamağındaki salyangozun böyle bir ilişkisi vardır. Benzer şekilde duyular âleminde en üst seviyede olan maymun ile düşünceler âlemindeki insan da böyle bir ilişkiye sahiptir. Peygamberlerin de, insan görünümünde olmalarına karşın, en üst basamakta oldukları için bir üst âlem olan "melekler âlemi"ne geçmeleri mümkündür.[83]

Yani bu yazılanlarla evrim teorisi arasında bir ilişki kurabiliyorsanız biraz daha kassanız peygamber oradan da melek olacağınız sonucu çıkar.


Ben bilmiyorum valla :)) bir

aurora -- 04.12.2012 - 16:44

Ben bilmiyorum valla :)) bir arkadaşım bahsedince İbni Haldun'dan ebubekir ve sizler konuya katkıda bulunursunuz diye düşündüm. Sözü ebubekire bırakıyorum artık
teşekkürler


Bi saniye anlamadım. bu

aurora -- 04.12.2012 - 16:49

Bi saniye anlamadım. bu adam Mukaddime adlı eserinde insanoğlunun, tür çeşitliliğinin arttığı bir süreçte "maymunlar dünyasından" türediğini yazıyor ve evrimle alakası yok?? Kaçırdığım nokta nedir?

ve peki madem öyle.. neden insanlar onu evrim teorisinin babası olarak adlandırıyor?


kuran onca yerde "aklinizi

ebubekir -- 04.12.2012 - 20:37

kuran onca yerde "aklinizi kullanin" der ve aklin/mantigin onayladigi seyi de onaylar..

mesela,
nicin yaratildik,nereden geldim,nereye gidiyorum sorusu akilli/mantikli olmanin alametidir hayvanlar sormaz ya bu neyin alametidir ?

mesela,
insanda inanma ihtiyaci nicin vardir ? yoksa bunca arti/eksi söz,kafa catlatmak niye laf olsun torba olsun niyetine mi ?


***


"............şahsen bana "senin ataların maymun mu" diye sorana ben de "senin ataların hıyar mı" sorusu ile karşı bir önerme oluşturabilirim.

"Biz sizi kan ve pıhtıdan" yarattık diye bildiğinden "maymundan gelindiği ispatlanırsa kutsal kitapların tamamının sayfalarından uçak yapmak zorunda kalacaz" diye korkanların işidir o yukarıdaki alıntılanan kısım...

....kitabı okuyan yok.

Duyduğunu satan çok.

Açalım bakalım;

İşte Nuh suresi; 13 14 15 16 17 ayetler;

13. Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız?

14. Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır.

15. Görmediniz mi, Allah'ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını?

16. Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır.

17. Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetişdirdi.

14. ayette ne diyor?

Aşama aşama...merhale merhale.
Evrim ne?

17 de ne diyor?

Buyrun bakalım...

Ne gibi?

Bitki gibi...

E hıyar ne?.........." (sonsuzus-(HoLa/19/03/2008)

***

ve bir hikaye;


"....Birgün Firavun yanındakilerine dönüp "Ben de yaratıcıyım, ben de yaratırım...

Mesela Musa'nın Rabbi çamurdan insaoğlunu yarattı diyorlar, ben bunu kolaylıkla yapabilirim diyor..."

Cebrail a.s. Allah'ın emriyle olay yerine geliyor...

Kimliğini belli etmeden ona "Firavun sen gerçekten birşey yaratabileceğine inanıyor musun?" diyor...

"Evet!" diyor Firavun ve ekliyor;
"Hem de herkesin gözleri önünde çamurdan bir insan yapacağım..."

Sonra eğiliyor yere doğru bir parça toprak almak için...

Ve

"yooo" diyor Cebrail;

"Kendi toprağınla Firavun,

kendi toğrağınla..."

:)

***

islam ve evrim teorisi; (ihsan eliacik)

"...........Bunların bir çok fikirleri var ama özellikle “evrim” hakkında ne düşündüklerini öne çıkardım.

Okuyunca
“Bunlar modernizmden etkilenmiş” demeyesiniz çünkü ölüm tarihlerine dikkat edin; en eskisi 1250, en yenisi 600 yıl önce öldü...

Cabir bin Hayyan (öl. 815):
Cabir, kendiliğinden oluşu tevlid ve tevellud, sunî oluşumu tevâlud ve tekvin, ilahi yaratma fikrini de kevn ve halk terimleriyle açıklamaktaydı. Cabir, bazı bitki ve hayvan türlerinin, hatta ilk insanın, kendiliğinden vücut bulduğunu kabul etmekten öte, minerallerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların sunî olarak laboratuarda üretilebileceğini bile iddia etmektedir.

***

Nazzam (öl. 845):
Şair, düşünür, edebiyatçı, kelamcı ve filozof… Birçok eser yazdığının bilinmesine rağmen günümüze hiçbir eseri ulaşmayan Nazzam, kendi döneminde Dehriye, Zerdüştlük, Cebriye, Murcie vb. akımlarla mücadele etmesiyle ve Aristo’yu eleştirmesiyle tanınıyordu. “Gumûn ve burûz”, “tafra” ve “hareket”e dair doğa ve fizik felsefesine üzerine orijinal görüşleri vardı. Nazzam bir nevi kozmolojik evrim diyebileceğimiz bir teori savunmaktaydı. Ona göre doğaya aykırı olağandışı olaylar değil; doğanın bizzat kendisi mucizedir. Bunun dışında peygamberler sanıldığının aksine olağandışı mucizelerle halkın karşına çıkmış değillerdir.

***

Câhiz (öl. 869):
Kelamcı, antropolog ve zoolog… Cahiz, Kitabu’l-Heyavan adlı kitabında biyolojik evrimi açıkca savunmuştur. Ona göre evrenin yaratılışını başlatan Allah, aynı zamanda onu evrimleşme yoluyla teşekkül edici, hem de türleri devamlı evrimleştirici kılmıştır. Bu bakımdan evrimin gerçek sebebi Allah’tır. O, yaratılışı yaratıcı tekamül süreci olarak irade etmiştir. Türler kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel kuvvet sebebiyle evrimleşmektedirler. Bu potansiyel kuvvet onlara Allah tarafından konulmuştur. Türlerin içindeki potansiyel kuvvet, fiziksel çevre, iklim şartları, hayat mücadelesi ve doğal seçilimin etkisiyle ortaya çıkmakta, yaratıcı tekamül birbiri ardı sıra türleri ortaya çıkarmaktadır.

***

Birûni (öl. 1061):
Büyük ansiklopedik İslam filozofu… Jeo-kimyasal ve Jeo-biyolojik evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Biruni’ye göre evrenin tekevvünü Allah’ın öyle irade etmesi sonucunda jeo-kimyasal ve biyolojik bir evrimin sonucudur. Allah’ın ezeli planına göre evren, genel jeo-kimyasal evrimler geçirmektedir. Bu esnada, uygun şartlar oluştuğunda madenler ve canlı türler birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Her bir jeo-kimyasal zaman kendi türlerini ortaya çıkarmaktadır.

***

İbn Miskeveyh (öl. 1030):
İslam tarihinde ilk ahlak filozofu…Ona göre varlığın hiyerarşik mertebelenişi, ana hatlarıyla en aşağıdan başlamak üzere inorganik cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler şeklindedir. Dolayısıyla basitten karmaşığa, inorganik olandan organizmaya, fiziki olandan metafizik olana doğru yükselen hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Her mertebe ayrıca kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılmaktadır.

***

İbni Tufeyl (öl. 1185): ve İbni Nefis’in (öl. 689/1288)
aynı adlı romanları Hay bin Yakzan ise insanın menşei hakkında tabiatçı bir teoriyi savunmaktaydı. Her iki romanda da tabiatın çocuğu olarak, annesiz-babasız, toprak ve çamurdan kimyevi/biyolojik tepkimelerle canlı haline gelen Hay bin Yakzan aslında Adem’in yaratılışını anlatmaktadır.

İbni Haldun (öl. 1406):
Tarihçi, siyasi filozof ve sosyolog… İbni Haldun Mukaddimesi’nde açıkça “Hurma ve üzüm ağacı sedef ve salyangoza, maymun insana, insan meleğe insilah edebilir” görüşünü savunmaktadır. Burada “insilah” kelimesi daha iyiye geçme, tekamül, transformasyon, dönüşüm, reform, değişim vb. anlamlara geliyor................" (daha fazlasi islamin yenilikcileri kitabinda)



slm.







Ateyizler bunu da açıklayın!

köledoyuran -- 05.12.2012 - 12:20

Kuran-ı Kerim'de Evrim var mı yok mu tartışmasından önce, Ateistlerin nesnellik ve gerçeklik algısının çok sorunlu olduğunu düşünüyorum. Bu kesim, yazınsal metinlerin anlam ve içerik olarak mutlak, değişmez bir algı ve zihniyet dünyasına ait olduğunu düşünüp, fena halde yanılıyorlar.

Bir metnin tek bir anlama gelecek şekilde yorumlanması gerektiğini, 'gerçek İslamın' sizin kendi algınızda tasavvur ettiğiniz İslam anlayışı olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Bu tür bir tekçi, monist anlayışın bugün sosyal bilimlerde kabul edilmediği epistemolojiyi ilgilendiren tüm konularda da sıkça dile getirilir zaten. Örneğin bir olgunun nedenleri, hangi faktörlerden etkilendiği gibi konularda hem bizim bilgi eksikliğimizden kaynaklı olarak epistemolojik 'belirsizlik', hem de olgunun varlığından, doğasından kaynaklı olarak ontik bir belirsizliğin hüküm sürdüğünü bugün biliyoruz. Keza buna benzer bir şekilde, bir metnin 'anlam' bakımından özneye, zihne bağımlı olduğunu, öznenin algılayış biçimine bağlı olarak metnin bir 'anlam' kazandığı da bugün çeşitli sosyal bilimciler tarafından sıkça dile getirilen bir konu.

Bir metnin tek bir doğru 'yorumu' olduğunu, muhtemel 'okumalarını' dışarıda bırakacak şekilde o metnin 'herkes için geçerli' bir okumasının yapılabilirliğinin mümkün olabileceğini sanıyor musunuz? Herkesin 'aynı şekilde anladığı', üzerinde anlaşılıp konsensus yapılacak bir yorum mümkün müdür?

Metinler, biz onlara anlam yüklemedikçe sessizdirler.. Onları konuşturan bizleriz Herbirimizin tecrübesi, bakış açısı ve perspektifi, yorumlayış tarzı metinlere bir çok anlam kazandırır. Metinler çoğul anlamlıdırlar. Eskinin monist bakış açısı artık geçerlilik görmüyor maalesef.

Derrida, edebi metinlerin kapalı, sembolik ve imgelerle örülü olduğunu, bu yüzden metnin anlamının da örtük, belirsiz bir yapıda olduğunu söyler. Fakat bilimsel metinleri de bundan ayrı tutmaz. Bu bağlamda anlamı açıklamak 'eleştirmenin' görevidir. Benzer bir şekilde hem edebi hem de bilimsel bir yanı bulunan Kuran-ı Kerim de bu şekilde yorumlanmalıdır.

Derrida bilimsel bilginin elde edilmesinde insanın zihin ve algısının hiçbir şekilde nesnesel dış dünyayı temsil edemeyeceğini öne sürmüştür. Tam da bu bağlamda değişmez, nesnel bir algılayıştan ziyade göreli, rölatif, nispi bir algılama durumu söz konusudur. Dış gerçekliğe ait bir bağın bulunmaması, öznenin öneminin bu algılama ve bilgi edinme sürecinde önemli bir yeri olduğunu gösteriyor bizlere.

Burada hem metni okuyan bireyin semantik yüklemesi, hem de metin yazarının semantik yüklemesinin farklılığından, birbiriyle çakışmamasından dolayı bir farklılık vardır. Hem de metin yazarından bağımsız olarak, özneden kaynaklı olarak metnin 'çok anlamlılığa' sahip olmasından dolayı bir fark vardır. İkisinin mutlak ayrılması gerektiğini düşünüyorum.

Kuran'da da Evrim teorisinin olup olmadığıyla ilgili olarak tarafların önemsediği konular ve durumlar her zaman önplandadır. İnsanlar kitaptan evrim teorisini de (topicteki ayetlerden görüldüğü gibi), İhsan Eliaçık gibi sosyalist bir düzenin var olması gerektiğini de savunabilir. Bunun için Kuran değerli bir kaynaktır.

Bunun bilincinde olup, Ateistlerin bilimi hiçe sayan savlarını lütfen ciddiye almayınız.

Rabbim onlara hem hidayet, hem de bilimsel düşünebilme yetisi verir inşallah.


"Bi saniye anlamadım. bu

saron -- 06.12.2012 - 14:18

"Bi saniye anlamadım. bu adam Mukaddime adlı eserinde insanoğlunun, tür çeşitliliğinin arttığı bir süreçte "maymunlar dünyasından" türediğini yazıyor ve evrimle alakası yok?? Kaçırdığım nokta nedir?"


Mukaddimeye önceleri göz gezdirmiştim. Neresinde yazıyor bu söylediğiniz şey, elimde var açıp bakarım.


İbnn Haldun veya Miskeveyh

gamaro -- 06.12.2012 - 15:40

İbnn Haldun veya Miskeveyh gibi düşünürler, biyolojik evrimden filan bahsetmiyorlar.

Onların bahsettikleri daha başka birşey.

Ruh, tin, öz, vs.. Ve bunların yaratılış prensipleri gereği tabiattaki çeşitliliği ve niteliksel farklılıkları var edişinin hiyerarşisine dair metafizik bi analiz vs. filan işte..

Bi enerji var! diyo yani adam.. Fui-fotzi enerjisi ki, ruhla damıtılıyo bu tabi.. e işte ona %10 tin katınca insan oluyo (yaratılış prensibi gereği)... tinsiz olup az damıtınca maymun.. fui'siz yaparsan kedi-köpek.. hiçbişi yapma ver fıçıya doğrudan: börtü böcük.. fıçıyı da sittiret aksın gitsin: otcuk, yaprak neyim..

Gibi:)


Zaten biyolojik bir evrimden bahsediyor olsalardı (hani maymundan sonra insan aşaması başlıyormuş vesaire) şu soruyu kesin sormuş olmaları gerekirdi anadınmı;

-Yau kardeşim, madem insan maymundan geliyor, o zaman şimdiki maymunlar neden insan olmuyor taman?!

:)

Sormuşlar mı böyle bişey?

..sormamışlar.

Dedim ya, onlar başka birşeyden bahsediyorlar.

Yoksa kesin sorardılar:)


Yukarıdaki yazımda

köledoyuran -- 06.12.2012 - 17:32

Yukarıdaki yazımda bahsettiğim tarz bir metin de Marx'ın yazdığı Kapital'dir. Marx'ın ardından gelen felsefeciler bu metni çok farklı şekillerde yorumlamış ve benimsemişlerdir. Pratiğe geçirirken dahi Çin, SSCB gibi çok farklı Komünizm deneyimleri ortaya çıkmıştır.. Bu örneği vermeyi unuttuğum için buradan belirtmek istedim. İsterseniz konuya dair farklı örnekler de verebilirim.

Kuran-ı Kerim'de de evrim yoktur diyen Ateistlerin, kitapta evrimin olmadığını değil olmasını istemedikleri sonucunu çıkarıyoruz. Çünkü Ateistlerin Allah'ın olmadığına dair tek dayanakları bu teoridir. Bu teorinin hem Kuran'da geçmesi, hem de İslam sosyologları ve bilim adamları tarafından zamanında savunulduğunu bilmelerinin, fikirlerine çok büyük bir darbe vuracağı açıktır.

Biyolog ve zoolog olan El-Câhiz 'Hayvanlar Kitabı' adlı eserinde hem besin zincirini dönemin şartlarına göre tanımlamış, hem de çevre faktörünün hayvan türlerinin hayatta kalmasında önemli rölünün altını çizmiştir. 'Doğal seçilimin', 'Survival of the Fittnest' olarak adlandırılan konunun temellerini atmıştır. Örneğin şöyle bir pasaj söz konusudur; ''Kısaca hiçbir hayvan yiyecek olmadan var olamaz ve avlanan bir hayvan, kendi sırası geldiğinde av olmaktan kurtulamaz. Her zayıf hayvan, kendinden daha zayıf olanı yok eder. Güçlü hayvanlar ise kendilerinden daha güçlü hayvanlara yem olmaktan kurtulamazlar.''

İslam sosyolog ve tarihçisi İbn-i Haldun'un savundukları da salt metafizik olarak adlandırmak çok büyük insafsızlık olacaktır. Bitkilerin, hayvanların ve insanların düşünme ve algılama becerilerini tanımlamıştır. Bu bağlamda maymunlar ile insanlar arasında böyle bir ilişkinin mevcut olduğunu keşfetmesi, maymunların insanlara geçiş yaptığını söylemesi önemlidir. İbn-i Haldun sadece insanların değil toplumların da evrim geçirdiğini çeşitli verilerle aktaran bir alimdir.

Haldun'un ondan önceki alimlerden farkı; İlk kez 'geçiş ve dönüşümü' biyolojik ve organik bir özellik olarak tanımlaması, yani bir canlının biyolojik bir dönüşüm geçirerek başka bir canlı türüne dönüşebileceğini, bu yolla yeni canlıların oluşabileceğini kabul etmesidir.

Ancak bunun yanında ruhani evrimi, tekamülü de kabul etmiştir. Bu konuyu kabul etmesi önceki savunduklarının 'biyolojik evrim' noktasında reddedileceği anlamın gelmemektedir.


gamaro;"..Dedim ya, onlar

ebubekir -- 06.12.2012 - 17:59

gamaro;"..Dedim ya, onlar başka birşeyden bahsediyorlar..."

darwinizm ile evrim farkli seyler oldugundandir:)

mesela,darwinciler evrim arkasina saklanip "allah yok,din yalan" sloganin icini doldurmaya calisirken teist (İbnn Haldun veya Miskeveyh gibi düşünürler) evrim´i "yaratici"hakkinda milyarlarca kanittan sadece biri kabul eder..


slm.


Köledoyuranı sevdim, vakit

gamaro -- 06.12.2012 - 22:20

Köledoyuranı sevdim, vakit buldukça kendisiyle tartışmak isteyeceğim.

Ama önce Ebubekir:)

" ..teist (İbnn Haldun veya Miskeveyh gibi düşünürler) evrim´i "yaratici"hakkinda milyarlarca kanittan sadece biri kabul eder.."

Şu dediğin doğru olsa bile sevgili bekir, bu ancak ve sadece: ispat edilmek istenen şeyin bizzat kendisini kanıt olarak kabul etmek suretiyle yürütülen muhakemenin tipik bir örneğidir. (bknz: mantık hataları)

Evet evet.

Evrim yaratıcı hakkında bir kanıttır tabi.. Lahana ve şeftali mucizesi.. ve satürnün halkaları ve soğan cücüğü.. sonra down sendromu.. nokta mutasyonlar, replikasyon hataları ve bütün düşükler.. ve sizofreni, piromani.. eşcinsellik (bak bu önemli) ve fruktoz intoleransı..

Kadının memesi, erkeğin çükü, anal sfinkter ve kraliçe arı..

Hepsi kanıt.

Bişey diyeyim mi?

Qui nimium probat, nihil probat.








sevgili gamaro,evrim

ebubekir -- 07.12.2012 - 08:48

sevgili gamaro,evrim yaratici (bir güc/o güc) hakkinda birilerine kanit olurken bazilari icin olmayabilir bunda sasilacak bir durum yok zaten onca okumalar,tartismalar hatta baski ve müdahalelere ragmen bu gercek degismedi..

maksat yaratici (bir güc/o güc) yoklugunu yada varligini kantlamaksa itiraz ile kabul cephesinde bir ilerleme yok 2012 yilindayiz horoz dövüsü devam ediyor..

gamaro yazmis;"..Qui nimium probat, nihil probat.." keske tercümesini de yazsaydin sagolsun dünya kütüphanesi google´den arattim anlami söyleymis, "...wer zuviel beweist, beweist nichts.." güzelmis..

cok ispat eden hicbirsey ispat etmis sayilmiyorsa nicin hala birseyleri ispat edicem diye yirtinip düruyorsun ?

bazen igneliyerek,bazen orantisiz tepki vererek bazende hizini alamayip küfürler esliginde kalpler kiriyorsun deger mi ?

onca kitap okumus mürekkep yalamis bilgi sahibi olmussun yakisiyormu sana? ben yakistiramiyorum..

bilginin agirligina tekrar kavusman dilegiyle ilk zamanlar yani mükemmel oldugunu ilan etmedigin dönemlerde oldugu gibi:)


slm.


Sevgili Bekir,

gamaro -- 07.12.2012 - 10:51

Sevgili Bekir,

Söylemekten dilimde tüy bitti ki sorma.

Ben var ya, eleştiriye aslaa karşı değilim inan.

Ama neydi?

Tabikine de yapıcı olması kaydıyla!..

:))

E işte noolsun,

Eskiden biraz kibirliydim, lakin artık mükemmelim.


Bak seeen..

Derrida'yla Kuran okuyan bellek, bu cümleye de el atsın bi zahmet.


köledoyuran kardeşim sen

manolya -- 07.12.2012 - 11:57

köledoyuran kardeşim sen ne yapıyorsun ateşle oynuyorsun. Kelamcıların peşine düşmüşsün, şeytana uyma. kelamcıların iğfal ettiği dinimize yaptığı kötülükler hiristiyanların işine gelmiş tarihe bakarsan görürsün. El-Câhiz dediğin münafık Aristoya özenip canlıları sınırflandırmaya çalışmış ama güçlü zayıfı yer bu doğa kanunudur bunu küçük çocuklar bile bilir evrimi nerden çıkarıyorsun? Kur'ani kerimde evrim olsaydı rabbimiz bunu açık açık söylerdi Hz. Adem'i yaratmış topraktan önce maymunu yarattım diyor mu, rabbimiz ol deyince olur, ayet çok açık Deridayı felsefeyi kuran'i kerime bulaştırma kelamcıların oyununa gelmeyin, günaha girmeyin son pişmanlık fayda vermez.


manolya,RAB maymunu

ebubekir -- 07.12.2012 - 14:59

manolya,RAB maymunu "adem"den önce yaratMAdim da demiyor:)

hem,ademi "halef" sectigine göre ortada bir "selef" olmali peki bu selef nasil biri ? bize mi benzerdi yoksa........

niye olmasin ?

oysa meleklerin,"Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birimi yaratacaksin" itirazi üzerine RAB, "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim" beyaniyla melekleri uyarmisti..

niye olmasin ?

farzetki maymundan türemis oldugumuz 100´de yüz ispat edilmis olsun itirazmi etcen ve itirazin kime olcek ? halbuse allah herseye gücü yetendi ol der olacak olurdu hatta bir yaprak O´nun izni olmadan kipirdayamazdi vs. yanlis mi ?

kafanizi calistirin korkmayin acimaz nitekim "o gün" kafatasin icindeki nicin yaratildi sorarlar..


bak forumdas hola güzel toparlamis;

İşte Nuh suresi; 13 14 15 16 17 ayetler;

13. Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız?

14. Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır.

15. Görmediniz mi, Allah'ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını?

16. Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır.

17. Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetişdirdi.

14. ayette ne diyor?

Aşama aşama...merhale merhale.

Evrim ne?

17 de ne diyor?

Buyrun bakalım...

Ne gibi?

Bitki gibi...

E hıyar ne?.........."


slm.


Allah Adem'i

gamaro -- 07.12.2012 - 15:34

Allah Adem'i yarattı...

Sonra meleklere gösterdi..

Melekler itiraz ettiler..

Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksin?.. dediler..

Rab de dedi ki; Ben sizin bilmediklerinizi de bilirim.

Heee..

-Demek ki ne demiş olabiliyo rab?

-Len olm bi durun la hemen gerilim yapmayın hem ne biliyonus belki önce maymun etçem ondan sonna merhaleyle filan.....?

..diyo:)

Tabi..

Ve böyle olunca da nooluyo haliyle, yok insan yeryüzüne incek de bozgunculuk yapcek diye tutturan melekler filan susuyo tabi ama allah hepsini bildiği için biz bilemiyoruz işte...

Yani?

-Kan dökecek, bozgun çıkarcek!
-Len bi sus, nerden biliyon belki evrimle yaratacaam!



Derrida'nın gözünü seviim:)






Ayrıca Ebubekir.. Madem

gamaro -- 07.12.2012 - 16:51

Ayrıca Ebubekir..

Madem insanlar maymundan geliyorsa, şimdiki maymunlar niye insan olmuyo yauu?

:))


Sayın ebubekir, harun

AntiAteist -- 07.12.2012 - 16:56

Sayın ebubekir, harun yahyanın kitaplarını okumuyorsunuz galiba, modern bilim defalarca kanıtladı ama siz hala evrim diye tutturmuşsunuz, şeytanın oyununa gelmeyin uyanık olun.


harunmuş

antimal -- 07.12.2012 - 19:13

Sayın antiateist,

Richard dawkins, senin o yücelttiğin harun yahyayı güldürü malzemesi olarak kullanıyor. Hani ciddiye almayı da geçtim :)

http://www.youtube.com/watch?v=vbOakkoWgOI


gamaro,insan/maymun

ebubekir -- 07.12.2012 - 19:35

gamaro,insan/maymun baglantisi darwincilerin iddiasi dolayisiyla sorunun muhatabi ateistler oluyor buyrun..

:)))

slm.


sayin AntiAteist,kuran´in

ebubekir -- 07.12.2012 - 20:40

sayin AntiAteist,kuran´in evrim hakkinda beyani benim icin yeterli ekstra kanita ihtiyac duymuyorum..

hem,bilim adamlarinin kanit olarak sunduklari yarin bir baska bilim adami tarafindan yanlislanabilir kaldiki ben kanit üzerinden yaraticiyi kabul etmedim ki birilerinin belgesine ihtiyacim olsun:)

adnan oktar´a gelince o bir magazin soytarisi her molla showmenler gibi adnan´in anlattiklari da bana bi katki saglamiyor..

kusura bakma ama adnan´dan sa sonsuzus da yazan ateist/marksist arkadaslardan (cedellesmemize ragmen) daha fazla istifade ediyorum..


slm.


Doğrusunu Anlatıverem

Kardan Adam -- 08.12.2012 - 20:31

İşin aslını hiç biriniz bilmiyorsunuz, anlatıverem bari. Zaten Kuran da sansürlü inmiş müslümanlara.

Malum Allah insanları çift yaratmış. Adem'in ikizi Alex, Havva'nın ikizi Ester. Ademle Havva yasak meyveyi yemiş ve birbirlerinden utanarak örtünmüşler, oysa ki Alex ile Ester düşünmüşler ve bunun tuzak olduğunu anlamışlar. "Madem Allah yememizi istemiyor, o halde neden başka yerde yetiştirmedi bu ağacı? Veya neden etrafına geçilmez bir çit koymadı? dıye turumlamışlar ve yememişler. Malum Ademle Havva cennetten kovulmuş, Cennetmekan Alex ile Ester ise cennette kalmışlar.

Lakin Alex ve Ester bir süre sonra sıkılmışlar ve Allah'a rica etmişler: Yücelerden yüce rabbim, burada çok canımız sıkılıyor, lütfen bizi de yeryüzüne gönderir misiniz? Yanlış anlamayın, menanımız yıne cennet lakin ara sıra arkadaşlarımızla sohbet etmek isteriz. Allah Alex ile Ester'in bu ricasını kırmamış ve onları da dünyaya göndermiş.

Ne var ki yeni gelenler elma yemediklerinden utanma nedir bilmezler, açık saçık gezinirlermiş. Bakmışlar olacak gibi değil, cehennem ehli insansı yaratıklar kendilerini horluyorlar, nudist klüpler kurup oralara gitmeye başlamışlar.

İşte arkadaşlar, utanma nedir bilmeyen cennetmekan ınsanlar cennete, utanıp her tarafını sımsıkı kapatan ehli cehennem erbabı cehenneme gidecektir. Kuranda yeri var



Eee, benim mesaj nereye

gamaro -- 08.12.2012 - 20:58

Eee, benim mesaj nereye gitti?

Hani beleşcilik ve türevleri..

-Kim demis kardesim kuranda evrim yok diye, bal gibi var, evrim vahyden onay alır bikerem!
-Ama iddia sahibi ateistler oldugundan, insan-maymun iliskisini de onlar acıklasınlar..

Nooldu, karayorum diye bişii mi oluştu?

:)


Ben evrime ve tekamüle

deryaaa -- 09.12.2012 - 13:03

Ben evrime ve tekamüle inanıyorum ilk insan, akıllı varlık, homo sapiens, adem as. ile simgelendi.Ama asıl önemli olan ruhsal ve fikirsel evrim yani tekamül.Hani cennet neden yedi kat diyoruz ya, neden huriler şaraplar bahçeler var diyoruz ya.Mesele senin hayatta ne kadar mesafe katettiğin .Eğer sen aklını kullanmayıp aşağı bir seviyede kaldıysan ve cennete girmeye de hak kazandıysan sana Kuranda bahsedilen altlarından ırmaklar akan bahçelerden bir cennet sunulacak.Ama sen bunları saçma buluyorsan Yunusun da dediği gibi senin için bir anlam ifade etmiyoorsa senin seviyene uygun bir cennetle karşılaşacaksın.Allah'a bir adım daha yakın olan bir üst boyut.
Bizi cennete yada cehenneme götürecek olan şey tanrıya inanıyor musun sorusuna verdiğimiz cevap olamaz gibi geliyor bana.Yanılıyor da olabilirim.Ben şöyle düşünüyorum biz Allahı ancak isim ve sıfatlarıyla biliriz.O halde ona inanıyor olmak onu ne kadar temsil ettiğimizle (halifelik) ölçülür.Tanrıya inanmayan bir doktor çocuklarına eşine rahman ve rahim(koruyucu, merhametli) oluyorsa, hastalarına şafi oluyorsa, ve mesleğinde alim oluyorsa bu adam Allah'a müslümanlığı sadece kimliğinde kalmış bir inançlıdan daha uzaktır diyemeyiz!


Kaybolan mesajim:Darwin ile Kuran farki

Stalker -- 09.12.2012 - 13:52

Darwin insan maymunsulardan evrimlesti diyor , Kuran ise gergedansilardan evrimlesti der . Adem gergedanliktan tamamen kurtulan ilk isaf insan, ve o kadar safki aninda ayvayi yiyor(bugunku elmalarin atasi). Kuran buna kanit olarak der ki : Gerdan dediginiz kisim nereden gelmistir hala anlamizmisiniz.


insan´in cikis

ebubekir -- 09.12.2012 - 15:06

insan´in cikis noktasi,hedefi,kimi örnek alacagi,hangi yol ve yöntem sececegi yönünde verecegi karar icin "niyet/tercih" önemli faktördür..

evrimi savunan bilim adamlarin bir kismi(ateist) teorilerini tanri´nin varligini inkar (tanri yok,din yalan) üzerine kurarken teist bilginler evrim´in tanri kontrolunda gelistigini inceler yani biri (ateist) evrimi tanri karsitligi olarak ele alirken digeri (teist) evrimi tanriya kanit olarak kullanmaktadir..

diyelim ki,
ateistlerin anlattigi sekiliyle evrim gercek olsa bu durumda ne olur ne degisir ?

yada söyle soralim,
tanri "OL" emriyle ama evrim teorisindeki gibi milyon/milyarlarca yil sürecek bir sekilde "var" ettigi yani hersey bir program dahilinde insanoglunun varolusuna dogru gittigi ispatlansa ne olur ne degisir ?

hersey "O"nu isaret ediyor zahir hem evrim teorisi gercek veya degil "O güc/tek güc" var olmaya devam ediyor ha maymunsu ha gergedasi ugrasmak isteyen kolay gelsin:)


slm.







Ebubekir

Stalker -- 09.12.2012 - 15:47

Kuran evrimi redetemez diyosun , nasil reddetmez diyoruz lafi dolandiriyorsun sadece , olan budur .

Bilimin attigi her adimda din geri adim atmis , dunyanin yuvarlak oldugunu gunesin etrafinda dondugunu falan hep sonrdan sike sike kabul etmek zorunda kalmis .

sonra da Erbakan in harika orneklerini verdigi zaten bunlar Kuranda yaziyordu teraneleri falan .. belescilik dedigimiz budur . Simdi de evrimde sira ama bura aciklamasi zor seyler var tabi .

Ademin babasi kimdi , buyuk buyuk dedesi %kac gergedandi gibi , ha babasi dedesi yok ve direk yaratildiysa evrim nerde burda? dalga mi geciyosun ,yoksa Adem gergedanmiydi .
Dinci mantik yurutmeye kalktigi zaman ve bilimin alanina el atmaya kalktigi zaman madara olmasi kacinilmazdir . O yuzden din dinligini bilsin ,bilinemez seyler oylece kalsin,

bilimin ispatlarina karsi veya ortak cikmaya kalkmasin ,kimsenin lafi olmaz ozaman ona.


Stalker,aciklamalarim hosuna

ebubekir -- 09.12.2012 - 16:08

Stalker,aciklamalarim hosuna gitmeyebilir ama bilimin ispati cart curt sallamalariyla bilimi tartisilmaz kabul etmek "tanri yok,din yalan" amentüsüne gönül verenlere yakismiyor hem bilim kutsal inek mi ki karsi cikmak kusur/günah olsun ?

karisana karisirlar etki/tepki:)


slm.


Etki tepki mi?Siz bu

gamaro -- 09.12.2012 - 16:24

Etki tepki mi?

Siz bu gidişle var ya..

Yarın birgün "tanrının olmadığı ispatlansa"...

Misal işte..

Dersiniz ki, kuran'da bu da yazıyo vallaaa!

Hahahahaha:)


Aciklamalarin yok ki hosuma gitsin veya gitmesin

Stalker -- 09.12.2012 - 16:26

1-Cart curt sallayan dincilerdir , bilim gozlem ve ispata dayanir .

2-Bilime ,saldiran din olmustur , zulfu yare dokunmustur,insanlar uzerindeki etkisinin zayiflamasindan korkar.

3-Bilim tartisilmaz kabul edilecek ,kutsal filan diye dusunmek cok komik , bilim surekli tartisilir her teori surekli (yeni bulgular isiginda) yenilenir , hatta cope atilir yenisi gelir (durmak yok yola devam yani ;)

4-Bilimin "tanri yok din kaka" dedigi falan yoktur , dindar bi suru bilim insani vardir . Ama gercekler ancak dinin isini zorlastirir.

5-Din saygi bekliyorse edebiyle oturmalidir , insanlarin orasina burasina karistigi surece Tiran olmaya soyundugu surece Insanliga saygisi olanlar tarafindan kopek muamelesini hep gorecektir.


yukarıda ebubekir benim

HoLa -- 09.12.2012 - 16:44

yukarıda ebubekir benim 2008 yılında yazdığım yazıyı buraya getirmiş, benim o yazım üzerinden yazıyor.

tamamını şuraya asayım tekrar;

http://www.sonsuz.us/node/evrim_kanun_olursa#comment-3495

"Geçenlerde televizyonda tartışma programlarında (genellikle türbanın üniversiteye girme konusunda) rastladığım bir kaç cümle hakkında birşeyler yazmak istedim.

Diyorlardı ki, bu bir teoridir, henüz kanun olmamıştır."

Denmiş.

Evrim teorisinin karşısındaki duruş skolastik bilgilere dayanan bir duruştur. Dinin, daha doğrusu dincilerin, olaya bu noktadan girdiğini acaba bilmeyen kaldı mı?

"Biz sizi kandan, pıhtıdan yarattık" gibisinden anladığı ayetlere bakıyorlar...

...bir de "insan evrimleşerek maymundan gelmedir" ifadesine bakıyorlar ve kaleme, mikrofona sarılıyorlar.

"Darwin in evrim teorisi" olarak bilinen ve kabaca böyle algılanan bir çok benzer önerme sonrasında da şu lafı ediyorlar;

"Şimdi senin ataların maymun mu?"

Bunlar kendi içerisinde elbette kendi mizahını da yaratmakta...olan ile olması gereken, veya aslında olmayan ile olanın farkı arasındaki mizahi durumu görmek bazen mizah gözlüğü takmayı gerektirebilir...

...şahsen bana "senin ataların maymun mu" diye sorana ben de "senin ataların hıyar mı" sorusu ile karşı bir önerme oluşturabilirim.

"Biz sizi kan ve pıhtıdan" yarattık diye bildiğinden "maymundan gelindiği ispatlanırsa kutsal kitapların tamamının sayfalarından uçak yapmak zorunda kalacaz" diye korkanların işidir o yukarıdaki alıntılanan kısım...

....kitabı okuyan yok.

Duyduğunu satan çok.


Açalım bakalım;

İşte Nuh suresi; 13 14 15 16 17 ayetler;

13. Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız?

14. Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır.

15. Görmediniz mi, Allah'ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını?

16. Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır.

17. Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetişdirdi.



14. ayette ne diyor?

Aşama aşama...merhale merhale.
Evrim ne?

17 de ne diyor?

Buyrun bakalım...

Ne gibi?

Bitki gibi...

E hıyar ne?


***

Daha önce defa kez yazdım, sordum.
Bir daha soruyorum.

Biyolojiyi ilgilendiren bu konuya neden teologlar, imamalar, haham ya da papazlar burunlarını sokmaktalar?

Çünkü bilim mesafe kat ettikçe dincinin elindeki malzeme zırvaya dönüşüyor.

Sorun işte bu.

Pekiii, yukarıdaki yazımda da belirttiğim üzere, Kuran dan Nuh 14. ayet ne diyor;

"Biz sizi merhale merhale yarattık."

Aklı başında iman sahibi biri bunu görse demelidir ki;

"Kuran evrim teorisi ile çelişmez"

Gel gelelim dinci bunu reddediyor.

Neden?

Çünkü evrim oyuncağı elinden alınıyor da ondan.
Mesela Harun Yahya nın 150 tane soytarılığı kendinden menkul sitesi bir anda yalan olacak da ondan.
Bunca haham, papaz, imam ya da ne bileyim ulemanın yılarca üfürdükleri, yazıp çizdikleri çöp olacak da ondan.

"Biz maymundan mı geldik"

...sorusu tarih olacak da ondan.


Adam kerizleme malzemelerinden biri daha ellerinden uçacak.

***

Dinci evrim teorisine bakıp soruyor;

"Ataların maymun mu?"

Ulan bir an diyelim ki kabul ve bu oldukça aklı başında bir soru.

Ayetlere bakalım. Nuh 17;

"17. Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetiştirdi."

Ben de çıkar sorarım;

Ataların hıyar mıydı?

***

Bu işe burnunu sokan dinci önce Nuh 14. ü açıklasın.

Hadi bakalım.


Ben hala bekliyorum. ""Bi

saron -- 09.12.2012 - 16:59

Ben hala bekliyorum.

""Bi saniye anlamadım. bu adam Mukaddime adlı eserinde insanoğlunun, tür çeşitliliğinin arttığı bir süreçte "maymunlar dünyasından" türediğini yazıyor ve evrimle alakası yok?? Kaçırdığım nokta nedir?""


Kitap elimde, neresinde yazıyor, kaçıncı sayfa?

"teist (İbnn Haldun veya Miskeveyh gibi düşünürler) evrim´i "yaratici"hakkinda milyarlarca kanittan sadece biri kabul eder.."


Aynı soruyu ebubekire de yönelteyim. Nerede kabul etmiş evrimi? Kitabını okudunuz mu?


Nuh 14 ve 17

gamaro -- 09.12.2012 - 18:28

Nuh 14 ve 17 mi?

Anladım..

Nuh diyo ki yani;

Ey rabbim, vallaa ne yaptıysam, ne ettiysem inandıramadım.. insanları senin varlığına.. onu dedim olmadı, bunu dedim olmadı.. hatta sonunda dayanamadım, len evrim diye bişey var !, hala mı inanmazsınız, hala mı inkardasınız?.. dedim.. yok.. yine tırt, yine tırt ..

:)

Eğer konteks ve derrida diye bişey varsa, bu da böyledir anadınmı.






gamaro,yok dediginiz

ebubekir -- 09.12.2012 - 19:18

gamaro,yok dediginiz "tanri"nin,yalan dediginiz "din" bilimsel kitaplarinizca ispatlansa siz ne diyeceksiniz ?


gerci Stalker yok öyle bisey nice dindar bilim adamlari var (katiliyorum) diyor ama:)


slm.


Stalker;"...Bilimin "tanri

ebubekir -- 09.12.2012 - 19:37

Stalker;"...Bilimin "tanri yok din kaka" dedigi falan yoktur , dindar bi suru bilim insani vardir.."

dogru bu sözü bilim adami degil ancak bir ateist söyler simdi katildigim bu sözüne ateistlerden nasi bir cevap gelcek merak ediyorum afaroz (dinci/takkeci) ederlerse sasirma benden söylemesi:)


slm.


HoLa,darwin´in teorisi icin

ebubekir -- 09.12.2012 - 19:38

HoLa,darwin´in teorisi icin dindar,"Şimdi senin ataların maymun mu?" diyor ateist altta kalirmi o da benzer mantikla,"..Ben de çıkar sorarım;Ataların hıyar mıydı?...."

ikisi de hakli nicin sasirdin?

:)


slm.







Bilim dinin karşısında

xenix -- 09.12.2012 - 20:29

Bilim dinin karşısında değildir doğru. Bilim gerçeklerin yanındadır. Bu yüzden bilime karşı cephe alınması normal. Ama bu cephenin de alanları var. Bilim artık reddedilemez gerçekleri gösterdiği zaman bu sefer de zaten bunlar Kuran'da vardı deniyor. Ama nasıl olduğu veya ne anlattığı sorusu sorulduğunda yine cevap yok.


" Evrim nedir ? Hep daha

xenix -- 09.12.2012 - 20:48

" Evrim nedir ?
Hep daha iyiye , mükemmele doğru gelişim- dönüşümdür.Bu açıklamaya itirazı olanlar , devamını okumasınlar."


Yanlış.

Bu yüzden devamını okumadım.


bilimsel gerçekler ve din

maydanoz -- 09.12.2012 - 20:49

bilimsel gerçekler her an ispatlanabilir ve doğruluğu defalarca gösterilebilir açık seçik veriler olduklarından herkesçe kabul görürler.
Dinsel inanışların ise bilimsel ispatlanabilir özellikleri olmadığından , ve inananların teker teker kendi yalnızlıklarını ve büyük ihtimal dahilinde olan yanılgılarını örtpas edecek ve kendilerine yandaş kazandırabilecek bir güce ihtiyaç duymaları sebebiyle dini inanışlarını saygı gören tek gerçek olan BİLİME entegre etme çabalarını ve bu entegrasyonun mutlak verimsizliğinin doğurduğu komik sonuçları defalarca görmekteyiz...
Daha da komik ve ilginç olan , bu çabaların her yılgınlıktan-yenilgiden sonra daha da güçlenip azimle zırhlanıp yeniden ve yeniden BİLİMe yamanmaya çalışılması...


xenix , senin , devamını

maydanoz -- 09.12.2012 - 20:55

xenix ,
senin , devamını okumadığını bilme ihtiyacımın olduğu kuruntusunu da nerden çıkardın ? :)


ALTI GÜN=ALTI DEVRE..

ebubekir -- 10.12.2012 - 00:42

ALTI GÜN=ALTI DEVRE...(iste kuran-hakki yilmaz)

"..Şüphesiz ki sizin Rabbiniz, gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratan.." (araf/54) halk sözcüğü,"yoktan var etme" anlamında olmayıp; "takdir etmek, şekil vermek, düzene sokmak" anlamındadır.

Dolayısıyla, Rabbimizin gökleri ve yeryüzünü yaratmasından onlara şekil verdiği, onları düzene soktuğu anlaşılmalıdır.

Elbette ki her şeyi yoktan var eden de Yüce Allah'tır. Ancak Rabbimizin bu ifadede halk sözcüğünü kullanması, bize göre, göklerin ve yeryüzünün araştırılarak incelenmesini, elde edilecek bulgulardan yola çıkılarak "eserden müessire ulaşma" yöntemiyle, evrene düzen veren programlayıcının da Kendisi olduğunun bilinmesini istemesinden dolayıdır.


"..Ve kesinlikle Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde/devre yarattık..." (kaf/38)

Kaf Sûresinin 38. Âyetinin tahlilinde ayrıntılı olarak açıkladığımız gibi, altı gün = altı evre demektir.

Bu ifade ile evrenin ve ona bağlı olarak dünyanın oluşması ve mevcut düzene girmesindeki evreler kastedilmiştir.

Kur’ân'da birçok yerde geçen "altı gün" ifadesi, bize göre Kur’ân'ın beyanidir ve bilim hâlen bu evreleri araştırmakla meşguldür.

"..yevm sözcüğü, Türkçeye "gün" olarak çevrilebildiği gibi, "devir" olarak da çevrilebilir. Çünkü Arapçada yevm sözcüğü, hem "gündüz ve geceden oluşan 24 saatlik bir devir [gün] " anlamına, hem de genel olarak "devir [hangi müddet olursa olsun, zamandan bir müddet] " anlamına gelir.

Nitekim Secde Sûresinin 5. Âyetinde, 1.000 senelik bir yevm'den, Me'âric Sûresinin 4. Âyetinde ise 50.000 senelik bir yevm'den bahsedilmek sûretiyle, yevm sözcüğünün belirli bir ölçüdeki "devir"i değil de genel anlamda bir "devir"i ifade ettiği Kur’ân tarafından da teyit edilmiştir.

Eğer yevm sözcüğü,
Kur’ân'a uygun olmayarak "24 saatlik gün" anlamında kabul edilirse, evrenin ve yeryüzünün 6 "yevm"de yaratıldığını söyleyen Kur’ân Âyetleri gibi
A'râf Sûresinin 54;
Hûd Sûresinin 7;
Yunus Sûresinin 3;
Furgân Sûresinin 59;
Secde Sûresinin 4;
Hadîd Sûresinin 4.
Âyetleri de yanlış anlaşılmış olur.

Çünkü
bu takdirde söz konusu Âyetlerden, evrenin ve yeryüzünün her biri 24 saat olan 6 günde yaratılmış olduğu anlaşılır ki, daha güneşin ve dünyanın varlık âleminde olmadığı, yani gece ve gündüzden oluşan 24 saatlik bir gün'ün evrende mevcut olmadığı bir dönemdeki yaratılışa ait sürenin, güneş, dünya ve insanlar var olduktan sonraki döneme ait bir ölçü ile ifade edilmiş olması mantıklı bir ihtimal gibi gözükmemektedir.

Zaten bilim de,
evrenin ve yeryüzünün oluşumuna dair elde ettiği bulgular sonucunda kabul ettiği kuramlarla bu süreyi "milyarlarca yıl" ile ifade etmektedir. Dolayısıyla Âyetteki altı gün'ün, "altı devir" olarak anlaşılması gerekir.

Bilindiği gibi günümüz itibariyle elde edilmiş kozmolojik bulgular, evrenin [dolayısıyla dünyanın] bir takım evrelerden geçerek bugünkü durumuna geldiğini göstermektedir.Genişleyen evren modellerinin hemen hepsi, evrenin yaşam öyküsü üzerinde uyuşmaktadır. ...

Keza dünya da bugünkü durumuna bir gaz bulutuyla başlayan ve çeşitli evrelerden oluşan bir süreç ile gelmiştir.

İşte Kur’ân,
evrenin ve dünyanın "altı yevm"de [devirde] yaratıldığını bildirerek bugünkü bilimsel bulgularla varılan sonucu, yani oluşumun evreler, devirler hâlinde gerçekleştiğini 14 asır önceden haber vermiştir.

(Fussılet:11)
"..Sonra duman hâlinde bulunan göğe yerleşti/egemenlik kurdu.." (fussilet(11)


soralim öyleyse,

modern bilim evren ile ilgili gercekleri ne zaman anlamaya ve anlatmaya basladi ? niye 1400 yil evvel degil ?


slm.



evrim başkalaşım,

HoLa -- 10.12.2012 - 00:54



evrim başkalaşım, değişim demektir.
iyi mi olur kötü mü bu tartışılabilir.


Sn ebubekir

maydanoz -- 10.12.2012 - 08:19

kısa ve net olarak " eyyam" gün yerine ,مرحلة merhale , aşama kullanılmış olsa idi , haklıydınız. Ama gün kavramı kullanılmıştır.Arapça çok zengin bir dil olduğundan ve kelime hazinesi açısından hiç bir sıkıntısı olmadığından aynı kelimenin hele hele "apaçık" olması gereken bir kitapta değişik manalara gelebilecek ve insanlar arasında derin fikir ayrılıkları-kavgalar oluşturabilecek şekilde kullanılmış olmaması gerekir. cevabınız bu açıdan mantıklı görünmüyor.
Ayrıca bu iş mealcilerin keyfiyetine ve geniş hareket serbestisine bırakılmamalı.
meallerde parantez içine alınan kelimeler -kitapta olmadığı halde- , mealcilerin farklı yorumlara getirilebilecek kelimeleri "apaçık"lığı gölgelemekle kalmıyor, insanlar arasında kafa karışıklığına sebep oluyor.
neticede tek bir kitap , ve bunu farklı farklı anlayan 1 milyara yakın insan var.


evrimin sonu

maydanoz -- 10.12.2012 - 09:43

Evrim nedir ?
Hep daha iyiye , mükemmele doğru gelişim- dönüşümdür.Bu açıklamaya itirazı olanlar , devamını okumasınlar.
5 milyar yıllık küçük gezegenimiz hala hep daha iyiye daha mükemmele doğru gelişmekte-dönüşmekte evrim geçirmektedir.
Yaratılışçılar ; yaratılışın 6 günde bittiğini varsayıyorlarsa , gelişimin dönüşümün mükemmele doğru ilerleyiş in yani evrimin 6 günde bittiğini de kabul ediyor olmalılar.
Halbuki evrende evrim hala devam etmektedir.
Canlılık ; sürekli olarak daha mükemmele doğru devinmektedir.
Yaratılış ; yaratılışçıların iddia ettiği gibi 6 günde bitmiş olamaz.Çünkü hayat ; sürekli gelişim dönüşüm demektir.Hayat hala devam ettiğine göre yaratım süreci hala devam etmektedir.
Kastedilen 6 gün kavramı ; gün kavramını oluşturan dünya ve güneşin var olmasından evvel dile getiriliyor. Ortada dünya ve güneş yok ama gün var!
Gün kavramı “eyyam” ; dünyanın kendi etrafında bir turunu 24 saatte bitirmesi dışında bir manada mı kullanılıyor ?
1 milyar yıl sonra dünya yaklaşık olarak 6 milyar yılını doldurmuş olacak. Evrim hala devam ettiğine göre sözü geçen “ 6 günde yaratılış” bizim hesaplarımıza göre 6 milyar yıl olabilir mi ?
6 milyar yılın sonunda gelişim devinim evrim bitecek ve evrimin bitişi hayatın bitişi demek olduğundan hayat bitecek mi ?
Eğer bitecekse , 6 milyar yıllık tiyatro nun amacı neydi ?


Evrimden anlaşılan

xenix -- 10.12.2012 - 10:18




Yeni Sonsuz Us
Sayfalar: 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 -